mahkeme 2023/618 E. 2024/416 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/618
2024/416
17 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/618
KARAR NO : 2024/416
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/09/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, davalı yan ile aralarındaki ticari ilişki sebebi ile muhtelif tarihlerde yine davalı yana tutamak, stoper, lastik ... gibi ürünler gönderdiğini, müvekkil tarafından, 08.05.2023 tarihinde davalı yana cari hesap ekstresinde kalan bakiyeniz 325.427,31 TL olduğu yönünde bilgi verildiği ve işbu ödemelerin 7 gün içerisinde ödenmesi talep edilmişse de davalı yan tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabulucuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı yan kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı şirketin ticari defterleri ----- sayılı ----- Sayılı Yeni Ticaret Kanunun 64- ve 213 sayılı V.U,K. ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulduğu, Ticari defterler TTK 69 ve 213 sayılı kanunun 216.md gereğince açılış tasdikleri süresinde yapıldığı, Ticari defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmadığı, davacı şirketin 2023 yıllına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süresinde----- İdaresi Başkanlığına bildirilmiş olduğu ve usulüne uygun tutulduğu görüldüğü, Ticari defterler ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85 md ve HMK 222. maddesi gereğince delil niteliğine haiz olabileceği, davalı şirketin inceleme gün ve saatinde hazır bulunmadığı, Davacı Şirket Davalı----- e-arşiv fatura düzenlediği ve alıcının fatura üzerinde ----- adresi olduğu tespit edildiği, davalı şirketin faturaların iadesi ilişkin belge sunmadığı, ----- Vergi Dairesi Başkanlığı ----- Vergi Dairesi cevap yazısı ekinde sunulan BA/BS formlarında; 25.01.2021 tarihinde ---- sayılı ---- yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Sıra No:---- Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: ----) ile 01.07.2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, e-Belge (e-Fatura ve e-Arşiv Fatura) olarak düzenlenen belgeler, Form BA ve Form BŞ bildirimlerine dâhil edilmeyecek Davacı ----- 2022 yılarına ait BS formunda Davalı -----15 adet fatura karşılığı KDV hariç 1.519.393,60 TL tutarında satım yaptığına dair e- belge bulunduğu, Davacı ----- 2023 yılarına ait BS formunda Davalı -----5 adet fatura karşılığı KDV hariç 77.071,50 TL tutarında satım yaptığına dair e-belge bulunduğu, Davalı -----2022 yılarına ait BA formunda Davacı --- -- 15 adet fatura karşılığı KDV hariç 1.519.393,60 TL tutarında alım yaptığına dair e- belge bulunduğu, Davalı ----- 2023 yılarına ait BA formunda Davacı ---- 5 adet fatura karşılığı KDV hariç 77.071,50 TL tutarında alım yaptığına dair e-belge bulunduğu, taraftarların ---- yıllarında Ba/Bs beyan verme yükümlülüğü kalktığı ve tarafların Ba/Bs e-belge beyanların örtüştüğü, Davacı şirketin ticari defterlerinde Davalı şirketten 325.427,31 TL tutarında alacaklı olduğu görüldüğü, dosya kapsamın da sevk irsaliyelerinde malı teslim alan ----, ---- -” olduğu görüldüğü, ---- Sosyal Güvenlik Merkezi Davalı şirketin 2022-2023 dönemlerine ilişkin bordo dökümleri yazı ekinde olduğu ve Davacı şirketin sevk irsaliyelerindeki alıcı isimleri karşılaştırıldığında “ '---- eşleştiği tespit edildiği, Mahkemenizin Davalı şirkete tebligat çıkarmış olduğu, Davalı şirket yerine 06.07.2023 tarihinde ve 02.01.2024 tarihinde “Tüzel kişinin tebliğ anında adresinde bulunmaması çarşıda olması sebebiyle çalışanı '---- - imzasına...” tebliğ edildiği görülmüştür. Ancak ----- Sosyal Güvenlik Merkezi dosya kapsamına sunmuş olduğu Davalı şirketin bodro dökümlerinde “---- -” adın da çalışana rastlanmadığı görüldüğü, Davacı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerinde Davalı şirketten 325.427,31 TL alacaklı olduğu, Davalı şirketin duruşmalara katılmadığı ve defter ibrazında bulunmadığı, Davacının ibraz ettiği cari hesap ekstrelerinin incelenmesi neticesinde taraflar arasında cari hesap ilişkisinin 2022 yılında başladığı ve dosya kapsamındaki e-arşiv faturaların usulüne uygun tebliğ edildiği tespit edilmiş olup, dosya kapsamında yer alan BA/BS e-belge beyanlarının da birebir örtüştüğü görüldüğünden, Davacı şirketin Davalı şirketten 325.427.331 TL tutarında alacaklı olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.Davalının ihtaratlı tebligata rağmen ticari ve defter kayıtlarını mahkememize sunmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacının satıma ve faturalara konu malları davalıya teslim ettiğinin, bizzat davalı tarafından vergi dairesine sunulan Ba formları ile sabit olduğu, davalının satın aldığı mallara ilişkin olarak davacı tarafından düzenlenen faturaları kayıtlarına işleyerek ilgili vergi dairesine bildirdiği, malın fatura ile teslim edildiğinin kural olarak kabul edilmesi gerekmektedir. ---- BAM ----. HD. ----- Sayılı Kararı, ---- BAM ----. HD. -------. Sayılı Kararları da aynı doğrultudadır.Davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirdiği, davacı ve davalının BA/BS formlarının uyumlu olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 325.427,31 TL alacaklı olduğu bilirkişi raporu ile sabit hale gelmiştir. Davacı tarafından faturaya konu malların davalıya teslim edildiği, davacının bedele hak kazandığı ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığı kanaati ile usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile----. İcra Müdürlüğü'nün ---- esas sayılı icra takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Karar harcı 22.229,94 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.024,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.205,26 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 5.024,68 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.294,53 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.740,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 50.814,10 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.