mahkeme 2023/250 E. 2023/708 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/250
2023/708
19 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/250 Esas
KARAR NO: 2023/708
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 09/04/2023
KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin --------- Müdürlüğü hizmet sahası,-------- Mah. -------- Cad. No:--------- adresinde 29.06.2020 tarihinde davalı -------- yapmış/yaptırmış olduğu kazı çalışmaları sırasında müvekkili şirkete ait kablo ve altyapı tesislerine hasar verildiğini, şirkete verilen hasar nedeniyle, ekte sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere şirket elemanlarımızca hasarlar tespit edilmiş olup, hasar keşif tutarı formu ve malzeme-işçilik cetveli düzenlendiğini, akabinde, kamusal hizmet niteliğinde olan iletişimin aksamaması adına, ivedilikle müteahhit firma tarafından hasar giderildiğini, nitekim zararın tazmini için alacağımızın tahsilini sağlamak amacıyla hasar tespit tutanağı, hasar keşif formu ve olay yeri resimlerine istinaden, tarafımızca---------- Esas nolu dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, bu takibe ilişkin ödeme emri davalılara, tebliğ edilmiş olup, davalı taraf yetkiye ve borcun tamamına itiraz ettiğini, keza Arabuluculuk kapsamında --------- Arabuluculuk Bürosuna yapmış olduğu müracaatın da anlaşmazlıkla sonuçlandığını, yukarıda belirtilen ve icra dosyasına dayanak olarak bildirilen belge ve kayıtlardan da anlaşıldığı üzere davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğu açık olduğunu, keza hasarın meydana geldiği yer --------- yakası olup, haksız fiillere ilişkin yetki kuralı gereği, hasarın meydana geldiği yer bakımından---------- İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğu açık olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, davalının haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de, davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın konusu hasar olup hasar da haksız fiil olarak nitelendirildiğini haksız fiilden kaynaklanan davalarda ise ancak yasal faiz istenebileceğini, -------- şirketi tarafından idareye karşı açılan bu davaya emsal olabilecek başka bir davaya ilişkin Yargıtay kararında; haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinde ancak yasal faiz istenebileceği belirtildiğini, aynı sebeplerle 5 adet icra dosyası için idareye karşı --------sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, yasal faize hükmedildiğini, davacının tüm talepleri bakımından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu adreslerde müvekkili idare elemanlarınca her hangi bir çalışma yapılmadığını, müvekkili idare birimlerinden -------- Başkanlığı ile konuya dair yapmış oldukları yazışmalar neticesi vermiş olduğu cevabi yazıda; belirtilen adreste ; ''--------- 2017 Yılı -------- Müdürlüğü Mesuliyet Sahası İçerisinde Atıksu ve İçme Suyu Hatlarında Yapım, Bakım ve Onarım İşi'' kapsamında yüklenici firma -------- şirketi tarafından çalışmalar yapıldığı görüldüğünü bu sebeple davanın ilgili firmaya ihbarı gerektiğini, -------- şirketi Tarafından çalışmalarımız esnasında altyapı tesislerinin hasar verildiğine dair herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 25.Maddesinde "Taahhüt konusu yapım işinin her türlü sorumluluğu, kesin kabul işlemlerinin idarece onaylanacağı tarihe kadar tamamen yükleniciye ait olduğunu, yüklenici, gerek malzemenin şartnameye uygun olmamasından ve gerekse yapım işlerinin kusur ve eksiklerinden dolayı, idarece gerekli görülecek bütün onarım ve düzeltmeler ile sürekli bakım işlerini kendi hesabına derhal yapmak zorunda olduğunu, yüklenicinin bu zorunluluğa uymadığı takdirde, idare, kendisinden bir yazı ile yükümlülüklerini yerine getirmesini isteyeceğini, bu talimatın yükleniciye tebliği tarihinden başlamak üzere işin özelliğine göre, talimat yazısında idarece daha uzun bir süre verilmemişse, yüklenici on gün içinde yükümlülüklerini yerine getirmeye fiilen başlamadığı veya başlayıp da belirlenen süre içinde teknik gereklerine göre işi bitirmediği takdirde idare, söz konusu onarım, düzeltme ve bakım işlerini, bütün giderleri yükleniciye ait olmak üzere 4734 sayılı Kanunda gösterilen usullerden biri ile yaptırabileceğini, idare bu işler için yüklenicinin teminatından veya varsa diğer alacaklarından ödeme yapmaya yetkilidir denildiğini, izah edilen nedenlerle, davanın yüklenici şirkete yönlendirilmesi gerekmekte olup, husumet itirazında bulunduklarını, haksız fiilden mütevelli zararların tazminini düzenleyen B.K mad. 49’e göre zararın tazmini için kusur -zarar-illiyet bağı oluşmadığını, dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabı idare olmadığını, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar olmadığını, hukuken sorumluluğu da bulunmadığını, Borçlar Kanununun 49. maddesi hukuki eylemin giderim borcunu doğurabilmesi için kasten ve ya ihmal ile işlenmesini öngördüğünü, davacının alt yapı tesislerinin mevzuata uygun olup olmadığı, davacının kusurunun olup olmadığı, hasar bedeli olarak belirtilen rakamın gerçek hasar bedeli olup olmadığı, işçilik ve eklenen diğer taleplerin yasal olup olmadığı hasarların gerçek sebebi, hususları araştırılması gerektiğini, aleyhe açılan iş bu davada, müvekkili idarenin dava konusu zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın idareye atfı kabil ve isnadının mümkün olması, zararla idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının (neden-sonuç ilişkisinin) bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi zorunlu olduğunu, zararın idari eylem veya işlemden değil de zarar görenin veya bir başkasının eyleminden doğması halinde, zararla idari eylem arasındaki illiyet bağı kesileceği ve zararın idari eyleme ve idare tüzel kişiliğine bağlanması imkanı ortadan kalkacağını, davacı tarafın hasar bedeli olarak istediği meblağ da fahiş olup, neye göre hesaplandığı belli olmayan bu meblağa itiraz edeceklerini, ayrıca dava konusu olayın incelenmesi sırasında davacının müterafik kusur durumunun da araştırılması gerektiği kanaatinde olduklarını, yani hasar iddiasına konu davacıya ait altyapı tesislerinin projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde inceleme yapılmak suretiyle araştırılması gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonradır ki, hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesi mümkün olacağını, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle; işbu davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: -------- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Umulmayan Hal Tespit Formu, Hasar Tutarı Formu, Hasar Giderim Belgeleri ve Faturalar, Hasara ilişkin Fotoğraflar, -------- Başkanlığı müzekkere cevapları, dosyadaki diğer bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali ve Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince dava değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen değerlendirmeye tabi başta arabuluculuk olmak üzere HMK'nin 114 maddesindeki genel dava şartları, taraf sıfatı ve hak düşürücü süreye ilişkin hususlar değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas -------- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca -------- Başkanlığına ve ------- Başkanlığına müzekkereler yazılarak dava konusu haksız eyleminin tespiti bakımından gerekli bilgi ve belgeler celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk Son Oturum tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Bilindiği üzere haksız fiil öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından --------- hizmet sahasında ------- Cad.No:------- ---------- adresinde davalı kurum tarafından yapılan kazı çalışmaları sırasında yeraltı kablolarına ve malezemelerine verilen hasarın onarım bedelinin tahsili için davalı şirket aleyhinde --------- esas sayılı takip dosyası ile genel takip yoluyla icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine yapılan itiraz nedeniyle takibin durdurulduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı sabittir. Somut olayda davalı kurum kazı çalışmasını alt taşeron şirketin yaptığını savunarak sözleşme gereği kendilerine husumet yöneltilemeyeceği savunması haksız fiil sorumluluğunun sözleşme ile ortadan kaldırılamayacağı , işin asıl sahibinin davalı kurum olduğu, davalı kurum ile haksız eylemi gerçekleştiren şirket arasındaki sözleşme ilişkisinin iç ilişkiye ilgilendirdiği, zarar görenin müteselsil sorumlu olan her iki tarafa da başvurabileceği gibi yalnızca birinden de talepte bulunabileceği anlaşıldığından yerinde görülmemiştir. Mahkememizce haksız eylemin yapıldığı adreste kazı yapılıp yapılmadığı ve kim tarafından kazı izni alındığı hususu ---------- sorulmuş ve ----------Müdürlüğü tarafından zararın meydana geldiği adreste-------- tarafından atık su hattı çalışmaları için ruhsat alındığının bildirildiği anlaşılmıştır. Bu duruma gföre dosya kapsamındaki keşif ve hasar tespit tutanaklarından ve fotoğraflardan zararın ve tespit edilen miktarının açık bir şekilde ortada olduğu , davalı kurumun zarara ve zarar miktarına ilişkin bir itiraz da öne sürmediği tespit edilmiştir. Hemen ifade edilmelidir ki; su, atık su, doğal gaz, telekom, kanalizasyon çalışması gibi altyapı hizmetlerinin ve işlerinin yürütülmesi ve yapılması sırasında yer altında döşeli bulunan kablolara ve yer altı ve üstü altyapı hizmetlerine zarar verilmesi işin niteliğine ve hayatın olağan akışına uygun olarak sıklıkla gerçekleştiği maruftur. (HMK,187/2) Burada tekrar vurgulamak gerekir ki; üçüncü kişilere karşı yapılan haksız fiillerden sorumluluğun sözleşme ilişkisi ile ortadan kaldırılamaz. Zira üçüncü kişilere verilen zararların giderim biçimi sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki ve rücu ilişkisini ilgilendirmekte olup sözleşmenin taraflarına göre üçüncü kişi konumundaki davacı şirketi bağlamayacağı açıktır. (TBK,61,62,162 vd ) Öte yandan davacı şirketin yer altındaki altyapı kablo ve tesislerine verilen zararın ve miktarının davacı şirket tarafından açıkça dökümünün gösterildiği zararın hizmetin aksamaması için giderildiği ve buna ilişkin tüm bilgi, belge ve faturanın dosyaya ibraz edilerek zararın ve miktarının esasen açıkça ortaya konulup ispat edildiğinden uyuşmazlık aydınlanmış olup başkaca delile gerek görülmemiş ve tahkikat bitirilmiştir. (HMK,146) Öte yandan ilk duruşmada tahkikat bitirilerek hüküm verildiğinden davalının davanın ihbarı talebi yerine getirilmemiştir. (HMK,62/2) Mahkememizce yargılamaya hakim olan ilkeler temelinde ; köklü ve kurumsal bir şirket olduğu bilinen davacı tarafından belirlenen ve gösterilen hasar ve hasar onarım bedeli miktarının işin niteliğine göre dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu gibi hakimlik bilgi ve tecrübesine göre piyasa şartlarına göre de kadri maruf olduğu sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bütün bunlara göre davalı kurumun, hukuken kendi sorumluluğunda bulunana haksız fiilden doğan işbu zararı, TBK'nin 117/2 maddesi gereğince haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte dava dışı yüklenici firmayla birlikte müştereken ve müteselsilen tazmin etme sorumluluğunun bulunduğu ve davacının bu kapsamda müteselsil sorumlu olarak yalnızca davalıya da yönelebileceği, taraflar arasındaki ilişki ticari iş ve dava kapsamında olmadığından yasal faiz uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda mahkememizce takip üzerinde avans yerine yasal faiz üzerinden işlemiş faiz hesaplanmış ve doğru sonuç bulunmuştur. Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince esastan ispatlanan davanın kısmen kabulü ile ; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun,---------- Esas sayılı takip dosyasına 11.007,09 TL asıl alacak ve 1.916,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.923,23 TL yönünden yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 11.007,09 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin (1.317,69 TL işlemiş faiz) davanın/talebin reddine, karar verilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davaya konu olayın haksız fiilden kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki değerlendirme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı kurum yönünden yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak kabul-ret oranlarına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi --------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak sorumlu görülen taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun,---------- Esas sayılı takip dosyasına 11.007,09 TL asıl alacak ve 1.916,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.923,23 TL yönünden yapmış olduğu itirazının İPTALİ ile icra takibinin asıl alacağa ( 11.007,09 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin (1.317,69 TL işlemiş faiz) davanın/talebin REDDİNE,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin REDDİNE,
4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 751,89 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubuyla 571,99 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca --------- bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%0,15) üzerinden hesaplanan 462,61 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%0,85) üzerinden hesaplanan 2.657,39 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 385,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 42,50 TL posta ücreti yargılama giderinden davanın kabul (%0,85) ve ret (%0,15) oranına göre 36,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, davalı tarafından vekille temsil dışında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 12.923,23 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 1.317,69 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararın kabul ve reddedilen kısımlar yönünden ayrı ayrı miktar itibariyle (Kabul-12.923,23 TL-Ret-1.317,69 TL<17.800,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.