mahkeme 2025/415 E. 2026/7 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/415
2026/7
6 Ocak 2026
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/653 Esas
KARAR NO: 2025/954
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 16/09/2024
KARAR TARİHİ: 09/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sigortalısı ------ başlangıç ve ---- düzenlenme tarihli------ taşınan emtianın maruz kalabileceği hasar, zarar ve ziyana karşı teminat altına alındığını, sigortalısının ---- numaralı mal faturası tahtında ---- firmasından toplam 25 kg ağırlığında ------- satın aldığını, satın alınan fren aksamının----- taşınması işini davalı ------ firmasının üstlendiğini, emtianın davalının sorumluluğunda iken, -----getirildikten sonra sigortalının ------ tesisine sevk edilmek üzere ----deposuna ulaştığını, ancak ----- tarihinde meydana gelen ---- merkezli depremde----- tesislerinin de zarar görmesi nedeniyle emtianın bulunamadığını, yapılan ekspertiz incelemesinde meydana gelen hasar bedelinin toplam ------- olarak tespit edildiğini, sigortalının uğradığı zarara istinaden ------olmak üzere toplam 36.236.09 TL tutarında ödeme yapıldığını, yapılan ödeme ile müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu, ---- kuru üzerinden 22 SDR x 45.8426 TL x 25 kg = 25.213,43 TL olarak belirlendiğini, davalının sınırlı sorumluluk tutarını dahi karşılamadığını, 25.213,43 TL - 50,23 TL= 25.163,20 TL asıl alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla davanın ikame edildiğini alacağın tahsili amacı başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin icra dosyasına 5.375,97 TL kısmi ödeme yaparak borca itiraz ettiğini, davaya konu icra dosyasına sınırlı sorumluluk kapsamında ödeme yapıldığını, davacıya borcunun bulunmadığını, konşimentoda beyan edilen tutarın 1.61 EUR olarak belirtildiğini, müvekkili şirketin konşimentoda yazılı olan tutar ile bağlı olup sonradan iddia edilen ve konşimentoda beyan edilen bedeli aşan tutarın kabulünün mümkün olmadığını, huzurda görülen davada taşımacılık hukukuna ilişkin uluslararası sözleşmelerin uygulanacağını, davaya konu icra dosyasına sınırlı sorumluluk kapsamında ödeme yapılmış olup müvekkili şirket’in davacı’ya borcunun bulunmadığını beyanla; Haksız ve hukuka aykırı davanın tüm fer ’ileri ile birlikte esastan reddine, davacı’nın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, Yargılama masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, CMR Konvansiyonu kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahisili için açılan --------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettirİİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; " Zarar gören ( kaybolan) 2 set halinde sevk edilmiş olan fren sistemi parçaları ( disk, fren merkezi, kaliper) dikkate alınarak yapılan incelemeye göre; hasar ekspertiz raporunda tespiti yapılan, ürünlerin satın alındığı --------------satış faturasında ifade edilen toplam 1.610,78 EUR bedelin makul olduğu, ürünlerin kaybolmuş olmasından dolayı sovtaj bedelinin bulunmadığı, hava yük senedinde “gümrük için” kıymet bildiriminin “özel menfaat” olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki taşıyıcının sorumluluğunu yasal limitlerden daha düşük belirleyen sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğu, davacının rücu edilebilir alacak tutarı bakımından sınırlı sorumlu tazminatın 27.663,57 TL hesaplandığı, davacının ise 25.213,43 TL asıl alacak üzerinden takibin devamı gerektiği ve 50,23 TL ödeme gözetildiğinde 25.163,20 TL üzerinden itirazın iptali davası ikame ettiğinin belirlendi davacı ödemesinin ve gerçek zararın ise bu miktarların daha üzerinde kaldığı, sınırlı sorumluluk limitinin üzerinde belirlenen zarar gözetildiğinde, davalının sorumluluğunun itirazın iptali talep miktarının üzerinde kaldığı, bu nedenle davalının 25.163,20 TL bakiye tazminat sorumluluğunun olduğu değerlendirildiği," şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle, "Kök Rapor sonuçlarını değiştirecek yeni bir sonuç ve kanaate ulaşılmadığı, kök rapor sonuçlarının değişmediği," şeklinde rapor sunulmuştur. TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak -----sayılı ---- belirtilmiştir. ---------- Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Somut olayda davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına dava konusu taşıma sebebiyle meydana gelen zararını ödediği dolayısıyla sigortalısının haklarına halef olduğu, eldeki davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Taşımaya konu emtia konişmento alıcısına teslim edilmeden 6 Şubat 2023 tarihli depremde zayi olmuştur. Malın zayi olduğu noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı taraf hava yük senedinde yazılı emtia değer olan 1,61 Euro üzerinden değerlendirme yapılmasını talep etmektedir. Bu noktada zarar bedeli hususunda ihtilaf bulunmaktadır. - Davalı tarafından 24/01/2023 tarihli hava yük senedinde taşıma değeri 0,00 EUR, gümrük değeri 1,61 EUR taşınan malın 1 fren-kendinden merkezlemeli sistemli, --------- taşıması olduğu, yük ağırlığının 25 kg olduğu görülmektedir. Hava yük senedinde taşıma ağırlığı açıkça 25 KG belirtildiğinden davalının----- sınırlı sorumluluk limitlerine göre sorumlu tutulması gerekmektedir. Bilirkişi raporunda ------- sınırlı sorumluluk hesabına göre zararın 27.663,57 TL olduğu, ödenen 50,23 TL'nin tenzili sonrasında 25.163,20 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar davalı taraf mahkememizin ------ Sayılı dosyasında verilen karar ile çelişki doğurmadan karar verilmesi beyan edilmiş ise de ----- Sayılı dosyada taşınan emtianın 0,5 KG olarak belirtiliği, eldeki davada ise 25 KG olarak belirtildiği, Montreal Kon. 22. Maddesi gereğince emsal dosyada gösterilen zayi olan emtianın ağırlığına göre sınırlı sorumluluk limitinin altında olduğu, eldeki davada ise sınırlı sorumluluk limitinin gerçek zararı aştığı anlaşıldığından gerçek zarar tazmini gerektiğinden usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının -------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 25.163,20 TL üzerinden aynen devamına,
2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar harcı 1.718,89-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.291,29-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 272,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.272,00-TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 25.163,20-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca--------- bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibar ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/12/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.