mahkeme 2019/675 E. 2025/240 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2019/675

Karar No

2025/240

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/675
KARAR NO : 2025/240

DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2019
KARAR TARİHİ : 08/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı alacaklı şirketin araç alım satım ticareti yapmakta olduğunu, davalı borçlu ve diğer aile bireyleri olan ... ve ... ile birlikte yine bu şahıslara ait olan -----Şirketi'ne birçok kez araç satışı gerçekleştirmiş olduğunu, alacağın konusunun, ----- aracın da bulunduğu takibe konu C/H Ekstresi içerisinde de tek tek belirtilen ve hepsinin noter araç satış belgesi bulunan araç bedellerinden ödenmeyen kalan bakiyenin tahsiline dayalı icra takibinin iptali davası olduğunu, aradaki süre gelen ilişkiler ve ailecek defalarca araba almış olmalarından kaynaklanan bir güven ile araç bedelinin nakit değil de satış sözleşmesinde belirtildiği üzere banka havalesi ile de ödenmesinin kararlaştırılmış olduğunu, daha sonraki süreçte ailenin diğer fertlerince de araç alımları devam etmiş olmasının da verdiği bir güvenle bugün yarın ödenecek denmesine rağmen araç satışlarından oluşan cari hesap bakiyesinin bir türlü borçlu tarafından ödenmediğini, bu hususun davacı müvekkilinin tüm banka hesap hareketleri ile de sabit olduğunu, bu gelişmeler üzerine ----- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının 30.09.2019 tarihli borca ve yetkiye itirazı takibin durdurulduğunu, buna istinaden hem dava şartlarını sağlamak hem de davalı ile uzlaşmak maksadıyla taraflarınca 11.10.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, yapılan görüşmelerde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, müvekkili davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin ticari işten kaynaklandığını, davalının yetkiye itirazlarının Yüksek Yargının Yerleşik İçtihatları uyarınca yerinde olmadığını ve alacaklarının araç satışına dayandığından likit olduğunu iddia ederek, davanın kabulü ile -----. İcra Müdürlüğünün -----Sayılı dosyasına vaki itirazın 491.597,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin asıl alacağa işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte devamına, davalının en az %20 icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacı vekili tarafından verilen ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davalı her ne kadar taraflar arasında bir tüketici işlemi olduğunu iddia etse de taraflar arasında ki bulunmakta olduğunu, ayrıca davalı, müvekkili Şirket ile ... arasındaki -----. ATM. ------Sayılı dosyada verilmiş olan görevsizlik kararının işbu dava bakımından da re' sen gözetilmesi gerektiğini ifade ettiğini, ... ile müvekkili şirket arasındaki uyuşmazlığın tek bir araç satışından kaynaklanmakta olup, bu hususun mahkemece tüketici işlemi olarak yorumlandığını, ancak işbu davanın konusunun, tek bir araç satımı değil, taraflar arasındaki cari hesap kapsamındaki borcun ödenmemesi olduğunu, cari hesap ilişkisinin TTK kapsamında düzenlenmiş olmakla birlikte taraflar arasında tüketici işlemi değil ticari ilişkinin mevcut olduğu açık olduğundan, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalının müvekkiline borçlu olduğunun cari hesap ekstresinden açıkça tespit edilmekte olup, davalının müvekkilinden alacaklı olduğu yönündeki iddiaları gerçek olmadığı gibi, bu hususta somut delil de ibraz edilememiş olduğunu, elden 900.000,00-TL ödeme yaptığını ve bu kapsamda müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafın, işbu iddiasını HMK Md. 200 uyarınca yazılı delil ile ispatlamakla yükümlü olduğunu, hal böyle iken, davalı tarafından sadece soyut iddialarda bulunulduğunu, dava konusu alacağın, sadece 03.01.2019 tarihli araç satış sözleşmesine ilişkin değil; taraflar arasındaki toplam cari hesap borcuna ilişkin olduğunu, Alacağın konusunun-----aracın da bulunduğu takibe konu cari hesap ekstresi içerisinde de tek tek belirtilen ve hepsinin noter araç satış belgesi bulunan araç bedellerinden ödenmeyen kalan bakiyenin tahsiline dayalı icra takibinin iptali davası olduğunu, müvekkilinin, alacağının kaynağı olan cari hesap ekstresini ibraz etmiş olup başkaca belge sunmak zorunda olmadığını, ödeme yaptığını iddia eden tarafın iddiasını ispatla mükellef olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde de davalın müvekkiline borcunun mevcut olduğunun tespit edileceğini, davalının, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğu halde araç satımına devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin, davalı ve davalının ailesi ile süregelen bir ticari ilişki içerisinde olduğundan ve davalı tarafından da zaman zaman ödemelerin yapılması nedeniyle iyi niyetli davranarak davalıya araç satımına devam ettiğini, ancak davalı tarafından Müvekkilinin iyi niyeti suiistimal edilerek cari hesap borcunun kapatılmamış olduğunu, bu kapsamda da; müvekkilinin söz konusu alacağını hukuki yollar ile tahsil etme zorunluluğunun doğduğunu, davalı tarafından cevap dilekçesinde; taraflar arasında taşınmaz satımı gerçekleştiğini ve bu kapsamda müvekkili tarafından davalıya 200.000,00-TL ödeme yapıldığını ifade edildiğini, öncelikle belirtmek gerekir ki; bahse konu işlemlerin işbu davanın konusu olmayıp davanın esasına etkisinin bulunmamakta olduğunu, davalı tarafından müvekkiline 894.936,104-TL borç para gönderildiği iddiasının ise tamamen ispattan yoksun ve soyut bir iddia olup yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini beyanla, davanın kabulünü talep etmiştir.

SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın ticari bir uyuşmazlık olmayıp, müvekkilinin tüketici sıfatı ile davacı şirketten araç satın almasının söz konusu olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Tüketici Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davacı şirket tarafından müvekkilinin ablası ...' e karşı da----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin-----sayılı dosyası üzerinden aynı uyuşmazlık konusu hakkında dava ikame edilmiş ve işbu davada görevsizlik kararı verilmiş ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunun belirtilmiş olduğunu, ayrıca huzurdaki dava bakımından yetkili mahkemenin ----- Mahkemeleri olup, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekmekte olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; Müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa hiçbir borcu bulunmamakta olup, aksine müvekkilinin davacı şirketten alacağı bulunduğunu, müvekkili davalının davacı şirketten bu zamana kadar yaklaşık 10 adet araba satın almış olup, işbu satın almış olduğu araçların bedellerinin bir kısmını davacı şirketin ve davacı şirket yetkilisi ----- banka hesabına göndermiş, bir kısmını da davacı şirkete ve şirket sahibi ----- duyduğu güvenle nakit olarak vermiş olduğunu, hatta müvekkilinin -----yapılan ödemelerin yanında yaklaşık 900.000,00 TL kadar borç para vermiş olduğunu, yani müvekkilinin araçların bedellerinin tamamını ödemiş sonrasında da araçların noter huzurunda devrinin gerçekleştirilmiş olduğunu, zira davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu -----Noterliği' nin---- yevmiye numaralı ----- plakalı araca ilişkin Araç Satış Sözleşmesi'nde; "Satıcı Yukarıdaki Nitelikleri ve Bedeli Yazılı Aracı Alıcıya Halihazır Durumu ile Satarak Bedelini Banka Havalesi ile Nakit Aldığını ve Aracı Teslim Ettiğini" nin belirtilmiş olup, İşbu Sözleşme ile de sabit olduğu üzere; müvekkilinin davacı şirkete bahse konu aracın bedelini ödediğinin davacının da kabulünde olduğunu, bununla birlikte davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ----- Nolu, 82.000,00-TL bedelli faturada; "İşbu Fatura -----. Noterliği' Nin 03.01.2019 Tarihi ile ----- Yevmiye Nolu Araç Satış Sözleşmesine İstinaden Kesilmiştir." ibaresinin yer almakta olduğunu, yani müvekkili tarafından----- plakalı aracın bedeli davacıya ödenmiş, aracın noter huzurunda satışı gerçekleştirilmiş sonrasında da davacı tarafça müvekkiline fatura kesilmiş olduğunu, madem ki müvekkilinin aracın bedelini ödememiş, o zaman davacı tarafın aracın satışını neden müvekkiline gerçekleştirmiş ve noter huzurunda aracın bedelini aldığını beyan etmiş olup, neden bedeli kendisine ödenmeyen bir araç için bedeli ödendiğinden bahisle fatura kesmiş olduğunu, Davacı tarafın tüzel kişi olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda; davacının usulüne uygun fatura kesmemesi halinde yaptırımlarının çok ağır olacağının şüphesiz olacağını, davacı şirketin, dava dilekçesinde; alacağın konusu olarak -----plakalı aracın ve ayrıca C/H ekstresinde belirtilen araç bedellerinden ödenmeyen bakiyenin tahsiline dayalı icra takibinin iptali davası olduğunu belirtmiş ancak bedeli ödenmediğini iddia ettiği diğer araçlara ilişkin hiçbir belge sunmamış olduğunu, dava dilekçesi ekinde yalnızca ----- plakalı araca ilişkin fatura ve araç satış sözleşmesinin bulunduğunu, salt davacının sunmuş olduğu Muavin Defterde yer alan açıklamalar doğrultusunda müvekkilinin satın almış olduğu araçlara ilişkin araç bedellerini ödemediğini söylemenin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, zira davacı şirketin de kabulünde olduğu üzere; müvekkilinin davacı şirkete nakit para da vermiş ve davacıya duyulan güvenle elden verilen paraların, davacı şirketin cari hesabına hiçbir şekilde işlenmemiş olduğunu, ayrıca davacı şirketin, dava dilekçesinde bedelleri ödenmediğini iddia ettiği diğer araçların tamamının noter araç satış belgesi bulunduğunu da ikrar ettiğini, bu doğrultuda işbu araçların araç satış sözleşmelerinde de araçlarının bedellerinin ödendiği ve bu durumun satıcının yani davacı şirketin kabulünde olduğu açık olup, müvekkilinin davacı şirketten satın almış olduğu araçların bedellerinin tamamını ödediğini ve davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, mahkemenin de malumu olduğu üzere Noter' de araç satışı yapılırken, öncelikle satıcıya araç bedelinin ödenip ödenmediği sorulup, sonrasında aracın devrinin gerçekleştirildiğini, zira somut olayda da uygulamanın bu şekilde olduğunun Araç Satış Sözleşmesi ile sabit olduğunu, yukarıda da ayrıntılı olarak belirtmiş oldukları üzere; müvekkilinin davacı şirketten bu zamana kadar 10 adet araç satın almış ayrıca davacı şirketi tavsiye ederek yakın akrabaları ve dostlarına da davacı şirketten araba aldırmış olduğunu, bunun yanında müvekkilinin, araba alım satım işi ile uğraşan davacıya 10 adet araç satmış ve hatta bazı araçları takas etmek sureti ile satın almış olduğunu, ancak işbu alım satımlar sırasında davacının müvekkilinin kendisine borcu olduğunu söylememiş, hiçbir sıkıntı çıkarmadan müvekkiline araç satışı yapmaya devam etmiş ve müvekkilinden de araç satın almış olduğunu, satıcının, kendisine borcu olan bir alıcıya borcuna rağmen araç satmaya devam etmesi ve aynı zamanda da araç satın almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca, müvekkili ile davacı arasında gerçekleşen araç alım satımlarının dışında davacı şirketin sahibi ----müvekkilinden ---- İli, ---- İlçesi, ---- parsel sayılı taşınmazın bir kısmını satın almak istemiş müvekkilinin de söz konusu arazinin geçmişte 2B arazisi olarak tescil edildiği, ancak bu aşamada orman arazisi niteliğinde olduğu, arazinin yeniden 2B arazisi olarak tescil edilmesi için gerekli başvuruların yapıldığı ancak bu başvuruların sonuçlanması halinde söz konusu taşınmazdan bir kısım devir yapabileceğini belirtmiş olup, bu durumu kabul eden -----Müvekkiline 200.000,00-TL para transferi yapmış olduğunu, söz konusu transferden yaklaşık 1 ay sonra ----- paraya sıkıştığını ve sözleşmeyi feshetmek, parasını iade almak ve müvekkilinden bir miktar da borç para almak istediğini beyan etmiş olup, müvekkilinin de----- bu talebini kabul ederek -----hesabına bugüne kadar (iadesi talep edilen taşınmazın bedeli de dahil olmak üzere) toplamda 894.936,104-TL borç para göndermiş olduğunu, yani müvekkilinin davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığı gibi aksine müvekkilinin davacı şirketten ve davacı şirket yetkilisi ----- alacaklı olduğunu, Cari hesap ekstreleri incelendiğinde davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Muavin Defterde yer alan kayıtların davacı şirket tarafından kötü niyetli olarak eksik tutulduğunun da açıkça görüleceğini, davacı şirket yetkilisi tarafından müvekkili aleyhine kötü niyetli olarak -----. İcra Md.” nün----. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ve -- AHM' nin ---- sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz başvurusunda bulunulmuş, bunun neticesinde de ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkilin ailesine ait olan adresin haciz mahalli olarak gösterilmiş ve hacze gelinerek müvekkilinin ailesine karşı psikolojik baskıda bulunulmuş olduğunu savunarak, öncelikle usuli itirazlarının kabulüne, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının aksine taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamakla müvekkilinin ikametgâh adresi ---- olup, bu doğrultuda somut olaydaki uyuşmazlık bakımından görevli ve yetkili mahkemenin ---- Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davacı yan dava dilekçesinin (2) numaralı bendinde, "Davalı borçlu ve diğer aile bireyleri olan ... ve ... ile birlikte yine bu şahıslara ait olan ----- Şirketi'ne bir çok kez araç satışı gerçekleştirmiştir." ifadesine yer vermiş ancak 14.01.2020 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, ... ile davacı arasındaki uyuşmazlığın tek bir araç satışından kaynaklandığını ve bu hususun mahkemece tüketici işlemi olarak yorumlandığını belirtmiş olduğunu, yani davacı dava dilekçesinde müvekkilinin ablası ... ile de aralarında ticari ilişki olduğunu iddia etmiş, cevaba cevap dilekçesinde ise tek bir araç satışı olduğunu ve bu nedenle tüketici işlemi sayıldığını belirtmiş olduğunu, Davacının iddialarının tamamının kurmaca olmasından dolayı davacının dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi kendi içerisinde çelişmekte olup, bu sebeple de davacının haksız ve mesnetsiz iddialarının Mahkemece reddinin gerekmekte olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa hiçbir borcu bulunmamakta olup, aksine müvekkilinin davacı şirketten alacağı bulunmakta olduğunu, Müvekkilinin, davacı şirketten bu zamana kadar yaklaşık 10 adet araba satın almış olup, işbu satın almış olduğu araçların bedellerinin bir kısmını davacı şirketin ve davacı şirket yetkilisi ----- banka hesabına göndermiş, bir kısmını da davacı şirkete ve şirket sahibi----- duyduğu güvenle nakit olarak vermiştir. Bunun yanı sıra müvekkilinin ----- yaklaşık 900.000,00 TL kadar da borç para vermiş olduğunu, yani müvekkilinin araçların bedellerinin tamamını ödemiş sonrasında da tarafların, noter huzurunda devri gerçekleştirmiş olduklarını, müvekkilinin araçların bedellerinin tamamını ödemiş olduğunun noter huzurunda yapılan araç satış sözleşmeleri ile de sabit olduğunu, üstelik müvekkili tarafından araç bedellerinin bir kısmının banka havalesi ile bir kısmının da nakit olarak ödenmiş olduğu Noter huzurunda davacı tarafından da kabul edilmiş ve sonrasında araç satış sözleşmeleri düzenlenerek araçların devrinin gerçekleştirilmiş olduklarını, her ne kadar davacının cevaba cevap dilekçesinde müvekkili tarafından bu hususta sunulan hiçbir somut delil olmadığı iddia edilmiş de olsa, yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere davacı yan, noter huzurunda ödemenin bir kısmını nakit, bir kısmını da banka havalesi olarak aldığını beyan etmiş ve bu hususun araç satış sözleşmelerine de yazılmış olduğunu, Yani müvekkili tarafından nakit olarak verilen paraya ilişkin araç satış sözleşmelerinin delil mahiyetinde olduklarını, ayrıca cevap dilekçesi ekinde müvekkilinin hesap ekstresi sunulmuş olup, işbu hesap ekstresi uyarınca da müvekkilinin davacı şirkete ve davacı şirket yetkilisinin hesaplarına para göndermiş olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin, davacı şirketten satın almış olduğu araçların bedellerinin tamamını ödemiş olup, davacı şirkete hiçbir borcu bulunmakta olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete duyduğu güvenle nakit olarak vermiş olduğu paralar, hiçbir şekilde davacı şirketin ticari kayıtlarına geçmemiş olup, huzurdaki uyuşmazlık bakımından gerçek durumu kesinlikle yansıtmayan davacı şirketin cari hesap ekstresinin hiçbir delil kabiliyeti bulunmamakta olduğunu, bu doğrultuda salt davacı şirketin cari hesap ekstresine bakılarak müvekkilinin borçlu olduğunu söylemek hakkaniyete ve hukuka aykırı olup, davacının cari hesap ekstresinin, tek başına huzurdaki uyuşmazlığı çözebilmeye yetebilecek nitelikte olmadığını, davacı yanın ne dava dilekçesinde ne de cevaba cevap dilekçesinde müvekkilinin nakit olarak vermiş olduğu paralardan hiçbir şekilde bahsetmemiş, bunun aksini iddia edecek hiçbir somut delil de sunmamış olup, bu doğrultuda müvekkilinin nakit olarak vermiş olduğu paralara ilişkin araç satış sözleşmelerinde yer alan ifadelerin esas alınması gerektiğinin açık olduğunu, müvekkilinin davacı şirketten bu zamana kadar 10 adet araç satın almış ayrıca davacı şirketi tavsiye ederek yakın akrabaları ve dostlarına da davacı şirketten araba aldırmış olduğunu, bunun yanında müvekkilinin, araba alım satım işi ile uğraşan davacıya 10 adet araç satmış ve hatta bazı araçları takas etmek sureti ile satın almış olduğunu, ancak işbu alım satımlar sırasında davacı müvekkilinin kendisine borcu olduğunu söylememiş, hiçbir sıkıntı çıkarmadan müvekkiline araç satışı yapmaya devam etmiş ve müvekkilinden de araç satın almış olduğunu, satıcının, kendisine borcu olan bir alıcıya borcuna rağmen araç satmaya devam etmesi ve aynı zamanda da araç satın alması hayatın olağan akışına aykırı olup, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğundan hiçbir şekilde kabulünün mümkün olmadığını, somut olayda iyi niyetli olan müvekkilinin kendisi olduğu, Müvekkilinin satın almış olduğu araçların bedellerini eksiksiz olarak ödemiş bununla birlikte de davacı şirket yetkilisi ---- ile aralarındaki dostluğa duyduğu güvenle ve tüm iyi niyetiyle zor durumda olduğunu söyleyen davacı şirket yetkilisine borç para göndermiş olduğunu, davacı şirket ve yetkilisi -----, borçlu olduğunu çok iyi bilmesine rağmen tüm iyi niyeti ile kendisine destek olan, duyduğu güven ile borç dahi veren müvekkilinden ve ailesinden maddi çıkarlar sağlamak ve müvekkilini zarara uğratmak amacıyla her türlü yola başvurmakta olduğunu, bu doğrultuda gerek davacı şirketin gerekse de şirket yetkilisinin köyü niyetle hareket ettikleri ve huzurdaki davanın usul ve yasaya aykırı olarak ikame edildiği sabit olup, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmamakta olup, bu hususun yargılama sırasında da ispat bulacağını beyanla, öncelikle Usuli İtirazlarının Kabulüne, Haksız ve Mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün -----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ----- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buluduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
22.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Her ne kadar Ticari Faaliyette bulunmadığını ve Vergi Mükellefiyeti bulunmadığını İddia eden Davalı ... ile davacı şirket arasında ticari anlamda çok sayıda Araç Alım/Satım İşleminin gerçekleşmiş olduğu, davalı ...” ün Banka Hesap Hareketlerinden anlaşılacağı üzere, Davacı Şirkete gönderilen bedellerin büyük kısmının Davacı Şirket kayıtlarında yer almadıkları, dolayısıyla taraflar arasında Ticari Defter Kayıtlarına yansıtılmayan çok sayıda işlem bulunduğu, davacının Ticari Defter Kayıtlarına göre mevcut 491.597,00 TL asıl alacak bakiyesini oluşturan Ticari Defter kayıtlarına ilişkin tüm Satış Faturaları, Alımlara ilişkin Noter Satış Senetleri ile davacının Ticari Defterlerinde davalı adına borç kaydedilen ancak Davalının ----- Kayıtlarında yer almayan, havale kayıtlarına ilişkin dayanak Dekont ve/veya Banka Ekstrelerinin dosyaya sunulması halinde, davacının Ticari Defterlerinde mevcut olduğu tespit olunan alacak iddialarının değerlendirilebileceği ve alacağın varlığı ve varsa miktarı hususlarında hüküm kurmaya ve denetime elverişli ek rapor hazırlanabileceği " şeklinde rapor sunulmuştur.31.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Davacı şirketin dayanak belgeleriyle ve incelenen banka hesap ekstreleriyle uyum içinde olduğu tespit olunan Ticari Defter kayıtları itibarıyla, davalı yandan talebi gibi 491.597,00 TL asıl alacağı bulunduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
22.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mali inceleme neticesinde; Davacının sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerde davalı ...'ün cari hesap hareketlerini - Satıcılar hesabının ----- numaralı cari kartında takip ettiği, 11.09.2019 icra takip tarihinde davalı ...'e 89.957TL. borçlu olduğu, 31.12.2019 tarihinde ise bu bakiyeyi ters kayıt atarak kapattığı ve yıl sonu itibari ile borç alacak bakiyesinin olmadığı; sonuç olarak davacı şirketin ticari defter kayıtlarında yıl sonunda hesapta kalan bakiyeyi ters işlem yapmak sureti ile sıfırladığı ve davalıdan alacaklı olmadığı, ----- plakalı aracın satış bedelinin davalı alıcı tarafından davacı satıcıya ödendiği, taraflar arasında başka araçların satımının yapıldığının anlaşıldığı, borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde; Davacı tarafından davalı aleyhine 16.09.2019 tarihinde ---- İcra Müdürlüğü'nün ------. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı; asıl alacak olarak 491.597TL.nin, ticari recskont avans faizi olarak da 24.162,33TL.nin (toplamda 515.759,331TL.) ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi”nin “491.5977L.dik 11.06.2019 tarihli cari hesap alacağı” olarak gösterildiği, 25.10.2022 tarihli celsede dinlenen tanıklara ait beyanlar ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde her ne kadar davacı, 14.01.2020 tarihli dilekçesinde de açıkça “dava konusu alacağın sadece 03.01.2019 tarihli araç satış sözleşmesine ilişkin değil, taraflar arasındaki toplam cari hesap borcuna ilişkin olduğunu” belirtmiş olsa da dosyada sadece ----- plakalı aracın satımına ilişkin noterde düzenlenen sözleşmenin bulunduğu, dolayısıyla borçlar mevzuatı açısından sadece bu araç bakımından değerlendirme yapmanın mümkün olabildiği, dava dilekçesinin ekinde ---- Noterliği'nde 03.01.2019 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi”nde “satıcı”nın davacı şirket, “alıci”'nın ise davalı olarak gösterildiği, satış konusu aracın -----plakalı olduğunun ve satış bedelinin KDV dahil 82.000TL. olduğunun belirtildiği, sözleşmede “Alıcı, bu aracı ....bedelini banka havalesi “nakit ödeyerek teslim aldığını ...kabul eder.” şeklinde irade beyanının bulunduğu, Dava dilekçesinin ekinde sunulan ----- seri numaralı, 03.01.2019 keşide tarihli, davacı şirket tarafından davalıya yönelik olarak düzenlenen faturanın “açıklama” kısmında “Plaka: ----- İşbu fatura -----. Noterliği'nin 03.01.2019 tarihi ile------ yevmiye nolu araç satış sözleşmesine istinaden kesilmiştir.” ifadesinin yer aldığı, tutarın KDV dahil 82.000TL. olarak belirtildiği, ----- plakalı araca ilişkin olarak -----Noterliği'nde 03.01.2019 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesi”nde “Alıcı, bu aracı ....bedelini banka havalesitnakit ödeyerek teslim aldığını ...kabul eder.” şeklinde irade beyanının bulunduğu görüldüğünden alıcı davalının bu beyanının aynı zamanda satıcı davacı tarafından da “kabul” edildiği ve böylece satış bedelinin davacı satıcıya ödendiğinin taraflarca açık bir şekilde beyan edildiği; “Resmi belgelerle ispat” kenar başlıklı TMK m. 7 hükmünün “Resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir.” şeklinde olduğu ve böylece hükümde, resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olgulara dayanarak hak iddia eden kişilerin bu iddialarını ispat etmiş oldukları kabul edildiği; resmi sicil ve senetlerin doğruyu yansıttığı konusunda bir karine kabul edilerek bu karinenin aksinin het türlü delille kanıtlanmasına olanak sağlandığı; ancak buna karşılık HMK m. 204(1) hükmünün ise "İlamlar ile düzenleme şeklindeki noter senetleri, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılırlar.” şeklinde olduğu ve noterler tarafından düzenlenen senetler, sahtelikleri ispat olunmadıkça, kesin delil sayılarak resmi sicil ve senetlerin içeriğinin doğru olmadığının ispatı hususunda TMK m. 7/11 hükmü ile getirilmiş delil serbestisinin daraltıldığı, dolayısıyla ----- plakalı araca ilişkin olarak ---- Noterliği'nde 03.01.2019 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı “Araç Satış Sözleşmesinde “Alıcı, bu aracı 2. bedelini banka havalesi nakit ödeyerek teslim aldığını ...kabul eder.” şeklinde irade beyanının yer alması sebebiyle TMK m. 7 ve HMK m. 204(1), m. 200 hükmü gereğince resmi senet olarak noterde düzenlenen Satış sözleşmesinin belgelediği olguların doğruluğuna kanıt oluşturduğu ve bu araca yönelik satış bedelinin davacı satıcıya ödendiği kanaatine varıldığı" şeklinde rapor sunulmuştur.27.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Dosya kapsamında yer alan 22.05.2023 tarihli SMMM ----- tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davacı şirketin defter kayıtları usul ve hesap yönünden denetime uygun şekilde incelendiğinden tekrara girmemek tekrar incelenmediği, mahkemenin vermiş olduğu görev kapsamında dosya kapsamında mevcut iki rapor arasındaki çelişkinin belirlenmesi bakımından yapılan başlıca tespitler yukarıya çıkartıldıktan sonra; 22.05.2023 tarihli ---- raporunun fiziki defter incelemesine dayandığı, bu kapsamda 31.12.2018 tarihi ve 31.12.2019 tarihi itibarıyla davacı kayıtlarında davalı bakiyesinin bulunmadığı, yani 0,00 (sıfır) olduğunun tespit edildiği, denetime uygun olması bakımından hem virman kaydı hem de kapanış bilançosu kaydının raporda yer aldığı anlaşıldığından mali tespitler ve değerlendirmeler bakımından tarafımdan da ----- raporuna itibar edildiği, diğer taraftan taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının araç satış bedellerinden bakiye kalan tutarları talep etmesine karşın, 22.05.2023 tarihli raporda Nitelikli Hesaplama uzmanı -----tarafından mütalaa edildiği şekilde, her bir aracın satışında düzenlenen Araç Satış Sözleşmelerinde “Alıcı, bu aracı ..bedelini banka havalesitnakit ödeyerek teslim aldığını ...kabul eder.” İbareleri yer alırken, taraflar arasında aynı delil kuvvetinde aksini ispatlayan bir delilin davacı tarafından sunulmadığı, davacının noter araç Satış sözleşmesindeki kayıtların aksini aynı kuvvet ve mahiyette yazılı belge ile ispatlaması gerektiği, resmi şekilde yapılması zorunlu olan sözleşmelerdeki değişikliklerin de aynı şekle tabi olduğundan, bir an için davacının kendi kayıtlarında davalıdan tahsil etmediği araç bedeli bulunduğu gözükse bile Noterdeki sözleşmenin davacıyı bağladığından alacağını talep edemeyeceği, mahkemenin bilirkişi görüşünün aksine davacı defter kayıtlarında gözüken alacağı talep edebileceği yönünde hüküm tesis etmek istemesi halinde ise, incelenen davacı kayıtlarında 11.09.2019 icra takip tarihi itibarıyla talep ettiği 491.597,00 TL değil, ticari defterlerinde 89.957 TL alacağının gözüktüğü, Faiz : Mahkemenin bilirkişi görüşü aksine kısman ya da tamamen davacı lehine hüküm tesis etmesi halinde; taraflar arasında vadenin belirlendiği yazılı sözleşmenin, yahut ticari ilişkide oluşmuş belli bir vadede ödemenin bulunduğuna dair teamülünün bulunmadığından borçlunun temerrüde düşürülmesi gerektiği, TBK.117.md.'de belirtilen şekilde temerrüdün oluştuğuna dair dosyada tebliğ şerhine havi herhangi bir delile rastlanılmadığından takip öncesinde muaccel olmayan alacağı için davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı, Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 sk m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde rapor sunulmuştur.
01.06.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "KÖK rapordaki diğer tüm değerlendirmelerin aynen geçerli olduğu mütalaa edilmiştir." Şeklinde rapor sunulmuştur.Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir.
20.12.2022 tarihli duruşmada tanık ... beyanında; "Abim kendi hususi kullanımı için araç alıp satmakta idi, ticaret yapmıyordu, ben davacı ile abim arasındaki araç alım satım ilişkisine çok vakıf değilim, sadece bir kez abim beni davacı şirket yetkilisi ---- ile tanıştırdığı esnada, ----- abim için benim en iyi müşterim şeklinde söylemde bulunduğuna şahit oldum, ben abimin davacı dışında başka yerlerden araç alıp sattığına ilişkin bilgi sahibi değilim," şeklinde beyanda bulunmuştur.
25.10.2022 tarihli duruşmada tanık ... beyanında, "Davalı benim kardeşim olur, kardeşimin davacı taraf ile herhangi bir ticari ilişkisi yoktur, davacı taraftan tüketici olarak araç alış satışı yapmıştır, aldığı araçları biz aile bireyleri kullandık, -----plakalı araç ismini ifade ettiği için kendi şahsına almıştır, kardeşim ile davacı şirket yetkilisi samimi arkadaş oldukları için kullandığımız araçları davacıdan almaktaydı, taraflar arasında ticari kazanç sağlamak için birlikte araç satışına dair bir anlaşma yoktu, ticari satış için araç almış olsaydı plakası kendi ismi adına olması için uğraşmazdı, söz konusu araçlar babamın mal varlığı ile alındı, babam münübüs işletmeciliği yapardı, babam kredi çekerdi, bu krediler sonucu araçlar ipotek edilirdi, babamın ticari münübüsleri krediler için ipotek edilirdi, kardeşimin ticari kazancı olsa babamı batırmazdı, alınan araçlar babamın mal varlığı ile alındı, kardeşimde bir tüketim hastalığı vardı, aldığı aracı yenilemek istediği zaman aracı davacıya ucuza bozdururdu, kardeşim çok kısa sürelerde sık lüks araç değiştirirdi, ticaret yapmak isteyen insan lüks araç almazdı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
25.10.2022 tarihli duruşmada tanık ... beyanında;"Davalı benim oğlum olur, benim oğlum gösteriş meraklısıdır, davacı şirketin sahibi ----- ile tanıştı, tanıştıktan sonra da davacıdan ilk lüks aracını aldı ve kullandı, zamanla ----- arkadaş oldu, ----- ona hediyeler alıp, eğlence yerlerine götürdü, oğlumun aklı çocuk seviyesinde kaldı, ----- bu hareketlerinden dolayı da onu çok sevdi. Bize ------ olan alışverişinden bahsetmedi, benim vekaletimle benim haberim olmadan yasinden araba alabilmek için krediler çekmiş aldığı arabaları oğlum kendisi kullandı, gösteriş meraklısı olduğu içinde plakaları ---- alırdı. Ticaret yapacak adam emniyet tarafından ücretli verilen ----- plakaları almazdı, oğlumun bir işi yoktur , benim 5 adet münübüs hattım vardır, benim malvarlığım ile araçları aldı. ----- samimi olduğu için etraftaki akrabalar içinde ----- arabalar almaktaydı, vekaletname ile amcasına da araç almıştı, vekalet ile arkadaşlarına da araç alırdı, buradaki amacı ----- para kazanması idi. Kendisinin maddi ve manevi bu işten bi kazancı yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı taraf cevap dilekçesinde ve yargılama aşamalarında davalının ablası olan ...' e karşı da----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin -----sayılı dosyası üzerinden aynı uyuşmazlık konusu hakkında dava ikame edildiğini ve işbu davada görevsizlik kararı verildiğini ve görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunun belirtildiğini iddia ederek eldeki davada görev itirazında bulunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir.
Aynı Yasanın 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”,Aynı Yasanın 11/1 ve 2. maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.",
Aynı Yasanın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise, "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."hükmünü amirdir.
Bununla birlikte, bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını göstermeyeceği, tacir olmayan ama tacir gibi sorumlu olan kişilere de tacir olmanın sonuçlarının uygulanacağı, davacı ile davalı arazında gerçekleşen araba satışları ve para transferleri dikkate alındığında davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisinin hacminin çok üzerinde olduğu, davalının tacir gibi sorumlu olan kişilerden sayılması gerektiği dikkate alınarak davalının görev itirazları yerinde görülmemiştir.
Taraf iddialarının değerlendirilmesi, taraflar arasındaki araç alım satımları ve para transferlerinin değerlendirilmesi ve var ise alacak miktarının tespiti için davacının ticari defter kayıtları ile tarafların dosyaya sunduğu deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce alınan 22/09/2021 tarihli bilirkişi raporunun ek raporu olan 31/01/2022 tarihli rapor ile davacının davalıdan 491.597,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de itirazlar doğrultusunda yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise davacının yıl sonu bakiyesini ters işlem yaparak sıfırladığı, davalıdan alacaklı olmadığı tespit edilmiştir. Hal böyle olunca iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi ve uyuşmazlık hakkında rapor tanzimi için 27/11/2023 tarihli kök ve 01/06/2024 tarihli ek bilirkişi raporu alınmıştır. Alınan son rapora göre de davacının kendi defterine göre alacaklı olmadığı, 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporu ile aynı doğrultuda olduğu dolayısıyla davacının davalıdan bir alacak bakiyesinin olmadığı anlaşılmıştır. Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Davacı taraf ticari defter kayıtlarına göre alacağını ispat edemediğinde ve dava dilekçesinde de yemin deliline dayandığından davacıya yemin delili de hatırlatılmıştır. Ancak davacı taraf yemin metni sunmamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediğine kanaat getirilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmaması sebebiyle reddine,
3-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.816,45-TL harcın mahsubu ile artan 5.201,05-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 77.739,55-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim