Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/29
2025/123
13 Şubat 2025
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/29
KARAR NO : 2025/123
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/01/2025
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalıların araba alım satım ticaretinden dolayı tanıştıkları yapılan bu alım satım işinden sonra davalılardan ----- ile müvekkili arasında bir arkadaşlık oluştuğu, ailece görüşmelere kadar uzandığı ----- ilk günden tefecilik yapmak ve dolandırma amacı ile hareket ederek müvekkilleriyle bu ilişkiyi kurduğu ve müvekkillerine güven sağladığını; ticaretle uğraşan müvekkillerinin ülkenin ekonomik şartlarından dolayı bazı firmalara ödemelerini geciktirmeye başlamış, sürekli olarak müvekkilinin şirketine giden ----- müvekkillerinin ekonomik durumunu da farkedince sinsi planlarını devreye soktuğu, müvekkillerine bu kadar gayrimenkulunuz ve aracınız var bankadan kredi çeksenize eğer sizinde bankacı tanıdıklarınız veya kredi limitiniz yok ise bu malları bana satış gibi gösterelim benim kredi limitim çok yüksek ben size bankadan kredi çekerim sizde bankaya ödersiniz şeklinde teklifte bulunduğu, ticari olarak zor dönem geçiren müvekkillerinin de ---- arkadaşlığına ve dostluğuna güvenerek bu teklifi kabul ettikleri, ---- yapmış olduğu planları devreye sokmaya başladığı ve devamında müvekkillerinin sıkıştıkça taşınır taşınmaz mallarını tek tek satış gibi göstererek müvekkillerinin taşınır taşınmaz mallarını devretmelerini sağladığı, bu satış işlemlerinin tümüne karşılık olarak ---- müvekkillerine resmi olarak 4.600.000,00-TL elden de 120.000-USD ödeme gerçekleştirdiği, sonrasında müvekkillerin 120.000-USD 'ye karşılık olarak 107.000-USD'yi elden ---- ödeme yaptıkları, 4.600.000,00-TL'ye karşılık ise farklı tarihlerde ---- 3.000.000,00-TL elden ödeme yaptıklarını; taşınmazların toplam değerinin resmiyette 14.200.000,00-TL gösterildiği. normal güncel piyasa değerinin ise yaklaşık olarak 30.000.000,00-TL olduğu; davalı --- ve --- tüm bu işlemleri gerçek bir satış olarak gösterebilmek için müvekkillerinin banka hesaplarına çeşitli tarihlerde --- daire alımı, ----- daire alım bedeli, ---- plakalı araç alım bedeli yazarak toplam 4.600.000,00-TL bedel gönderildiği, bu gayrimenkul ve menkul malların farklı tarihlerde olmasının nedeninin müvekkillerin davalı ---- aralıklarla para alması ve bu paraya karşılık da mallarını da teminat olarak onun adına tescil etmesi olduğu, sonrasında ise --- müvekkillerinin sürekli olarak kredi ayarlamaya çalışıyorum, bankalarda faizler yüksek, kredi limitimi açmaya çalışıyorum gibi bahanelerle müvekkillerini oyalamaya çalışarak müvekkillerini aldattığı ve kandırmaya devam ettiği, müvekkillerinin ilk olarak ----- taşınmazın devrini gerçekleştirdiği, akabinde ise ---- bankada kredi limitim dolmuş, kredi limitimin açılabilmesi için bankaya bazı mallar göstermem gerekiyor siz diğer taşınır taşınmaz mallarınızı da bana verin demesi ile müvekkillerinin akabinde sırayla ---- önce ---- marka aracı sonrasında da ---- ilindeki taşınmazın satışını yaptıkları, müvekkillerinin---- 2024 Temmuz ayının sonuna doğru ulaşamadıkları ve endişeye kapıldıkları, bunun neticesinde müvekillerinin ---- ailesi ile iletişime geçtikleri ve ----- gerçek kimliği ve gerçek yüzü ile karşılaştıklarını,---- ilinde 22.07.2024 tarihinde gerçekleştirilmiş olan kuyu tefecilik operasyonunda tutulandığını ve hakkında soruşturma olduğu ve tefecilik yaptığını öğrendiklerini, cezaevinden çıktıktan sonra müvekkillerine 18.000.000,00 TL para istediği, vermedikleri takdirde mallarını satarım, arabanıza yakalama çıkartırım şeklinde tehdit etmeye başladığını, mallarını kurtarmaya çalışan müvekkillerinin 2024 yılı Aralık ayında 3.500.000,00 TL ödediklerini, aralarında protokol yaptıkları, bu protokolde ---- ve ---- uhdesinde bulunan taşınır ve taşınmaz malların ----- ipotek olarak verdikleri, protokolde kredi miktarının yazmadığını, çekilecek olan kredinin ---- ödenecek şeklinde yazıldığı, protokole istinaden ----- müvekkillerinden 18.000.000,00-TL'lik teminat senedi istediği ve müvekkilleri tarafından teminat senedi verildiği, bahse konu senedin iş bu davaya konu senet olduğu, henüz senede ilişkin herhangi bir hukuki işlem ve icra takibi girişimi bulunmadığı, huzurdaki davanın takip öncesi açılan menfi tespit davası olduğunu, davalarının kabulünü, davacı müvekkillerinin 29/12/2024 düzenleme tarihli, düzenleme yeri ----- olan 18.000.000,00-TL bedelli , ödeyecek tarafın ----. olduğu alacaklı tarafın ise-----olduğu senede binaen borçlu olmadıklarının tespitini, dava konusu senede ilişkin öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat bedeli karşılığında davalılar tarafından açılabilecek icra takibine karşılık ve müvekkillerinin uğrayacağı hak kaybına karşılık takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar henüz davaya cevap dilekçesi sunmadıkları, davalı ----- vekilinin 29.01.2025 tarihli dilekçesi ile menfi tespit davasında dava değerinin %20 si karşılığında dava konusu senet hakkında tedbir kararı verilesinin yasaya aykırı olduğundan kararın rücu etmesi gerektiği, davanın ticari nitelikte dava olduğundan 7555 sayılı abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin takibin başlatılmasının usulü hakkında 6102 sayılı TTK.nın 5 maddesine eklenen 5/A-(1) maddesi gereğince ticari davalarda dava şartının arabuluculuk kabul edildiğini, bu davanın da zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğu, ancak dava ikamet edilirken yapılmış herhangi bir arabuluculuk faaliyetinin olmadığı, bu sebeple dava şartının yerine gelmediğini beyan etmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davanın 10.01.2025 tarihinde açıldığı, davacının dava açmadan 1 gün önce 09.01.2025 tarihinde arabulucuya başvuru yaptığı, son tutanağın tanzim tarihinin ise 07.02.2025 olduğu görülmüştür.
Davacının dava açmadan 1 gün evvel arabulucuya başvuru yaptığı ve son tutanak düzenlenmeden dava açtığı görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 115/3 maddesi dava şartı noksanlığının mahkemece davanın esasına girilmeden önce fark edilmemiş olması ve taraflarca ileri sürülmemesi ancak hüküm anında noksanlığın giderilmesi halinde başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın usulden red edilemeyeceğini düzenlemiştir. Davadaki dava şartı noksanlığı ön inceleme duruşması icra edilmeden ve davanın esasına girilmeden önce mahkememizce fark edilmiş davalı yanca da bu husus ileri sürülmüştür.
19.12.2018 günlü ---- Gazetede yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın ( 5. ) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun ( 23. ) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A ( 2 ) maddesi ile "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir.
Arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde değildir. Uygulamada görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında dava şartının tamamlanması durumunda yargılamaya devam edilmesi gerektiğine dair bazı kararlar varsa da aksi yönde kararlar da vardır. Esasen davanın konusunu ilgilendirmemekte olup dava görevsiz bir mahkemeden mahkememize tevdi edilmemiş doğrudan mahkememizde açılmıştır. ( Görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında tamamlanması durumunda davaya bakılmaya devam edilmesi gerektiğine dair kararlar için ----Görevsiz mahkemede de açılsa davanın ticari niteliğinin görevsiz mahkemede dava açılması ile ortadan kalkmayacağı ve zorunlu arabuluculuk dava şartını ortadan kaldırmayacağına dair kararlar için---- )
--- BAM ----. HD. 30.01.2020 Tarih----- Sayılı kararında "....Arabuluculuk, tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmayıp ilk derece mahkemesince tefrik edilen maddi, manevi tazminat istemleri yönünden dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir..." belirtmiştir. ( Arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde olmadığına dair diğer kararlar için bkz. --- BAM ----HD. 26.04.2019 T. ---- Sayılı ilamı, ----- Karar sayılı ilamında "...Bu yasal düzenlemeler gereğince 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Ticari nitelikteki istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olup ve arabulucuya başvurulmuş olması 6100 sayılı HMK m. 114/2 ve 6102 sayılı TTK m. 5/A hükümleri gereği dava şartı olduğuna karar verdiğinden, eldeki istirdat davasının dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." belirtmiştir.6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanununun 18/A maddesi " (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." hükmüne haizdir. Davacı her ne kadar arabulucuya başvurunun dava şartı olduğunu kaldı ki arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olduğunu ileri sürmüş ise de arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı değildir. Kanun hükmü açık olup davacı dava dilekçesine arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini eklemek zorundadır. Davacının somut olayda dava açmadan sadece 1 gün evvel arabulucuya başvuru yaptığı da sabittir. Aksi yorumda davacıların dava ile eş zamanlı veya dava açmadan çok kısa bir süre önce arabulucuya başvurup henüz son tutanak düzenlenmeden dava açmalarının ve arabuluculuğun pasifize edilmesinin yolu açılmış olur ki bu kanun koyucunun istediği bir durum değildir. Uygulamada görevsiz mahkemelerden gelen davalarda henüz esasa dair inceleme yapılmadan arabuluculuk sürecinin tamamlanması halinde yargılamaya devam edilmesi kabul edilmekte ise de somut olayda dava doğrudan mahkememizde açılmış olup davacının henüz süreç tamamlanmadan, son tutanak imzalanmadan dava açtığı açıktır.Davacının 10.02.2025 tarihli dilekçesine eklediği Yargıtay -----. HD. İçtihadı iş hukukuna ilişkin olup ticari dava olan somut davaya emsal olamayacağı açık olup iş hukukunda işçi lehine yorum olduğu da izahtan varestedir. Öte yandan davacının sunduğu bu içtihat dahi incelendiğinde burada arabulucunun taraflara ulaşma ve davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmemeden son tutanak düzenleyip arabuluculuk görüşmelerini sonlandırmasının sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğine ilişkin bir karar olup olup bu anlatılan olayda işçinin elinde son tutanak bulunmaktadır ve dava öyle açılmıştır. Menfi tespit davaları için arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. Oysa somut olayda davacı yanca arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davanın açıldığı açıktır. Arabulucuk dava şartı olup 6100 sayılı yasanın 115. Maddesi gereği dava şartları davanın her aşamasında incelenebilir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/2, 115/2 ve 6325 sayılı kanunun 18/A-2 madde ve fıkraları uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, peşin alınan 307.395,00 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 306.779,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider/delil avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalılar vekille temsil edildiğinden ve red sebebi ortak olduğundan yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davalılara ödenmesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.