mahkeme 2021/745 E. 2025/672 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/745
2025/672
11 Eylül 2025
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/745
KARAR NO : 2025/672
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/12/2021
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket davalının ilk ve tek distribütörü olarak ürünlerini bilinirliğini sağladığının davacının 19 yıla yakın Avrupa'da satışını tek satıcı olarak yapmış olmasına karşın arasındaki güven ilişkisine dayanarak yazılı sözleşme olmaksızın 19 yıl süren tek satıcılık sözleşmesi 2021 yılı Şubat ayında hiçbir hukuki durum işlem yapılmaksızın önelsiz ve haksız olarak davalı firma yetkilisinin ------- sayfasında yayınladığı bir bildirimle fesh ettiğinin, davacı şirketin satın alma departmanı tarafından Aralık 2020 tarihinde davalıya geçilen siparişler davalıca alınmış, sipariş bedeli iş, teslim tarihine az bir zaman kala Ocak 2021 tarihinde yukarıda bahsedilen videoyla distribütörlük sözleşmesinin fesih edildiğinin öğrenildiğinin davalının fesihinde, davacının hiç bir kusur atfedilemeyeceği, incelenecek kayıt ve belgelerden anlaşılacağı gibi iş bu fesihin, haksız fesih olması sebebiyle de davacının zararlarının tanzim edilmesi yasa Yargıtay İçtihatları ve doktrin görüşleri gereği olduğunun davalının videosu ile sözleşmenin fesih edildiğinden haberdar olununca, kendilerine ----- Noterliği --------No 24,02.2021 tarihli bir ihtarname keşide edilmiş buna cevap verilmediğinin, davalı bir başka firmaya ürün satış yetkisi verdiğinin davacının denkleştirme tazminatı talep hakkı doğduğunun davanın kabulü ile, icra takibinin kaldığı yerden devamına, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, dava harç ve giderlerin davalı yana teşmiline, lehine ücret-i vekalet tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Takip talepnamesinde hiç belirtilmeyen sebepler belirtilmek suretiyle açılan davanın inceleme olanağı bulunmadığından reddi gerektiğinin istemlerinin anlaşılmasının davalı şirketten beklenemeyeceği dikkate alınarak hakkın kötüye kullanılması niteliginde olan iş bu icra takibine itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğinin davacı taraf dava dilekçesinde ------ kurulu olan ------- şirketi tarafından müvekkili şirketin üretimini yaptığı ürünlerin Avrupa'da satışının, dağıtımının reklamının ve pazarlamasının yapıldığı iddiasında bulunulduğunun, davalı şirketin dava dilekçesinde belirtilen Türk uyruklu veya yabancı (--------) hiç bir şirketle arasında distribütörlük , tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığının, hiç bir şirketin zararının bulunduğunu asla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın iddialarından ------ ünvanlı davacı şirketin davalının üretimini yaptığı ürünleri Avrupa pazarında satmadığı, dağıtımını yapmadığı, pazarlamadığı, reklamını yapmadığı, bununda kendisi tarafından belirtildiğinin anlaşıldığının dolayısıyla davacı şirketin iddia ettiği zaten gerçek dışı olan olaylardan kendisinin hiç bir zararının olma ihtimalinin de bulunmadığı anlaşıldığının taraflar arasında sürekli olarak borç doğuran bir sözlesme bulunmadığının ve hiçbir zaman da sürekli borç doğuran bir satış ilişkisi olmadığını taraflar arasındaki ticari ilişki Türkiye içerisinde yapılan satış ilişkisinden öteye geçmediğinin ispat yükü kendisinde olan davacı sürekli borç ilişkisinin oluştuğunu da ispat edemeyeceğinden böyle bir sözleşmenin varlığından da söz edilemeyeceğinin, icra takip talebinde belirtilmeyen sebepler belirtilerek itirazın iptali davasının açılmış olması sebebiyle işbu itirazın iptali davasında inceleme ve yargılama yapılamayacağı, davacının taraf sıfatı bulunmadığı ve yukarıda belirtilen tüm nedenler ve cevaplar dikkate alınarak davacı tarafın itirazın iptali davasının ve tüm taleplerinin reddine, vekalet ücreti ile dava masraflarının davacı tarafa yükletilmesine, takibinde kötü niyetli olan davacı aleyhine takip konusu asıl alacak miktarının (969.494,00TL) 9620'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, ---- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası UYAP kayıtları,-------Sulh Hukuk Mahkemesi'ne Ait ------- Esas Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Tanık Beyanı, Bilirkişi Raporu, ------ görüşmeleri, Fotoğraflar, Hesap Ekstreleri, Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler,
Davacı tanığı ------ beyanında; " Ben davacı şirkette 2003 yılında işçi olarak çalışmaya başlamıştım, 2003 yılından bu yana aralıksız olarak ve halen şirkette çalışmaktayım, yaklaşık son 10 yıldır da satın alma müdürü olarak çalışmaktayım, bu işim ve konumum gereği de dava konusu olayları ve tarafları iyi biliyorum, ben taraflar arasında yazılı sözleşme olup olmadığını şuanda hatırlayamıyorum, ancak biz şirket olarak dış ticaret alanında faaliyet gösteriyoruz, genelde gıda üzerine yurt dışına yurt içinden temin ettiğimiz malları ihraç etmekle meşgulüz davalı şirkette ------- ilinde gıda alanında üretici firmadır, davalı firma hazır çiğköfte, türk kahvesi vb gıda ürünleri üreten ve satan bir firmadır, bizim şirketle bağlantısı da yaklaşık olarak 2006 - 2007 yıllarına dayanmaktadır, yani o yıllardan bu yana birlikte iş yaparız, biz davalı şirketin üretmiş olduğu yukarıda bahsettiğim gıda ürünlerini ve benzerlerini kendilerinden temin ederek yurt dışına ihracını gerçekleştiriyorduk, biz yurt dışından aldığımız siparişleri davalıya bildiriyor davalı da sektörde palet olarak değerlendirildiği üzere tıra yükleyip doğrudan yurt dışındaki müşterilerimize gönderiyorduk, burada yurt dışındaki müşterileri bulma ve taşıma için tır ayarlama dahil bütün organizasyonu ve gümrük işlem ve giderlerini de biz ödüyorduk, yapmış olduğumuz ticari faaliyet bu şekilde işliyordu, yurt dışındaki alıcı firmalar da malın parasını bize ödüyor, biz de sözleşme gereğince davalı şirkete ödememizi yapıyorduk, 2006-2007 yıllarında davalı şirket ile ticari faaliyete başladığımızda daha küçük oranlarda sipariş ve ihracat gerçekleşirken giderek bu faaliyet artmış ve en son onlarca tır düzeyine gelmiştir, biz bu ticari faaliyetin artması için yurt dışında fuarlara katıldık, firma sahiplerini misafir ettik, televizyonlarda reklam verdik, avrupada bu alanda çalışan ve iş yapan kişilere seminer verdik ve otellerde misafir ettik, bu şekilde davalının ürettiği malların satışını adeta avrupada patlattık, 2021 yılına gelindiğinde taraflar arasında davalının başka bir şirketle anlaşması nedeniyle bizimle olan ticari ilişkisini bitirmek istediler ve bitirdiler, duyduğuma göre ----- merkezli sahibi Türk olan ------ isimli şirketle çalışmaya başladıklarını duyduk ve öğrendik, bu şekilde bizim şirketin de Avrupada yıllarca çabalar sonucunda elde ettiği tanınırlık ve satış ciroları şirketimiz yönünden son bulmuş oldu, böylece davacı şirket ağır şekilde zarar ettiler, bizim şirketin Türkiye içinde çalıştığı 55 adet tedarikçi şirket bulunmaktadır, ancak davalı şirket bu şirketler arasında en çok iş yaptığımız ve ürününü sattığımız şirketlerin başlarında geliyordu, ben bu işin satın alma biriminde çalıştığım için şirketin yıllık bazda ne kadar kar ettiğini bilemiyorum, bana sormuş olduğunuz ve gösterdiğiniz CD içeriğinde görünen kişi şirketin sahibi olduğunu bildiğim ----- isimli kişidir dedi.
Davalı vekili tarafından soruldu: Bizim Avrupaya ihraç ettiğimiz davalının ürettiği çiğ köfteler üzerinde öncesinde davalının kullandığı sıra markası bulunuyordu, ancak tarih hatırlamamakla birlikte son yıllarda sıra logosu ile birlikte ----- markası da yazıyordu, ben şuanda sadece ------- markalı ve görselli çiğköfte ürünü yaptırıp yaptırmadığımızı tam hatırlayamıyorum, ancak bu şekilde yapma ihtimalimiz yüksektir, biz Türkiye'de tüm tedarikçi firmalarla vadeli olarak çalışırız, şuanda da aynı şekilde vadeli olarak çalışıyoruz, malı aldığımız firmaları ileri tarihli çek veriyoruz, davalı şirket ile ileri tarihli çek vermek suretiyle çalışıyorduk, bana sorulan mesaj içeriğindeki ifadeyi tam anlamadım ama taraflar arasında vadeye ilişkin konuşmalar yapılmış olabilir dedi. Öte yandan davalı ile ticari ilişkimiz bittikten sonra aynı ürünleri biz başka firmalardan tedarik etmek suretiyle yurt dışından ihraç etmeye devam ediyoruz. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.
" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava, distribütörlük/tek satıcılık sözleşmesinin feshinden kaynaklı olarak tazminat alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine karşı yapılan itiraz üzerine 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
Dosya davanın açıldığı tarihteki değerine göre Mahkememiz heyeti tarafından tensip zaptı hazırlanarak HMK'nin 118 ilâ 186.maddeleri gereğince yazılı yargılama usulüne göre yargılamaya başlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış, ön inceleme duruşması icra edilmiş ve tahkikat işlemlerine geçilmiştir. Ne var ki 16/10/2023 tarihli ara karar ilie dava değerinin 969.494,00 TL olduğu anlaşıldığından 7445 sayılı Kanunun 15. Maddesi ile 5235 sayılı Kanunun 5. Maddesinde yer alan "beş yüz bin" ibaresinin "bir milyon" şeklinde değiştirilmiş olması, bu değişikliğin 05/04/2023 tarihli ------ Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmesi, söz konusu değişikliğin görevin belirlenmesine yönelik etkisi, görev kurallarının derhal etkiye sahip olması ve bu konuda 7445 sayılı Kanunda aksine bir düzenlemeye yer verilmemiş olması ve eldeki davanın değerinin 1.000.000,00 TL'nin altına kalması karşısında iş bölümüne nazaran bundan sonraki yargılamanın Üye Hakim ... tarafından yürütülmesine karar verilerek dosya üye kalemine ve hakimine tevdi ve teslim edilmiştir. Davanın bulunduğu aşamadan itibaren ise 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılmış ve tahkikata devam edilmiştir. Davanın her aşamasında resen incelenmesi ve gözetilmesi gereken genel ve özel nitelikteki dava şartları incelenmiş ve davada aşağıda açıklanacağı üzere özel nitelikteki dava şartı eksikliği bulunduğu tespit edilerek doğrudan aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(2)-maddesinde 'diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır, hükmü bulunmaktadır. Aynı yasanın 115. maddesine göre ise " (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı ,mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçta dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. " düzenmesi mevcuttur. Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu yasal çerçevede mahkemelerce dava şartları her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir.Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması HMK'nin 114/2 maddesi kapsamında dava şartları arasındadır. 2004 Sayılı İİK' nin 67. maddesi gereğince; itirazın iptali davasının açılabilmesi için gerekli şartların; 1. Geçerli Bir İcra Takibinin Bulunması, 2.Yetkili icra dairesinde takip yapılması “itirazın iptali davası”nın koşullarından biridir, 3. Borçlunun Geçerli Bir İtirazının Bulunması, 4. Davanın Süresinde Açılmış Olması, 5. Hukuki Yarar, 6. Kesin Hüküm ve Derdestlik durumunun bulunmamasının gerektiğidir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın,------ tarih ve sayılı kararları). Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay ------. HD'nin, -----; Yargıtay --------. HD'nin, -------tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usûlüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.
2004 sayılı İİK'nin 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nin 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Diğer taraftan; ödeme emri tebliği üzerine, borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı 2004 sayılı İİK'nın 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı Kanun'un 67/1. maddesi uyarınca önce icra hukuk mahkemesine itirazın kaldırılması için başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da salt bu nedenle usulden reddine karar vermesi gerekmektedir.Yukarıdan beri yapılan açıklamalar ve gösterilen yasal nedenler ışığında somut olaya bakıldığında ; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhinde ----İcra Dairesinin ------ esas sayılı dosyası üzerinden cari hesap alacağına dayalı olarak genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından icra takibine yapılan itiraz da ve cevap dilekçesinde; yetkili icra dairesinin ------ İcra Dairesi olduğundan ------ İcra Dairelerinin ve Mahkememizin yetkili olmadığı dermeyan edilmiştir. Davadaki iddia ve savunmaya göre taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı taraflar arasındaki sözleşmenin distribütörlük/tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ve vaki fesih işlem ve eyleminin sabit olduğu kabul edilmelidir. Bilindiği üzere ilamsız bir takipte yetkili icra dairesi İİK'nin 50. maddesinin yollaması ile HMK'nin genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nin 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı yasanın" sözleşmelerden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesinde , sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan alacak için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi ayrıca yetkili kılınmıştır.İİK.50/2 mad.uyarınca akdin kurulduğu yer icra dairesi de yetkilidir. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nin 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. Bu bilgiler ışığında tekrar somut olaya bakıldığında taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından sözleşmenin kurulduğu yerin belirlenemeği, ancak sözleşmenin ifa yerinin açıkça Avrupa ülkeleri olduğunun anlaşıldığı, olayda 5718 sayılı MÖHÜK'ün 24.maddesinin de uygulama yerinin de bulunmadığı, buna göre sözleşmenin yapım ve ifa yerinin ------ yargı çevresi olmadığı, davalı şirketin muamele merkezi ve adresinin ise ----- ili olduğundan olayda genel yetki kuralına bağlı olarak -------- İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğu tespit ve tayin edilmiştir. Şu halde, genel yetki kuralına aykırı olarak esasen davacı şirketin kendi yerleşim yeri olan ------ İcra Dairelerinde yapılan takip yetkisiz icra dairesinde yapılmış olduğundan dayanak icra takibinin geçerli bir icra takibi sayılamayacağı ve HMK'nin 115/2 maddesi nezdinde eksikliğin giderilmesinin de somut olay yönünden mümkün olmadığı sonuç ve kanaatiyle; 2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58. maddeleri gereğince yetkili yerde yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın, 6100 sayılı HMK'nin 17, 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (AY.138/1,İİK,50,58, 67, TBK,89/1, HMK,6,10,18,19, 114,115)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) 6100 Sayılı HMK'nin 17 ve 2004 sayılı İİK'nin 50 ve 58 vd maddeleri gereğince "davalı şirket hakkında yetkili icra dairesinde yapılmış/açılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından" davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-) Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 11.709,07 TL harcın mahsubuyla bakiye 11.093,67 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 ve 13. maddeleri gereğince tarifenin II.Kısım, II.Bölüm 10.bendine göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinın Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince Yazı İşleri Müdürü tarafından resen işlem yapılmasına) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.