Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2026/41

Karar No

2026/112

Karar Tarihi

4 Şubat 2026

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2026/41 Esas
KARAR NO: 2026/112
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/08/2024
KARAR TARİHİ: 04/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tefrik Öncesi ---- Esas Sayılı Dosyada;

DAVA:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "Dava dışı--- ile dava dışı ---- arasında yapılan ekli --- tarihli Hisse Satım Sözleşmesi'ne göre, --- hisselerinin tamamına sahip olduğu ---- ---- hisselerinin ---- satışı kararlaştırılmıştır. Yine, müvekkil ----- tarihli sözleşmeyi aralarında imzalamışlardır. Davalı----- sözleşmenin tarafı olan ---- yönetim görevi olmayan ortağıdır. ------ yönetimde görevli olmasa da yönetimin kontrolünü sağlayan kişi olduğunu beyan ederek sözleşmeler bu sözleşmeyi imzalamıştır. Sözleşmeye taraf olan --- onun adına vekaleten sözleşmeyi imzalayan ------, davacı şirketin ortağı ve yöneticileri olup eylemli olarak sözleşmenin alıcı tarafının davacı--- olacağını kabullenerek sözleşmeye bu şekilde devam etmiş, dava dışı ----gönderilecek parayı bu şirket üzerinden göndermiş, dava dışı ----- tek hissedarı ve yöneticisi olduğu------- şirketleri, gönderilen parayı aşağıdaki maddede açıklandığı üzere itiraz etmeden kullanmak suretiyle eylemli olarak alıcı tarafın müvekkil --olduğunu kabullenmişlerdir. ( Bu husus aşağıdaki maddelerde açıklanacağı üzere -------- sayılı davasında ayrıntılarıyla açıklanmış, davalı yanca kabul edilmiş ve bu husus mahkemece de kabul görmüştür) Nitekim sözleşmeye konu----- şirketlerinin üretim tesislerinin yapımı için davacı müvekkil -----dava dışı---- anlaşarak bu şirkete ----ödemiş olup, bu şirketle aramızda devam eden------- dava dosyası içerisinde görüldüğü üzere, sözleşmeye konu dava dışı şirketlere ait tesislerin müvekkil şirketçe bedeli ödenerek yaptırıldığı bilgisi ve kabulündedir. Neticede ---- ile dava dışı ---- arasında yapılan --- tarihli ----- tarafı davacı müvekkil ----olmuştur. İlerleyen süreçte ------ şirketlerinin ---- lisans alması gerektiğinden, müvekkil ------- tarihinde bu şirketlerin her birine ----- gönderilmiş ve şirketler bu para karşılığında ---- aldıkları her biri ----- bedelli üç adet Teminat Mektubunu sunmak suretiyle -------- tarihinde ------ almışlardır. Bu suretle de ------ şirketlerinin eylemli olarak sözleşme tarafı olan ----- gönderdiği ----- iade etmeyip kabullenmek ve lisans alımında kullanmak suretiyle sözleşmenin --- tarafı olduğunu kabullenmişlerdir. (Banka şubesine müzekkere yazılarak buna dair belgelerin celbi taleplidir.) Müvekkil şirket hem sözleşmede belirtilen -------Euro ödemek hem de şirketin üretim tesislerine yatırım yapmak suretiyle üzerine düşen yükümlülüğü fazlasıyla yerine getirmiş, hem bu ödeme sayesinde alınan teminat mektuplarıyla ------ şirketlerinin üretim lisansı almasını sağlamış, hem ----- ödeme yapmak suretiyle davalı----- hakim ortak olduğu ------- ait tesisleri yaptırmış ve buna rağmen sözleşmenin diğer tarafları tarafından sözleşmedeki hiç bir hüküm yerine getirilmemiş, hisse devirleri yapılmamış, şirketlerin defter değerleri haksız kazanç elde etmek için alelacele 4 misline çıkartılmış, en önemlisi de genel kurullarında dahi bu anlaşmadan hiç bir şekilde bahsetmemiştir. Müvekkil -----toplu iğne başı dahi almadan neredeyse 5-6 milyon Euro parayı davalı ------- ve hisedarı olduğu ------- bu şirketleri kontrol eden ------ ödemiştir. Ancak, davalı ve dalının idare ettiği dava dışı şirketler edimlerini ifa etmeyerek SATICININ TEMERRÜDÜNE düşmüştür. Müvekkil, sözleşmeden dönerek yapmış olduğu ödemelerin iadesi için bir çok icra takibi ve davalar açmış olup iş bu dava da onlardan bir tanesidir. İş bu takiplere bağlı açılan davalar ------- sayılı davasında birleşmiş olup, davalı ---- de taraf olduğu birleşen iki dava da dahil olmak üzere ------ tarihinde asıl ve birleşen davalarımızın kabulüne karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir; "Somut olayda; davacı tarafın hisse satım sözleşmesi kapsamında ödemelerde bulunduğu ancak sözleşmelerin karşı taraflarının hisse devrini gerçekleştirmedikleri bu suretle satıcının temerrüdü gerçekleştiği, bu durumda davacının seçimlik hakları bulunduğu ve davacı tarafın da yaptığı ödemelerin iadesini talep ettiği, bu kapsamda; Birleşen------Esas sayılı davasında; davacı tarafın sadece ödeme yaptığı ...'den yaptığı ödemeyi talep edebileceği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile,----- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu ----- yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin aynen devamına, davalı ------- likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, sözleşmelerden haberi olduğundan davalı --------- kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. " Gerçekten de, müvekkil iş bu sözleşme uyarınca tüm edimlerini ifa edip milyonlarca dolar ödeme yaparken, sözleşmenin karşı tarafları hiç bir edimini ifa etmeyerek satıcının temerrüdüne düşmüştür. Müvekkil ----- tarihinde iş bu sözleşme kapsamında "Projelerle ilgili harcamalar ödemesi" açıklamasıyla davalıya ------- göndermiş, Müvekkil -----tarafından, yine iş bu sözleşme uyarınca ---------- "Sözleşmeye istinaden güncel kur karşılığı ---- ödeme" açıklamasıyla ------ tarihinde davalıya---- göndermiştir. Müvekkil ----, iş bu hisse devir sözleşmesi uyarınca sözleşme tarihi olan ----- elden ödeme yapmış olup bu ödemeye dair ---- tarihli belge düzenlenmiştir. Davalının sözleşme gereği hiç bir edimini yerine getirmemesi üzerine iş bu müvekkillerce gönderilen paraların müvekkile iadesi için, ---- tarihinde ------------ sayılı icra takipleri yapılmıştır. Huzurdaki davaya konu sözleşmeden kaynaklı hukuki ilişki kapsamında gönderilen paraların iadesinin istendiği, takip talepnamesinde açıkça ifade edilmişken davalı; iş bu hukuki ilişkiye itiraz etmemiş olup sadece borca itiraz etmiştir. Bu sebeple, davalının müvekkilden almış olduğu ----- yönelik borcun kaynağı dava konusu sözleşme olup davalının iş bu sözleşme uyarınca borcu ödediğini veya borcu olmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Müvekkilce davalıya ve sözleşmenin diğer taraflarına yapılan icra takipleri ile açılan davalar ile ödenen paraların iadesinin istenmesi, sözleşmeden dönüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu itibarla, celbedilecek ------- sayılı dosyasından da görüleceği gibi, iş bu davaya da konu ettiğimiz ---- tarihli banka dekontları ile ----- tarihli belgeye dayalı olarak dava konusu sözleşme ilişkisi için gönderilmiş olan paraların iadesi için açmış olduğumuz ------ için şimdilik -----için şimdilik ---- için de şimdilik------ kısmının müvekkile iadesine karar verilmelidir. İş bu ticari davanın açılması için zorunlu olan arabuluculuk başvurusu anlaşmazlıkla sonuçlanmış olup---------Büro dosya numaralı ve Barkodlu SON TUTANAKLARI ekte sunulmuştur. İHTİYATİ HACİZ İSTEMİMİZ, Huzurdaki davaya konu ettiğimiz hukuki ilişki ve benzer alacaklarımız ile ilgili açılan ------- sayılı davasında haklılığımız tespit edilmiştir. Huzurdaki davaya konu alacağımız, davalı hakkında açılan takiplerle muaccel olup davalının temerrüde uğradığı da sabittir. Bu sebeple, İİK'nın 257.maddesi uyarınca borçlunun yedinde bulunan menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü kişiler nezdinde doğan hak ve alacakları üzerinde uygulanmak üzere İHTİYATİ HACİZ kararı verilmesini talep ederiz. Yukarıda arz edilen sebeplerle, davalının tarafımıza iade etmekle yükümlü olduğu; Müvekkil ---- tarafından gönderilen ------- kısmının müvekkil ---- ödenmesini, Müvekkil -----tarafından gönderilen ------ kısmının müvekkil ----ödenmesini, Müvekkil ---- tarafından gönderilen ----şimdilik ----kısmının müvekki----- ödenmesini, Ödemelerin sözleşmenin tarafı haline gelen ---- gönderildiği yönünde bir hukuki kanaatte olunması halinde ödemelerin -----iade edilmesi gerekiyorsa, yapılan tüm ödemelerin müvekkil ----ödenmesini, İİK'nın 257.maddesi uyarınca borçlunun yedinde bulunan menkul ve gayrimenkuller ile üçüncü kişiler nezdinde doğan hak ve alacakları üzerinde uygulanmak üzere İHTİYATİ HACİZ kararı verilmesini, Davalı açılan takiplerle temerrüde düştüğünden, davaya konu alacaklarımızın takip tarihi olan------ tarihinden itibaren devlet bankalarının döviz ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile davalıdan alınarak müvekkillere verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla vekil sıfatıyla arz ederim." şeklinde talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "UYUŞMAZLIĞIN TEMELİNE İLİŞKİN GENEL BİLGİLER Hisse Satım Sözleşmesi ve İlk Sözleşmenin Detayları Dava dışı------- ile dava dışı -------- arasında yapılan ekli------- tarihli Hisse Satım Sözleşmesine göre, ------- hisselerinin tamamına sahip olduğu -----------hisselerinin ------ satışı kararlaştırılmıştır.----- tarihli sözleşme------ adına vekaleten -------- tarafından vekil sıfatıyla imzalanmıştır. ------ sözleşmeyi imzalarken -------- şirket hissesi alımı için özel yetki içeren vekaletnamesine dayanmış ve bu vekaletnameyi de sözleşmeyle birlikte ibraz etmiştir. İkinci Sözleşme ve Borçlanma Devamında ------ kendisi ve dava dışı -------------adına ------ tarihinde ikinci bir sözleşme imzalamıştır. Söz konusu sözleşme ile davacı----- şahıs olarak kendi adına vekaleten dava dışı -------devre konu her bir şirketin hisse devri için ------ ödemeyi taahhüt etmiş ve borçlanmıştır. Sözleşmenin ilgili hükmü şu şekildedir. Sözleşmelerin Konusu Yukarıda yer alan iki sözleşmenin konusu şöyledir: 2021 yılında ortağı olduğu -------- iştiraki olan ------ iş insanı------- imzalanmıştır. ------ tarihli sözleşmenin devre ilişkin kısmı şu şekildedir; ------- devrinin usul açısından ------ olmasından dolayı taraflar derhal hisse devri yapamadıklarından, kanuni yükümlülüklerden dolayı hisse devrine dair birbirini tamamlayıcı iki sözleşme düzenlemişlerdir. ------ tarihli sözleşme ve ------- yapılan ----- tarihli sözleşme.------ sair mevzuatına göre --------- sahibi şirketlerin hisse devri üretim lisansı tanzim edilmesinden sonra mümkündür. Tarafların anlaştıkları tarih itibarıyla devredilecek şirketler ----- verilen ön lisansa sahiptir. Taraflar bu sebeple ----------- tarihli hisse satış özleşmesinde hisse devri tarihi olarak üretim lisansı düzenlenme tarihini olarak belirlemişlerdir. Yani alıcı taraf bakımından hisseleri devralma borcu bakımından vade tarihi üretim lisansının verildiği tarihtir. Sözleşmenin imzalanması sonrasında ------ adına vekaleten sözleşmeyi imzalayan -------ortağı ve vekili ------- yöneticisi olduğu ------- bu şirketin ortağı ve -------davacı ... tarafından müvekkil ----- ve dava dışı satışa konu------açıklamalarıyla --------- tarihlerinde imzalanan sözleşmeler kapsamında, sözleşmeden kaynaklanan borçların ifası amacıyla ödemeler yapılmıştır. Satışa konu Şirketler -----------alarak Hisse Devri yapmaya elverişli hale gelmişlerdir.--------elverişli hale gelme tarihi arasında 3 (üç) aydan daha kısa bir süre olmuştur. Hisselerin Devralınmaması ve Temerrüt Durumu Takip eden süreçte ---------tarihli sözleşmede hisseleri devralma borcu altında olan --------, Şirket hisselerinin devralınması için bilgi verilmiş ancak hisseleri devralma borcu altında bulunan dava dışı -------- tarafından hisselerin devri alınmasına ilişkin hiçbir işlem gerçekleştirilmemiştir. Yapılan bu açıklamalardan ve dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere alıcı ------ tarihli sözleşmeyle borç altına giren ------- hisse devrine ilişkin tüm koşullar gerçekleşmiş olmasına rağmen temerrüde düşmüşler ve yaptıkları sözleşme kapsamında hem dava dışı----- hisseleri devralmaktan imtina etmiş ------ doğan borçlarını ---------- ödememişlerdir. DAVANIN TARAFLARI VE KİŞİLER Huzurdaki davada davacılar sunulan dekontlar ve yaptıkları gerçek dışı beyanlarla sayın Mahkemenizi aldatma ve müvekkil --------- haksız kazanç elde etme çabası içerisindendir. Aşağıda bu durumun anlaşılabilmesi için kişiler ve olaylar şematik olarak açıklanacaktır. USULE İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ Yetki İtirazı, Arabuluculuk İtirazı ve Zamanaşımı Hk. Davacılar tarafından dava yetkisiz mahkemede açılmıştır. Davalı ----- tacir olmadığı gibi hiçbir dönemde de tacir sıfatını haiz olmamıştır. Taraflar arsında bir yetki sözleşmesi mevcut olmadığı gibi geçerli olması da mümkün değildir. ------- müvekkil arasında her hangi bir sözleşme ilişkisi de mevcut değildir. Müvekkil------ yerleşim yeri ------ ilçesidir. --------Adliyesi yargı bölgesi içerisinde yerleşim yeri de bulunmamaktadır. HMK m. 6 uyarınca davalının dava tarihindeki yerleşim yeri olan ------- mahkemeleri yetkilidir. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle HMK m.19/2 kapsamında yaptığımız yetki itirazının kabulü gerekmekte olup Mahkemenizce yetkisizlik kararı verilmesini talep etmekteyiz. Arabuluculuk tutanakları incelendiğinde bizatihi alacağın tahsili talep edilmediği ve icra takiplerine ilişkin ticari bir arabuluculuk yapıldığı görülmüştür. İşbu arabuluculuk tutanaklarının usulüne uygun düzenlenmediğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir. Yine davacıların iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu talep edilen alacaklar zamanaşımına uğramıştır. Zamanaşımı def'inin kabulüyle davanın reddine karar verilmesi talep olunur. HMK m. 413 Kapsamında ------ Tahkim İtirazı Davacı -------- müvekkil ---- arasındaki tek hukuki ilişki ----- tarihli hisse devrine ilişkin ek sözleşmedir. Müvekkil ----- bugüne kadar hiçbir para almamıştır. Ancak davacı tarafından “elden verildiği” iddia edilen para bakımından taraflar arasındaki tek sözleşme olan ---- tarihli sözleşmenin 8. maddesinde taraflar açıkça tahkim şartı kabul etmiştir. Davacı ------- tarafından açılan dava kapsamında; Taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği, Temerrüt ve dönmeye ilişkin iddialar ile ...'nin davacıdan bir para alıp almadığı ve iade etmesi gerekip gerekmediği konusundaki tüm uyuşmazlıkların ------ nezdinde çözülmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenizin davacı----- bakımından HMK m. 413 uyarınca davayı usulden reddetmesi gerekmektedir. HMK m. 413 Kapsamında ------- müvekkil------ arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmamaktadır. Ancak davacı ------ dilekçesinde------- tarafı olduğu sözleşmeleri devraldığını iddia etmektedir. Bu durumda ... ile ----- arasındaki tek hukuki ilişki de ----- devrine ilişkin ek sözleşmedir. ------ dava dışı ----- devralındığı iddia edilen tek sözleşme olan ------ tarihli sözleşmenin 8. maddesinde taraflar açıkça tahkim şartı kabul etmiştir. Davacılardan ------vekilidir ve tahkim kaydı içeren sözleşmeyi vekil olarak da imzalamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında-------- halefi/sözleşmeyi devralan sıfatıyla açtığı bu davada; Taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliği, Temerrüt ve dönmeye ilişkin iddialar ile ---- davacıdan bir para alıp almadığı ve iade etmesi gerekip gerekmediği konusundaki tüm uyuşmazlıkların------ nezdinde çözülmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenizin davacı davacı ----- bakımından HMK m. 413 uyarınca davayı usulden reddetmesi gerekmektedir. ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ ------ Yönündeki İddiası Hukuken Kabul Edilemez. Sözleşmenin Devleşmeyi Devraldığı Yoklukla Maluldür. devreden, devralan ve sözleşmede kalan kişi gerekli: Sözleşmenin devri için sözleşmi arasında üç taraflı bir sözleşme, irade 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 205/1 hükmü uyarınca; sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır.” Buna göre; sözleşmenin devri için, sözleşmenin mevcut tarafları ile akde taraf olmak isteyen kişinin tamamının iradeleri gereklidir. Bu bakımdan devir, sözleşmede kalacak taraf veya taraflar ile sözleşmeden ayrılacak taraf ve sözleşmeye dahil olmak isteyen kişiden oluşan en az üç taraflı bir sözleşmeyle gerçekleşir.-------- çeşitli kararlarında, sözleşmenin devrinin gerçekleşmesi için sözleşmeyi devreden, devralan ve sözleşmede kalan tarafların üçünün de irade beyanının gerektiğini ifade etmiştir.-------- İrade birliği sağlanamamışsa, kurucu unsurlardaki eksiklik nedeniyle işlem YOKLUKLA maluldür. Sözleşme devrolmamıştı Buna göre; iradeler tamamlandığında devir gerçekleşir. Bu yönde bir irade birliği (consensus) sağlanamamışsa, sözleşmenin devri gerçekleşmemiştir; işlem yoktur. Zira irade beyanı, hukuki işlemlerin kurucu unsurudur. Bilindiği üzere; kurucu unsurlardaki eksiklik işlemi yoklukla malul kılar. ------- Somut olaya ve dosyada mevcut bilgi ve belgelere bakıldığında ------- yaptığı sözleşmelerin devrine ilişkin hiçbir beyanı ya da devir sözleşmesi olmadığı gibi -----de bu yönde hiçbir kabulü bulunmadığı açıktır. Davacılar tarafından ---------sözleşmeleri kendilerine devrettiğini ispatlayamadığından iddia ettikleri sözleşme ilişki yokluktur. 1.3.Yokluk her zaman ve ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir. Açılmış herhangi bir dâvada, bir hukuki işlemin yokluğu anlaşılırsa, hiç kimse ileri sürmemiş dahi olsa, yokluk olgusunu hâkim görevinden ötürü, kendiliğinden (re'sen) nazara almak zorundadır. Bir hukuki işlemin yokluğu her zaman, ilgili herkes tarafından ileri sürülebilir. İşlemin hükümsüz kılınması için herhangi bir beyanda bulunulması veya bir dâva açılması gerekli değildir ü işlem zaten hiç oluşmamıştır; hukuk âleminde zaten hiç “yoktur. Açılmış herhangi bir dâvada, bir hukuki işlemin yokluğu anlaşılırsa, hiç kimse ileri sürmemiş dahi olsa, yokluk olgusunu hâkim görevinden ötürü, kendiliğinden (re'sen) nazara almak zorundadır.------ Davacının iddiası, sözleşmenin eylemli olarak tarafı olduğu yönündedir. Ancak, sözleşmenin tarafları olan dava dışı --------- yönde bir iradesinin bulunduğunu gösteren herhangi bir bilgi veya belge dosyada bulunmamaktadır. Buna göre böyle bir işlem yoktur. Özetle, sözleşmenin devri üç tarafın da irade birliğini gerektiren bir sözleşme ile gerçekleşir. Bir kişi kendi kendine başkalarının sözleşmesini devraldım diyemez. Buna göre; davacı ------ dava dışı kişiler arasındaki sözleşmeyi devraldığı yönündeki mesnetsiz iddianın kabulü mümkün değildir. Hâkimin bu yönde herhangi bir iddia ve savunma ileri sürülmemiş olsa bile, yokluğu re'sen nazara alması bir zorunluluktur.---- nedenle ödeme yaptığı açıklamaya muhtaç kalmıştır. Müvekkil ile aralarında herhangi bir akdi ilişki bulunmamaktadır. Dava dilekçesinin 14. Fıkrasında; Davacı ----- tarihinde "Projelerle ilgili harcamalar ödemesi" açıklamasıyla müvekkile ---- para göndermiş olduğu, Davacı ----- istinaden güncel kur karşılığı ----- açıklamasıyla---- tarihinde müvekkile ------- para göndermiş olduğu ifade edilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla müvekkil ile davacılar--------- arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmamaktadır. Öte yandan, yapılan açıklamalar (“projeler ile ilgili harcamalar ödemesi”; “sözleşmeye istinaden”) bu paraların hangi nedenle müvekkile gönderildiğini açıklamamaktadır. Davacılar tarafı olmadıkları bir sözleşme ve borçlusu olmadıkları bir borç nedeniyle ödeme yapmışlardır. Bu durum başkasının borcunu ifa anlamına gelir. Bu durumda, borcu ifa edilen ye rücu edilecekken müvekkile dava açılması isabetsi Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı kadarıyla Müvekkil---- olaylarla ilişkisi --- tarihli sözleşmeden ibarettir. İşbu sözleşme davacı ------- ile davalı ---- akdedilmiş olup; sözleşmenin konusu da, davacı ----ve/veya davadışı ---- tarafından müvekkil ---nakden ve defaten ödeme yapılmasıdır------- olmadıkları işbu sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek için ödeme yapmışlardır. Buna göre; başkasının borcunu ödeyen üçüncü kişi konumunda olduklarının kabulü gerekir. Bu durum 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda ifade edilmiştir. TBK m. 83 hükmü uyarınca; Ödeme bu gerekçe ile yapılmış olduğundan geçerli bir ödemedir. Bu durumda, başkasının borcunu ödeyen kişinin (davacıların), borcu ödenen tarafa (diğer davacı ------ ve/veya davadışı -----karşı yöneltebileceği bir rücu imkânı doğar. Bu durumda, Davacı ------ esasen yaptıkları ödemeyi diğer davacı --- ve/veya davadışı ---------rücu etmek yerine müvekkile karşı dava açmış olmaları abesle iştigal teşkil eder. Buna göre, davacıların davasının reddi gerekir. Kaldı ki, müvekkil ----- yapılan ödeme bir sözleşme devri yahut hak ve yükümlülüklerin devri nedeniyle de olamaz. Zira, anılan ---- tarihli sözleşmenin 5. Maddesinde devir yasağı mevcuttur. ------ Bu bilgiler ışığında, kanaatimizce yapılan ödeme başkasının borcunu ifa niteliğindedir ve geçerlidir. Davacıların ------yönelttikleri huzurdaki davanın reddi gerekir. Bir an için ödemenin geçerli bir temeli olmadığı düşünülecek olsaydı dahi bu durumda davacıların iddiasının sebepsiz zenginleşme temeline dayandırılması gerekirdi, ki bu durumda da zamanaşımı süresi geçmiştir. Bir an için davacıların yapmış oldukları ödemenin geçerli bir hukuki nedene dayandığı kabul edilmeyecek olursa, bu durumda iade talebinin gerekçesinin sebepsiz zenginleşmeden başka bir açıklaması kalmaz. İşbu iddia ise, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 82/1 hükmündeki zamanaşımına tâbidir. Bu zamanaşımı süresi de; “Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” Daha baştan aralarında sözleşmesel ilişki olmadığını bilen tarafların başkaca bir ilişkiye de dayanmıyorsa, bunun sebepsiz olduğunu bilmeleri gerekir ve sürenin zenginleşme tarihinden başlaması gerekir. Nitekim, TBK m. 117/11 hükmü uyarınca . sebepsiz zenginleşmede ... zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur” Sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren zamanaşımı süresi hesaplandığında, iki yıllık süre çoktan geçmiştir. Zamanaşımı defi ileri sürüyoruz. Bu halde, iddianın reddi gerekir. Sonuç olarak; Ödeme üçüncü kişi lehine (başkasının borcu için) yapılmıştır. İlgili üçüncü kişiye rücu etmek yerine müvekkile dava açılması isabetsizdir. b) ...'in tarafi olduğu tek sözleşmede de devir yasağı mevcuttur. Davacılar bu bakımdan sözleşmenin tarafi değildir, işbu sözleşmeden doğan herhangi bir hak ve yükümlülüğün de tarafı değildir. Biran için ödemenin geçerli bir temeli olmadığı düşünülecek olsaydı dahi, bu durumda davacıların iddiasının sebepsiz zenginleşme temeline dayandırılması gerekirdi, ki bu durumda da zamanaşımı süresi geçmiştir. Satıcı Dava dışı ---- Davalı Müvekkil --- Her Hangi Bir Temerrüt Hali Oluşmamıştır. Dava dışı ---- bakımından temerrüt hali yoktur. Davadışı ---- davadışı -------tarafından vekaleten imza altına alınan sözleşmeye göre; Alıcı,------- İisanslarının alındığı tarihte hisseleri satın ve devralacaktır. Bu madde davadışı alıcı ------ aleyhine bir satım ve devir alma yükümlülüğü yüklemektedir. ----- çıkmış ve ------- hisselerinin satılması ve devrine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Satım ve devir için tarafların iradelerini ortaya koyma vakti gelmiş olup hisse devri için ---- vekili ---- bilgi verilmiştir. Buna mukabil, sözleşmenin alıcı tarafı dava dışı ------ sözleşmenin m. 2.1 hükmünde düzenlenen satın ve devir alma yükümlülüğünü yerine getirmek üzere herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Sözleşmeyi devraldığını iddia eden davacılar da, devir için---- hiçbir bildirimde bulunmamış olup, sözleşmeyi devraldıklarına dair devir sözleşmesi ya da izin yazısı sunmamışlardır. Kaldı ki, ----- Sayılı dosyaya sunulan ---- Sayfasında “davalı --------gönderilen bir ödeme olmadığı ve bu yönde herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı,” tespit edilmiştir. Sonuçta, herhangi bir ödeme almamış olmasına rağmen, satım ve devir işlemlerinin yapılması için dava dışı ------ bildirimde bulunmuştur. Sözleşmenin 2.2 maddesinde ise, devir bedelinin hisselerin devir tarihinde hesaplanacağı, bakiye devir bedelinin de hesaplanarak hisse devir tarihinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Alıcı taraf, kendisine yapılan bildirime rağmen, hisse devir bedelinin hesaplanması hususunda bir girişimde de bulunmuş değildir. Ayrıca, aynı tarihte hisse devri ve ödemenin yapılacağı kararlaştırılmışken, henüz devir bedeli ödenmeden hisselerin devrini istemek de zaten ödemezlik defi ile karşılaşacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 97 hükmüne göre; “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” Buna göre, karşılıklı borç ilişkilerinde, borçlunun daha sonra ifada bulunma hakkı bulunmadıkça, kendi borcunu ifa etmemişken karşı edimi talep edebilmesi mümkün değildir. Bunun için borçlunun öncelikle kendi borcunu ifa etmesi yahut en azından ifa önerisinde bulunmuş olması gereklidir. -----Haklı bir defi nedeniyle borç ifa edilmediğinde temerrüt söz konusu olmaz. Bu nedenle temerrüt söz konusu olmayacaktır. Hatta, ödemezlik def'inin başlangıçta ileri sürülmesi de gerekli değildir. Zira, borçlu ödemezlik def'ini ileri sürdüğü takdirde temerrüt durumu geçmişe etkili olarak ortadan kalkacaktır.----- Somut Olayda Satıcı ---------Alıcı Taraf Temerrüde Düşmüştür ve Dönme Hakkı Yoktur Kesinlikle hukuka aykırı ve yok hükmünde olmasına rağmen, bir an için davacıların sözleşmeyi devir aldıkları kabul edilse dahi, davacılar --------- Şirketlerinin hisselerini devralmak için gerekli işlemleri başlatmamış ve talepte bulunmamıştır. Zira, eğer davacılar sözleşmeyi devralmış olsalardı, artık alıcı ------- yerine geçtiklerinin ve aynı hak ve yükümlülüklere sahip olduklarının kabulü gerekirdi. Buna göre; alıcının bedel ödemeksizin hisse devri talebinde bulunamayacağına yönelik TBK m. 97 hükmüne dayalı yukarıdaki açıklamalarımız aynen geçerli olacaktır. Buna göre, haklı defi varken temerrütten ve dönmeden bahsetmek isabetli değildir. Öte yandan, ---- maddesi uyarınca enerji üretim lisanslarının düzenlenmesi akabinde satışa konu ------ değerleme yapılarak ortaya çıkacak bedeli alıcı satıcıya ödeyecektir. Kendi ödeme yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için yapması gereken hazırlık hareketlerini (değerlemeyi) yapmaktan imtina eden bir alıcının, aslında kendi. Fiilleri bakımından temerrüde düştüğünden bahsetmek gerekir. Bir tarafın kendi temerrüdüne dayanarak sözleşmeden dönmesi de mümkün değildir. 3.3. Dava dışı -------- temerrüde düşmüş olsaydı bile dönme hakkı doğmamıştır. Kesinlikle reddetmekle birlikte, bir an için dava dışı ----- temerrüde düşmüş olduğu kabul edilseydi dahi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 123-125 hükümleri uyarınca dönme hakkının derhal kullanılması mümkün değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 123 hükmüne göre; “Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir.” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 125/1-Il hükmüne göre ise; “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir #şmeden dönebilir.”veya sı Olayda, bu koşullar da yerine getirilmemiştir. Dönme hakkı kullanılamaz. 3.4. Müvekkil ...'in temerrüdü söz konusu değildir. Zira, satım sözleşmesinin tarafı değildir. ve diğer sözleşmede de aleyhine bir borç yahut taahhüt bulunmamaktadır Müvekkil------- konuyla tek ilgisi 30.03.2021 tarihli sözleşme bakımındandır. İşbu sözleşme incelenecek olursa; sözleşmede davacılardan ---- ile dava dışı ----- müvekkile ödeme yapacakları kararlaştırılmıştır. Buna mukabil, sözleşmede müvekkil ------ aleyhine bir yükümlülük kararlaştırılmış değildir. İşbu sözleşmede borç altına girmemiş olan müvekkilin, herhangi bir borcu bulunmaksızın temerrüde düşmesi de mümkün değildir. Müvekkil ------ tarihli hisse satım sözleşmesinin de tarafı olmadığından, işbu sözleşmeye binaen bir temerrüdü de söz konusu olmayacaktır. Sonuç olarak; a) Alıcı taraf, satın ve devir alma borcunu yerine getirmemiştir. Kendi üzerine düşen bedel ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek için gerekli işlemleri (değerleme) yapmaya dahi başlamamıştır. b) Alıcı taraf, hisse bedelini ödemeden hisse devrini talep edemez. Ödemezlik defi söz konusudur. Ödemezlik defi varken temerrüt olmaz. Ödemezlik defi sonradan da ileri sürülebilir.c) Temerrüt söz konusu olsaydı dahi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde sözleşmeden dönmeden evvel karşı tarafa makul bir sürenin verilmesi gerekirdi. Bu süre verilmeden dönme olmaz. d) Müvekkil ... hisse satım sözleşmesinin tarafı değildir. Tarafı olmadığı bir sözleşmeden ötürü müvekkilin temerrüdünden bahsedilemez. e) Müvekkil ------tarafı olduğu -------- tarihli sözleşme incelendiğinde müvekkil aleyhine bir borç yahut yükümlülüğün kararlaştırılmamış olduğu görülmektedir. Bu durumda, borcu olmayan müvekkilin temerrüdü de söz konusu olmaz. Hisse Devir Sözleşmesinin Yok/Geçersiz Olduğuna ilişkin İddialar Hukuka Aykırıdır Davacılar dilekçelerinde ----- kurullarında hisse devrine ilişkin bir gündem bulunmadığını belirterek daha önceki davalarda olduğu gibi, hisse devirlerinin gerçekleştirilmesinin mümkün olamayacağını iddia etmeye çalışmaktadır. Öncelikle dava dışı ------ hisselerini devir taahhüdü ile müvekkil ---- sorumluluğu arasında hiçbir illiyet bağı bulunmamaktadır.------- tarihli sözleşmede bu yönde bir yükümlülüğü bulunmadığı gibi bu devirlerin gerçekleşmesine yönelik bir borcu da üstlenmediği açıkça ortadadır. Diğer taraftan ---- sözleşmesinde de---- olmadığı gibi şahsi sorumluluğuna ilişkin bir imzası da mevcut değildir. Huzurdaki bu dava bakımından müvekkilin şahsi olarak bir hisse devir borcu bulunmasa da davacıların,---- genel kurulunda -----için karar alınması gerektiği yönündeki iddiaları da tamamen gerçek dışıdır. -------paylarının tamamına sahip olan ve hisse devri sözleşmesinin tarafı olan dava dışı -----yatırım şirketidir. ------ tarihli konsolide bilançoları incelendiğinde; Ortaklığa ait Bağlı Ortaklıklardan ------ paylarının satışı bakımından, ---- olarak; ------ incelendiğinde yapılacak işlemin, Tebliğ'in 6'ıncı maddesinin 1'nci fıkrasında verilen oranın altında kaldığı, -------- incelendiğinde yapılacak işlemin, Tebliğ' in 9'uncu maddesinin 2'inci fıkrasının (b) bendinde verilen oranın altında kaldığı, Açıkça tespit edilmiş ve hatta bu konunun ileride bir uyuşmazlık konusu oluşturmaması için ayrıca----- bir değerleme raporu alınmıştır. Söz konusu değerleme şirketi ---- farklı sektörde ------ şirketin verisini hedef işletmenin verisi ile birlikte analiz ederek, uluslararası standartlarda işletmenin şirket değerini hesaplamaktadır. ----- talebi sonucunda düzenlenen ----------- Sonuç olarak; Yukarıda açıklanan ilgili mevzuat ve değerleme raporları kapsamında ---- hisselerinin satışı bakımından -------- münhasıran yetkili olup, hisse devri sözleşmesinin imzalanması ve hisselerin devri için genel kurul kararına ihtiyaç bulunmamak Şirket için önemli nitelikteki işlemler grubuna dahil olan bir işlem bulunmamaktadır.------Talepleri Bakımından Cevaplarımız i- Tahkim İtirazı Yukarıda da belirttiğimiz üzere taraflar arasında imzalanmış olan ------- tarihli sözleşmede açıkça tahkim kaydı bulunmaktadır ve davanın mahkemenizce usulen reddi gerekmektedir. Maddi Hukuk Bakımından Cevaplarımız Müvekkil ----- konuyla tek ilgisi ---- tarihli sözleşme bakımındandır. İşbu sözleşme incelenecek olursa; sözleşmede davacılardan---- dava dışı----- müvekkile ödeme yapacakları kararlaştırılmıştır.----- tarafından imzalanan bu sözleşmede ----------ödeme yapacağının kararlaştırılmış olduğu görülecektir. Buna mukabil, sözleşmede müvekkil ----- aleyhine bir yükümlülük kararlaştırılmış değildir. İşbu sözleşmede borç altına girmemiş olan müvekkilin, herhangi bir borcu bulunmaksızın temerrüde düşmesi de mümkün değildir. Belirtmek gerekir ki, ---- tarihli sözleşmenin ilk tarafı müvekkil ... ---- tarihli hisse satım sözleşmesinin tarafı değildir.---- tarihli sözleşmenin diğer tarafı olan ---- aynı şekilde------ hisse satım sözleşmesinin tarafı değildir; o sözleşmeyi vekaleten imzalamıştır. Davadışı ------ de her iki sözleşme altına imzası bulunmamakla beraber, hisse satım sözleşmesi onun adına akdedilmiştir. İkinci sözleşme ise (müvekkil -----ödeme yapılma taahhüdü bulunan sözleşme) her ne kadar ---- tarafından aslen imzalanmış olsa da, burada ------- hisse devir sözleşmesinin tarafı haline gelmez. Zira, hisse devir sözleşmesinin taraflarının bu yönde bir iradesi olmaksızın sözleşmeye katılması mümkün değildir. Zira, sözleşmeye katılmak için de (tıpkı sözleşmenin devrinde olduğu gibi) üç tarafın da iradesinin bir araya gelmesi gereklidir. Ancak sözleşmenin tarafı haline gelmese de borca katılması mümkündür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 201 hükmü uyarınca; “Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir. Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.” Buna göre, ---- katılabilirse de alacakların tarafı olmaz, sözleşmenin de tarafı olmaz. Bu bakımdan, ---- tarafi dahi olmadığı bir sözleşmeye dayalı talepte bulunması zaten mümkün değildir. Eğer --------, borca katılarak (TBK m. 201) veya borca katılmadan sadece üçüncü kişi olarak (TBK m. 83) başkasının borcunu ödemiş ise, bu durumda müvekkil------ bunu talep edemez. Kimin borcunu ödediyse ona vekaletsiz işgörme yahut sebepsiz zenginleşme hükümlerince rücu etmesi gerekir. Böyle bir rücu işlemi yerine müvekkile başvurması hukuka aykırıdır. Sözleşmelerin kendisinden devralındığı iddia edilen ---- sözleşmelerin geçersiz olduğunu yazılı belgeyle iddia etmiştir. Müvekkil ----- dava dışı ve kendisinden davacılar tarafından sözleşmenin devralındığı iddia edilen ------ tarihli sözleşme kapsamında----- bir alacak davası açmıştır. Bu dava ----- geçerli bir tahkim sözleşmesi yapma yetkisi olmadığı ve sözleşmenin altında asil ------ imzası bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddolunmuştur. Söz konusu davada ---- sözleşmelerin kendisini bağlamadığı ------ sözleşmelerden haberi olmadığını bu yönünde açık ve yazılı beyanda bulunmuştur. ------ tarihli cevap dilekçesinin ilgili kısımları bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Aynen palınan cevap ve itiraz: -------dilinde kaleme alınmış adi yazılı bir sözleşme akdetmiştir. İşbu Hisse Satım Sözleşmesi incelendiğinde Müvekkil -------olarak kaleme alınmıştır.--------- işbu sözleşmenin ticari açıdan riskleri ve Müvekkil'e sözleşme konusunun ve bedelinin yüksekliği hususunda ne yazılı ne de sözlü olarak bilgilendirmede bulunmamıştır. Netice itibariyle, temsil yetkisinin kullanım şekline aykırı olarak sadakat ve özen borcunu ihlal ederek bu sözleşmeyi imzalamıştır. Hisse Satım Sözleşmesi geçersiz olup, Müvekkil'i bağlamamaktadır. Müvekkil, ilgili tüm sözleşmelerin varlığından tamamıyla habersizdir. Vekil tarafından hiçbir şekilde bu sözleşme kapsamında ve dava konusu------- Davacı'nın bir hisse devri yapacağına dair bilgilendirme yapılmamıştır. Söz konusu cevap dilekçesi esasında davacıların tüm iddialarının açıkça gerçek dışı ve mahkemeyi aldatmaya yönelik olduğunu ortaya koymaktadır. Şöyle ki; Davacılar öncelikle ---- tarihli sözleşmeyi ---- devraldıklarını iddia etmektedir. ------- ise bu sözleşmenin geçersiz olduğunu bu sözleşmelerden haberi dahi olmadığını iddia etmektedir. Sözleşmenin yazılı tarafı olan ---- sözleşmenin devrine ilişkin iradesi bir yana, kişi sözleşmeyi dahi kabul etmemektedir. Ayrıca bu durum ----- sözleşmeyi hiçbir zaman ifa etme niyeti olmadığını da göstermektedir. Sözleşmeyi bilmeyen, varlığından haberdar olmayan ------- sözleşmeyi davacılara devrettiği yönünde bir iddianın aksi zaten dava dışı ---- tarafından yazılı belgeyle açıkça ortaya konulmuştur. Sözleşmelerin tarafı olmayan davacılar bakımından müvekkilin ve dava dışı ------ hiçbir taahhüdü yokken temerrüde düşmeleri ise olanaksızdır, Yukarıda izah edilen ve Mahkemenizce re'sen dikkate alınacak tüm nedenlerle: Öncelikle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaateyse esastan REDDİNE, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.

RAPOR: Bilirkişi raporunda özetle;" Yapılan ödemelerin davacılar nezdinde usulüne uygun olarak kayıtlı bulunduğu ve davalının; Davacı ----- davalıya ---- Davacı ----- davalıya "sözleşmeye istinaden güncel kur karşılığı ---- açıklaması ile ---- Davacı -------- elden yaptığı ödemeye karşılık borçlu olduğu kayıtlarla tespit edilmiştir. ------ dışındaki davacıların davalı ile sözleşme ilişkisi bulunmadığı dikkate alındığında, yaptıkları ödemeyi hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak yaptıklarını açıklamaları gerektiği, Somut olayda davalının temerrüdü bakımından uygun sürenin verilmedi; anlaşılmaktadır. Bu sebeple dönme hakkının kullanılmasının şartlarının oluşmadığı, Davalıya yapılan ödemelerin iadesi talepli açılan davanın sonuçlanmasına rağmen işbu davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, tarafımızca tespit edilmiş hesaplanmışsa da, Takdir Yüce Mahkemeye ait olmak üzere iş bu bilirkişi raporu heyetimizce düzenlenmiştir." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

EK RAPOR: Bilirkişi ek raporunda özetle; "Huzurdaki davanın farklı bir icra takibine ilişkin olduğu dikkate alındığında davacının bu iddiasının yerinde olduğu değerlendirilmektedir. ------dışındaki davacıların davalı ile sözleşme ilişkisi bulunmadığı dikkate alındığında, yaptıkları ödemeyi hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak yaptıklarını açıklamaları gerektiği şeklinde kök raporda yer alan değerlendirmenin davacının yaptığı açıklama ile açıklık kazandığı anlaşılmaktadır. Bu aşamada söz konusu davacılarında sözleşme ilişkisi kapsamında ödeme yaptığı kabul edilebilecektir. Kök raporda yer verilen davalının temerrüdü bakımından uygun sürenin verilmediği ifadesine karşı davacı tarafından ihtarname yerine aynı etkiye sahip ve temerrüt şartlarının gerçekleştiğine ilişkin açıklamalar Sayın Mahkemenin takdirindedir. Davalı tarafın itirazında belirttiği şekilde taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı bulunmaktadır. Ancak bu konuda bilirkişi heyetimizde uzman bulunmaması sebebiyle takdir Sayın Mahkemeye aittir. tarafımızca tespit edilmiş hesaplanmışsa da, Takdir Yüce Mahkemeye ait olmak üzere iş bu bilirkişi raporu heyetimizce düzenlenmiştir." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

DURUŞMA:Mahkememizin tefrik öncesi ----- dosyasının ----- celsesinin---- ara kararında; "Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı anlaşılmakla davacılardan --- açmış olduğu davanın tefriki ile mahkememiz son esasına kaydının yapılmasına," şeklinde ara karar kurulduğu görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, alacak davasıdır.Davacının dava talebinin netice itibarı ile sözleşmeden kaynaklı davalıya gönderilen paraların geri iadesine ilişkin olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 116/1-b madde ve fıkrası gereği uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi gerektiği itirazı ilk itirazlar arasında sayılmıştır. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş davalı yasal süre içinde tahkim ilk itirazında bulunmuştur.Taraflar yapacakları tahkim sözleşmesi ile ( HMK m.412,; MTK m. 4) üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konulardaki uyuşmazlıkların devlet mahkemeleri yerine hakemler eliyle görülmesini kararlaştırabilirler. Böyle bir durumda tarafların aralarında yaptıkları tahkim sözleşmesine uymaları ve tahkim kapsamına giren hususlarda aralarında çıkan uyuşmazlıklarda hakemlerde dava açmaları gerekmektedir. Mevcut tahkim sözleşmesine rağmen davacı hakemlerde değil devlet mahkemelerinde dava açarsa davalının bu hususu ilk itiraz olarak ileri sürmesi gerekir. -------Taraflar arasında düzenlenmiş olan ----- tarihli sözleşme incelenmiş sözleşmenin 8. Maddesinde " İş bu sözleme Türk hukukuna tabidir. Sözleşmeden doğacak ihtilafların hallinde -----yetkilidir. " hükmü bulunduğu görülmüştür.
Davalı davadaki savunmasını tahkim şartı bulunan ----- tarihli sözleşmeye dayandırmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri türden bir uyuşmazlıktır. Yukarıda aynen alıntılanan sözleşme hükmü gereği sözleşmeden kaynaklı ihtilaflarda geçerli olmak üzere tahkim şartı konulmuştur. Nitekim davalı daha önce benzer bir ihtilaf nedeniyle aynı sözleşme kapsamında tahkime başvurduğu anlaşılmıştır.------ Sayılı ilamında "....Tarafların sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamının veya bir kısmının çözümünü hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmalar tahkim sözleşmesi olarak adlandırılmakta olup yalnızca iki tarafın iradeleriyle tasarrufta bulunabilecekleri konularda tahkim sözleşmesi yapılabilir. İster bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse bir tahkim şartı şaklinde yapılsın tahkim sözleşmesinin geçerliliği için aranan temel unsurlar geçerli bir tahkim iradesinin varlığı ve yazılı şekil şartıdır. Tahkim sözleşmesinin tabi olduğu şekil 1958 tarihli New York Sözleşmesi'nin 2. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre geçerli tahkim şartından bahsedebilmek için taraflarca imzalanmış yazılı bir anlaşma, karşılıklı mektup teatisi veya telgraf aranmaktadır. Sözleşme uyarınca davacı tarafından satın alınmış bulunan emtianın ayıplı olduğundan bahisle emtianın ayıp nedeniyle iadesi ve zararlarının tazmini talebinin belirli bir uyuşmazlığa ilişkin olması, özel hukuk uyuşmazlığı niteliğinde olması nedeniyle tahkim şartının geçerli bir tahkim şartı uyarınca uyuşmazlığın---- gerekmektedir." şeklinde karar verildiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden, 413/1 Maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-6100 Sayılı HMK'nun 413'üncü Maddesi uyarınca Tahkim itirazı sebebi ile HMK'nun 116/1-b bendi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden davanın USULDEN REDDİNE,
2-Tefrik sonrası alınması gereken ancak alınmamış olan 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,
3-Yapılan masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiği için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.ye göre tespit edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki(2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. Maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. Maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK 'nın 344.maddesi) suretiyle, ----Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.04/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim