Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/446

Karar No

2024/943

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/446 Esas
KARAR NO: 2024/943
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/07/2021
KARAR TARİHİ: 04/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle---- sayılı dosyası ile davacı avukat -------arasında akdi ve karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti alacağı davası görülmekte iken anılan şirketin ---tarihli tasfiye kararını ---- ilan ettirdiğini ve bunu takiben tasfiye işlemlerini tamamlayarak, ----tarihi tasfiye sonu kararını ---- tarihinde ilan ettirildiğini, anılan davanın ----- tarihinde açılmış olduğunu, yargılama devam etmekte iken davalı şirketin sicilden terkin edildiğini, mahkemeden şirketin ihyası davası açmak için yetki ve süre verilmesinin talep edildiğini, Mahkemenin ------ tarihli celsesinin --- no.lu ara kararı uyarınca “Taraf vekillerince davalı şirketin tasfiye ve terkin edildiği bildirilmekle, davacı vekiline yeniden ihya hususunda şirketin imar ve ihyası için davacı vekiline duruşma gününe kadar yetki ve süre verilmesine” şeklinde karar verildiğini, ----- sayılı dosyası ile ---- tarihinde ihya davası ikame edildiğini, anılan Mahkemenin ------sayılı kararı uyarınca, “Davanın kabulü ile, taşfiye halindeki ------ sayılı dosyası yönünden geçerli olmak üzere T.T.K.' nun 547. Maddesi uyarınca ihyasına” karar verildiğini, dava dışı şirketin ----------numarası ile ek tasfiye haline girdiğini, tasfiye memurluğuna tescil tarihinden aksi karar alınana kadar davalı -------- atanmasına karar verildiğini, davalı tasfiye memurunun “düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici” ilkesine aykırı şekilde tasfiye sürecini kusurlu şekilde yürüttüğünü, dava dışı şirketin kurucu ortaklarının da, “tedbirli bir yönetici” ilkesine aykırı şekilde kusurlu yönetimi nedeniyle alacaklı davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiklerini, dava dışı şirket ile davacı arasında halen devam etmekte olan -------sayılı alacak davasının davalılar tarafından bilindiğini, davacının alacaklı olduğu tespit edilmesine karşın bu alacağın ödenmeden ve teminat ayrılmadan tasfiyenin sonlandırılıp, ortaklığın ticaret sicilinden terkin edilmesinin davacıyı zarara uğrattığını, bu sebeplerle davacı avukat tarafından --- aleyhine ----- dosyası ile avukatlık ücret alacağına ilişkin ikame edildiğini belirterek, dava devam etmekte iken davalılar tarafından bilinen alacak ödenmeden ve teminat ayrılmadan tasfiyenin sonlandırılıp, ortaklığın sicilden terkin edilmesi ve bununla birlikte davalı tasfiye memuru ve diğer davalı şirket ortaklarının kusurlu ve yanıltıcı eylemleri sonucu davacının ortaklıktan alacağını tahsil edememesi neticesi uğranılan belirsiz alacak olmak üzere şimdilik 6,000.00 TL zararın 6102 sayılı TIK. m.553/1 madde hükmü uyarınca tazminine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar ----- vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği, davacı Türk Ticaret Kanunu 553. Maddesi gereğince dava ikame etmişse de 553. Madde hükmünün unsurları bakımından dava konusu olayda uygulanamayacağı, davaya konu ------- sayılı dosyasının halihazırda derdest olup İstinaf aşamasında olduğunu, davacı bakımından dava konusu edilebilecek somut bir zararın mevcut olmadığını, davacının davalılar hakkındaki iddialarının da asılsız olduğunu, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, Sayın Mahkeme aksi kanaatteyse öncelikle ---------sayılı dosyasının işbu dava açısından bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, huzurdaki davanın Türk Borçlar Kanununun 72. Maddesi kapsamında zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def'inin Sayın Mahkeme'ce dikkate alınarak davanın zamanaşımı yönünden de reddi gerektiğini, dava dışı ----- şirketinin -------tarihinde tasfiyeye girdiğini ve iş bu tasfiye kararının ----tarihinde tescil edildiğini, söz konusu kararın---- tarihinde 3. kez ilanen tebliğ olunduğunu, ---------- tarihinde ticaret sicil gazetesinde dava dışı ----- şirketinin tasfiyesinin sona erdiğinin tescil edildiğini, davacı taraf tasfiye nedeniyle maddi zarara uğramış olsa dahi 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, iş bu davaya konu edilen dava dosyasının yargılaması sırasında da davacının tasfiyeden haberdar olduğuna dair beyanları mevcut olduğunu, söz konusu beyanların --------dosyasında mevcut olduğunu, huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmemesi halinde HMK m. 165 gereğince ------ dosyasının huzurdaki dava dosyası bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı ---- tasfiye memuru olarak tüm iş ve işlemlerini hukuka uygun olarak yaptığını,---------- sayılı dosyasından davalıların haberdar olmadığını, haberdar olmalarının da beklenemeyeceğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir zarara uğramış olsa dahi davalılara kusur izafe edilemeyeceğini, T.T.K m. 553 gereği tasfiye memurunun sorumluluğundan bahsedilebilmesinin mümkün olmadığını, davalıların Türk Ticaret Kanunu'nun 536.ve devamı maddelerine uygun olarak tasfiyeyi başlattığını, davalının dava dışı ------ şirketinin tasfiye kararını --- tarihinde tescil ettirdiğini, davalının Türk Ticaret Kanunu madde 41 gereğince ---- tarihinde şirket alacaklılarına ilan yoluyla duyuru yaptığını, söz konusu ilanda “şirket alacak ve borçlularının ellerindeki belgelerle birlikte bu ilanın üçüncü defa vavınlanmasında itibaren vasal süresinde -------- adresinde bulunan taşfiye memurluğuna müracaatları ilan olunur” şeklinde ilan verildiğini, ancak davacı tarafından bir başvuru olmadığını, ---tarihinde ve akabinde ---- tarihinde aynı şekilde şirket alacaklılarının var ise tasfiye memuruna başvurmaları gereği ---- ilan yolu ile duyurulduğunu, davacının söz konusu ilanlara karşı hiçbir başvuruda bulunmadığını, dolayısıyla davalının davacıyı zarara uğratma saikiyle hareket etmesinin mümkün olmadığını, şirketin tasfiye kararının----- tarihinde 3. kez ilanen tebliğ olunduğunu, söz konusu kararın ilanen tebliğ edilmesine müteakip 6 aylık yasal süre içinde alacaklı olduğunu iddia eden davacının tasfiye memurluğuna müracaat etmesi gerektiğini, davacı tarafın alacağını almak için tasfiye memurluğuna başvurmadığını, iddia edilen zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, ---- şirketinin tasfiye süreci sonlandırıldığında mevcutta herhangi bir malvarlığı olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi tasfiye memurunun iş ve işlemlerinin dava dışı ----- şirketinden alacaklı olan hiç kimseye somut bir zarar vermesinin mümkün olmadığını, illiyet bağı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde davalının tasfiye sürecini kusurlu şekilde yürütmesi nedeniyle zarara uğradığını iddia ettiğini, Türk Ticaret Kanunu 553/1. Maddesi: "Kurucular, “yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, ------- pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." şeklinde olduğunu, oysa ki davalının söz konusu maddenin işletilmesini sağlayacak bir kusurunun dava konusu olayda mevcut olmadığını, davalıların yasanın kendilerine yüklediği tüm yükümlülükleri yerine getirdiklerini, buna rağmen davacının henüz kesinleşmemiş bir dava dosyasına konu alacağını tasfiye memurundan tahsile çalışmasının açıkça kötü niyetinin bir göstergesi olduğunu, davacının kötü niyetinin Medeni Kanunun 2.maddesi gereğince Sayın Mahkeme'ce himaye edilmemesi gerektiğini belirterek, davanın öncelikle hukuk yarar yokluğundan reddine, davacının uğramış olduğu somut bir zarar bulunmadığından davanın esasa girilmeden usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise ----- dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davacının tasfiye işleminin sona erdiği tarihi öğrenmesinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtiği için davanın esasa girilmeden usulden reddine, davalının dava dışı----tasfiye kararını yasal mevzuata uygun olarak ilanen tebliğ etmesine rağmen davacının yasal süresi içinde başvuru yapmamış olması sebebiyle ve davacı tarafın avukatlık ücreti alacağına ilişkin açmış olduğu ------- dava dosyasından davalının haberdar olmamasından dolayı davalının TTK 553. maddesine aykırı davranması söz konusu olmayacağından huzurdaki davanın reddine, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, dava dışı ------şirketinin aktif malvarlığı bulunmaması nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının davalıların iş ve işlemlerinden ötürü zarara uğrayamayacağından davanın reddine karar verilmesini, davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE DEĞERLENDİRME:Dava tasfiye memuru ve şirket yetkilisinin sorumluluğu davasıdır.Dava, davacı vekilinin dava dışı şirketten olan vekalet ücreti alacağının şirketin tasfiye edilmesi nedeniyle tahsil edilemediği iddiasına dayalı olup, şirketin tasfiyesinde tasfiye memuru ile diğer davalıların kusurlu olup olmadığı, kusurlu olmaları halinde davacı nezdinde oluşan zararın doğrudan zarar olup olmadığı ve buna bağlı olarak aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Mahkememizce uyuşmazlık konularında inceleme ve değerlendirme yapmak üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve 05.06.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuş, rapor dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüşütür.Davalı tarafça zamanaşımı definde bulunulmuş, 11.10.2023 tarihli celsede zararı öğrenme tarihinin-----sayılı dosyasının karar tarihinde 2023 yılında belirlenebilir olduğundan zaman aşımının dolmadığından reddine karar verilmiştir.Davalı ----yönünden dosya tefrik edilmiş ve mahkememizin başka bir esasına kaydedilmiştir.--- sayılı nüshasının ----Sayfasında yer alan ilana göre; ------- tarihli ortaklar kurulu kararında şirketin faaliyetlerinin devamına bir fayda görülmediğinden tasfiye haline girmesine, şirket müdürü ---- tasfiyeye girinceye kadar yapılan iş ve işlemlerden ibrasına, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere ----tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye ile ilgili olarak münferit imza ile şirketi temsil etmesine oybirliği ile karar verildiği, kararda --- kendi adına asaleten ve----temsilen imzası bulunduğu, ----tarihinde tasfiyenin sonlandırıldığı görülmektedir.---- tarihli kararıyla----- dosyasının görülüp sonuçlandırılması ve infazı işlemleriyle sınırlı olmak kaydıyla ihyasına karar verilmiş, ek tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için ------tasfiye memuru olarak atanmıştır.Limited şirketlerin sona ermesi TTK m. 636, 637 ve 643 hükümlerinde düzenlenmekte olup, TTK m. 636/1-b'ye göre genel kurul kararı ile limited şirketin sona ermesine karar verilebilir.TTK m. 636/5'e göre ise sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler, TTK m. 643 hükmüne göre de, tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 540 hükmüne göre; “(1) Tasfiye memurları görevlerine başlar başlamaz, şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelerler; gerekirse şirket mallarına değer biçmek için uzmanlara başvurarak, şirketin malvarlığına ilişkin durumu ile finansal durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenler ve genel kurulun onayına sunarlar. Envanter ve bilançonun onaylanmasından sonra, tasfiye memurları şirketin envanterde yazılı bütün malları ile belgelerine ve defterlerine el koyarlar.”Alacaklıların çağrılması ve korunmasına ilişkin TTK m. 541 hükmüne göre; Alacaklı oldukları şirket defterlerinden veya diğer belgelerden anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla, diğer alacaklılar ------ ve şirketin internet sitesinde ve aynı zamanda esas sözleşmede öngörüldüğü şekilde, birer hafta arayla yapılacak üç ilanla şirketin sona ermiş bulunduğu konusunda bilgilendirilirler ve alacaklarını tasfiye memurlarına bildirmeye çağrılırlar. (2) Alacaklı oldukları bilinenler, bildirimde bulunmazlarsa alacaklarının tutarı Bakanlığınca belirlenecek bir bankaya depo edilir. (3) Şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir; meğerki, bu gibi borçlar veterli bir şekilde teminat altına alınmış veya şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımı bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış olsun. Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553. madde uyarınca sorumludur. TTK m. 542 vd. hükümlerine göre, şirketin süregelen işleri tamamlandıktan, alacakları tahsil edildikten, aktifleri paraya çevrilerek borçları ödendikten, pay bedelleri geri verildikten ve geriye bir şey kalmışsa pay sahipleri arasında tasfiye payları dağıtıldıktan sonra tasfiye memuru kesin bilançoyu düzenleyerek genel kurula sunacak, şirketin alacağı, borcu ve dağıtılmayan bir malvarlığı kalmadığının bu bilançodan anlaşılması üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi için genel kurul kararına dayanarak sicil müdürlüğünden talepte bulunacaktır----------tarihli Gerekçeli Kararında; “1-) Asıl dava yönünden, davacının davasının kabulü ile 46.352,79 TL alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... 4- davacı tarafından peşin ödenmiş olan 1.755,90 TL nispi ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- nispi ilam harcı dışında kalan davacı tarafından yapılmış olan ve dökümü aşağıda yazılı bulunan 8.126,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi hükümlerine göre 9.200,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine …” şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararının kesinleşmesi durumunda, kararda belirtilen tutar davacının dava dışı şirketten alacağı olup, bu alacağını dava dışı şirketten tahsil edememesi durumunda da doğrudan zararı oluşacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, dava dışı şirketin 01.11.2016 tarihli ortaklar kurulu kararında şirket müdürü ------ ibrası ile tasfiye işlemlerini yürütmek üzere -----tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, kararı ---kendi adına asaleten ve ---- temsilen imzalamıştır. Davacı tarafın dava dışı şirketten alacaklı olduğuna karar veren ---- dosyası kapsamında görülen davanın açılış tarihi 17.11 2016’dır. Söz konusu davada dava dışı şirket avukat aracılığı ile temsil edilmiştir. İş bu davanın açılış tarihi, dava dışı şirketin tasfiyeye girmesine karar verilen 01.11.2016 tarihli ortaklar kurulu kararından sonradır. -------dosyasında davalı şirkete tebligat yapıldığı, tasfiyenin kapanmasında önce tasfiye memuruna yapılmış bir tebligata rastlanmadığı, tasfiye memuruna ilk defa 18.02.2021 tarihli duruşma için tebligat düzenlendiği, dava dışı şirketin bu tarihe kadar, şirket vekilince temsil edildiği, davalı tasfiye memurunun, şirketin terkininden çok sonra, az önce belirtilen tebligat tarihinden sonra vekili tarafından dosyada temsil olunmaya başlandığı, davalı tasfiye memuru ---- sayılı dosyası kapsamında görülen alacak davasından ve davacı tarafın alacağından tasfiyenin sonlanmasından önce haberdar olduğuna ilişkin herhangi bir delil de dosya kapsamında bulunmadığı görülmektedir.TTK m. 541/3 hükmü uyarınca tasfiye sürecinin tamamlanmasından önce hakkında uyuşmazlık bulunan borçları karşılayacak tutarda paranın notere depo edilmesi veya bu gibi borçların yeterli bir şekilde teminat altına alınmış olması ya da şirket varlığının pay sahipleri arasında paylaşımının bu borçların ödenmesi şartına bağlanması gerekir. Son ihtimalin tercih edilmesi durumunda, borç ödeninceye kadar şirketin ------- silinmemesi de gerekecektir. Tasfiye memuru açıklanan bu yükümlülüklerine aykırı hareket ederse, TTK m. 541/4 uyarınca sorumlu olacaktır. TTK m. 541/4 hükmüne göre; “Yukarıdaki fıkralarda yazılı hükümlere aykırı hareket eden tasfiye memurları haksız olarak ödedikleri paralardan dolayı 553 üncü madde uyarınca sorumludur.” TTK m. 553 hükmüne göre ise; “(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.”Bu düzenlemeler çerçevesinde davalı tasfiye memurunun ve diğer davalı şirket müdürünün TTK m. 541 ve 553 hükümleri uyarınca sorumlulukları kusur sorumluluğu olup, davalılarının kusurunun ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça kusurun kanıtlanması gerekmektedir. Davalıların, dava konusu alacaktan sorumlu olduklarından bahsedebilmek için, dava konusu alacağın varlığını bilmelerine rağmen yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek, şirket mevcudunu haksız olarak dağıtmak ve tasfiyeyi sonlandırmak suretiyle davacıya zarara vermiş olmaları gerekmektedir.Dosya kapsamına göre, davalı tasfiye memurunun dava konusu alacaktan en erken 08.02.2021 tarihli duruşma için düzenlen tebligatla haberdar olduğunun kabulü gerekmekte olup bu tarihten önce alacaktan haberinin olduğuna dair dosyada bir delilin bulunmadığı, davacı tarafça aksinin kanıtlanamadığı, ayrıca tasfiye sürecinde TTK m. 541/4 uyarınca şirket mevcudundan haksız olarak ödedikleri bir tutarın bulunduğunda davacı tarafından kanıtlanamadığı zira, tasfiye memurunun sorumluluğunun haksız olarak pay sahiplerine veya şirketin diğer alacaklılarına ödenen tutar kadar olacağı, dava konusu alacak da tasfiye sürecinde yapılan paylaştırmaya dahil edilseydi, davacı alacaklı tasfiye sürecindeki şirketin malvarlığından ne ölçüde alacağını alabilecektiyse, tasfiye memurunun o ölçüde davacı alacaklıya karşı sorumluluğunun söz konusu olabileceği anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı tasfiye memurunun ve diğer davalı şirket müdürünün TTK m. 541 ve 553 hükümleri uyarınca sorumluluklarından bahsedebilmek için, dava konusu alacağın varlığını bilmelerine rağmen yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek şirket mevcudunu haksız olarak dağıtmak ve tasfiyeyi sonlandırmak suretiyle davacıya zarar vermiş olmaları gerektiği, davalı tasfiye memurunun dava konusu alacaktan tasfiye öncesinde haberdar olduğuna dair dosyada bir delilin bulunmadığı, söz konusu alacak davasında davalı tasfiye memuru ----- tarihli duruşma için tebligat düzenlendiği, buna göre bu tarih itibarıyla alacaktan haberdar olduğunun kabul edilebileceği, bu konuda davacı tarafça dosyaya aksine bir delil sunulmadığı, aynı şekilde diğer davalı şirket yetkilisininde tasfiye memurunun seçiminde özensiz ve kusurlu davrandığının ispat edilemediği, yine aynı şekilde tasfiye sürecinde TTK m. 541/4 uyarınca haksız olarak ödenen bir tutarın bulunup bulunmadığının da dosya kapsamından tespitinin mümkün olmadığı, dosyada davalı tasfiye memuru tarafından haksız ödeme yapıldığına dair davacı tarafçada her hangi bir delil sunulamadığı, bu kapsamda davalılarının tasfiye sürecindeki işlemlerde kusurlulukları, yine yukarıda açıklandığı üzere tasfiye de, başka alacaklılara haksız yapılan bir ödeme nedeniyle davacı nezdinde bir zararın gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı, HMK 107/2 maddesi kapsamında dava sürecinde dava değeri, ------- dosyasında belirlenebilir hale gelmesine rağmen talep belirlenmediğinden dava tarihindeki değerin baz alınması gerektiği kanaatine ulaşılmakla davanın miktar yönünden kesin olarak reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.

HÜ K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE
2-Alınması gereken 427,60.-.TL harcın peşin alınan 102,47.-TL harçtan mahsubu ile kalan 325,13.- TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Dava reddolduğundan AAÜT 13/2 'ye göre takdir edilen 6.000,00.-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendilerini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
5-Dava reddolduğundan Ara buluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----------bütçesinden ödenen 1.360.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı . 04/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim