mahkeme 2022/210 E. 2023/681 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/210
2023/681
19 Ekim 2023
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/210 Esas
KARAR NO:2023/681
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 25/03/2022
KARAR TARİHİ: 19/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetleDavalı şirket ile müvekkili idare arasında ------ tabi ihalelere istinaden yapılan sözleşmeler kapsamında davalı şirkette hizmet akdiyle bağlı olarak çalışan ve yine iş akdi son çalıştığı müteahhit şirket tarafından feshedilen dava dışı -------- tarafından, ödenmeyen bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesi talebiyle, ------ karşı dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde ------- tarihli kararı ile davanın kabulüne, ayrıca yargılama gideri ve dava vekalet ücretinin ödenmesine karar verildiğini, işbu karar ile dava dışı işçi ---- tarafından, ------------ile idare aleyhine ilamlı takibe başvurulduğunu, mezkur karar konusu yargılama gideri, dava ve icra vekalet ücretleri, ve faizleri toplamı olmak üzere toplam 51.522,53-TL'nin idare tarafından icra dosyasına ödenmiş olup, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, dava dışı işçinin davalı şirkette çalıştığı dönem bakımından davalının sorumlu oluduğu 23.323,08- TL'yi davalı şirketten talep ettiklerini, aynı ilamda yazılı müvekkili idare alacağı mahsup edilerek yapılan ödemelerde, icra dosyasına yapılan ödeme miktarına mahsup yapılan idare alacağı da eklenerek dava miktarı belirlendiğini, hem Borçlar Kanununa göre hem de müvekkili İdare ile davalı şirket (yüklenici firma) arasında yapılan sözleşme hükümleri gereğince, işçilik alacaklarının nihai ve asli borçlusu ve sorumlusu davalı şirket olduğundan, icra dosyasına mahsuplar dahil ödemiş oldukları toplam bedelin, ödeme tarihinden itibaren, dava dışı işçinin yüklenici şirketlerde çalışma dönemleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle yargılama sırasında tespit edilecek sorumluluk miktarları esas alınarak davalı şirketten ticari avans faiziyle birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapılmış olup görüşme sonunda anlaşamama ile sonuçlanan arabuluculuk tutanağı da dilekçe ekinde ibraz edildiğini, davacı müvekkili idare ile davalı arasında akdedilen İhale şartnameleri ve sözleşmelerinde yer alan hükümler ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde taraflar arasındaki ikili ilişki gereği davaya konu bedelin sorumlusu çalıştırdıkları süre bazında davalı şirket olduğunu, yerleşik ------ göre de tüm işçilik borçlarından yüklenici firmaların sorumlu olacağı açıkça belirtildiğini, dolayısıyla müvekkili ------------davalı şirket arasındaki sözleşme hükümleri ve ------- muvacehesinde dava dışı işçiye mahkeme kararı gereği ödemiş oldukları miktardan dolayı davalıya rücu hakkı bulunduğunu, işçilik alacakları ile kıdem tazminatından davalı şirket, dava dışı işçinin mezkur şirkette çalıştığı dönemler itibariyle sorumlu olduğunu, huzurdaki davada, müvekkili idarenin dava dışı işçiye mahkeme kararı gereği ödediği miktarın belirli olduğunu, ancak dava dışı işçinin bünyelerinde çalıştığı müteahhit şirketlerden her birinin ödenen bu miktarın ne kadarından sorumlu oldukları hususunun net ve belirli olmadığını, davalı şirketin sorumluluk miktarlarının net olarak belirlenebilmesi bakımından yargılamanın belirsiz alacak davasına dair hükümler uygulanmak suretiyle yapılması, müvekkili idare aleyhine yargılama gideri ve aleyhe vekalet ücreti takdir edilmemesi bakımından önem arz ettiğini, açıklanan sebeplerle, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; dava dışı işçinin müteahhit şirketlerde çalıştığı dönemler itibariyle davalı şirketin sorumluğu ancak yargılama sürecinde net olarak belirlenebileceğinden, davalı şirketin sorumluğu bakımından belirsiz alacak davasına dair hükümler uygulanmak suretiyle;------- dosyasına ödemiş olduğumuz 23.323,08-TL’nin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, Mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın dayanağı, davacının ----- sayılı ilamlı icra takibi ve işçilik alacaklarına ilişkin -----olduğunu, davacı, bu dosyaya ödediği tutardan müvekkilin de kısmen sorumlu olduğunu iddia ettiğini, icra dosyasının da dayanağını oluşturan mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucu olan --------kesin kararı incelendiğinde görüleceği üzere, müvekkilinin dava dışı 3.kişi olan ------- işçilik alacaklarından sorumlu tutulmadığını ve anılan icra dosyasının celbi ile görüleceği üzere, müvekkilinin dosyanın borçlusu olmadığını, dava dışı 3.kişi olan işçi tarafından açılan ilk derece Mahkemesi olan ------ Mahkemesinde görülen dava sırasında davacının, müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin hiçbir alacağı kalmadığından müvekkili şirket yönünden davasından vazgeçmiş ve taraflarınca da vazgeçme beyanı kabul edildiğini, bu hususa rağmen İlk derece Mahkemesi tarafından hatalı bir karar verilerek işçinin alacaklarının bir kısmı için müvekkili şirket de diğer davalılar ile birlikte sorumlu tutulduğunu, tarafların ve tarafımızın istinaf başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde de kesin olarak karar verildiğini, huzurdaki dava ile müvekkilden talep edilen ödemenin asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla şayet işçinin müvekkili şirkette çalışmasına yönelik alacağa ilişkin olsa bile, müvekkilin yaptığı ödemenin tarihi ve huzurdaki dosyanın davacısı kurum tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin tarihi karşılaştırıldığında, müvekkilin davacı kurum icra dosyasında ödeme yapmadan çok önce ödeme yaptığının açıkça anlaşılacak olup müvekkilin icra dosyası nedeniyle sorumlu tutulmaması, diğer bir deyişle, alacağın icra takibi yoluyla davacı kurumdan mükerrer tahsil edilmiş olması nedeniyle oluşan icra masraf ve vekalet ücretleri ile ferilerinden sorunlu tutulmaması gerektiğini, davacı taraf her ne kadar, müvekkili ile arasında akdedilen ihale sözleşmesinden bahisle, işçilerin ücretlerine ilişkin sorumlulukların müvekkiline ait olduğunu belirtmişse de, evvelce işçi tarafından açılmış olan işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasına sunulmuş belge ve bilgiler ile ve neticesinde işçinin davasından müvekkili yönünden vazgeçmesi birlikte ele alındığında, müvekkilinin ihale ile üstlenmiş olduğu sorumluluğunun tamamen yerine getirdiği işçinin müvekkilden hiçbir alacağı kalmadığının açık olduğunu, izah edildiği üzere, davacının davasını kabul etmediğimizi bildirerek, -ve asla kabul anlamına gelmemekle birlikte- davacının iddiasında haklı olduğu düşünülse dahi, ancak ve ancak icra takibi başlatılmış olmasından doğan borçlar ve feriler düşüldükten sonra ve yine müvekkilin yaptığı ödeme tarihi itibariyle faiz de işletilmeyerek kalan asıl alacak tutarından sorumluluğun davacı kurumun kendisini de bağladığını, ayrıca, TBK m.167 ‘de bahsedildiği gibi, müteselsil borçluların iç ilişkilerindeki eşit oranda sorumluluk ilkesi gereği, nasıl bir hesaplama ile bu tutardaki bedelin taraflarına rücu edildiği de anlaşılamadığını, tüm unsurlar ------ de sabit olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla davacının davasının usulden reddine, davacının davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Tutanağı, -----Esas sayılı dosyası,---- Karar sayılı kararı, ------ Sayılı Dosyası, ---------- tarihli Yapım İşlerine Ait Tip Sözleşme, Bilirkişi Kök ve Ek Raporları, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:Dava, Hizmet Sözleşmesi Kapsamında Dava Dışı İşçiye Ödenen İşçi Alacaklarının Alt İşveren Konumundaki Davalıdan Yapım İşleri Sözleşmsi kapsamında Rücuen Tahsili İstemine İlişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, harç, taraf sıfatı, hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez; esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin çözüme sulh yoluyla gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 4857 Sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. '' düzenlemesi bulunmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde ise “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. maddesinde ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişinin aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanununun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek, zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki; müteselsil borçlular arasında aksi yönde bir kararlaştırmanın bulunmaması halinde, kural olarak borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu iseler de, bu kuralın istisnalarının da bulunduğu, Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten de, müteselsil borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, aksine bir anlaşma olmasa dahi müteselsil borçluların, alacaklıya yapılan ifadan eşit oranda sorumlu olmamalarını, tam aksine müteselsil borçlulardan birinin borcun tamamından sorumlu olmasını gerektirebilir.Taraflar arasında ---- tarihli----------- bulunduğu ve işbu sözleşmenin hizmet alım sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. -------- kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; dava dışı işçi ---- tarafından işbu davanın tarafları başkaca şirkteler aleyhinde-----sayılı dosyası üzerinden açılan bir kısım işçi alacaklarına ilişkin dava sonucunda verilen kararın istinaf edilmesin üzerine ----- sayılı ilamıyla davalı şirket yönünden dava geri alındığından ve davalı buna muvafakat verdiğinden işbu davanın davalısı dışındaki bir kısım davalılar yönünden fazla mesai, ugbt, asgari geçim indirimi ve ücret alacağına hükmedilmiştir. Akabinde------ sayılı dosyasından ilam icra ve infaz edilmiştir. Davacı idare tarafından, anılan icra dosyasına ------- tarihide yapılan ödeme dolayısıyla işbu ödemeden davalı şirketin hizmet alım sözleşmesi kapsamında sorumlu olduğuğu düşüncesiyle belirsiz alacak davası olarak dava edilen miktar yönünden rücuen tahsilini istemektedir. Öyleyse yapılması gereken, rücu şartlarının varlığının, davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığının varsa miktarının araştırılarak açıkça tespitinden ibarettir. Bu minvalde Mahkememizce taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken bilgi, belge ve dosyalar dava dosyasına kazandırılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi ve ayrıntılı hesabı gerektirdiğinden dosya 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince dava dışı işçiye ödenen işçi alacaklarının rücuen davalıdan istenmesinin mümkün olup olmadığı, hukuki sınırları ve varsa alacağın varlığı ve miktarlarına ilişkin rapor tanzim edilmesi için ----- listesinden resen seçilen konusunda uzman bir bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ----- tarafından hazırlanan 22.08.2022 tarihli raporda özetle; davacının rücu hakkı bulunduğu, yapılan hesaba göre davacının 24.859,54 TL parayı 25.10.2019 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan isteyebileceği yönünde görüş ve hesap bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliği edilmiş ve davalı vekilinin itirazları üzerine bilirkişiden ek rapor istenmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen 03.05.2023 tarihli raporda kök raporda sebat edilmiştir. Bu sırada davacı vekili tarafından dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep artırılmış ve artırılan miktar üzerinden harç tamamlandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporuna karşı davalı vekil tarafından yapılan itirazlar da gözetilerek yapılan inceleme ve değerlendirmede ; dava dışı işçinin ödemeye esas davasını davalı yönünden geri almasının ve davalının dava dışı işçiye basiretli tacir kavramına da aykırı olarak ödeme yapmasının davalının davacıya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı , davacının iç ve dış ilişki kavram ve hukuki sebeplerine bağlı olarak üçüncü kişi işçiye yaptığı ödemeleri davalının işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak sorumlu olduğu miktar yönünden imzası ve içeriği inkar edilmeyen sözleşme ve sözleşme maddelerine göre rücu edebileceği anlaşılmıştır. Binaenaleyh, davacı kurumun davasını TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri gereğince esasa ilişkin hizmet alım sözleşmesi ve ekleri, dava ve icra dosyaları, işçiye ait ------- hizmet cetveli ile mevcut bilirkişi kök ve ek raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında açıkça ispatladığı, tarafların ticaret kanununa göre tacir kabul edilmesine göre üçüncü kişiye yapılan ödeme tarihinden itibaren avans faizi de talep edilebileceği sonuç ve kanaatiyle; dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi kök ve ek raporlarının da esasa ve hasaba ilişkin genel olarak gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilmek suretiyle; davanın dava ve talep arttırım dilekçeleri doğrultusunda kabulü ile, 24.859,54 TL'nin 25.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile, 24.859,54 TL'nin 25.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte; davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 398,30 TL harcın ve tamamlama harcı olarak yatırılan 26,24 TL harcın mahsubuyla bakiye 154,69 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca------- bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 398,30 TL peşin harç, 26,24 TL tamamlama harcı, 11,50 TL vekalet harcı, 195,00 TL posta masrafı, 1.500,00 TL bilirkişi masrafı toplamı 2.211,74 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanununun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine DairYönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/10/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.