Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/143
2026/142
11 Şubat 2026
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2026/143 Esas
KARAR NO: 2026/142
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/02/2026
KARAR TARİHİ: 11/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz adına tarafımızca davalı aleyhine------ sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Davalı aleyhine başlatılan icra takibinde, ödeme emrini tebliğ alan davalı borçlu itiraz dilekçesi ile yetkiye, takibe konu borcun tamamına, ferilerine, faiz ve masrafların tamamına itiraz etmiştir. Borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Takibin durdurulmasına dair kararın ---- tefhim edilmesi üzerine tarafımızca arabuluculuğa başvurulmuş ve yapılan görüşmede anlaşma sağlanamayınca arabulucu tarafından anlaşmama tutanağı ------tanzim edilmiştir. Arabuluculuk görüşmesinin anlaşmama ile neticelenmesi üzerine, davalı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi için işbu davayı açma zaruretimiz hasıl olmuştur. Şöyle ki; Davalı borçlu tarafından, icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesine karşın yetkili icra dairesi belirtilmemiştir. Yetki itirazında bulunan borçlunun aynı zamanda yetkili icra dairesini beliritmesi gerektiği, aksi taktirde yetki itirazının dikkate alınmayacağı Yargıtay kararlarında belirtilmiştir. Bu sebeple öncelikle davalı borçlunun yetki itirazının dikkate alınmaması gerekir. Davalı borçlunun yetki itirazının usulüne uygun olduğunun kabulü halinde ise icra takibi yetkili icra dairesinde başlatılmış olduğundan borçlunun icra dairesinin yetkisizliğine dair itirazı hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerekir. Borca itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere, davalı borçlunun adresi ------olup borçlu aleyhine başlatılacak icra takiplerinde yetkili icra dairesi,----- İcra Dairesidir. Dava konusu icra takibi de yetkili icra dairesinde başlatılmış olduğundan borçlunun yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekir. Müvekkilin maliki olduğu------ sevk ve idaresindeki ---- plakalı araç ile---- sevk ve idaresindeki --- plakalı çekici arasında ---- tarihinde --- kara yolunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. ---Müvekkile ait ---- plakalı aracın ---- poliçe numarası ile davalı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi bulunmaktadır. ---Kaza sonucu müvekkile ait araçta meydana gelen hasarın tespiti ve tazmini için davalı sigorta şirketi tarafından ------ numaralı hasar dosyası açılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan incelemeler neticesinde müvekkile ait aracın onarımının mümkün olmadığı, aracın perte ayrılması gerektiği tespit edilmiştir. Müvekkil ile davalı sigorta şirketi arasında yapılan görüşmeler neticesinde aracın rayiç bedeli için ---- üzerinde mutabık kalınmıştır. ------Davacı müvekkil, sigorta şirketi tarafından gönderilen mutabakatname ve ibraname formunu imzalayarak davalı sigorta şirketine göndermiştir. Müvekkile gönderilen mutabakatnamede, mutabık kalınan pert bedelinin bir kısmının davalı şirket tarafından bir kısmının ise aracı hasarlı hali ile satın alan firma tarafından ödeneceği belirtilmiştir. Taraflar arasında imzalanan mutabakatname doğrultusunda müvekkile ait aracın hasarlı hali ----- tarafından satın alınmıştır. Bu firma tarafından sovtaj bedeli için ----- tarihinde müvekkile ---- ödeme yapılmıştır. ---- Sigorta şirketi tarafından belirlenen aracın rayiç değeri olan ---- ---- tarafından sovtaj bedeli için ödenen ------mahsup edildiğinde sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken tutar ----. Ancak müvekkilin defalarca talepte bulunmasına rağmen davalı sigorta şirketi taahhüt ettiği ödemeyi yapmamıştır. Davalı sigorta şirketi, talepte bulunulmasına rağmen taahhüt ettiği ödemeyi yapmadığı gibi, aleyhine başlatılan icra takibinde de soyut ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarla yetkiye ve borca itiraz ederek müvekkilin alacağına kavuşmasına mani olmuştur. Davalı borçlunun, ödemeyi taahhüt ettiği alacağın tahsili için başlatılan icra takibine hukuki dayanaktan yoksun beyan ve iddialarla itiraz etmesi, kötü niyetli olduğunu göstermektedir. İcra takibine konu edilen alacağın çekişmeli olması gibi bir durum söz konusu değildir. Ayrıca mutabakatname ve ibraname formuna dayalı olan alacak likit olduğundan davalının işbu dava sonunda hükmedilecek miktarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekir. Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkemeniz tarafından re’sen belirlenecek olan nedenlerle; davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli olan itirazının iptaline ve takibin devamına, borçlu aleyhine takibe konu alacağın %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ederiz. Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenler ile Sayın Mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak hususlara binaen;Borçlunun haksız ve kötüniyetli olan itirazının iptali ile takibin devamına, Borçlu aleyhine, müvekkilimiz lehine işbu dava sonunda hükmedilecek miktarın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini saygı ile arz ve talep ederiz." şeklinde talep ve dava etmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, (kasko) trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/I maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.Ancak, ----tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve ------ tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Benzer konuya ilişkin ----- karar sayılı ilamında;
"Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, davacıya ait aracın kasko sigorta şirketidir.------- tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) nolu bendinde, "Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklinde düzenleme getirilmiştir.Davanın, davacı sigortalı tarafından kasko sigorta şirketine karşı açtığı itirazın iptali davası olması ve 6502 sayılı Tüketici Yasasının yürürlüğe girdiği ----- tarihinden sonra ---- tarihinde açılmış olmasına göre mahkemece Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu ve Dairemizin ------karar sayılı bozma ilamı ile de Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu kararının kesinleştiği gözetilerek davanın esasına girilmesi gerekirken görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde açıklamalara yer verildiği görülmüştür.Somut olayda, davanın------ tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasadan sonra açılmasına, 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacı tüketici konumunda olup davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinin anlaşılmasına ve görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu bulunmakta olup mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.Sonuç olarak, HMK 1 maddesi gereğince görev kamu düzeninden olup, yine HMK 114 maddesine göre dava şartı hakimin re'sen incelemesi gereken hususlardan olduğundan ve yine HMK 115 maddesine göre mahkememizin her aşamada görevi resen göz önüne alması gerektiğinden mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK'nun 114/1-C ve 115/2. maddeleri uyarınca görevsizlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2- HMK.20/1. maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesinden itibaren (süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren) 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dilekçe ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın bu davaya bakmaya görevli ------- TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi taktirde HMK.20/1. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Gider avansının kullanılmayan bölümünün görevli mahkeme veznesine yatırılması için ilgililerine iadesine,
4- HMK' nun 331/2. maddesinde yapılmış olan 'görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği' şeklindeki düzenleme nazara alınarak, yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde -------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere tensiben verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.