Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1000

Karar No

2024/988

Karar Tarihi

11 Aralık 2024

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/1000
KARAR NO : 2024/988

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2022
KARAR TARİHİ : 11/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle;
Davacı vekili özetle davacı ile şüphelinin tasfiye memuru ve şirket ortağı tasfiye halinde----- arasında 25.05.2012 tarihli alım- satım protokolü ve Gayrimenkul Tellalığı Sözleşmesi imzalandığını, bu satışla ilgili olarak alıcının satıcıya 25.05.2012 tarihinde 15.000TL kaparo ödediğini, alıcı ve satıcı yasal neticelerden kendisi sorumlu olmak üzere kaparo bedelinin yediemin sıfatıyla ---- ofisinin uhdesinde kalmasına onay verildiğini, 25.05.2012 tarihli protokolün 2. maddesinde ödenen bedelin kaparo olarak ödendiğini, ancak davalı ----yeddiemin sıfatıyla teslim edilen kaporanın satış gerçekleşmemesine rağmen davacıya iade edilmediğini ve ---- uhdesinde kaldığını, davalının derdest dava sürerken ortağı olduğu şirket tasfiye memuru olarak tasfiye sürecine soktuğunu, TTK m.541/3 uyarınca şirket hakkında uyuşmazlık bulunan borcunu karşılayacak tutarda para notere depo etmediğini ve davacıyı zarara uğrattığını, davalının tasfiye memuru ve ---- Asliye Hukuk Mahkemesi‘nin ---- Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamayı Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gizlediğini, tasfiye edilen şirketin alacak ve borcunun “0” olarak göstererek Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne gerçeğe aykırı beyanda bulunarak tasfiyeyi sonlandırdığını, davalı şirket ortağının ve tasfiye memurunun hukuki sorumluluğuna gidilerek -- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin---. kesinleşmiş mahkeme ilamı doğrultusunda davacının ----. İcra Müdürlüğü’nün ----sayılı dosyası ile takibe giriştiğini beyan etmiş ve davalının (Tasfiye Halindeki -----tasfiye memuru ve şirket ortağı) davacının uğradığı maddi zarardan sorumlu olduğunun tespiti ile şimdilik 1.000TL.nin en yüksek ticari reeskont faizi/ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Davalı vekili özetle davacı ile ---- - arasında 25.05.2012 tarihli Gayrimenkul Tellallığı Sözleşmesi ve aynı tarihli tek taraflı Hizmet Bedeli Protokolü’nün akdedildiğini ve bu akitler uyarınca ----- Tapu Müdürlüğü’nün 143 Pafta, 98 Ada, 36 Parsel’de kayıtlı ---- komisyon ödemesi konusunda mutabakata varıldığını, ---- tellallık sözleşmesinin gereği olarak edimini yerine getirdiğini, ancak davacının sözleşme gereği ödemekle yükümlü olduğu komisyon bedelini ödemediğini, sözleşmeye uygun olarak ---’ün satıcı tarafla görüştüğünü, gayrimenkulün davacının tapuda adına tescil edileceği duruma getirdiğini, tam tescilin yapılacağı sırada davacının kredi başvurusunun onaylanmış olmasına rağmen tescil işlemini yapmadığını, hem satış bedelini hem de komisyon bedelini ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine ---- tarafından davacı aleyhine --- İcra Müdürlüğü’nün ---- dosyası ile takibin başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, bunun üzerine ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nde itirazın iptali davasının açıldığını, bu davanın reddedildiğini, bu sefer de ---- Tüketici Mahkemesi’nin--- dosyası ile davanın ikame edildiğini ve ----’ün hak kazandığı tellaliye ücretinin davacıdan talep edildiğini, TTK 553 maddesi gereğince tasfiye memurları kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde sorumluluklarının doğacağını, ---- Gayrimenkul’ün alacaklılara usulüne uygun ilanı gerçekleştirdiğini, dava konusunun bir cayma tazminatı ve/veya cezai şart olmadığını, cayma tazminatının taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinde belirtildiğini, kaparo ödemesinin taraflar arasındaki alım-satım sözleşmesine istinaden değil, tek taraflı hizmet protokolüne istinaden ödendiğini beyan etmiş ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava tasfiye memurunun sorumluluğuna dayalı tazminat davasıdır.Davacı ile dava dışı ---- şirketi arasında ---- numaralı bağımsız bölümün satışına aracılık açısından 25.05.2012 tarihinde, adi yazılı şekilde, “Tek Taraflı Hizmet Bedeli Protokolü” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmede davacının “alıcı” olarak anıldığı; sözleşmenin 2. maddesinde satış bedeline mahsuben 15.000TL.lik kaparonun (bağlanma parasının) alındığının beyan edildiği, davacı ile dava dışı ---- varisleri arasında 25.05.2012 tarihinde, adi yazılı şekilde, “Alım-Satım Protokolü ve Gayrimenkul Tellallığı Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu; sözleşmede davacının “alıcı” olarak anıldığı; Sözleşme ve protokoldeki irade beyanları incelendiğinde Yargıtay ---- HD---- kararında da belirtildiği üzere taşınmaz satışının devrine yönelik taahhüt altına girilmiş olmasına rağmen TBK m. 237/I (eBK m. 213/I), TMK m. 706/I , Tapu Kanunu m. 26 hükmünce tapu memuru önünde resmi senet düzenlenmediğinden sözleşmelerin TBK m. 27 (eBK m. 20) hükmünce kesin hükümsüz olduğu; ancak aynı zamanda taşınmaz satış sözleşmesinin kurulmasına yönelik taahhütlerde içerdiğinden bunların TBK m. 520 hükmünce “simsarlık (tellallık) sözleşmesi” olduğu ve buna göre davacı ile mülk sahipleri arasında ---- numaralı bağımsız bölümün satışı için aracılık etmek üstlenildiğinden dava dışı ----- şirketinin “simsar/tellal” sıfatını haiz olduğu; ayrıca taşınmazlar konusunda yapılmış işbu simsarlık sözleşmelerinin TBK m. 520/son hükmündeki emredici kuralla belirlenen yazılı şekilde kurulduğu, Sözleşmenin 2. ve 3. maddesinde davacı tarafından 25.05.2012 tarihinde 15.000TL.lik kaparonun (bağlanma parasının) yeddi emin sıfatıyla ------ verildiği ve bu bedelin onun uhdesinde kalmasına karar verildiğinin beyan edildiği; ayrıca sözleşmenin 4. maddesinde “…satış/devir etmekten veya satış/devir almaktan kaçınılması hallerinin cayma anlamına geleceğini taraflar kabul ve taahhüt eder.” şeklinde olduğu; sözleşmenin 5. maddesinde ise “Bu anlaşma imzalandıktan sonra Borçlar Kanunu’nun 156. maddesine göre (TBK m. 177) taraflardan alıcı, banka kredisinin çıkartılamaması hali dışında bu gayrimenkulü almaktan vazgeçtiği takdirde verdiği kaparoyu geri alamayacaktır.” şeklinde olduğu, davacı tarafından davalılar aleyhine (söz konusu kaparonun iadesi istemine ilişkin) ---- İcra Müdürlüğü’nün ----. sayılı dosyası ile kaporanın iadesine yönelik icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine davacı tarafından --- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ---- sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, 08.12.2015 tarihli kararla davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay ----. HD. ---- Tarihli kararı ile bozulması üzerine ---- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin----tarihli kararıyla, bozma ilamı üzerine yapılan yargılama neticesinde “davalılardan ...’ün davalı ----’ün hem tasfiye müdürü hem de tasfiye sorumlusu olduğu, tapulu taşınmazın satışına ilişkin satım sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, tellallık ücretinin bu davanın konusu olmadığı, geçersiz sözleşmeye göre verilenlerin haksız iktisap kurallarınca istenebileceği, bu nedenle de davalı ---- hakkındaki davanın kabulüne, itirazın iptaline, davalı ...’ün sözleşmede taraf olmaması nedeniyle de husumet yönünden davanın reddine” karar verildiği; verilen bu kararın Yargıtay ---- HD---- 08.12.2021 tarihli kararı ile onandığı, davacı tarafça yargılama konusu olan bu alacağın varlığına rağmen davalı tasfiye memurunun tasfiyeyi sonlandırmasında kusurlu olduğu, kendi alacağı da tasfiyeye katılmadan tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle zarara uğradığı, uğranılan zararın davalı tasfiye memurunca tazmini gerektiği iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, dava dışı ----. ile davacı arasında adi yazılı şekilde imzalanan “Tek Taraflı Hizmet Bedeli Protokolü”nü dava dışı şirket adına imzalayanın ... olduğu , ---- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ----. kararına göre de ... ile -----’ün her ikisi de söz konusu davada davalı sıfatını haiz olduğu, bu kararda, davalı ---- hakkındaki davanın kabulüne, itirazın iptaline, davalı ...’ün sözleşmede taraf olmaması nedeniyle de onun açısından husumet yönünden davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla, iş bu davanın davalısı ...’ün söz konusu yargılama sürecinden ve davacının alacağından haberdar olduğu görülmektedir.
Limited şirketlerin sona ermesi TTK m. 636, 637 ve 643 hükümlerinde düzenlenmektedir.
TTK m. 636/1-b’ye göre genel kurul kararı ile limited şirketin sona ermesine karar verilebilir. TTK m. 636/5’e göre ise sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanacaktır. TTK m. 643 hükmüne göre de, tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 540 hükmüne göre;
“(1) Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar.
(2) Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra, tasfiye memurları şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.”
Alacaklıların çağrılması ve korunmasına ilişkin TTK m. 541 hükmüne göre;
“(1) Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar ----- Gazetesinde ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar.
(2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir.
(3) Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki, bu gibi borçlar yeterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur.” TTK m. 542 vd. hükümlerine göre, şirketin süregelen işleri tamamlandıktan, alacakları tahsil edildikten, aktifleri paraya çevrilerek borçları ödendikten, pay bedelleri geri verildikten ve geriye bir şey kalmışsa pay sahipleri arasında tasfiye payları dağıtıldıktan sonra tasfiye memuru kesin bilançoyu düzenleyerek genel kurula sunacak, şirketin alacağı, borcu ve dağıtılmayan bir malvarlığı kalmadığının bu bilançodan anlaşılması üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi için genel kurul kararına dayanarak sicil müdürlüğünden talepte bulunacaktır.
Dava konusu uyuşmazlıkta yukarıda da belirtildiği üzere, davacı ile dava dışı ----- temsilen ... arasında adi yazılı şekilde imzalanan “Tek Taraflı Hizmet Bedeli Protokolü” şirketin 01.03.2012 tarihinde tasfiye sürecine girmesinden sonra imzalanmıştır. Dava konusu alacağa ilişkin ---- Asliye Hukuk Mahkemesi’nin----- sayılı kararı da 04.02.2021 tarihli olup, şirketin sicilden terkin edildiği 20.07.2021 tarihinden öncedir. Bu kararının onanmasına ilişkin Yargıtay ---- HD’nin -----sayılı kararı ise 08.12.2021 tarihli olup, şirketin sicilden terkininden sonradır. Bu durum karşısında davalı tasfiye memuru tarafından yapılması gereken; TTK m. 541/3 hükmü uyarınca hakkında uyuşmazlık bulunan borçları karşılayacak tutarda paranın notere depo edilmesi veya bu gibi borçların yeterli bir şekilde teminat altına alınmış olması ya da şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımının bu borçların ödenmesi şartına bağlanmasıdır. Son ihtimalin tercih edilmesi durumunda, borç ödeninceye kadar şirketin Ticaret Sicili’nden silinmemesi gerekir. Açıklanan bu yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi ihtimalinde tasfiye memuru, TTK m. 541/4 uyarınca sorumlu olacaktır. TTK m. 541/4 hükmüne göre;
“Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur.”
TTK m. 553 hükmüne göre ise;
“(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
(2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.
(3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.” Bu düzenlemeler çerçevesinde davalı tasfiye memurunun ve diğer davalı şirket müdürünün TTK m. 541 ve 553 hükümleri uyarınca sorumlulukları kusur sorumluluğu olup, davalının kusurunun ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça kusurun kanıtlanması gerekmektedir. Bu düzenlemeler çerçevesinde davalı tasfiye memuru, TTK m. 541/3 uyarınca hakkında uyuşmazlık bulunan borçları karşılayacak tutarda parayı notere depo etmeden veya bu borcu yeterli bir şekilde teminat altına alınmadan tasfiyeyi sonlandırmış olması sebebiyle davacı alacaklıya karşı sorumlu olup, sorumluluğunun haksız olarak pay sahiplerine veya şirketin diğer alacaklılarına ödediği tutarlar kadar olmakla birlikte, somut olayda dosya kapsamında, davalı tarafça pay sahipleri veya diğer alacaklılara tasfiye sürecinde yapılmış her hangi bir ödemeye ilişkin delil bulunmadığı, ilgili vergi dairesinden gelen vergi kayıtlarında şirketin tasfiye sürecine girdiği tarih ve sonrasında sürekli zarar beyan ettiği, davalı tarafça tasfiye sürecinde şirketin her hangi bir mal varlığı bulunmadığından paylaştırma yapılamadığının beyan edildiği, dosyada aksine delile de rastlanmadığı ,dosyada davalı tasfiye memuru tarafından haksız ödeme yapıldığına dair davacı tarafçada her hangi bir delil sunulamadığı, ticaret sicil müdürlüğüne sunulan tasfiye sonu bilançosunda tasfiye halindeki şirketin aktif ve pasifinin bulunmadığının beyan edildiği, şüpheli olan alacak da tasfiye sürecinde yapılan paylaştırmaya dahil edilseydi, davacı alacaklı tasfiye sürecindeki şirketin malvarlığından ne ölçüde alacağını alabilecek ise, tasfiye memurunun o ölçüde davacı alacaklıya karşı sorumluluğunun bulunduğu, fakat dosya kapsamına göre paylaştırmaya konu malvarlığı bulunmadığından tasfiye memurunun davacıya karşı sorumlu olacağı bir tutarında söz konusu olmadığı, gelinen noktada tasfiye memurunun sorumluluğu kusur sorumluluğu olduğu ve davacı tarafından müvekkilinin alacağını kasıtlı olarak tasfiye sürecine dahil edilmediği iddiası doğrudan zarar kavramı ile ilişkili olduğu ve tasfiye memurunun doğrudan zararına ilişkin kusurunun ispat edilemediği anlaşıldığından ispat şartı yerine getirilmeyen davanın redddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Şartları oluşmayan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60.-TL harcın peşin alınan 80,70.-TL harçtan mahsubu ile kalan 346,90.- TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-Dava reddolduğundan. AAÜT'ye göre takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Dava reddolduğundan Ara buluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı .

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim