mahkeme 2021/311 E. 2024/425 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/311

Karar No

2024/425

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/311
KARAR NO : 2024/425

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/05/2021
KARAR TARİHİ : 21/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.03.2020 tarihinde davalılardan sürücü ---- idaresindeki, ----- maliki ve ----- KZMS ( Trafik) sigortası olduğu ---- plakalı aracın çarpması sonucu yaya ------öldüğünü, kazanın oluşumunda tutulan kaza tespit tutanağına göre tır sürücüsünün kusurlu olduğunu, olayla ilgili ceza davasının ---- Asliye Ceza Mahkemesi ------ sayılı dosya ile devam ettiğini, davacıların ölenin mirasçıları olduğu ve ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını, müracaat üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 29.07.2020 tarihinde 38.557,66 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin olması gerekenden az olduğunu, beyanla; Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik; Davacılar için kişi başına 500,00' er TL olmak üzere toplam 1.500,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek ticari faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; Yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA
Davalı ------ cevap dilekçesinde özetle; Ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkiline karşı açılan dava da Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup Mahkemenin görevine ilişkin itiraz ettiklerini, dava konusu kazanın ----- ilinde gerçekleştiği için ve davalıların yerleşim yeri ----- ili olduğundan ------ ilinde açılan davaya yetki bakımından itiraz ettiklerini, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, zarar görenin ağır kusuru bulunduğunu ve illiyet bağının kesildiğini, aksi kanaat oluşsa dahi olay esnasındaki mücbir sebeplerin gözönüne alınması gerektiğini, somut olayda havanın yoğun yağışlı olması görüş açısının az olmasının mücbir sebep olarak değerlendirilmesi ve illiyet bağının bu yönden de kesildiğinin kabul edilerek müvekkiline sorumluluk yükletilmemesi gerektiğini, kabul anlamına gelemekle birlikte tazminata hükmedilir ise indirim yapılması gerektiğini, ticari faiz işletilmesi ve tazminat bedellerine olay tarihinden itibaren faiz işletilecek olmasının hukuka aykırı olduğunu, tazminata yasal faiz işletilmesi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte manevi tazminata talebinin fahiş olduğunu beyanla; Davanın Reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz.
Davalı----- vekili cevap dilekçesine özetle; Ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Müvekkiline karşı açılan dava da Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup Mahkemenizin görevine ilişkin itiraz ettiklerini, kazanın ---- ilinde gerçekleştiği için ve davalıların yerleşim yeri -----ili olduğundan ----- ilinde açılan davaya yetki bakımından itiraz ettiklerini, somut olayda araç sorunu ve şoför kusur bulunmadığını, kaza anında yoğun sis ve yağış olduğunu müvekkilin şoförün kusuru olmaması nedeniyle sorumluluğu olmadığını, zarar görenin ağır kusurlu olduğunu ve illiyet bağının kesildiğini, kazanın oluşumunda mücbir sebeplerin göz önüne alınması gerektiğini, somut olayda havanın yoğun yağışlı olması görüş açısının az olması mücbir sebep olarak değerlendirilmeli ve illiyet bağının bu yönden de kesildiğinin kabul edilerek müvekkiline sorumluluk yükletilmeyeceğini, ticari faiz işletilmesi ve tazminat bedellerine olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kabul etmemekle birlikte müvekkiline sorumluluk yükletilse dahi hükmedilecek tazminata yasal faiz işletilmesi gerektiğini, Kazanın meydana geliş biçimi, davacının sosyal ve ekonomik durumları gibi somut veriler göz önüne alındığında, talep edilen manevi tazminat tutarı fahiş olduğunu beyanla; Davanın Reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ------ Sigorta yapılan tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, meydana gelen ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma talebine ilişkin olarak açılan tazminat davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacılar vekilince gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Kazanın oluşumunda taraflarının kusur oranlarının ve zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; Kazanın; “Ölen yayanın karşıdan karşıya geçtiği sırada meydana gelmesi durumunda”; Karşıdan karşıya geçerken trafik güvenliğini tehlikeye düşüren ve önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK 68. Md. ile KT. Yönet. 138. Md. Trafik işaretlerine uyma, Yayalarla ilgili) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği düşünülen ölen yaya ---- %100 Oranında Asli ve Tamamen Kusurlu" olduğu; Kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte olduğu esnada; Aracının seyir yönüne göre yolun sağ tarafından taşıt yoluna giren ve yolun sol tarafına karşıdan karşıya geçmekte olan yayaya çarpan ----- plakalı ticari çekici sürücüsü davalı ----- alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen kusursuz” olduğu ; Kazanın; “Ölen yayanın yolun sağ şeridi üzerinde yürümesi sırasında meydana gelmesi durumunda”; Kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte olduğu esnada; Aracının seyir yönüne göre aynı yönde, ön ilerisinde ve yolun sağ tarafında yürümekte olan yayaya arkadan çarpan, önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK' nun 47/c,d, 52/b. Md. Trafik İşaret Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama,) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlüli yerine getirmeyen ----- plakalı ticari çekici sürücüsü davalı ----- “%75 Oranında Asli Kusurlu” olduğu; Aracının seyir yönüne göre aynı yönde ön ilerisinde ve yolun sağ tarafında yürümekte iken arkadan çarpılmaya uğrayan, önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK 68. Md. ile KT. Yönet. 138. Md. Yayalarla ilgili) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ölen yaya ---- “%25 oranında Tali Kusurlu” olduğu; Kaza tarihinde ----- plakalı ticari çekicinin maliki olan davalı ----- ise ( KTK” nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği araç sürücüsü davalı ---- kusuru oranında, adı geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; Aynı kaza tarihinde ----- plakalı ticari çekicinin KZMS ( trafik) sigortası olan davalı ----- ise ( KTK' nun 91. Md. Sigorta) kurallar gereği araç sürücüsü davalı ------ kusuru oranında ve sigorta kapsamında sorumlu olduğu; Mahkemece davalıların kusursuz; müteveffanın %100 kusurlu olduğu duruma göre hüküm kurulması halinde davacıların destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edemeyeceği, bu nedenle; sadece olayın meydana gelmesinde davalıların 9075 kusurlu olduğu durum için davacıların maddi zararının hesaplandığı, mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde davalıların sorumluluğuna gidilebileceği, Ödeme tarihindeki verilere göre yapılan incelemede davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ve o takdirde; davacı ----- talep edebileceği maddi zararının 149.322,48 TL olduğu, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ve o takdirde; davacı ----- talep edebileceği maddi zararının 102.883,54 TL olduğu, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ve o takdirde; temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 28.07.2020 tarihi davalı sürücü ve işleten yönünden ise 27.03.2020 kaza tarihi ve faiz nev'inin avans faizi olduğu görüş ve kanaatine varıldığı; " şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; " Kazanın; “Ölen yayanın karşıdan karşıya geçtiği sırada meydana gelmesi durumunda”; Karşıdan karşıya geçerken trafik güvenliğini tehlikeye düşüren ve önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK 68. Md. ile KT. Yönet. 138. Md. Trafik işaretlerine uyma, Yayalarla ilgili) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği düşünülen ölen yaya ---- “%100 Oranında Asli ve Tamamen Kusurlu" olduğu; Kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte olduğu esnada; Aracının seyir yönüne göre yolun sağ tarafından taşıt yoluna giren ve yolun sol tarafına karşıdan karşıya geçmekte olan yayaya çarpan -----plakalı ticari çekici sürücüsü davalı ------alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve “Tamamen kusursuz” olduğu ; Kazanın; “Ölen yayanın yolun sağ şeridi üzerinde yürümesi sırasında meydana gelmesi durumunda”; Kendi yönünde ve şeridinde seyretmekte olduğu esnada; Aracının seyir yönüne göre aynı yönde, ön ilerisinde ve yolun sağ tarafında yürümekte olan yayaya arkadan çarpan, önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK' nun 47/c,d, 52/b. Md. Trafik İşaretlerine Uyma, Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama,) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ----plakalı ticari çekici sürücüsü davalı ---- “%75 Oranında Asli Kusurlu” olduğu; Aracının seyir yönüne göre aynı yönde ön ilerisinde ve yolun sağ tarafında yürümekte iken arkadan çarpılmaya uğrayan, önceden teknik olarak belirlenmiş (KTK 68. Md. ile KT. Yönet. 138. Md. Yayalarla ilgili) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ölen yaya ---- - “%25 Oranında Tali Kusurlu” olduğu; Kaza tarihinde ----- plakalı ticari çekicinin maliki olan davalı ----- ise ( KTK” nun 85. Md. İşleten) kurallar gereği araç sürücüsü davalı ------- kusuru oranında, adı geçen sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu: Aynı kaza tarihinde -----plakalı ticari çekicinin KZMS ( trafik) sigortası olan davalı ------ ise ( KTK” nun 91. Md. Sigorta) kurallar gereği araç sürücüsü davalı ----- kusuru oranında ve sigorta kapsamında sorumlu olduğu; Mahkemece davalıların kusursuz; müteveffanın %100 kusurlu olduğu duruma göre hüküm kurulması halinde davacıların destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edemeyeceği, bu nedenle; sadece olayın meydana gelmesinde davalıların %75 kusurlu Olduğu durum için davacıların maddi zararının hesaplandığı, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde davalıların sorumluluğuna gidilebileceği, ödeme tarihindeki verilere göre yapılan incelemede davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ve o takdirde; davacı ----- talep edebileceği maddi zararının 334.115,69 TL olduğu ve bu tutarın 230.141,06 TL kısmı için davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ve o takdirde; davacı ----- talep edebileceği maddi zararının 205.139,30 TL olduğu ve bu tutarın 141.301,28 TL kısmı için davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Davacı kardeş ------- kaza tarihinde (18) yaşında bir yetişkin olduğu, çalışmaya engel bir hali bulunmadığı ve ayrıca anne-babasının hayatta ve iş bu davanın davacıları olduğu; davacı kardeş yönünden destekten yoksun kalma maddi zarar şartlarının oluşmadığı; bu nedenle; davacı kardeş ------ yönünden maddi zarar hesabı yapılabilmesi mümkün görülmediği, Mahkemece davalıların %75 kusur sorumluluğunun bulunduğunun kabulü halinde ve o takdirde; temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 28.07.2020 tarihi davalı sürücü ve işleten yönünden ise 27.03.2020 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu görüş ve kanaatine varıldığı" şeklinde rapor sunulmuştur.Mahkememizce alınan kusur raporu ile Ceza Yargılamasında alınan Bilirkişi raporu ve ----- raporu ve kaza tespit tutanağı arasında çelişki bulunması ve terditli değerlendirmeler yapılmış olması sebebi ile çelişkinin giderilmesi ve tarafların kusur oranlarının tespiti için ----- Trafik İhtisas dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor tanzimi istenilmiştir.
----- raporunda özetle; "1. Alternatif: Yayanın karşıdan karşıya geçiş yaptığı sırada kazanın meydana gelmesi durumunda: Davalı sürücü ----, hız limitinin yüksek olduğu meskun dışı mahal yolda ihlal ettiği bir kuraldan söz edilemeyeceği, karşıdan karşıya geçiş yapan bir yayayı öngöremeyeceği, ilk geçiş hakkının yayalara kıyasla kendisinde olduğu ve karşıdan karşıya geçen yayaya karşı kazanın meydana gelmesini önleyemeyeceği anlaşılmakla gerçekleşen kazada kusursuz olduğu, Yaya ----, ilk geçiş hakkının araç sürücülerine ait olan taşıt yolunda karşıdan karşıya geçmeden önce yaklaşmakta olan araçların hız ve mesafesini gözlemlemesi gerekirken bunu yapmadığı ve ilk geçiş hakkına sahip olan sürücünün hareket alanını kapattığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada asli derecede kusurlu olduğu, II. Alternatif: Yayanın, sağ şerit içerisinde düz istikamette yürüdüğü sırada kazanın meydana gelmesi durumunda: Davalı sürücü ----- , hareet alanı içerisinde bulunan yayayı görmediği, bu yayaya karşı tedbir almadan çarpışmanın meydana geldiği, meskun dışı mahal şartları dikkate alındığında gerçekleşen kazada asli derecede kusurlu bulunduğu, Yaya -----, yayaların yürümesi için bulunan banketi kullanması gerekirken hız limitinin yüksek olduğu devlet karayolunda sağ şerit içerisinde yürüdüğü, kendi can güvenliğini sağlayamadığı anlaşılmış olup tali derecede kusurlu bulunduğu, sonuç olarak; I. Alternatif kabulünde: Davalı sürücü---- kusursuz olduğu, Yaya ---- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, II. Alternatif kabulünde: Sürücü ----- %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, Yaya ---- %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu; " şeklinde rapor sunulmuştur. Türk hukukunda geçerli olan sorumluluk ilkesi “kusur ilkesi” olup, kusur sorumluluğu BK’nın 41. maddesinde ilke olarak düzenlenmiştir. Kusur sorumluluğunda kusur, sorumluluğun kurucu unsuru olduğundan, sorumluluk ancak kusur mevcut olduğu zaman söz konusu olacaktır. Eş söyleyişle kusur yoksa sorumluluk da yoktur (------). 2918 sayılı KTK esas itibariyle karayolunda motorlu araçların işletilmesinin sebep olduğu zararlardan motorlu aracı işleteninin tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğunu düzenlemektedir. Tehlike esasına dayanan bir kusursuz sorumluluk söz konusu olduğundan, tazminatın belirlenmesinde kusurun ağırlık derecesinin tazminatı etkilemesi söz konusu değildir. Ancak, işletenin ve bağlı olduğu teşebbüs sahibinin munzam (eklenen) kusuru, onun bir mücbir sebebe ya da mağdurun veya üçüncü şahsın ağır kusuruna dayanarak sorumluluktan kurtulmasını engeller. İşletenin fiilinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru da aynı etkiyi yapmaktadır (KTK 86/1). Mağdurun kusuru ise, tazminatın indirilmesine imkân verebilir. Bu durum, hâl ve şartlara göre KTK’nın 86. maddesinin 2. fıkrasına göre hâkim tarafından takdir edilecektir. Tazminatın şekli ve kapsamı Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenecektir (-----). Görüldüğü gibi 2918 sayılı KTK, motorlu araç işleteninin sorumluluğunu düzenlerken, kusur ilkesi dolayısıyla kusur sorumluluğundan vazgeçerek, bunun yerine farklı bir sorumluluk ilkesi getirmiştir. Bu ilke esas itibariyle “sebep ilkesi” veya “sebep sorumluluğu” ilkesidir. Gerçekten de kanun koyucu, 85. maddenin 1. fıkrasında kural olarak sebep sorumluluğu ilkesini kabul etmiş, ancak sebep sorumluluğu için de esas itibariyle tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bununla birlikte, Kanun bazı durumlarda tehlike sorumluluğunu tamamlayıcı olarak olağan sebep sorumluluğu ve kusur sorumluluğu ilkelerine de yer vermiştir. Nitekim, KTK’nın 85. maddesinde; zarar aracın işletilmesinden doğmuşsa, tehlike sorumluluğu, işletilme hâlinde olmayan bir aracın sebep olduğu trafik kazasından doğmuşsa yerine göre olağan sebep sorumluluğu veya kusur sorumluluğu, kazadan sonra yapılan yardım faaliyetinden doğmuşsa olağan sebep sorumluluğu kabul edilmiştir (-----) 2918 sayılı KTK’nın 85. maddenin 1.fıkrasına göre, işleten ve teşebbüs sahibinin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, özen sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işletenin veya teşebbüs sahibinin hiçbir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadırlar. Sorumluluk kusura dayanmadığı için, kendileri veya eylemlerinden sorumlu oldukları kimseler, ayırt etme gücüne sahip olmasalar da işleten ile teşebbüs sahibi, doğan zarardan sorumludur. KTK’nın 85. maddesinin 1.fıkrası, sorumluluğu, aracın işletilmesine dayanan tehlike sorumluluğu olarak düzenlediğinden, işleten veya teşebbüs sahibi kusurlu olsa bile, kusur ilkesine göre değil, tehlike ilkesine göre sorumlu olurlar. Bunun nedeni, böyle bir halde işleten ve teşebbüs sahibinin şahsında birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi veya başka bir deyişle çeşitli sorumluluk normlarının çatışmasıdır. Bu teklik ilkesi, "Özel kanun veya özel kural, genel kanun veya genel kuralın uygulanmasını önler" ilkesine dayanmakta olup, KTK’nın öngördüğü sorumluluk ilkesi, BK’daki kusur sorumluluğu ilkesine oranla özel bir sorumluluk türü olduğundan, tehlike sorumluluğu ile kusur sorumluluğu aynı işletenin veya teşebbüs sahibinin şahsında birleştiğinde, işleten ya da teşebbüs sahibi, tehlike sorumluluğuna tâbi olur. Teklik ilkesi, fiilî bir sorun olmayıp, hukukî bir sorun olduğundann, hâkimin, bunu re'sen gözetmesi gerekmektedir. Bu nedenle, zarar gören, dava ve iddiasını kusur sorumluluğuna dayandırsa bile, hâkim, tazminat talebinin, dosyadan KTK’ya dayandığını gördüğü anda, bu Kanun’un 85. maddesini uygulamak zorundadır ( -----)İşletenler arasında zarar paylaştırılırken bazı istisnai hallerde kusur durumu tespit edilemeyebilir. Bu durumda kural olarak işletenler eşit olarak sorumlu tutulurlar. Kanunda her ne kadar kusurlar oranında tazminden söz edilmiş ise de; motorlu araçların tehlikelerinin eşitliği varsayımının saklı tutulduğu unutulmamalıdır. Bir aracın daha fazla işletilme tehlikesi gösterdiğini ve bu durumun kazanın meydana gelmesinde daha büyük rol oynadığını iddia eden işleten bunu somut delillerle kanıtlamalıdır (-----).Somut olayda kazanın taraflarının kusur oranlarının belirlenmesi için gerekli araştırmalar yapılıp, kusur raporları alınmış ise de kusur oranları duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilemediğinden kazanın tarafları eşit kusurlu sayılmıştır.2918 sayılı Yasanın 85 ve devam maddeleri gereğince bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (------). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiş olup, bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Anılan yasal hükümlerden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.İşletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkindir.
6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.Ölüm halinde uğranılan zararlar özellikle cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemiş ise tedavi giderleri ile çalışma gücünün kaybı veya azalmasından doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalanların bu sebeple uğradıkları kayıplardır. Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Öte yandan ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır, Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Yasasında sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır, Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, /.,-----sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve ------- sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu"hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve ------. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır kî, destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur, Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.05.2011 gün ve -----. sayılı ilamı).Eş, çocuk, anne–baba her halükarda destek tarafından destekleneceği kabul edildiğinden bu kişilerin desteklendiklerini ispat etmelerine gerek bulunmamaktadır. Ancak bu kişilerinde gelirden varsayımsal bir pay değil de daha yüksek bir pay aldığını iddia ediyorlarsa bunu ispat etmeleri gerekir. Destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
BK’nın 45. maddesinde (TBK’nın 53. maddesinde) sözü edilen destek kavramı, hukuki bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu amaçlar ve hısımlık ilişkisine ya da kanunun nafaka hakkındaki düzenlemelerine dayanmaz. Kanun gereğince bir kimseye yardım etmek zorunda bulunan kişi değil, eylemli ve düzenli olarak onun geçimini kısmen ya da tamamen sağlayacak biçimde yardım eden ve olayın doğal akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kişi destek sayılmalıdır. Desteklik mutlaka para veya maddi katkı şeklinde olmaz. Yardım ve hizmet ederek de destek olunabilir. Destekten yoksun kalma ile nafaka yükümlüsü ve alacaklısı olmak birbirinden ayrı hukuksal durumlardır.4721 sayılı TMK’nın 364. maddesinin 1. fıkrasında “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür” düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise “kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır” düzenlemesine yer verilmiştir.Her ne kadar destek ile birlikte oturma ve bekar olmanın tek başına destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkı doğurmadığı, çalışmasını engelleyen bir özrü veya sağlık sorunu olmayan kardeşin destek tazminatı isteyemeyeceği kabul edilmekte ise de; kardeşlerin birbirine destekliği nafaka yükümlülüğü dışında somut olayın özelliklerine göre çok özel koşullarda söz konusu olabilmektedir.Dava konusu olayda; desteğin kardeşi olan davacı----- 18 yaşında ve öğrenci olduğu, kaza tarihinde desteğin de öğrenci olduğu, anne ve babanın hayatta olduğu, desteğin öldüğü tarihte olağan koşullarda kardeşine bakım yükümlülüğü bulunmamaktadır. Davacı kardeşin müteveffanın bakımına muhtaç olduğu, müteveffanın vefatı ile muhtaç duruma düşeceğine ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığından davacı ---- yönünden talebin reddine karar verilmiştir.
Davaya konu kazada davacılar ----- ve-----desteği olan oğullarının vefat ettiği, davalı tarafça davacılara kısmi bir ödeme yapıldığı, ancak ödemenin zararı tamamen karşılamadığı na ilişkin bilgi/belge mevcut olmadığı, ----- tarafından olayla ilgili davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı hususları sabit olduğu anlaşılmakla, bu itibarla davacı anne ve babanın söz konusu kazadan doğan zararlarından davalıların sorumlu olduğu, alınan aktüer bilirkişi raporu tespit edildiği üzere davacıların maddi zararının oluştuğu anlaşıldığından ve bu zarardan davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutularak davacının tazminat davasının talep artırım dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Bilirkişi raporunda %75 kusur oranına göre hesaplamalar yapılmış ise de kusur oranı %50 olarak değerlendirilerek yapılacak hesaplamaya göre de davacının talep artırım dilekçesinde talep ettiği miktarların üzerinde tazminat miktarı ortaya çıktığından taleple bağlı kalınarak talep artırım dilekçesine göre değerlendirme yapılmıştır.
Davacı taraf davalı sigorta şirketine 14/07/2020 tarihinde başvurduğu, davalı sigortanın 29/07/2020 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından sigorta yönünden temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren aracın ticari vasıflı çekici olması sebebiyle ticari faiz işletilmesine karar verilmiştir.Dava dilekçesinde HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak tazminat talep edilmiş, zararını gelişen durum nedeniyle bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak öğrenmiştir. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez (Benzer yönde Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarih, -----sayılı kararı). Bu nedenle davalı ------ vekilinin zamanaşımına yönelik itirazları yerinde bulunmamıştır.Her ne kadar davacılar müteveffanın çiftçilikle uğraştığını bu sebeple maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia etmiş iseler de 07/10/2021 tarihli İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün yazı cevabında müteveffanın 2019 yılında tarımsal geliri olduğu, 2020 ve 2021 yılında başvurusunun olmadığı, adına kayıtlı hayvan bulunmadığını bildirdiği, bu durumda müteveffanın aktif bir çiftçiliğinin olmadığı, asgari ücretin üzerinde bir gelirinin varlığının ispatlanamadığı anlaşıldığından bilirkişi raporundaki asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamalara itibar edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu buna göre, 6100 Sayılı HMK'nın haksız fiillerden doğan davalarda yetkiyi düzenleyen 16.Maddesinde "haksız fiillerden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği veya gelme ihtimalinin bulunduğu yer veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu" düzenlenmiştir. HMK'nun 16.madde düzenlemesinin kamu düzenine ilişkin olmaması sebebiyle davada genel yetkili mahkemeler de yetkili olup genel yetki düzenlemesine ilişkin 6. maddede davanın açıldığı tarihteki davalı yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanunun'un 110/2. maddesine göre ise, "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir" yine Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları C.7. maddesine göre "uyuşmazlık halinde hak sahibi sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesi yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde, kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde yada zarar görenin ikametgahının bulunduğu mahkemede dava açabilecektir".Eldeki davada zarar gören davacıların ----- ikamet ettiği, haksız fiilin ----- meydana geldiği, davalı ----- ilinde ikamet ettiği, davalı sigortanın merkezinin ise ---- ili ---- yakası olduğu, sigorta merkezinin bulunduğu ----- Adliyelerinin yetkili olduğu, davalılar arasında KTK 85 vd. Maddelerine göre müteselsil sorumluluk bulunduğu dikkate alınarak davalı ----- yetki ve görev itirazı reddedilmiştir.Manevi zararın şahsiyet haklarına vaki tecavüz dolayısı ile bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ızdırap ve elem, bir kimsemin hayattan tat almasında yaşama zevkinde bir azalma olarak tarif edildiği, bu tariften anlaşılacağı üzere, manevi tazminata temel olan düşüncenin bozulmuş olan ruhi ve bedeni kusurun kısmen ve imkan nispetinde yeniden elde edilmesini teminine yönelik olduğu, manevi tazminatın kabulundeki gayenin faili cezalandırılmak veya onu muzayaka haline düşürmek olmadığı, mağdurun mal varlığında bir çoğalma husule getirmek veya mağdurun istediği tazmin şekillerini birini kabul etmek sureti ile onun acısını gidermek ve ruhen onu tatmin etmek şeklinde tarif edildiği, hukuka aykırı bir fiilin manevi tazminatı gerektirebilmesi için o fiilin bir şahsın şahsa bağlı haklarını başka bir deyim ile şahsi menfaatlerini ihlal etmesi gerektiği, şahsa bağlı hakkın ise herkese karşı ileri sürülebileyeceği resmi ismi, şeref ve namusu özel hayata mesleki sırra iktisadi şahsiyete yapılan tecavüzlerin de şahsiyet haklarını ihlal eden haraketler olarak kabul edildiği TBK'nun 56 maddesinde de bu gibi şahsi menfaatlerin ağır ihlali halinde kusurunda ağır olması kaydı ile manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.Somut olayda müteveffanın vefatı sebebiyle davacıların duyduğu elem ve keder ile olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kabulüne karar verilen tazminata kaza tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 21/05/2024
a- Davacının maddi tazimanata ilişkin taleplerinin davacılar ---- ve --- yönünden KABULÜ İLE; Davacı ----- yararına 93.833,77 TL ve davacı ---- yararına 54.178,78 TL destekten yoksun kalma tazminatına davalı ---- yönünden 29/07/2020 tarihinden itibaren diğer davalılar ------yönünden kaza tarihli olan 27/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek (davalı sigorta şirketinden poliçe teminat limitiyle sınırlı olmak üzere) davacılara verilmesine,
b- Davacı ---- yönünden maddi tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
2) Davacıların davalılar ---- ve ----- aleyhine manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ----- yararına 40.000 TL, davacı ---- yararına 30.000 TL ve davacı ----- yararına 20.000 TL, manevi tazminatın kaza tarihi olan 27/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ---- ve ------ tahsiline adı geçen davacılara belirtilen miktarlarda ödenmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine;
3)Karar harcı 16.258,63-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan peşin harç ile tamamlama harcı toplamı 3.198,84‬ TL harcının mahsubu ile bakiye 13.059,79‬ -TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 59,30TL başvurma harç ile peşin harç ve tamamlama harcı toplamı 3.198,84 TL harç ile toplam 3.258,14‬ TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 391,70 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.595,00-TL bilirkişi ve ----- rapor ücreti olmak üzere toplam 3.986,70-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı ------ kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden .Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacı ----- kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden .Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalılar kendisini maddi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden davacı ----- yönünden maddi tazminat talebi reddedildiğinden, reddedilen tutar yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Davacı ------ kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ----- ve ----- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
11-Davacı ----- kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ----- ve ------ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
12-Davacı ----- kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ----- ve ------ müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
13-Davalılar ---- ve ----- kendisini manevi tazminat davasında vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılar ------ve---- verilmesine,
14-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
15-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim