mahkeme 2019/756 E. 2023/604 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2019/756

Karar No

2023/604

Karar Tarihi

27 Eylül 2023

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/756 Esas
KARAR NO: 2023/604
DAVA: Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 20/11/2019
KARAR TARİH İ: 27/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde :--------- Şti.'nin 24.06/1983 tarihinde müvekkili, dava dışı diğer büyük kardeşler ve dışarıdan diğer ortaklarla kurulduğunu, davalının şirketin kuruluşunda on yaşında olduğu için aktif hiçbir katkısının bulunmadığını, kardeş olması sebebiyle bedelsiz olarak 45 pay verildiğini, davalının şirketin büyümesine de katkısı olmamasına karşın şirketin imkanlarından yararlandığını, müvekkilinin kendi hisselerinden 410 payı ---------- Noterliği'nin 23.06.2016 tarih ve ---------- yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile davalıya herhangi bir bedel almaksızın emaneten devrettiğini, banka hesap hareketleri incelendiğinde devrin bedel alınmadan emaneten yapıldığının görüleceğini, davalının bunun| üzerine --------Şti'nin tasfiyesi için --------- Noterliği'nin 13.11.2017 tarih ve --------- yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, aynı taleple --------- E. sayılı dosyasında halen derdest davanın açıldığını, feshi gerektirir herhangi bir somut delil sunulmadığı için davanın ıslah edilerek şirket ortaklığından çıkmak istediğinin belirtildiğini, davalının talebinin kabulü halinde hiçbir bedel ödemeden zenginleşeceğini ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, davalının ---------- sayılı dosyasında tanık sıfatıyla yemin ederek yaptığı açıklamalarda devri yapılan %10 pay karşılığında herhangi bir bedel ödemediğini belirttiğini, dava konusu hisseler üzerine tedbir konulması, davalıdır şerhi konulması talepleri bulunduğunu belirterek,---------- Şti'nde davalı adına kayıtlı %10 hissenin iptali ile müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkilinin şirketin %15 payına malik olduğunu, başlangıçta daha fazla paya sahipken payların bir kısmının şirketin diğer ortağı davacının baskıları, tehditleri sonucu devralındığını,-------- E. dosyasına davacı tarafından sunulan evraklarla bu hususun sabit olduğunu, daha sonra bu payların bir kısmının yine müvekkiline devredildiğini, emanet ilişkisi iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin şirketin kuruluşundan itibaren faaliyetlere aktif olarak katıldığını, bir işçi gibi çalışarak üretim, pazarlama süreçlerinde rol aldığını, kendisine sadece asgari ücret ödendiğini, müvekkiline bir çok haksızlık yapıldığını, davacının müvekkilini şirketten kovarak kendi çocuklarını şirketin yönetimine aldığını, müvekkilinin şirket çallşanı ve ortak olarak haklarını kullanmasından alıkonulduğunu, davacının çocukları ile birlikte müvekkilini dövdüğünü, müvekkilinin kafasına aldığı darbeler sonucunda epilepsi olduğunu, davacının--------- Mahkemesi'nde açılan davanın geri çekilmesi tehditleri üzerine yapılan şikayet neticesinde ---------- E. sayılı dosyasında davacının üzerine atılı suçu işlediğinin kabul edildiğini ve mahkumiyet kararı verildiğini, kardeşler arasında uzun süredir devam eden çatışma ve husuümet karşısında emanet olarak hisselerin verildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, ---------- E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda haksız çıkılması üzerinde davacının bu davayı açtığını, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemeyeceğini, muvazaalı işlemin taraflarından biri diğerine muvazaa iddiasında bulunduğunda bunun yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, inançlı işlem yapıldığına ilişkin hiçbir yazılı delil gösterilmediğini, pay devrinin yazılı şekilde noterde yapıldığını, aksini iddia eden davacının aynı kuvvette yazılı delille iddiasını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin şirkete yıllar boyu verdiği emekler neticesinde payları iktisap ettiğini, pay devrinin emaneten olduğuna ilişkin müvekkilinin hiçbir ikrarı bulunmadığını, hisseler karşılığında nakit bir ödeme yapmasına ilişkin yasal zorunluluk bulunmadığını, payların karşılığının müvekkilinin yıllara dayanan fikri ve bedeni emeği ile ödendiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının adına kayıtlı dava dışı -------- Şirketi'ndeki 600 hissenin iptali ile davacı adına tescilinin gerekip gerekmediği hususlarında olduğu tespit edilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kendi hisselerinden 410 payı --------- Noterliği'nin 23.06.2016 tarih ve ---------- yevmiye numaralı pây devri sözleşmesi ile davalıya herhangi bir bedel almaksızın emaneten devrettiğini iddia etmiş, davalı adına kayıtlı 410 hissenin iptali ile müvekkili adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiş, davacı ise davanın reddini talep etmiştir.Taraflarca bildirilen tüm deliller toplanmış, ---------Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ---------- Şti'nin kuruluşundan itibaren tüm kayıtları dosyaya celbedilmiş, mahkememiz 23/03/2021 tarihli 1 nolu ara kararı gereği, ön incelemede belirtilen hususlar çerçevesinde şirket ticari defter ve kayıtları incelenerek, hesaplama ve değerlendirme yapılması için 1 malimüşavir, 1 ticaret hukukunda uzman ve genel müdür maliye/işletmeci ekonomist bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiş, bilirkişilerce dosyaya sunulan 17/06/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "...---------- Şti'nin davalı adına kayıtlı dava konusu %10 hissesinin devrine ilişkin sözleşmenin TTK m. 595 hükmü çerçevesinde usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiği, dava konusu hisselerin emaneten davalı tarafa devredildiklerine ilişkin yazılı bir delilin dosya kapsamına sunulmadığı tespit edilmiş, dosya kapsamına sunulan ve gerek işbu davada dinlenen gerek açılmış başka davalarda dinlenen tanık beyanları ile ------------ E. sayılı dosyasının 14.02.2019 tarihli duruşmasında davacının sanık olarak yaptığı savunma, davalının ise müşteki sifatıyla verdiği ifadede yer alan bilgiler değerlendirildiğinde, dava konusu hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olmadığı, inançlı devrin bulunmadığı, hisselerin emaneten değil, gerçek devir hiyet ile davalı tarafa usulüne uygun olarak devredildiği..." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.Taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda mahkememiz dosyasının ek rapor incelenmesi için bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verilmiş olup, 08/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "... Dava dışı şirkete telefondan defalarca ulaşılmasına rağmen, dava tarihli hisse bedelinin tespiti için gerekli olan 30.11.2019 tarihli bilanço ve ayrıntılı mizan verilerine tarafımızca ulaşılamamıştır, dava dışı şirketin 2019 takvim yılına ait ticari defterleri, mizan, bilanço ve gelir tabloları istenmiştir. Ticari defter ve belgelerin hazır olmadığı ve şirket merkezinde bulunmadığından dolayı tarafıma sunulmadığına ilişkin şirket çalışanı ile bir tutanak tutulmuştur. İşbu tutanak raporumuzun ekinde ibraz edilmiştir. Ek raporumuzun kapsamını oluşturan dava dışı şirketteki tarafların hisse bedellerinin belirlenmesi hususunda bir inceleme yapılamamış olup, dava dışı şirketin 30.11.2019 tarihli (ara bilanço çıkarılamıyor ise kesinleşmiş 31.12.2019 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesi) bilanço ve ayrıntılı mizan verileri ile 2019 takvim yılına ilişkin ticari defterlerinin dosyaya sunulması halinde tarafımızdan talep edilen hisse bedellerinin tespiti yapılabilecektir..." şeklinde rapor düzenlenmiştir.Dosyaya sunulan 09.09.2011 tarihli ----------- göre, davalı ... toplam 6.000 paydan 300 payı taahhüt ederek ( 300.000 TL sermaye taahhüdünün 48.000 TL'sı ... şirketteki alacaklarından geri kalanı davalı tarafın nakdi taahhüdü neticesinde) dava dışı ---------- Şirketi'ne ortak olduğu, 27.06.2016 tarih ve ---------- sayılı ortaklar kurulu kararı fotokopisine göre, toplantıya katılan ortaklar, davacı ..., dava dışı ----------, davalı ..., dava dışı ... ve ----------- tarafından, karar metninin her biri tarafından ayrı ayrı imzalandığı, bu toplantıda ortaklarn, --------- Noterliği'nin 23.06.2016 tarih ve --------- yevmiye numarasında tasdikli limited şirket pay devri sözleşmesi ile şirket hissedarlarından ... şirkette mevcut 3.300 payından 600 adedini şirket ortaklarından olan ..., 2.400 adedini şirkete dışarıdan iştirak eden dava dışı --------, 150 adedini şirkete dışarıdan iştirak eden ---------- ve yine 150 adedini şirkete dışarıdan iştirak eden ...'e devretmesine onay vermişler, şirket pay defterine devirlerin kaydedilmesine karar verdikleri ve aynı kararda hisse devri neticesinde şirket ortakları ve hisse dağılımlarının;2.400 pay ..., 2.400 pay ----------, 900 pay ..., 150 pay ----------, 150 pay ... şeklinde tespit edildiği, dosyaya ---------- Noterliği'nin 23.06.2016 tarih ve --------- yevmiye numarasında tasdikli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi fotokopisi de sunulmuş olup, sözleşmede de aynı bilgilerin yer aldığı anlaşılmıştır. Olaya uygulanması gereken mevzuat kuralları gereğince yapılan değerlendirmeye gelince, limited şirket payının devrini düzenleyen TTK m. 595 hükmüne göre;“ (1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek| ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir. :(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genelkurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.”Dava konusu uyuşmazlıkta yapılan devir işlemi TTK m. 595 hükmüne uygun olup, bu düzenlemede öngörülen şartları taşımaktadır.Borçlar Kanunu m. 19 ise muvazaalı işlemleri düzenlemektedir. Buna göre;“D. Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemlerMADDE 19-Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” --------- sayılı ve 10.2.2016 tarihli kararında muvazaa ile ilgili “Türk Hukuku'nda doktrin ve uygulama açısından geniş bir yere sahip olan bu kurum, çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Bir tanım yapmak gerekirse muvazâaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan görünü te yaptıkları hukuki işlemin hiç hüküm doğurmaması ya da görünüşteki islemin arkasına gizleyip gerçek iradelerine uygun olarak gerçekleştirdikleri işlemin hükümlerini doğurması yönünde anlaşmalarıdır . .....Muvazaa mutlak muvazaa ve nisbi muvazaa olarak ikiye ayrılmakta olup muvazaalı bir hukuki işlemden söz edilebilmesi için, a ) Tarafların iradeleri ile beyahları arasında bilerek yaratılmış bir uygunsuzluk, b)Muvazaa anlaşması c) üçüncü kişileri aldatma (muvazaa) kastı unsurlarını taşımasına bağlanmaktadır.” şeklinde açıklama yapılmıştır.--------- kararında ise inanç sözleşmesiyle ilgili olarak;“Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme ( iade artlarını içerten borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana ( veya onun gösterdiği üçüncü kişiye ) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini istemk hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bun yerine getirilmesi istenebilir..."şeklinde karar vermiştir.HMK'nın 200 vd. maddesindeki düzenlemelerden hareketle, bedelde muvazaa iddiaları dahil, taraflar arasında muvazaanın yada aksinin yazılı| delille ispatlanması tek başına tanık beyanı ile ispatı mümkün değildir. Bununla birlikte delil başlangıcının bulunması halinde HMK'nın 202.maddesi uyarınca senetle ispatı gereken bir hususun tanıkla ispatıda caiz görülmüştür.Öte yandan inanç sözleşmesininde tanıkla ispatı mümkün olmayıp ancak yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. ---------- sayılı dosyasında, 11.06.2019 tarihli celsede iş bu davanın davalısı ile şirket ortakları ile ortak olamayan aile üyelerinin bir kısmı tanık olarak dinlenmiş olup bu dosya konusuyla ilgili görüldüğünden, beyanları bilirkişi raporunda özetlenmiş halleriyle bu dosyada delil olarak değerlendirilmişlerdir.|Dosyaya sunulan--------- E. sayılı dosyasının 14.02.2019 tarihli duruşma tutanağı fotokopisine göre, sanık ve iş bu davanın davacısı ..., müşteki ise davalı ... olup, sanık ... sorgu ve savunmasında ; "müşteki benim kardeşim olur.Kendisinin önceden %5 hissei olduğunu, ingilizcesinden istifade edebilmek adına kendisinin payından müştekiye %10 hisse devrettiğini ve payının %15e çıktığını, fakat bu sureçte şirketin tasfiyesine yönelik girişimlerini hazzetmediğini...."beyanında bulunmuştur. Aynı duruşma tutanağında müşteki ... beyanında;"öncelikle bir başka abimin yüzde 33 hissesini de alarak bu şirkete ortak oldum. Fakat daha sonra özellikle abim sanık ... tarafından darp edildim ve zorla imza atılmak suretiyle hissem 0'a indirildi. Ben bu darp neticesinde epilepsi hastası oldum. Bunun üzerine yine oradaki işlemlerime devam ettim. Daha sonra bbana yüzde 5 hisse verildi. Daha sonra bu yüzde 15'e çıkartıldı. Bu durumlardan rahatsız olduğum için hissemi alıp çıkmak istedim. ve bununla alakalı hukuk mahkemesine dava açtım yapmış olduğum müracaat neticesinde bu hakaret ve tehditlere maruz kaldım. ...” demiştir.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafın iddialarını doğrular yönde herhangi bir yazılı delile dosya kapsamında rastlanmamıştır. Dosya kapsamında yer alan tanık beyanları da dava konusu şirket hisselerinin devrinin emaneten olduğunu göstermemektedir. Aksine, davacı tanığı davalının 2016 yılında önce dava dışı şirkette çalıştığını beyan etmiş, davacı taraf ise --------- E. sayılı dosyasının 14.02.2019 tarihli duruşmanda yukarıda da belirtildiği üzere, sanık sıfatıyla verdiği savunmasında aynen; “müşteki benim kardeşim olur. Kendisinin öncelikle şirkette yüzde 5 hissesi vardı.Daha sonra İngilizcesinden istifade edebilmek adına ben kendimden yüzde 10 eklemek adına yüzde 15 yaptım.”beyanında bulunduğu, sonuç olarak ----------Şti'nin davalı adına kayıtlı dava konusu 410 hissesinin devrine ilişkin sözleşmenin TTK m. 595 hükmü çerçevesinde usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiği, dava konusu hisselerin emaneten davalı tarafa devredildiklerine ilişkin yazılı bir delilin dosyaya sunulmadığı, buna karşılık dosyaya sunulan ve gerek işbu davada dinlenen gerek açılmış başka davalarda dinlenen tanık beyanları ile ---------- E. sayılı dosyasının 14.02.2019 tarihli duruşmasında davacının sanık olarak yaptığı savunma, davalının ise müşteki sıfatıyla verdiği ifadede yer alan bilgiler değerlendirildiğinde, dava konusu hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olmadığı, inançlı devrin bulunmadığı, hisselerin emaneten değil, gerçek devir hiyet ile davalı tarafa usulüne uygun olarak devredildiği neticesine ulaşılmış olup bu nedenlerden dolayı kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-Kanıtlanamayan davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 170,78 TL harçtan mahsubu ile kalan 99,07 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/09/2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim