Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2026/84

Karar No

2026/81

Karar Tarihi

2 Şubat 2026

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/642 Esas
KARAR NO: 2026/58
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2024
KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACI: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, ---- nolu dosyasından başlatılan icra takibine, davalı borçlu tarafından itiraz edildiğinden işbu itirazın
iptali davasını ikame edildiğini, işbu davada her iki tarafta tacir olduğundan ve dava konusu bir miktar alacak olduğundan dolayı dava şartı ticari arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, anlaşma sağlanamadığı, davalı borçlu borcu bulunmadığından bahisle itiraz ettiğini, takibe konu alacak, taraflar arasındaki mal alış ve satışından kaynaklanan vade farkı fatura alacağı olduğunu, davacı tarafın, mal teslimine ilişkin edimlerin eksiksiz olarak
ifa ettiğini, davacının daha sonra mal satışına ilişkin olarak meydana gelen vade farkına ilişkin davalıya ---- nolu faturayı tanzim ettiğini, davalı vade farkı faturasını kabul ederek ticari defterlerine işlemiş, ancak alacak muaccel olmasına
rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide vade faturasının teamüle gelmiş bir uygulama olduğunu, zaten borçlu takibe itiraz dilekçesinde
yalnızca borcum yoktur demekle yetindiğini, ayrıca itirazını destekler ödeme yaptığına ilişkin bir belge sunmadığını,” beyan ederek İİK m.257 ve devamı maddeleri uyarınca
davalının menkul ve gayrimenkullerinin takip alacağı miktarınca ihtiyaten haczine karar verilmesini, İİK m.67 uyarınca, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla (HMK m.109)-----Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın
iptaline karar verilerek takibin devamına karar verilmesini, Davalının davaya konu takibe haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itirazı dolayısıyla İİK m.67/2 uyarınca alacak miktarının %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişti

CEVAP:Davalı vekili tarafından dava dosyasına sunulan cevap dilekçesinde özetle ve mealen “davacı şirketin davalı şirketin tasfiyeye girdiği, bu sebeple ihtiyati tedbir talep
ettikleri, ancak davalı şirketin tasfiyeye girmediği, davacı tarafın usul ve yasaya aykırı bir şekilde vade farkı talep ettiğini, vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olması gerektiği, taraflar arasında teamülün bulunması gerektiği, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için gerekli şartların oluşmadığı” beyan ederek huzurda görülmekte olan davanın tüm talepler yönünden reddine, davacı aleyhine takip tutarının
%20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, ----Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmış, tanık beyanları alınmıştır.
Bilirkişilerin ----- tarihli kök raporlarında özetle; m
ali inceleme neticesinde: davacı ve davalı şirketin --- ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle kaydi olarak davalı şirketin davacı şirkete ---- borçlu olduğu,
mali inceleme neticesinde: davacı ve davalı şirketin 2023 yılı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle kaydi olarak davalı şirketin davacı şirkete 24.663,83 TL borçlu olduğu,
borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde ------ numaralı faturaya dayalı olarak --- ödenmesinin talep
edildiği, davalı, vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olması veya taraflar arasında teamülün bulunması gerektiği yönünde savunmada bulunmuş olup vade farkının talep edebilmesine ilişkin olarak ----- sayılı kararına göre “vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bu sözleşmenin ya da teamül haline gelmiş fiili bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerektiği; taraflar arasında vade farkı ile ilgili yazılı bir sözleşmenin olmaması halinde vade farkının talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığının
saptanması gerekeceği; teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerektiği"1; bununla birlikte
----kararının ise “Taraflar arasındaki yazılı sözleşme de vade farkının ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen gönderilen vade farkı faturasına itiraz edilmemesi, yazılı sözleşmenin asli unsurlarından olan semenin tek taraflı irade beyanı ile değiştirilmesi anlamına geldiğinden, bu
durumun benimsenmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla da vade farkı istenmez.” şeklinde olduğu; Dosya kapsamı incelendiğinde vade farkının istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı ya da taraflar arasında buna yönelik bir ticari teamülün olduğunun açıkça tespit edilemediği; hal böyle olmakla taraflar arasında geçmişe yönelik vade farkı uygulamasının varlığının davacı tarafından ispatlanıp ispatlanamadığı mahkemeye ait olduğu mütala olunmuştur. Bilirkişilerin ---- tarihli ek raporlarında özetle; Mali inceleme neticesinde: Davacı ve davalı şirketin --- yılı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle kaydi olarak davalı şirketin davacı şirkete ---- borçlu olduğu,
borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde --- tarihli
-----numaralı faturaya dayalı olarak --- ödenmesinin talep
edildiği; Davalı, vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olması veya taraflar arasında teamülün bulunması gerektiği yönünde savunmada bulunmuş olup vade farkının talep edebilmesine ilişkin olarak -----sayılı kararına göre “vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bu sözleşmenin ya da teamül haline gelmiş fiili bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerektiği; taraflar arasında vade farkı ile ilgili yazılı bir sözleşmenin olmaması halinde vade farkının talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığının
saptanması gerekeceği; teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerektiği"1; bununla birlikte
--------“Taraflar arasındaki yazılı sözleşme de vade farkının ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen gönderilen vade farkı faturasına itiraz edilmemesi, yazılı sözleşmenin asli unsurlarından olan semenin tek taraflı irade beyanı ile değiştirilmesi anlamına geldiğinden, bu
durumun benimsenmesi söz konusu değildir. Dolayısıyla da vade farkı istenmez.” şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde vade farkının istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı ya da taraflar arasında buna yönelik bir ticari teamülün olduğunun açıkça tespit edilemediği; - Hal böyle olmakla taraflar arasında geçmişe yönelik vade farkı uygulamasının varlığının
davacı tarafından ispatlanıp ispatlanamadığı hususu mütalaa olunmuştur. Somut olay da Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde----- tarihli faturaya dayalı olarak ---- ödenmesinin talep edildiği, vade farkının talep edebilmesine ilişkin olarak vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bu sözleşmenin ya da teamül haline gelmiş fiili bir uygulamanın mevcudiyetinin kanıtlanması gerektiği, taraflar arasında vade farkı ile ilgili yazılı bir sözleşmenin olmaması halinde vade farkının talep edebilmesi için taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın bulunup bulunmadığının saptanması gerekeceği teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması gerektiği bununla birlikte
Taraflar arasındaki yazılı sözleşme de vade farkının ödeneceği konusunda bir kayıt olmamasına rağmen gönderilen vade farkı faturasına itiraz edilmemesi, yazılı sözleşmenin asli unsurlarından olan semenin tek taraflı irade beyanı ile değiştirilmesi anlamına geldiğinden, bu
durumun benimsenmesi söz konusu olmadığı, dolayısıyla da vade farkının bu durumda talep edilimiyiceği, Dosya kapsamı incelendiğinde vade farkının istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı ya da taraflar arasında buna yönelik bir ticari teamülün olduğunun açıkça
tespit edilemediği, Hal böyle olmakla taraflar arasında geçmişe yönelik vade farkı uygulamasının varlığının
davacı tarafından ispatlanamadığı bir kere vade farkı faturası ödenmesinin ticari teamül oluşturmadığı yerleşik yargı kararlarıyla sabit olduğu bilirkişi raporu da hükme esas alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının dava açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 304,4 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 24.663,83 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/01/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim