Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/410
2026/124
10 Şubat 2026
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/361
KARAR NO : 2026/122
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/05/2024
KARAR TARİHİ : 10/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirket ile dava dışı ----- arasında konusu ---- marka havuz seramikleri olan satış sözleşmesi yasalara uygun olarak taraflar arasında kurulmuş ve bunun üzerine; 14.03.2012 tarihli 1.437,29-TL, 12.04.2012 tarihli 4.751,10-TL ve 03.05.2012 tarihli 4.999,24- TL olmak üzere üç adet açık fatura düzenlenmiş olduğunu, seramikler tarafa teslim edildiği sırada tek tek incelenerek alıcı ------ tarafından kabul edilmiş, TTK gereğince basiretli bir işadamı olan ---- ayıplı olduğunu ileri sürdüğü mallarla ilgili olarak yasal olan 8 iş günü içerisinde tarafımıza herhangi bir şikayette bulunmadığı gibi malları gözden geçirmeyi aşacak şekilde havuzun tabanına döşemek üzere kullanmaya da başlamış olup, bu süre zarfında müvekkili şirket artık ayıpla bağlılıktan kurtulmuş olmakla birlikte her türlü yarar ve hasar alıcıya intikal etmiş bulunmakta olduğunu, gereği gibi ifada bulunan şirket malların karşılığı olarak ---- Bankası ------ şubesinden sadır ------ seri numaralı 17.05.2012 tarihli 11.063,40-TL çek ile ödeme yapılması üzerine vade tarihi geldiğinde çek karşılıksız çıkmış bunun üzerine müvekkilinin zor duruma düşürülmüş olduğunu, müvekkilinin söz konusu somut olayda mağdur olan taraf olduğunu, Zira, ürünün siparişinin müvekkiline verilmesi ve fabrikadan malın teslim adresinin ----- tarafından verilerek teslim alanın direkt muhatabın kendisinin olmasının takdir edeceğiniz üzere davalı ------ anlaşmazlığa söz konusu ürünleri göndermiş ve müvekkili tarafından ürünler kontrol edilmek bir yana ürünlerin görülmemiş olduğunu, ürünün parası müvekkili tarafından fabrikaya davalıya ödenmiş ve fakat dava dışı ---- ve davalı ----- tarafından müvekkiline ödeme yapılmamış, müvekkili ilgili ödemelerini alamadığı gibi ----- şubesinden sadır ------ seri numaralı 17.05.2012 tarihli 11.063,40-TL çek ile ödeme yapılaması üzerine vade tarihi geldiğinde çek karşılıksız çıkmış, Müvekkili ilerleyen günlerde çekin karşılığı ödenmediği için 16/11/2012 tarihinde ---- İcra Dairesi ----- esas sayılı icra takibine başlamış ve fakat borçlu ----- tarafından-----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas sayılı Menfi Tespit Davası İle karşı karşıya kalmış, Dava ----- Karar sayısı ile karara çıkmış ve Davanın kısmen kabulü ile ----- seri numaralı 17.05.2012 tarihli 11.063,40-TL çek dolayısıyla Davacı '----Davalı ---- Şirketine Borçlu olmadığının tespitine şeklinde hüküm tesis etmiş olduğunu, ----- Bölge Adliye Mahkemesi-----. HD ------sayılı 22/02/2024 tarihli ilamı ile davacı ve taraflarının istinaf kanun yoluna başvuruları esastan kesin olarak reddedilmiş ve böylelikle ilk derece mahkemesi kararının kesinleşmiş bulunmakta olduğunu, anılı davada, muhatabın ( müvekkilinin) davacıya ( ------) gönderi malların ayıplı olmasından dolayı müvekkilinin zararı doğmuş, ürünün siparişi müvekkiline verilmiş, davalı ----- fabrikasından çıkan mallar direk ----- adresine teslim edilmiş, teslim-tesellüm ----- ile davalı ------ arasında sağlanmış ve ayıplı ürün tesliminden dolayı müvekkilinin mağdur edilmiş olduğunu, Bunun üzerine müvekkili şirket tarafından, davalı şirkete ---- Noterliği 'nin 31/05/2021 ------ YN. lu ihtarnamesi keşide edilerek ( karşılıksız çıkan ve menfi tespit davasına konu edilen ) 17/05/2012 T. ve 11.063,40-TL bedelli çekin ticari faizi ile birlikte ödenmesi ihtar edilmiş, İhtarname muhatap davalıya 01/06/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve fakat cevap verilmemiş olduğunu, Açıklanan bu nedenlerle müvekkilin alacaklarını tahsil amacıyla davalı/borçlu aleyhinde 04/07/2023 tarihinde ----İcra Dairesi ----- esas sayılı ilamsız icra takibi başlatılmış, Davalı / borçlunun yetki itirazına istinaden dosya ----.İcra Dairesi ---- sayısını almış, Davalı/borçlu takibe 25/10/2023 tarihli dilekçesi ile itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet vermiş olduğunu, İcra takibine itiraz neticesinde Ticari Satımdan Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olduğundan 20/11/2023 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulmuş ve arabuluculuk sürecinin ise anlaşmama şeklinde son bulmuş olduğunu ileri sürerek, Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartı ile davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının alacak iddiası, dava dışı üçüncü bir şahısla aralarında imzalanan 21.01.2012 tarihli sözleşmeye dayanmakta olup, Nitekim davacının delilleri arasında yer alan sipariş formunda ve sevk irsaliyelerinde görüleceği üzere sözleşmeye konu karo seramiklerin 2012 yılında sipariş ve sevk edilmiş olduklarını, Borçlar Kanunu'na göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olup, Davacı yan her ne kadar, alacaklı dava ya da defi yoluyla mahkemeye başvurulduğu, dolayısıyla zamanaşımı süresi kesilmiştir iddiasında ise de davacı tarafından müvekkili aleyhine 2023 yılında başlatılan icra takibi öncesinde yapılan bir icra ya da dava başvurusu bulunmamakta olduğunu, Öte yandan Türk Ticaret Kanunu'nun 21. Maddesine göre; Davacı müşterisi için sipariş ettiği ürünler karşılığında düzenlenen faturaya da süresi içinde itiraz etmemiş, borcun muaccel olmuş olduğunu, Bu bakımdan müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine ve açılmış bulunan iş bu itirazın iptali davasına karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının iddia ettiği alacağa ilişkin açılan iş bu davaya husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı yanın iş bu davaya konu ettiği alacak, üçüncü bir şahısla yaptıkları sözleşmeye ve aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olup, Müvekkili şirketin davacı ile üçüncü şahıs arasındaki sözleşmenin şartları, fiyat ve ödeme yönetim vb. konularda en ufak bir dahli ve etkisi olmamış olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, davacı müvekkili şirketin hiçbir zaman bayisi olmamış olup, ilgili tarihte müvekkili tarafından üretilen ürünlerin Türkiye'deki tüm satışları dava dışı -------Tarafından yapılmakta, Dolayısıyla davacının varsa bayilik sözleşmesi müvekkili ile değil, dava dışı bir başka tüzel kişilikle olduğunu, davacı müvekkili şirket tarafından üretilen karo seramikleri dava dışı müşterisi ----- satmış, müvekkili ise yine dava dışı ----- tarafından siparişedilen ürünlerin sevkiyatını yapmış, Ürünlerin döşenmesi, sonrasında iddia edilen ayıplar konusundaki tüm iletişim ve süreçler davacı ile dava dışı müşterisi arasında yürütülmüş, Davacı tüm bu süreç boyunca hiçbir zaman müvekkili şirketin muhatabı olmamış olduğunu, dava dilekçesinde, dava dışı üçüncü şahıs tarafından ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas ve ------ Karar sayılı dosyası ile, davacı ile birlikte müvekkiline karşı da dava açıldığı ve karara bağlanıp kesinleştiği, bu sebeple müvekkilinin mahkemenizde görülen iş bu davada da davalı sıfatına haiz olduğu iddia edilmekle birlikte, esasen söz konusu davanın konusuna bakıldığında, bir menfi tespit davası olduğu, üçüncü şahıs ---- davacı ----- borçlu olmadığının tespitine yönelik açılmış bir dava olduğu görüleceğini, nitekim, söz konusu davanın gerekçeli kararında açıkça; "Davanın KISMEN KABULÜ ile,----- Şubesi'ne ait ------ seri numaralı 17/05/2012 tarihli 11.063,40-TL'lik çek dolayısıyla davacının davalı ------ borçlu olmadığının TESPİTİNE," karar verildiği görülmekte olup, Söz konusu mahkeme kararı İstinaf incelemesinden de geçerek kesinleşmiş olduğunu, mahkeme kararında müvekkili şirkete dair bir hüküm vermemiş olup, bu da göstermektedir ki müvekkili, davacı ---- ile dava dışı üçüncü şahıs ------- arasındaki ticari ilişkinin hiçbir zaman tarafı olmamış, Söz konusu davanın, dava dışı üçüncü şahıs tarafından davacı ile birlikte müvekkiline de yöneltilmesinin bu durumu değiştirmemekte olduğunu, dolayısıyla müvekkili davacının kendi müşterisinden alacağını tahsil edememesinin müsebbibi olmadığı gibi tarafı da olmayıp, Açıklanan nedenle mahkemeniz nezdinde açılmış bulunan iş bu davaya husumet itirazında bulunduklarını, davacının iddia ettiği ayıba karşı ihbar sürelerine de riayet etmemiş olduğunu, davacı müvekkili tarafından ve aynı zamanda diğer üreticiler tarafından üretilen yapı malzemelerini satan bir şirket olup, İş bu davaya konu ürünler davacı tarafından üçüncü şahıs müşterisine satılmış ve bu ticari ilişkiye ve ürün şikayetlerine dair tüm iletişim davacı ile dava dışı üçüncü şahıs tarafından yürütülmüş olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar davacının uyuşmazlığın çözümü ile ilgili yaklaşımlarının müvekkili tarafından cevapsız bırakıldığı iddia edilmekteyse de dosya içerisinde bu yaklaşımların müvekkili tarafından cevapsız bırakıldığına ilişkin bir delil yer almamakta olup, kaldı ki davacı ile müvekkili arasında hiçbir zaman üretici-bayi ilişkisi olmamış olduğunu, ayrıca kabul beyanı yerine geçmemek üzere belirtmemiz gerekir ki, müvekkili tarafından üretilen söz konusu ürünlerde bir ayıp varsa, bu konuda davacı tarafından müvekkile süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olması gerekip, dosya içinde süresinde bu ihbarın yapıldığına dair bir delil yer almamakta olup, davacı dava dışı üçüncü şahıs müşterisinden kendisine iletilen şikayeti ayıp ihbar süresi içinde müvekkiline iletmemekle kusurlu ve Davacının bu kusurlu davranışından dolayı müşterisinden tahsil edemediği bedeli müvekkilinden tahsil etmek istemesinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, kaldı ki BK. 219. Md. sine göre; "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." olup, nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun -----. sayılı, 15.2.2012 tarihli kararında hukuki ayıplı olan malın ayıbından satıcının sorumluluğu “... Kamu hukukuna dayanan bir sınırlamanın varlığı; örneğin, ithal edilen bir aracın ithalatında problem olması hukuki ayıp olarak kabul edilebilir. Ancak bu ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda var olması, mevcut ayıbın gizli olması ve o malın değerini veya kullanım amacını ciddi surette azaltması veya kaldırması gerekir... Hal böyle olunca; satın alan davacı açısından o maldan elde edeceği faydanın dava konusu menkule resmi makamlarca kamu gücüne dayanılarak el konulması tarihinde ortadan kalktığının kabulü gerekir ve böylece ortaya çıkan hukuki ayıptan- satıcının ayıba karşı tekeffül- hükümlerine göre davalı satıcı şirket sorumludur; burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmaması da sonu etkili değildir...” şeklinde belirlenmiş olduğunu davacı dava dışı üçüncü şahsa satmış olduğu ürünlerin sorumluluğundan kaçınmak ve ticari zararını müvekkilden haksız biçimde tahsil etmek saikiyle iş bu davayı açmış olup, bu bakımdan da davanın reddinin gerekmekte olduğunu, ayrıca davacı kötü niyetli olarak müvekkil aleyhine icra takibi başlatmış ve iş bu davaya konu etmiş, TMK.Md.2 hükmü karşısında iş bu davanın reddi ve kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etme zaruretinin doğmuş olduğunu beyanla; Davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda ," Mahkemece, davacı ile davalı arasında satım sözleşmesi olmamakla beraber davalının ilgili seramiğin üreticisi olduğu ve satışın 2012 yılında yapıldığı nazara alındığında, davalı üreticinin meydana gelen zarardan haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olacağı ve dava dışı alacaklının açmış olduğu davanın zamanaşımı süresini keseceğinin kabulü halinde, davacının uğramış olduğu zararı davalıdan talep edebileceği, Bu durumda davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla, 11.063,40-TL asıl alacak, 16.485,15 TL faiz olmak üzere, toplam 27.548,55 TL alacaklı olacağı, Mahkemenin aksi kanaatte olması, dava dışı alacaklının açmış olduğu davanın zamanaşımı süresini davalı açısından kesmeyeceği, tarafların 3. Kişiye karşı müteselsilen sorumlu olmadıklarının kabulü halinde ise, davacının uğramış olduğu zararı davalıdan talep edemeyeceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.-----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas, ------ ve 21.03.2017 tarihli dosyasında alınan bilirkişi raporlarınca seramiklerin ayıplı olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda dava dışı alıcının
vermiş olduğu kambiyo evrakı sebebiyle, davacıya karşı sorumlu olmadığına hükmedildiği, mahkememiz dosyasının davacısı ve davalısı olan tarafların -----Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davalı olduğu, ayıp sebebiyle mahkememiz dosyasının davacısı ve davalısının sorumlu olduğunun belirlendiği tespit edilmiştir. Davalı taraf süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı defini ileri sürmüştür. ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- Esas, ------ sayılı dosyasında mahkememiz dosyasının taraflarının davalı olması ve bu dosyada mahkememiz dosyasındaki satıma konu seramiklerle ilgili ayıp incelemeleri yapılarak sorumluluk tespitine gidildiği, ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ---- Esas, ------- Karar sayılı dosyası ile zamanaşımının kesildiği anlaşıldığından davalının zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir.
Davacı ile davalı arasında satım sözleşmesi olmamakla beraber davalının uyuşmazlığa konu
seramiğin üreticisi olduğu, seramiklerdeki ayıbın -----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas, ---- karar sıyılı kararı ile sabit hale geldiği, ilgili dosyada verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek onandığı, ilgili kararda davalı üreticinin
meydana gelen zarardan TBK 49 vd. Maddelerinde düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olacağı kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
İcra İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının ----- İcra Müdürlüğünün -------. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 11.063,40 TL asıl alacak, 16.480,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.543,47 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 1.881,49-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 478,62-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.402,87-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 478,62-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 906,22-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 109,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.109,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 11.900,60-TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 27.543,47 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 482,33 -TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.066,30-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 53,70-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.