Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/525
2024/885
3 Aralık 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/525
KARAR NO : 2024/885
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/08/2023
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkili şirket tarafından davalı adına 29.09.2022 tarih, ---- nolu, 33.524,32 EUR karşılığı 594.546,66 TL tutarında fatura düzenlendiğini, müvekkli şirket tarafından düzenlenen ---- nolu, 29.09.2022 tarih ve 33.534,32 EUR karşılığı 594.546,66 TL meblağlı faturaya konu alacakların davalı tarafça ödenmemiş olması sebebiyle iş bu faturadan kaynaklı bakiye 33.531,32 EUR karşılığı 533.481,61 TL cari hesap alacağının tahsili talebi ile davalı aleyhine ---- İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyasından 25.01.2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça 06.02.2023 tarihli kapak hesabına istinaden aynı tarihte 621.469,17 TL ödeme yapıldığını, tahsil harcı ve cezaevi harcının mahsubu ile icra müdürlüğü tarafından 09.02.2023 tarihinde 588.974,90 TL'nin müvekkiline ödendiğini, takip dosyası kapsamında tahsil edilmeyen kur farkından kaynaklı 6.951,54 EUR alacağa ilişkin olarak ---- EUR efektif tahsili talebi ile davalı aleyhine ---- İcra Müdürlüğünün -----. Nolu dosyasından ilamsız icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafın kanuni süresi içerisinde takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz esaslı olup, müvekkil şirket tarafından davalı adına ------ nolu, 29.09.2022 tarih ve 33.534,32 EUR karşılığı 594.546,66 TL faturanın toplam 33.524,32 EUR karşılığı düzenlendiği, faturanın alt kısmında ( Not: İş bu fatura dövizli olarak düzenlenmiştir. Not: Fatura toplamı döviz olarak ödenecektir.TL ödemeler için ödeme günkü ----- efektif satış kuru ile TL ödenmelidir. ) şeklinde açıklamalar bulunduğu beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu takipten evvel, davacının cari hesap bakiye alacağına istinaden 25.01.2023 tarihinde --- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra dosyasından 533.481,61 TL cari hesap bakiye alacağı ve 3.613,79 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 537.095,40 TL alacak üzerinden takip başlattığı, cari hesap alacağına dair açılan takipteki tüm borç ve işlemiş faizine mahsuben 621.469,17 TL tutarın müvekkili tarafından 06.02.2023 tarihinde ödendiğini, ilgili alacağın ödenmesini müteakip bu sebep davacı tarafından, haksız ve kötü niyetli olarak 14.02,2023 tarihli ve ----- nolu, 166.517,42 TL bedelli kur farkı faturası düzenlendiği ve müvekkiline gönderilmişse de, müvekkilinin tüm cari hesap alacağının TL bazında ödenmiş olması ve başkaca borç kalmamış olması nedeniyle faturaya itiraz edildiğini ve kabul edilmediği, davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, vadesi gelmemiş faturanın takip konusu yapıldığı, takip ve dava konusu 14.02,2023 tarihli ve ------ nolu, 166.517,42 TL bedelli kur farkı faturası detaylı olarak incelendiğinde; faturadaki vade tarihinin 15.04.2023 olduğunun görüleceği, alacaklının ilk takipte aksi mümkünken tercihini TL üzerinden kullandığı ve tüm alacağını tahsil ettiğini, ilk icra takibi yapılırken alacaklının fatura alacağına dayanarak icra takibi yapmadığını daha evvel döviz kurunu TL'ye çevirerek cari hesabına işlemiş olması nedeniyle, bu cari hesap yönünden icra takibi yaptığı alacak likit olmayıp fatura ve alacak kaleminin detaylarının belirsiz olduğunu, bu nedenlerle; haksız ve kötü niyetli davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---- İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davacı ve davalı tarafın 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiğini, defter ve belgelerin yasalara uygun olarak tutulduğunu ve sahipleri lehine delil teşkil ettiğini, incelenen defter ve belgelere göre; Davacı tarafın davalıdan kur farkı bedelini isteyip isteyemeyeceği konusunda takdirin ve hukuki yorumun tamamen Mahkemeye ait olmak üzere; davacının kur farkı isteyebileceğinin kabulü durumunda, davacının davalıdan 22.02.2023 takip tarihi itibariyle 166.517,42 TL tutarınca alacağının bulunduğunun söylenebileceği, Davacı taraf ilk önce reeskont faizi istediğinden, takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar değişen oranlarda reeskont faiz oranı isteminin mümkün bulunduğunun söylenebileceği, tarafların masraf, inkar tazminatı, vekâlet ücret ve benzeri diğer taleplerinin, Mahkemenin takdirleri içinde kaldığı, " şekilinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle; " Davacın davalıya hitaben düzenlediği 14.02.2023 tarihli, ----- nolu ve 166.517,42 TL tutarındaki kur farkı faturasının sol alt kısmında vade tarihi 15.04.2023 olduğundan ve davacı tarafından davalıya----İcra Müdürlüğünün -----Sayılı dosyasından 22.02.2023 tarihi itibariyle takip başlatıldığından ve faturanın ödeme vadesi 15.04.2023 olduğundan, davacının davalıdan kur farkı faturasını 15.04.2023 vade tarihinden itibaren isteyebileceği, " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi tarafından verilen 2.ek raporda özetle;" Mahkemenin görevlendirme kararına göre; davacının davalıdan isteyebileceği kur farkı tutarı KDV dahil toplam 33.894,53 TL olarak hesaplanmış olup, davacının düzenlediği toplam 166.517,42 TL tutarındaki kur farkı isteminin tespitlerimizi aşan kısmının yerinde olmadığı kanaatinin edinildiği," şeklinde rapor sunulmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.
Anılan yasa hükmüne göre, taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay ---- HD’nin 10/04/2018 tarihli -----sayılı, 19/12/2017 tarihli----- sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay ---- HD'nin 05/12/2019 tarihli -----sayılı kararı). Diğer yandan kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay ----- HD’nin 20/04/2016 tarihli ---- esas, ----- karar sayılı, 14/11/2013 tarihli ----- esas , ----- karar sayılı kararı).Davaya konu kur farkı faturasına temel olan 29/09/2022 tarihli ana faturanın alt kısmında vade tarihinin 28/11/2022 olduğu, faturanın döviz olarak düzenlendiği, döviz olarak ödeneceği, TL ödemelerin ise ödeme günkü ----- Efektif Satış kuru ile TL ödeneceğinin düzenlendiği görülmüştür. Tarafların arasındaki ticari ilişkinin yabancı para birimine bağlı olarak kurulduğu, aynı zamanda ihtilafsız faturalarda fatura bedellerinin Euro karşılığının da gösterildiği dikkate alındığında davacının kur farkından kaynaklanan alacağını talep etmesi mümkündür. Faturada ödeme tarihi olarak 28/11/2022 olarak belirlenmiş iken ödemenin 06/02/2023 tarihinde yapıldığı dikkate alınarak ödeme tarihi ile vade tarihi arasında doğan ve 25/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda belirlenen 33.894,53 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının ---. İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 33.894,53 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 2.315,33-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.011,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,21-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 2.011,12-TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 2.280,97 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 75,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.075,00-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 625,91-TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 635,07-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 2.484,93-TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.