mahkeme 2024/562 E. 2025/700 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/562
2025/700
16 Eylül 2025
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/562
KARAR NO : 2025/700
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/08/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ticari davalarda dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk süreci taraflarınca sonlandırılmış olup, taraflar arasında anlaşma sağlanmadığına dair düzenlenen 15.05.2024 tarihli "Anlaşamama Son Tutanağı" işbu dilekçe ekinde yer almakta olduğunu, Davalı Şirket Tarafından Her Ne Kadar İcra Dosyasına Yönelik Yetki İtirazı Sunulmuş İse de, Taraflar Arasındaki Hizmet Sözleşmesinde Yetki Kaydı Düzenlenmiş Olup, Doğacak Uyuşmazlıklara Yönelik Olarak "----- veya ---- Mahkemeleri ve İcra Daireleri" Yetkili Kılınmış olduğunu, Bu sebeple karşı tarafın yapmış olduğu yetki itirazı yerinde olmadığını, ----. İcra Dairesi ----- Sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine fatura alacağına dayalı ilamsız icra takibi yapılmış olup, Taraflar arasındaki temel ilişkinin hizmet alacağından kaynaklı olduğunu, Müvekkili şirket' in fatura ve cari ekstre alacaklarına dayalı taleplerimize yönelik borçlu tarafından haksız olarak itiraz edilmiş; taraflar arasındaki cari ilişki neticesinde geçmişte davalı ödemeleri vaki bulmasına rağmen, bakiye ekstre alacağı ödenmemiş, Davalı tarafından yapılan kısmi ödemeler olmuşsa da 2023'ten bu yana işleyen fatura borçları ile birlikte taraflarına herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, Davalı tarafından yapılan itiraz, tamamen mesnetsiz ve kötü niyetli olup, alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu ileri sürerek, Fazlaya ilişkin dava, talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile; Davalı/borçlunun asıl alacak ve fer ' ilerine yönelik yapmış olduğu itirazın iptali, takibin devamı ile alacağın temerrüt tarihinden işleyecek reeskont avans faizi ile tahsiline, davalı/borçlunun, alacağın %20’ ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın diğer taleplerini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müvekkillerinin dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve miktarda borçları bulunmamakta olup, takip talebinde alacaklı olarak gözüken davacı tarafa hiçbir borcun mevcut olmadığını, Davacı tarafın iddiasının aksine alacağın %20’ si oranında icra inkar tazminatı şartları oluşmadığını, Dava konusu alacağın tayininin ise, taraf defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme ve alınacak uzman bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemenin takdirinde bulunmakta olup dava konusu alacağın bu itibarla likit ve belirlenebilir olmadığını, Taraflarınca işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulmuş, davacı tarafın talep ettiği faiz fahiş olup, Faiz başlangıç tarihinin neye göre saptandığı, hangi tarihler arası faiz işletildiği açıklanmamış olduğunu, Öte yandan müvekkili şirketin ve diğer müvekkillerin takibe konu edilen alacağa ilişkin cari ilişkiden, vs. dolayı herhangi bir borcu da mevcut olmayıp, Davacı tarafın alacağını ispat etmek zorunda olduğunu, Takip dayanağının tarafların cari kayıtlarına ve ticari defterlerine işlenip işlenmediği belirlenmeksizin karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olacağını, Davacı taraf, faturalar sebebiyle müvekkil şirketten alacağı olduğunu iddia etmesine karşın fatura, alacağın varlığını ispat etmek için tek başına delil niteliğini taşımamakta, Ayrıca cari hesaba ilişkin alacağın olduğu iddia edilmesine karşın taraflar arasında kurulmuş Cari Hesap Sözleşmesi bulunmamakta olduğunu, Ayrıca tüm bunlara ek olarak, davacı şirket tarafından icra takibine konu edildiği belirtilen belgeler üzerinde müvekkili şirket yetkilisine ait geçerli bir imza bulunmamakta olduğundan, imzaya da itiraz etmiş olduğumuz hususunu Sayın Mahkemeye bildirmekte olduklarını ileri sürerek, Genel Mahkemeler nezdinde Menfi Tespit davası açma hakkımız saklı kalmak kaydı ile, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine, davacı şirket aleyhine % 20' den az olmamak kaydı ile, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları saptanarak tahkikat aşamasına geçilmiş, deliller toplanmış, konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacı takip alacaklısı Şirket, davalı takip borçlusu şirket aleyhine 16/04/2024 Tarihinde ----.İcra Md.’ nün ------ Sayılı dosyası ile dayanağı “Faturalara Dayalı C/H” Alacağı olan 395.888,52 TL Asıl ve 13.137,53 TL olmak üzere TOPLAM 409.026,05 TL alacağın, Takip Tarihinden itibaren Yıllık Reeskont Avans Faizi ile birlikte tahsili için İlamsız Takip Yoluyla icra takibine başvurmuş olduğu görülmüştür.
6100 SAYILI HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU/TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI - Madde 222 -(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
TÜRK TİCARET KANUNU Madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2): "Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür."
Madde 83- (1): "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir."Ticari defterler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Tİcari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu Madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veye diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın tacir sıfatını taşıdıkları, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf da tacir olduğundan ticari defter içerikleri delil vasfı taşımaktadır.Bilirkişi rapor içeriğine göre;
"Bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme ile dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, Davacı Şirketin Usul ve Yasaya Uygun tutulmuş olduğu tespit olunan E-Ticari Defterlerindeki Kayıtları ve Müstenidatları üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde, yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, 6100 sayılı HMK’ nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, İcra Tazminatı Talepleri ve Taleple Bağlılığın takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davacı Şirketin 395.888,52 TL ASIL ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında; Yukarıda yer verdiğimiz tespit ve değerlendirmelerimiz muvacehesinde, Ticari Defter ve Kayıtlarını Bilirkişi İncelemesine ibraz etmeyen Davalı Şirket karşısında, Davacı Şirketin Davalı Şirketten, Elektronik Ortamda düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş Hizmet Satış E-Faturalarına dayalı Açık C/H’ tan kaynaklanan ve talebi gibi 395.888,52 TL ASIL Alacak Bakiyesinin bulunduğu" yönünde beyanda bulunulmuştur.
Mahkememizce dosyada bulunan bilgi ve belgeler, dosyada alınan rapor, ticari defter kayıtları sonucunda; davanın itirazın iptaline ilişkin olduğu, icra takibinin faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılmış olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmiş olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin usulünce tutulmuş olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin sunulmamış olduğu, bu sebeple 6100 sayılı HMK’nun 222/3. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerin kendisi lehine delil niteliğinde olduğu ve tüm dosya içeriği bir bütün halinde değerlendirilmiş olup; usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının davalıdan 395.888,52 -TL fatura alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE
2-Davalının -----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, 395.888,52 TL asıl alacak 13.137,53 TL işlemiş faiz olmak üzere takibin toplam 409.026,05 TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına,
3-Hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli Karar ve ilâm harcı olan 27.043,14 TL harçtan peşin alınan 4.715,66 TL harcın mahsubu ile 22.327,48 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 4.715,66 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 488,40 TL ilk dava masrafı, tebligat-müzekkere gideri, bilirkişi ücreti gideri olarak yapılan 4.715,00 TL olmak üzere toplam 5.203,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 63.342,16 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair, davacı vekili yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi..
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.