Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/623

Karar No

2026/154

Karar Tarihi

12 Şubat 2026

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/623 Esas
KARAR NO: 2026/154
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 17/07/2025
KARAR TARİHİ : 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı/borçlu aleyhine, kaçak elektrik kullanımın bedelinin tahsili için-----Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Borçlu ise iş bu icra takibi açısından borca ve tüm ferilerine kötü niyetli olarak itiraz etmiştir. Dolayısı ile itirazın iptali ile takibin devamına yönelik tarafımızca dava açma zarureti mevcut olmuştur. Müvekkil şirket yetkililerince ---- tarihinde borçluya ait mahalde müvekkil kurum kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrolde sayaca müdahale edildiği------- YÖNETMELİĞİ'NİN 42.MADDESİNE GÖRE SAYAÇ HARİCİNDE BİRİNCİ KATTA BULUNAN BİNA KOLON HATTINDAN HAT ÇEKMEK SURETİYLE DİREKT BAĞLANTI YAPARAK MEVZUATA AYKIRI BİR ŞKİLDE ELEKTRİK ENERJİSİ KULLANILDIĞI" tespiti yapılarak karşı taraf hakkında --- seri nolu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edilmiştir. ------sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği' nin huzurdaki davaya ilişkin 42/1 maddesi şu şekildedir; “Gerçek veya tüzel kişinin; a) Kullanım yerine ilişkin olarak; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, b) Dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da yapı bina giriş noktasından sayaca kadar olan tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, c) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında; yükümlülüklerini yerine getirmeden dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin izni dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.” Madde metninde açıkça görüldüğü üzere, söz konusu kullanım kaçak elektrik tüketimidir Kaldı ki Kaçak Elektrik Tespit Tutanakları aksi ispatlanana kadar geçerli olan belgelerdendir. Kaçak elektrik tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerdendir. Tutanağın aksinin iddia edilmesi halinde bundan kendisine hak bahşeden kişinin aksini ispat etmesi gerekir. --------Sayılı ilamında da belirtmiş olduğu üzere; "Davalı kurum elemanları tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgelerden olup, aksi davacı tarafça ispat edilemediğine göre, davacının kaçak elektrik tükettiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davalı elektrik dağıtım şirketinin, davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin ve faizinin, Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’ne ve Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar hakkında 622 sayılı karara göre hesaplanması için önceki bilirkişiler dışındaki bilirkişilerden oluşturulacak üçlü bilirkişi heyetinden, denetime elverişli rapor alınması, davacı abone şirketin sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedelinin ve faizinin duraksamasız belirlenmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı gerekçelerle, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir." Davalı hakkında tutulan bu tutanağa istinaden müvekkil şirket tarafından davalı adına faturalandırma yapılmış ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. Maddesi uyarınca icra takibimize konu borç tahakkuk ettirilmiştir.. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin, Kaçak elektrik enerjisinin faturalandırılması başlıklı 44. Maddesi uyarınca davaya konu borç tahakkuk ettirilmiştir. (1) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamındaki kaçak olarak tüketilen elektrik enerjisi miktarı, tüm tüketiciler için; a) Öncelikle tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerine göre, b) Tüketimi doğru olarak kaydetmiş yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerinin bulunmaması durumunda, ihtilafsız aynı dönemki tüketim miktarına göre, hesaplanır. (b) bendi kapsamında, kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki aynı dönem, ihtilafsız dönem olarak kabul edilir. (2) Birinci fıkra kapsamında doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa, kullanım yerinin müstakil trafolu olup olmamasına bakılmaksızın; a) Meskenlerde, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 kW, diğerlerinde 5 kW’nın altında olmamak üzere bağlantı gücüne ve ortalama günlük çalışma saatine göre, yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak, b) Diğer tüketici gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0,60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’nın altında olmamak üzere ortalama günlük çalışma saatlerine göre hesaplanır. Bu tür hesaplamaların yapılamaması durumunda, tüketilen elektrik enerjisi miktarı aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerinin ortalama tüketimlerine göre hesaplanarak tespit edilir. (3) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, mühürlenmiş sayaçtan geçirilmeksizin ayrı bir hat çekilerek birtakım cihazlar kaçak olarak beslenmiş ise, tüketilen elektrik enerjisi sadece bu hat üzerindeki cihazların kurulu gücü dikkate alınarak hesaplanır. (4) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi çerçevesindeki tespitlerde; elektrik enerjisinin kesildiği tarihteki endeks değeri ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihteki endeks değeri arasındaki fark dikkate alınarak hesaplama yapılır. İŞBU İTİRAZIN İPTALİ DAVASINDA DAVA ŞARTI GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR. Bilindiği üzere, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A Maddesinin 1. Fıkrasında: "Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmektedir. Davalı/borçlu bu güne kadar davaya konu borcu ödemedikleri gibi haklarında başlatılan icra takibine de itiraz etmişlerdir. İşbu davayı açmadan evvel yapılan tüm sulh görüşmeleri olumsuz sonuçlanmış; ticari davalarda zorunlu arabuluculuk kurumuna başvurulmuş ve söz konusu başvuru görüşme yapılamadan anlaşamama ile sonuçlanmıştır (Ek 2 – 23.05.2025 düzenlenme tarihli HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA DAVA ŞARTI KARE KODLU "BARKODLU" ARABULUCULUK SON TUTANAĞI). Gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmesine ilişkin görüşme yapılamadan anlaşamama-son oturum tutanağını işbu dilekçe ekinde Sayın Mahkemenize sunmaktayız. Bu arada bir hususa değinmek isteriz ki davalı tarafın geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona erdiğinden dolayı toplantıya katılmayan davalı taraf, işbu davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilmez. Davalı/borçlunun, icra takibine bulunduğu itirazda, asıl alacağa işletilen faize itirazları da haksızdır. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 35. maddesinin 6.fıkrasında; “Düzenlenen tarifelerle enerji ve/veya kapasite satın alan tüketicilerce zamanında ödenmeyen borçlara, görevli tedarik şirketi tarafından bu Yönetmelikte belirlenen oranı aşmamak üzere, gecikme zammı uygulanır. Gecikme zammı günlük olarak uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla Ödeme emrinde takip konusu asıl alacağa işletilen ve 6183 sayılı kanun gereği değişecek oranlar üzerinden işletilecek gecikme zammı uygulaması usul ve yasaya uygundur. DAVA KONUSU ASIL ALACAĞA HAKSIZ FİİLİN İŞLENDİĞİ YANİ KAÇAK ELEKTRİK TESPİT TUTANAĞININ TUTULDUĞU TARİHTEN İTİBAREN YILLIK VE DEĞİŞEN ORANLARDA HESAPLANACAK 6183 SAYILI KANUN'UN 5.1.MADDESİNCE GECİKME ZAMMI UYGULANMASI GEREKMEKTEDİR... Yukarıda ayrıntılı bir şekilde izah edilen nedenlerle davalıların icra dosyasına vaki itirazlarının haksız ve dayanaktan yoksun olduğu sabit olup takibin devamına karar verilmesini talep ederiz. HAKSIZ EYLEMLERDE FAİZ BAŞLANGICI HER ZAMAN VE HER DURUMDA OLAY TARİHİDİR. Çünkü, “Gasbeden daima temerrüt halindedir” evrensel bir hukuk kuralıdır. Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak, zarar haksız eylem tarihi itibariyle belirlenir ve eylem tarihinden itibaren faize hükmedilir. Somut olayda kaçak elektrik kullanımı haksız fiil niteliğinde olduğundan bundan kaynaklanan alacak dava konusu olduğundan gecikme zammı hesaplanırken elektrik faturasının son ödeme tarihi değil kaçak elektrik tutanağının tutulduğu yani haksız fiil tarihi başlangıç alınarak hesaplanma yapılmalıdır. Haksız fiilden doğan zararlarda faizin başlangıcı haksız fiilin işlendiği tarihtir. Bu nedenle faizin haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren yürütülmesine karar verilmek gerekmektedir. "Haksız eylemlerde zarar, eylemin gerçekleştirdiği anda meydana geldiğinden ayrı bir ihtara gerek olmadan bu tarihten itibaren faiz istenebilir. Dava rücuen tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davalıların sorumlulukları haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Davacı dava dilekçesinde, davalıların haksız eylemleri sonrası zarar görene ödeme yaptığını belirterek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesini istemiştir. Haksız eylemlerde zarar, bu eylemin gerçekleştirdiği anda meydana geldiğinden ayrı bir ihtara gerek olmadan bu tarihten itibaren faiz istenebilir. Davacının istemi ve yukarıda anılan ilke gözetildiğinde hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faize de hükmetmek gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değildir. Ancak, yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK. m. 438 uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır."-------
Yargı mercileri nezdindeki bu hatalı bilginin dayanağının çok eski tarihli yargıtay kararları olduğu değerlendirilmekle beraber güncel Yargıtay kararı ile bu konudaki ihtilaf giderilerek: "kaçak elektrik faturası sebebiyle doğan alacaklarda uygulanacak faiz oranının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesinde belirtilen gecikme zammı olmasına" karar verilmiştir. "Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından açılan menfi tespit davasında ek tüketim tahakkuku olarak ----, birleşen davada kaçak tahakkuku olarak ----- borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın ---- tarihinde kesinleştiği, davaya konu icra takip dosyasında --- kaçak tahakkuku, ----- ek tüketim tahakkuku ve bunlar haricinde endeks esaslı olmayan ve otomatik dönem tahakkukları olmak üzere toplam ------ asıl alacak talep edildiği, endeks esaslı olmayan tahakkuk talebinin hukuka uygun olup olmadığı yönünde elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşan heyet tarafından tanzim edilen raporda fatura dönemleri tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine göre icra takibi başlattığı, 20 adet (otomatik dönem tahakkuk ve endeks esaslı olmayan ek tahakkuk) elektrik faturası için davacı şirketin davalı taraftan istemekte haklı olduğu asıl alacak bedel------ gecikme faizi ------ ve toplam alacak bedelinin ---- olarak tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle takibin --- kaçak tahakkuku, ---- ek tüketim tahakkuku, --otomatik dönem tahakkuku ve endeks esaslı olmayan ek tahakkuk, ------ gecikme cezası KDV'si olmak üzere toplam 58.654,96 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık ve değişen oranlarda hesaplanacak 6183 Sayılı Kanun'un 51.maddesince gecikme zammı uygulanmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili uyarınca, dosyanın yeni üçlü bilirkişiye gönderilmesini talep etmelerine rağmen bu talebin göz ardı edildiğini, müvekkili şirketçe hesaplamaların yönetmelik hükümlerine göre yapıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 09.05.1960 tarihli ve 21/9 Sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı. 3. Değerlendirme Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439.maddesi uyarınca ONANMASINA, 09.11.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.------
Başlatılan icra takibine somut gerekçeler sunulmaksızın itiraz edilmesi, müvekkil şirketin davalıdan alacaklı olduğu sabit olmasına rağmen, borçlu davalı yan tarafından icra takibine haksız ve iyi niyetten uzak şekilde itiraz edildiğinden, İTİRAZIN İPTALİ ile takibin devamına karar verilmesi, davalının ayrıca alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmolunması için huzurdaki davayı ikame etme zaruretimiz doğmuştur.
Yukarıda izah edilen nedenlerle; ------- E sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı-borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin kaldığı yerden asıl alacağa uygulanacak 6183 sayılı yasa gereği değişecek yıllık oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin devamına,Davalının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,Davalı taraf geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyeti sona erdiğinden dolayı toplantıya katılmayan davalı taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin de davalıya tahmiline, karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim." şeklinde talep ve dava etmiştr.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında kaçak elektrik kullanımından kaynaklı ihtilaf doğduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle söz konusu ihtilafın TTK'nun 4. maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir.---- tarihli cevabi yazısında; davalı --- gerçek kişi ticari işletme kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.Aynı şekilde ----- tarihli cevabi müzekkere yazısında davalı ---- işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Yine ---- tarihli cevabi müzekkere yazısında ----kayıtlı olduğunun bildirildiği görülmüştür.Sonuç olarak, davalı ---- yazısına göre gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığı,--- tarihli cevabi müzekkere yazısından kişinin esnaf olduğu anlaşılmakla bu haliyle tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ------- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde--------Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 12/02/2026

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim