mahkeme 2023/739 E. 2025/690 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/739

Karar No

2025/690

Karar Tarihi

12 Eylül 2025

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/739
KARAR NO : 2025/690

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/10/2023
KARAR TARİHİ : 12/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkil şirket arasında ticari ilişki mevcut olup; taraflar arasında
Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirket
elektrik kullandığını, davalı şahıs ise Davalı şirketin yetkilisi olup, sözleşmede ticari kefaleti olduğunu, davalı şirket elektrik tüketimi yapmış olmasına rağmen takibe konu faturaları ödemediğini, davalı şirket imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödememesi
basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, kaldı ki, davalı şirket tahakkuk ettirilen
faturaya 8 günlük sürede itiraz da etmediğini, davalılara 04.04.2023 tarihinde huzurdaki davaya konu takip yapılmış olup, davalılarca
takipten sonra aşağıdaki ödemeler yapıldığını, 10.04.2023 tarihinde: 209.249,20-TL
İİ- 10.04.2023 tarihinde: 23.915,56-TL
olmak üzere toplamda: 233.164,76-TL ödeme yapılmıştır. TBK 100 madde gereği
yapılan ödeme alacağın önce ferilerinden düşüldüğünden: dava tarihi itibariyle 84.845,39-TL müvekkil şirket asıl alacak tutarında alacaklı durumda olduğunu, davalı şirketin borca itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve borca
haksız olarak itiraz etmiş olması ve müvekkil şirketin alacağının likit olması nedeniyle;
borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere icra-inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar
verilmesini arz ve talep etme zarureti hasıl olduğunu, yukarıda arz ettiği ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; davalıların yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların, % 20’den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine,
karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Huzurdaki dava, elektrik kullanımından kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.T.C. Merkezi Takip Sistemi ------- esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
Mahkememizce işbu dosyada, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ve Elektrik Mühendisi bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; 04/04/2023 Tarihinde açılan Merkezi Takip Sistemi ------ Esas sayılı dosyasına bakıldığında davacının alacaklı, davalıların borçlu olduğu, ---- NOLU ELEKTRİK FATURA------- NOLU ELEKTRİK FATURA ALACAĞI 23.915,56 FAİZ 8.157,07 TOPLAM 241.321,83 Toplam alacağın asıl alacağa işleyecek %60 sözleşme faizi, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin talep edildiği, Ödeme emirlerinin 10.04.2023 ve 11.04.2023 tarihlerinde borçlulara tebliğ edildiği, borçlulardan------- itiraz alındı belgesine göre 13.04.2023 tarihinde takibe itiraz ettiği görülmektedir. Diğer borçlunun itirazına ise dosya içerisinde rastlanılmamıştır. 5) İNCELEME TARTIŞMA VE DEĞERLENDİRME Abonelik sözleşmesi, satıcının ya da sağlayıcının, bir mal veya hizmeti sürekli ya da düzenli aralıklarla aboneye sunduğu, abonenin de belirli veya belirlenebilir bir ücreti peşin olarak veya dönemler halinde ödemeyi taahhüt ettiği sözleşmeler olarak kabul edilmektedir. Bu tanımdan hareketle abonelik sözleşmesinde satıcı veya sağlayıcının edim borcunu sözleşme konusu malı teslim etmek veya hizmeti sunmak gibi yapma borçları oluştururken, abonenin edim borcunu, almış olduğu mal veya hizmet karşılığında ödediği bedelden mütevellit para borcu oluşturmaktadır. Telefon, elektrik, su, doğal gaz vb. mal veya hizmetleri sunulmasını içeren sözleşmeler de abonelik sözleşmesi kapsamında kabul edilmekte, bu bakımdan dava konusu özelinde elektronik haberleşme kapmasındaki telefon hizmetinden yararlanan gerçek ve tüzel kişiler abone olarak kabul edilmektedir. Abonelik sözleşmeleri sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler olduğundan belirli veya belirsiz süreli olarak akdedilebilirler. Belirli süreli abonelik sözleşmelerinde süre sona erince, sözleşme ilişkisi de sona erdiğinden, abonenin açıkça belirttiği bir isteği veya onayı olmadan mal veya hizmet sunulmaya devam edilse dahi, sağlayıcının ücret talep edemeyeceği kabul edilmektedir. Taahhütlü abonelik sözleşmeleri de belirli süreli abonelik sözleşmesi mahiyetinde olmakla birlikte, belirli süreli abonelik sözleşmelerinden farklı olarak, abone belirli süre abone kalması karşılığında bir fayda sağlaması da gerekmektedir. Zira taahhütlü abonelik sözleşmelerinde, abone belirli bir süre abone kalmayı taahhüt ederken sağlayıcının buna karşılık olarak bedelde indirim yapması ya da bir malın mülkiyetini veya kullanım hakkını devretmesi gerekir. Bu bakımdan abone taahhüt vermesine rağmen, kendisine gerçekte bir fayda sağlanmaması ya da sağlayıcının taahhüt ettiği mal veya hizmetin bedelinin taahhüt yapılmayan abonelik sözleşmelerindeki bedelden daha fazla olduğu durumlarda, taahhüdün geçerli olmayacağı kabul edilmektedir. Taahhütlü abonelik sözleşmeleri belirli süreli sözleşme olmalarına rağmen, yönetmelikteki açık düzenlemeye binaen, abone açısından olağan yolla feshi mümkün olan sözleşmeler olup; sağlayıcının böyle bir durumda talep edebileceği bedel de sınırlandırılmıştır. Yapılan sınırlandırmaya göre, bedel sağlanan indirim, cihaz ve tahsil edilmemiş faydaların toplamıyla, tüketiciden taahhüt kapsamında tahsil edilebileceği belirlenen bedellerin toplamından hangisi düşükse o tutarın esas alınacağı kabul edilmiştir. Fakat bu hükümler yönetmeliğin 2. Maddesine binaen sadece tüketici olan aboneleri kapsama almaktadır. Abonenin ticarî veya meslekî bir amaçla sözleşmeye taraf olması durumunda ise, akdedilen sözleşme yine taahhütlü abonelik sözleşmesi olarak değerlendirilmekteyse de, abonenin tüketici sıfatına sahip olmaması hâlinde Tüketicinin Korunmasına ilişkin hükümlerden yararlanamayacağı, Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulacağı kabul edilmektedir. Bu noktada dava konusu olay bakımından TBK’ daki genel hükümlere göre, kefaletten sorumluluk şartları da önem arz etmektedir. Borçlar Kanunumuzun 2012 yılında değişmesinden sonra kefalet akdi ile ilgili yeni düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre kefalet akdi yazılı olarak yapılmalı, limitleri, kefalet tarihi, kefaletin türü belli olmalı ve bu hususlar sözleşmeye kefil tarafından yazılmalıdır. Kefalet sözleşmesinde metnin bir kısmının el yazısıyla yazılması ve metnin belirli unsurları içermesi gerektiğinden aranan yazılı şekil, nitelikli yazılı şekil olup; kanunda belirtilen bu şekil koşullarına uyulmaması halinde, genel kredi sözleşmelerindeki kefalet hükümleri de geçersiz kabul edilmektedir.10 Mevzuatımıza göre süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği kabul edilmekle birlikte, gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi ya da reddedilmeyerek, ticari defterlere işlenilmesi de sözleşmenin kurulduğuna ve malın teslim edildiğine karine sayılmış ve aksi iddianın ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Tarafların ticari defterlerine bu şekilde bir kayıt yapılmaması durumunda dahi, irsaliye veya irsaliyeli faturada, satım sözleşmesindeki alıcının veya alıcının çalışanının imzası bulunması durumunda da sözleşmenin kurulduğu ve sözleşme konusu mal veya işin teslim edildiğine karine teşkil ettiği kabul edilmiştir. Fakat alıcının kendisinin teslim almadığı irsaliyelerde, alıcı adına teslim alan 3. Kişi ile de bir bağlantısı olmadığını beyan etmesi durumunda, malın teslim edildiğini, işin yapıldığını veya irsaliyede imzası bulunan 3. kişi ile fatura alıcısı arasında bağlantı olduğunun ortaya konması gerekmektedir. Faturaya itiraz edilmesi, faturanın irsaliyeli fatura olmaması ya da tarafların ticaret defterlerindeki kayıtların birbiriyle uyumlu olmaması durumunda, teslimin irsaliye veya benzeri belgelerle, ortaya konması gerekmektedir. Bu bakımdan faturanın tebliğ edildiğine dair kayıtların ulaşılamaması halinde, bildirim alış formu ile faturaların vergi dairesine borçlu tarafından bildirilmesi durumunda fatura konusu mal veya hizmetin alacaklı tarafından borçluya teslim edildiği kabul edilmektedir. Ayrıca bir tarafın ticari defterlerini usulüne uygun olarak tuttuğu halde, verilen kesin süreye rağmen, karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde, usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerin, sözleşmenin kurulduğuna dair, sahibi lehine delil olacağı kabul edilmektedir. Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 50. Maddesi uyarınca da, elektrik faturaları posta ile tebliğ edilebileceği gibi abonenin kullanım yerine bırakılmasının da tebliğ yerine geçeceği kabul edilmektedir. Yine mevzuatımıza göre faturaların davalıya tebliğ edildiği veya borçluya ihtarname çekildiğine dair bir evrak tespit edilememesi halinde de, Ticaret Kanunumuzun 1530. Maddesinin 2. Fıkrasına göre, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, edimini ifa etmesine rağmen, borçlu süresi içinde ödemede bulunmazsa, sözleşmede öngörülen tarihte temerrüde düştüğü, kabul edilmektedir. Tip sözleşme şeklindeki genel abonelik sözleşmelerine göre, faturanın tanzim tarihinden itibaren belli bir süre içerisinde ödeneceği, verilen bu süre içerisinde ödemede bulunulmazsa, taraflar arasında aksi kararlaştırılmadıkça mevzuatımızda ödenmeyen fatura tutarına son ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanununa göre gecikme faizi işletileceği kararlaştırılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında dava konusu olaya bakıldığında, davacı ile Daval------- arasında 05.04.2021 tarihinde Elektrik Abonelik sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı --------- 80.000,00 TL limitle sınırlı olarak sözleşmeye müteselsil kefil olduğu, kanunda aranan şekil şartlarına binaen, kefalet tarih, tür ve limitinin el yazısı ile yazıldığı, Sözleşmenin 8. Maddesinde faturaların süresi içinde ödenmemesi halinde 6183 Sayılı Kanundaki Gecikme zammı oranlarının uygulanacağı, Dosyaya sunulan 209.249,20 TL ve 23.915,55 TL’ lik iki faturaya bakıldığında, fatura bedellerinin 222.483,23 TL asıl alacak ve 10.681,52 TL’ lik faizen oluştuğu, Mevzuatımıza göre faize faiz yürütülemeyeceğinden, bu durumda davacının davalı asıl borçludan 223.483,23 TL asıl alacaklı olduğu, diğer davalı ------- ise kefalet limiti ile sınırlı olarak 80.000,00 TL asıl alacaklı olduğu, Bu durumda davacının asıl borçludan, takip tarihi itibarıyla, 222.483,23 TL asıl alacak, 14.571,93 TL faiz olmak üzere, toplam 237.055,16 TL alacaklı olduğu, Fakat davacı daha az faiz talebinde bulunduğundan taleple bağlı olarak, 222.483,23 TL asıl alacak, 8.157,07 TL faiz olmak üzere toplam 230.640,30 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, Davalı kefilden ise, kefalet limiti de nazara alınarak, takip tarihi itibarıyla 80.000,00 TL asıl alacak, 1.446,58 TL faiz olmak üzere, toplam 81.446,58 TL alacaklı olduğu, Dava tarihinden önce 10.04.2023 tarihinde toplam 233.164,76 TL ödemede bulunulduğu, ödemelerin kefil tarafından yapıldığına dair de bir veri olmadığı, bu durumda davacının davalılardan dava tarihi itibarıyla, 44.498,09 TL Asıl Alacak, 7.461,05 TL faiz olmak üzere, toplam 51.959,14 TL alacaklı olduğu, hesaplanmaktadır. SONUÇ Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, davacının davalılardan dava tarihi itibarıyla, 44.498,09 TL Asıl Alacak, 7.461,05 TL faiz olmak üzere, toplam 51.959,14 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir.

Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup;

Huzurdaki dava, elektrik kullanımından kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacı ile Davalı ------- arasında 05.04.2021 tarihinde Elektrik Abonelik sözleşmesi imzalandığı, diğer davalı ------ 80.000,00 TL limitle sınırlı olarak sözleşmeye müteselsil kefil olduğu, kanunda aranan şekil şartlarına binaen, kefalet tarih, tür ve limitinin el yazısı ile yazıldığı, Sözleşmenin 8. Maddesinde faturaların süresi içinde ödenmemesi halinde 6183 Sayılı Kanundaki Gecikme zammı oranlarının uygulanacağı, Dosyaya sunulan 209.249,20 TL ve 23.915,55 TL’ lik iki faturaya bakıldığında, fatura bedellerinin 222.483,23 TL asıl alacak ve 10.681,52 TL’ lik faizden oluştuğu, Mevzuatımıza göre faize faiz yürütülemeyeceğinden, bu durumda davacının davalı asıl borçludan 222.483,23 TL asıl alacaklı olduğu, diğer davalı ------- ise kefalet limiti ile sınırlı olarak 80.000,00 TL asıl alacaklı olduğu, Bu durumda davacının asıl borçludan, takip tarihi itibarıyla, 222.483,23 TL asıl alacak, 14.571,93 TL faiz olmak üzere, toplam 237.055,16 TL alacaklı olduğu, Fakat davacı daha az faiz talebinde bulunduğundan taleple bağlı olarak, 222.483,23 TL asıl alacak, 8.157,07 TL faiz olmak üzere toplam 230.640,30 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, Davalı kefilden ise, kefalet limiti de nazara alınarak, takip tarihi itibarıyla 80.000,00 TL asıl alacak, 1.446,58 TL faiz olmak üzere, toplam 81.446,58 TL alacaklı olduğu, Dava tarihinden önce 10.04.2023 tarihinde toplam 233.164,76 TL ödemede bulunulduğu, ödemelerin kefil tarafından yapıldığına dair de bir veri olmadığı, bu durumda davacının davalılardan dava tarihi itibarıyla, 44.498,09 TL Asıl Alacak, 7.461,05 TL faiz olmak üzere, toplam 51.959,14 TL alacaklı olduğu hesaplanmıştır. Açıklanan gerekçelerle usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı olduğu, işbu alacağın likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
2-T.C Merkezi Takip Sistemi ------- Esas sayılı icra dosyasına yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, duran takibin 44.498,09 TL asıl alacak ve 7.461,05 TL faiz olmak üzere toplam 51.959,14 TL üzerinden, 44.498,09 TL asıl alacağa dava tarihi olan 31/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek icra takibinde talep edilen faiz oranı ile birlikte TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Asıl alacak olan 44.498,09 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 1.636,31-TL'nin davalılardan, 1.483,69-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan 10.000,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 5.244,60 TL'sinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ------- tarafından yapılan 60,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 28,53 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı ----- ödenmesine, bakiye kısmın masraf yapan davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
8-Karar ve ilâm harcı olan 3.039,66-TL harçtan alınan 1.448,95 TL peşin harcın mahsubu ile 1.590,71 TL eksik harcın davalılardan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
9-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
10-Davacı tarafça yatırılan 1.448,95 TL peşin harcın davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
11-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/3. maddedeki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit şekilde verilmesine,Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim