Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/481
2024/882
3 Aralık 2024
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/481
KARAR NO : 2024/882
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/07/2022
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----plakalı aracına 20.04.2022 tarihinde, davalı şirketin ---- adresinde bulunan Akaryakıt istasyonundan 31,96 litre akaryakıt aldığını, alınan akaryakıtın büyük bir kısmının su olduğunun tespit edildiğini, yakıtın içerisinde bulunan sudan dolayı aynı gün aracın hasarlandığını, hasarlanan aracın tamiri süresince 11.05.2022 tarihinde kiralanan araç ücreti olarak 6.500,00 TL ödediğini, aracın deposuna yakıt verilerek sulu yakıtın temizlendiğini, bunun maliyetinin de 2.485,38TL olduğunu, aracın onarımı işlemi için enjektör revizyonu ve mazot filtresi değişimi yapıldığını bunun maliyetinin 8.909,00 TL olduğunu, 07.06.2022 tarihinde kiralanan araç ücreti olarak 5.230,00 TL ödendiğini, 10.06.2022 tarihinde aracın yeniden enjektör revizyonu yapılması gerektiğini, yapılan enjektör revizyonu işlemi için 7.080,00 TL ödediğini beyanla; davalı ile vekil eden arasında gerçekleşen ticari satışın sonucunda, davalının ayıplı hizmet sunmuş olması sebebiyle vekil edenin aracı nezdinde meydana gelen zararın sonucu olarak 30.204,38 TL'nın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte ödenmesine, avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Akaryakıt satış istasyonlarının EPDK tarafından denetlendiğini, bu sebeple akaryakıt satış istasyonları EPDK'nin belirlediği teknik standartlara uygun olarak hizmet verdiğini, İstasyonların, depoların, tankların ve dolum ekipmanlarının temizliği tam ve eksiksiz yapıldığını, akaryakıtın tankere dolum öncesinde analiz ettirilmekte, dolum yapılan tankerin dolum ve boşaltım ünitelerinin mühürlendiğini, alınan numunelerin analiz sonuçları uyarınca, davacının yakıt aldığı yakıt tankı içerisinde bulunan yakıtın tüm standartlara uygun olduğunu, ancak davacının aracından alınan numunenin aynı standarda uygun olmadığının görüldüğünü, istasyondan alınan numunede herhangi bir olumsuzluk ile karşılaşılmamış olunması, araçta meydana geldiği iddia edilen söz konusu arızanın huzurdaki davaya konu yakıt alımından kaynaklı oluşmadığını ispat ettiğini, İstasyondan alınan numune üzerinde yapılmış olan incelemelerde herhangi bir olumsuzluk bulunmaması sebebiyle arızanın yakıt kaynaklı olabilmesi ve satışı yapılan yakıtın ayıplı olması mümkün olmadığını, nitekim aynı tarihlerde, yakıt alımının gerçekleştiği istasyonun yakıt kalitesine ilişkin başkaca bir şikayet bulunmadığını, hayatın olağan akışı içerisinde, davacının iddia ettiği gibi bir ayıbın mevcudiyeti halinde, başkaca şikayetlerin de yapılması gerektiğini, davacı yanın araçta meydana geldiğini iddia ettiği zararın, huzurdaki davaya konu yakıt alımından ötürü meydana geldiğini ispat edemediğini, davacı yanın 04.06.2022 tarihinde aracını servise götürerek tamir ettirdiğini, ancak iki gün sonra aracın tekrar arızalandığını, bu nedenle ek 7.080,00 TL ödediğini iddia ettiğini, böyle bir durumda, davacının iddia ettiği ek 7.080,00 TL maddi zararın sorumluluğu, aracın tamiratını usulüne uygun olarak gerçekleştirmeyen, ilk tamiratı üstlenen servise ait olacağını, davacı yanın, söz konusu akaryakıt alımını 20.04.2022 tarihinde gerçekleştirdiğini, aracın aynı gün arızalandığını iddia ettiğini, ancak dava dilekçesinde belirttiği üzere, 04.06.2022 tarihinde servis işlemi gerçekleştirdiğini, bir aydan uzun süre boyunca aracın tamir edilmesi için hiçbir gayret göstermeyen davacının, tüm bu süreç boyunca hem araç servise verilmeden önce, hem de araç servise verildiğinde, iki kez araç kiralamak suretiyle, kiralanan aracın masraflarını müvekkil şirket'e yöneltmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla; davanın kötüniyetli ve hukuka aykırı olarak ikame edilmesi ve davacının iddialarını ispat edememiş olması sebebiyle reddine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ayıplı akaryakıt satışı iddiası ile oluşan zararın tazminine yönelik olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.08.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Araca uyuşmazlık tarihi öncesinde ---- akaryakıt satın alma esnasında araçta standart dışı bir duruma yönelik tutanak vb. tutulmadığı ve seçimlik hakkın kullanılmasında herhangi bir itirazi kaydı oluşturulmadığı dolayısıyla alımı yapılan akaryakıt dizel motorinin TSE ve EPDK ile belirtilen standart aralığına çok yakın kaldığının düşünüldüğü, inceleme konusu ---- model ----- plakalı araçta düzenli bakım, süreklilik arzeden istasyondan alım, akaryakıt bitmeye çok az kalmadan önce akaryakıt tedarik ve kapalı garaj muhafaza şartlarında elde edilen veriler aracılığıyla kuvvetle muhtemel dışsal fiziki bir darbe almadıkça mekanik aksamın, yakıt pompası vb. Kuvvetle muhtemel bozulamayacağı, meydana gelen mekanik vb. hasarın uygunsuluk olarak belirtilen --- akaryakıt emtianın davalı ---- yetersiz ve hatalı imalat , üretim, depolama koşullarından kaynaklandığı yönünde dosya içeriğinde mevcut tüm bilgi, rapor vb. belgeler incelendiğinde kuvvetli delil bulunmadığı, inceleme konusu zararın davacı ----- düzenli bakım ve muhafaza (kapalı yada açık garaj) şartlarında mı davalı ----- firmasının yetersiz ve hatalı imalat, üretim, depolama şartlarında olup olamayacağı yönünde noktasal kesin tespit mümkün olamamıştır. Dava konusu aracın onarım faturasında belirtilen hasarlı parçalar ve hasarların onarımına yönelik işçilikler, yakıt kaynaklı olarak araçta oluşabilecek arızalara yönelik tamiratlar olduğu, hasar faturasında belirtilen işçiliklerin ve değiştirilen yedek parçaların dava konusu hasarla uyumlu olduğu, yapılan inceleme ve piyasa araştırmasına göre, davacının aracının yakıt sisteminde oluşan arızanın giderilmesinin, yakıtın ve ikame aracın bedeli olarak toplam 21.342,12 TL'nin tespit edildiği," şeklinde rapor sunulmuştur.
03.06.2023 tarihli raporda özetle; "Araçtaki masrafın yakıt kaynaklı olduğunun açık ve net olduğu, davalının istasyon deposuna bağlı pompadan alınan yakıt örneğinin kalite standartlarına uygun oluşu sebebiyle oluşan masrafa sebep olmasının mümkün görünmediği, davaya konu aracın 332.000 km'de oluşunun, enjektörlerin kondisyonunda hatırı sayılır yorgunluğa neden olacağının kabulünün gerektiği, aracın yakıt filtre değişimi konusunda bakımsız olma ihtimalinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, yakıtta su olduğu ikazını veren donanıma sahip araçta seyir konusunda ısrarcı olmanın zaten kullanıcı hatası olarak ele alınması gerektiği, araçta bakım eksiği mi, kullanıcı hatası mı olduğunu anlamaktan öteye geçmemek üzere, yapılan bakım işlemleri ve değişen parçaların detaylı olarak görülmesi kaydıyla araca ait 2021 yılı tamamı ve 2022 yılı ilk 4 ay bakım faturalarının, varsa daha evvel enjektör onarım veya değişim faturasının , 2022 yılı yakıt alım fişlerinin (özellikle şikayete konu alın fişini de) dosyaya sunulması ve---- firmasından ----- plaka sayılı araca ait 2022 yılı muayene sonuçlarının talep edilmesi gerekmekteyse de davalının oluşan masrafta dahli olmadığı sonucunu değiştirir bir tespite ulaşmanın mümkün olmayacağı, davalının, araçta yakıt kaynaklı meydana gelen masrafta dahlinin olmadığı, aleyhine tazminat talebinde bulunulmasının mümkün görünmediği, istasyonundaki depoda yakıt standart kalitede iken aracın içindeki yakıtın kalitesinden sorumluluğu olmasının beklenemeyeceği, alınan yakıtın ancak depo içindeki yakıta ekleme miktarı kadar olduğu, aracın deposunda dolumdan önceki halihazırdaki yakıtın muhteviyatının bilinmesinin mümkün olmadığı, " şeklinde rapor sunulmuştur.21.11.2023 tarihli raporda özetle; "Teknik yönden; Davalı -----akaryakıt istasyonunda ---- plakalı kamyonete doldurulan motorinin standart dışı aşırı sulu ve kirli olması nedeniyle kamyonetin arızalandığı; arızanın meydana gelmesinde ---- %100 kusurlu ve sorumlu olduğu; Tazminata konu --- plakalı, --- marka tipi, ----- yakıtlı, 07.06.2017 tarihinde trafiğe çıkmış, ----- model, 20.04.2020 tarihinde, 4 yıl 10 ay kullanıldıktan sonra arızalanmış, ---- adına tescilli kamyonetin, Onarım bedelinin KDV dahil 11.394,38 TL olduğu; Mahrumiyet zararının 11.730,00 TL olduğu; Toplam zararın 11.394,38+ 11.730,00= 23.124,38 TL olduğu; Taraflar tacir ve dava konusu ----- plakalı kamyonet ticari araç olduğu için kamyonete ayıplı yakıt doldurulduğu ve arızalandığı 20.04.2022 itibariyle avans faizi talep edebileceği; Davacı ---. tarafından sahibi oldukları ----- plakalı kamyonete davalı----Akaryakıt istasyonunda kirli ve sulu yakıt oldurularak arızalanmasına neden olunduğu için 11.394,38 TL tamir bedeli ile 11.730,00 TL mahrumiyet zararının toplamı 23.124,88 TL tazminatın ayıplı yakıt doldurulduğu ve kamyonetin arızalandığı 20.04.2022 tarihi itibariyle avans faizi ile talep edilebileceği; Sektörel yönden; Davacının, aracında arızaya neden olduğunu iddia ettiği sulu motorin konusuna yönelik EPDK" na davalı ve davalının bayisi hakkında herhangi bir ihbarda bulunduğuna dair bir belge veya beyan dosya kapsamında bulunmadığı, bu doğrultuda Bilim Sanayi Teknoloji Bakanlığı İl Müdürlükleri içinde bulunan Ölçü ve Ayarlar Müdürlüğü, TSE'ye veya EPDK uzmanları tarafından numune alınmadığı, analiz yapılmadığı, olay tarihi itibariyle, dava konusu araçtan başka, ilgili istasyondan ---- aldıktan sonra arızalanan başka herhangi bir aracın tespitinin dosya kapsamında bulunmadığı, ilgili aracın periyodik bakımlarının eksiksiz olarak yapıldığına dair herhangi bir belgenin, dosya kapsamında bulunmadığı, aracın muayene kayıtlarından, davaya konu yakıt alımı sırasında yaklaşık 332.000 km'de olduğu, bir önceki ve sonraki muayene kayıtları değerlendirildiğinde ise yılda yaklaşık 60.000 km'/yıl yol yaptığı, 332.000 km de olan aracın muhtemel enjektör arızası verip vermeyeceği konusuna yönelik ----- Otomotiv Mühendisliği Bölümünden görüş alınıp alınmayacağı hususunun takdirinin Mahkemeye ait olduğu, dosya kapsamında bulunan ve sektörel açıdan kabul gören analiz sonuçlarına incelendiğinde, araçtan alınan numunede kirlilik ve su miktarının yüksek olduğu fakat akaryakıt istasyonu tankından alınan numunenin ise standartlara uygun olması nedeniyle; Aracın içindeki ----- kalitesinden, davalının sorumluluğu olmasının sektörel olarak beklenemeyeceği," şeklinde rapor sunulmuştur.
05.07.2024 tarihli ek raporda özetle; "Teknik yönden sonuç, 21.11.2023 tarihli kök raporda teknik yönden değişiklik yapmaya gerek olmadığını ve aynen geçerli olduğu, sektörel yönden sonuç, Taraf vekillerinin 21.11.2023 tarihli kök rapora yapmış oldukları itiraz dilekçelerinin değerlendirilmesi sonucu, kök raporda bulunan sektörel inceleme ve değerlendirme bölümünde yazılı sektörel görüşlerin muhafaza edildiği " şeklinde rapor sunulmuştur.
Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 25/1, 3). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 25/I hükmü de uygulanacaktır.
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (-----). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 25/4’de zamanaşımı süresi altı ay olduğunun belirlenmesi nedeniyle gizli ayıplarda azami ihbar süresi altı aydır. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 25/3. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227 ve 228. maddelerinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.
Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.
Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.
İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1).Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.Eldeki davada ispat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları, davalıdan aldığı yakıtın ayıplı olduğunu ve bu ayıplı yakıt sebebiyle aracının zarar gördüğünü ispat etmelidir. Mahkememizce ayıbın varlığı ve niteliği ile zarar tespiti için rapor alınmıştır. 14/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda makine mühendisi bilirkişisi davacının aracındaki ayıbın davalıdan alınan akaryakıttan kaynaklandığını beyan etmiş ise de akaryakıt sektör bilirkişisi davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını beyan ederek makine mühendisi bilirkişiden ayrıksı görüşle rapor hazırlamıştır. Bilirkişi raporu kendi içinde çelişkili olduğundan çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. 03/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda da hem makine mühendisi bilirkişi hem de akaryakıt sektör bilirkişisi davalının sorumlu olmadığını, davacının gerekli bakımları yapmamış olmasından veya kullanımın hatalı olmasından arızanın ileri geldiğini söylemişlerdir. Bu durumda dosya içerisindeki raporlar da kendi içinde çeliştiğinden son kez yeni bir heyetten rapor alınmıştır. 21/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda da makine mühendisi bilirkişi ile akaryakıt sektör bilirkişisi ayrıksı görüşte rapor sunmuşlar, makine mühendisi bilirkişi davalının sorumlu olduğunu, sektör bilirkişisi ise davalının sorumlu olmadığını beyan etmişlerdir. Bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalıdan alının akaryakıtın ayıplı olduğu ve bu ayıplı akaryakıt sebebiyle davacının aracının zarar gördüğü duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilememiştir. Davacı tarafından yaptırılmış bir delil tespiti de bulunmamaktadır. Davalı tarafından yapılan analiz raporlarında da davalıdan alınan numune yakıtın standartlara uygun olduğu belirlenmiştir. Tüm bu husular birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davalının sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden davanın reddi yolunda aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 515,82-TL harcın mahsubu ile artan 88,22-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.