Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/266
2026/134
10 Şubat 2026
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/266 Esas
KARAR NO: 2026/134
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ: 24/03/2025
KARAR TARİHİ: 10/02/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; ----- şase numaralı ------ plakalı aracın, davalılar tarafından müvekkili şirkete --- tarihinde satıldığını; ----- numaralı dosyası üzerinden resmi belgede sahtecilik, eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokmak ve--------maddelerini ihlal edildiği gerekçesiyle açılan kamu davası kapsamında müvekkilinin aracı üzerine el koyma kararı kapsamında tedbir şerhi işlendiğini; soruşturma neticesinde ----- Esas sayı ile açılan kamu davasının derdest olduğunu; gelinen aşamada müvekkilinin aracındaki tedbir şerhi kaldırılmadığı gibi, müsadere riski bulunduğunu; davalıların kusurlu ve hukuka aykırı fiilleri ile neticesinde müvekkiline zarar verdiğini; bu kapsamda davalılara -------- yevmiye ile ihtarname keşide edilerek maddi ve manevi zararların giderilmesini istediğini; olumlu bir sonuç çıkmaması üzerine işbu davanın ikame edilmesi zarureti hasıl olduğu; davalılardan------ aracın ithalatçısı ve usulüne uygun gerçekleştirilmeyen ithal işlerinin sorumlusu olduğunu; diğer davalının ise aracı satan firma olup ithalatçıyla birlikte hareket ettiğini; dava konusu araç ---- motor adına tescil edilmeden, direkt olarak ithal işlemi sonrasında müvekkili şirket adına tescil edildiğini; ithalat aşamasında gümrük vergisinin davalı ithalatçı ----- vergisinin ise davacı satıcı ----- adına tahakkuk ettirildiğini; TBK.m.219 vd. hükümleri uyarınca, davalıların ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında sorumlu olduk-larından bahisle; ----- plakalı aracın; öncelikle davalılar tarafından müşterek müteselsil olarak misli ile değiştirilmesini; Aynen infazı mümkün değilse söz konusu karar bakımından İİK.m.24. gereğince işlem yapılmasını; Bunun da mümkün olmaması halinde, haksız fiil ve mevzuatın takdir edilecek diğer hükümleri gereğince aracın güncel bedelinin; Bunun da mümkün olmaması halinde, satış bedeli olan ----- ödeme tarihinden ----- işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müşterek müteselsilen tazminini/tahsilini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER:Satış Faturası, İhtarname, Ruhsat bilgileri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.------ tarihli ara karar ile dosyanın bir makine mühendisi bilirkişisi ve Nitelikli Hesaplama uzmanına tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve --- tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle;. uyuşmazlık konusunun bağlandığı teorik sorun (2) sayılı bentte tanıtılarak, somut olay özelinin (3) sayılı bentte yapılan incelemesi sonunda: A) Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının henüz karara çıkmadığı; dolayısıyla el koyma kararının kaydi nitelikte tedbir olması, müsadere hususunun karara henüz bağlanmadığı; işaret edilen bu durumun takdirinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu ; B) Davacı taleplerinin TBK.m.227’ye dayandırdığı; ancak satılanın tamamen zaptı halinde, TBK.m.217’deki özel hükmün uygulanacağı; bu sebeple aracın misliyle değiştirilmesi ve dava tarihindeki rayiç bedelin ödettirilmesi yönündeki taleplerin anılan Yasa düzenlemesine uygun düşmediği; buna göre: a) Davacının faturaya konu ödemeye ilişkin dekontu sunmasından sonra, faturada yer alan satım bedeli olan ---- olduğunu sübutu halinde, fiilen el koyma gerçekleşmediğinden, aracın iadesi karşılığında---- iadesinin istenebileceği; bu durumda faiz istenemeyeceği; ------ dava tarihinden itibaren faiz istenmesi halinde ise, elinde bulundurduğu devredeki yararların indirilmesi gerekeceği sonucunun nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu; Yapılan açıklamalar ve araştırmalar doğrultusunda, dosya münderecatındaki belgelere göre, dava konusu --- Plakalı aracın emsal özelliklere sahip HASARSIZ durumu ve serbest piyasadaki pazarlık payı da dikkate alındığında ,--- Dava Tarihi İtibariyle piyasa rayiç bedelinin---- olacağı; c) Dava konusu --- plakalı aracın davacının elinde bulunduğu ----- dava tarihi arasındaki sağladığı faydayı Araç Kiralama Bedeli olarak hesaplayacak olursak --- olarak hesaplandığı, takdir ve hukuki yorumun Yüce Mahkemeye ait olduğu şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı araçta meydana gelen hukuki ayıp nedeniyle misli değişime karar verilmesi, mümkün olmadığı takdirde arcın güncel bedelinin ödenmesi, bu talebin de mümkün olmaması halinde satış bedelinin tahsili istemine yöneliktir.Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlık, davacının davalılardan -----şirketinden satışı gerçekleştirilen ----plakalı araca devir tarihinden sonra bu araca tedbir konulması ve hukuki ayıplı hale gelmesi nedeni ile davacının davalılardan misli değişim talep edip edemeyeceği, mümkün olmadığı takdirde aracın güncel bedelinin, yine mümkün olmadığı takdirde aracın satış bedelinin talep edilip edilemeyeceği, davalıların pasif husumet ehliyetleri olup olmadığı noktasında toplandığı görülmektedir.Davaya konu aracın ithalinde eksik vergi ödendiğinden bahisle ----Esas sayılı dosyasında tedbir kararının ----tarihinde sicile işlendiği, davacı tarafından---- yevmiye numaralı ve --- tarihli ihtarnamesiyle davalı taraflara bildirimde bulunduğu görülmüştür.Somut olayda, dava konusu ---- marka araca ait--- sorgulamasında davalı adına------- plakasıyla kayıt edildiği, dava konusu araç hakkında, aracı ithal eden davalı ---- şirket yetkilisi olan ---------hakkında bedeli düşük gösterilen bu araçların gerçek değerlerini yurt dışında yerleşik firmalara kendileri veya şirketleri üzerinden gönderdiği ve böylece araçların ithalatını gerçekleştirdiği tespit edildiği gerekçesi ile Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokmak, Resmi Belgede Sahtecilik suçlarından dolayı cezalandırılması, ayrıca dava konusu aracın ve müsaderesi talepli iddianame ile -----Sayılı dosyası ile dava açıldığı, dava konusu aracın trafik kaydına göre araç üzerinde -----dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının işlendiği ve araç üzerinde trafikten men kaydı bulunmadığı ve başka takdiyat bulunmadığı, karar tarihi itibariyle bu ceza davasının derdest olduğu, davaya konu edilen aracında ceza yargılamasına konu araçlardan biri olduğu, dava konusu aracı davacı şirketin aracı malik sıfatıyla kullandığı ve halen de aracın davacı zilyetliğinde olduğu anlaşılmıştır.Öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır: 6098 sayılı TBK. ’nun 207/1. maddesine göre; satıcı, satılan malı alıcının ödemek zorunda olduğu bedel karşılığında alıcıya teslim ve mülkiyeti ona devretmek borcu altına girer. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır. Satıcının diğer bir borcu ise Borçlar Kanunun 214 ile 218. maddelerinde düzenlenen zabta karşı teminat borcudur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 214. maddesinde zabttan sorumluluk: “Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur şeklinde tanımlanmıştır. Satıcının bu borcu ile ilgili olarak öğretide “zabta karşı tekeffül satılan malın bir üçüncü kişinin iddia ettiği üstün bir hak yüzünden alıcının elinden alınmasından veya iddia olunan bu hak sebebi ile alıcının mülkiyet hakkını gereği gibi kullanmamasından dolayı satıcının sorumlu olmasıdır” şeklinde tanımlanmaktadır----4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 683. maddesine göre ise; bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Bir zapt tehlikesinin bulunması halinde malikin, yani alıcının, bu yetkilerini kullanması engellenmiş, mülkiyet hakkı gereği gibi kullanılamamış olur. Bu nedenle satım hukukunda zapta karşı tekeffül sorumluluğunun varlığı zorunludur. Satıcının zabta karşı tekeffül borcu satım sözleşmesinin kanun bir hükmi olması dolayısıyla kanuni bir borçtur. Satım sözleşmesinde bu hususta bir taahhüt bulunulmasının sonucu değildir. Ne var ki, taraflar bu sorumluluğu kaldıran veya daraltan sözleşme yapabilirler.
Satıcının zabta karşı tekeffül borcundan sorumlu olması için aranan koşullar; satılan malın alıcıya teslim edilmiş olması; mala el koyan üçüncü kişinin satılan üzerinde zabtı sağlayacak bir hakka sahip olması ve bu hakkın en geç sözleşmenin kurulması sırasında mevcut olması; üçüncü kişinin kısmen veya tamamen zapta girişmiş olması; TBK’nun 215 .maddesinin 1. fıkrasına göre; satılanın elinden alınması tehlikesiyle karşılaşan alıcı , kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirmesi ; TBK’nun 214.maddesinin 2. fıkrası uyarınca alıcının satım sözleşmesinin kurulması zamanında elinden alınma tehlikesini bilmemesi; TBK’nun 214 maddesi 3. fıkrası gereğince satım sözleşmesinin tarafları arasında zapta karşı tekeffül borcunu kaldıran veya sınırlayan bir anlaşmanın bulunmaması olarak sayılabilir. Bu şartların bulunması halinde satıcının sorumluluğunun kapsamı satılanın kısmen veya tamamen zaptedilmiş olmasına göre değişecek ve satıcı bu zabıttan dolayı sorumlu tutulacaktır.Satıcının ayıba karşı tekeffül borcuna gelince; bu borç 6098 sayılı Borçlar Kanunu(TBK)’nun 219 ilâ 231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Anılan Kanunun “Ayıba Karşı Tekeffül”e ilişkin 219maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.”hükmü yer almaktadır. Ayıba karşı tekeffül, doktrinde; satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaad edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulması şeklinde tarif edilmektedir---------Şu hale göre ayıba karşı tekeffül ya zikir ve vaad olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir.Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği, yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile; bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür ----------Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur.
Ayıp sözüyle, bir şeyde bulunmaması gereken objektif bozukluklar ve eksiklikler kastolunmaktadır. Ayıp maddi şekilde olabileceği gibi hukuki veya ekonomik bir ayıp şeklinde de ortaya çıkabilecektir. Bir eşyanın aynı cinsten normal parçalarla karşılaştırıldığında kendi değerini veya elverişliliğini kaldıran ya da azaltan her türlü kötü nitelik maddi ayıptır. Satım sözleşmesinin yerine getirilmesi için geçirilen hakkın, objektif bir hukuk kuralından ötürü sakatlanmış bulunması, satılanın objektif bir hukuk kuralı nedeniyle öngörülen amaca hizmet edememesi ise “hukuki ayıp” olarak nitelendirilmektedir. Satılanın değerine ve ondan beklenen yarara etki eden ve objektif hukukun koyduğu bir takım sınırlama ve yasaklardan doğan eksiklikler “hukuki ayıp” olarak ifade edilebilir. Hukuki ayıpların tayin ve tespiti maddi ayıplarda olduğu gibi kolay değildir. Özellikle “zapt” ile “hukuki ayıp teşkil eden noksanlıklar” ın birbirinden ayrılması güçlük arz eder. Bunun başlıca nedeni taahhüt edilen hak ile ilgili olmasıdır.
Hukuki ayıp “zapt” mahiyetinde olmamakla beraber, zikir ve vaad edilmiş vasıfların yokluğunu intaç eden yahut şeyin değerine veya tahsis cihetinden beklenen faydalara tesir eden hukuk nizamında doğmuş noksanlıklardır. İşbu hukuk nizamından doğan noksanlıklar şeyin değerine veya ticarette alım satımına tahdit koyan yahut o şeyin alım ve satımını tamamen yasaklayan hükümler dolayısıyla ortaya çıkabilir-------Hukuki ayıp, satılanın mutlaka alıcının elinden alınması sonucunu doğurmaz. Bu hal satıcının zabta karşı tekeffül sorumluluğuna değil, ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna yol açar. Kamu hukukuna dayanan bir sınırlamanın varlığı; örneğin, ithal edilen bir aracın ithalatında problem olması hukuki ayıp olarak kabul edilebilir. Ancak bu ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda var olması, mevcut ayıbın gizli olması ve o malın değerini veya kullanım amacını ciddi surette azaltması veya kaldırması gereklidir. Satıcının bu yükümlülüğünün ortaya çıkması için alıcının satılanı muayene etmesi ve iddia olunan ayıpları satıcıya ihbar etmesi gereklidir. Bunun aksine davranan alıcının ayıba karşı tekellüf hükümlerinden faydalanma olanağı yoktur. Ayıba karşı tekeffül borcuna ait TBK.'nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir. Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla satış sözleşmesini fesh edebileceği gibi; satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı karşılığında satım parasının indirilmesini de isteyebilecektir.Diğer taraftan, anılan maddeye göre, satılanın miktarı muayyen misli şeylerden ise, alıcıya dilerse fesih veya semenin tenzilinden hiçbirini talep etmeyip; satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini talep hakkı da tanınacaktır. Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir. Dolayısıyla davacı/alıcı, elindeki aracı davalı/satıcıya fiilen teslim ve tescil şartıyla, satım bedelini alabilecektir. -----Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacının, davaya konu aracı sıfır iken davalı ------ Şirketi'nden aldığı, diğer davalının da ithalatçı olduğu anlaşılmaktadır. Diğer davalı İthalatçının kusuruyla da olsa davalı satıcı bilmediği ayıplardan da sorumlu olduğundan, davacının aracın ayıplı olması halinde, alıcının ayıp oranda indirim isteme, misliyle değiştirme, ayıbın giderilmesini isteme, tazminat talep etme veya sözleşmeden dönerek ödediğini geri isteme hakkına sahiptir. Eldeki davada davacı, misliyle değiştirme talebini öncelikli olarak tercih etmiş ve bu hakkını kullanmıştır.Somut olaya bakıldığında TBK'nın 214/1 ve 219/1. Maddeleri uyarınca davalı satıcı davacıya karşı sorumludur. Mahkememizce davacının satın aldığı araçta ceza yargılaması sırasında, esmi evrakta sahtecilik ve kaçakçılık iddiasına ilişkin suçlardan --------Sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının trafik kaydına işlendiği ve aracın davacı uhdesinde olduğu, ceza davasının derdest olduğu gözetildiğinde, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari satıma ve eldeki davaya konu aracın açık biçimde hukuken ayıplı olduğu, burada zapta değil ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulama alanı bulacağı belirgin olup; her türlü duraksamadan uzak olduğundan bilirkişinin zapta karşı tekeffül hükümlerinin uygulanacağı tespitine iştirak edilmediği, netice itibariyle aracın hukuki ayıplı olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının satın aldığı mala, kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın, mahkemece konulan tedbir sonucu tasarruf hakkı kısıtlandığı, ortaya çıkan hukuki ayıptan -satıcının ayıba karşı tekeffülüne ilişkin hükümlere göre- davalı satıcı şirket sorumlu olup, burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmaması da sonuca etkili değildir. Davacının talebinin terditli olması, ilk seçimlik hakkı olarak taşınırın aynen değiştirilmesini istediği nazara alındığında, geçen yıllar itibarıyla ------- model ve sıfır kilometrede bir araç bulunması zor olsa da, davacının talebinin kabulüne engel bir durum bulunmadığı anlaşılmış ancak infazın mümkün olmaması halinde İİK'nın 24/4-5 maddeleri uyarınca icra müdürlüğüne yol gösterici şekilde karar vermek gerektiği anlaşılmış ve davanın kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Davalı ----bakımından yapılan değerlendirmede davaya konu aracın ithalatçısı olup, davacının aracı satın aldığı diğer davalıya satış akdi çerçevesinde başvurabileceği, davacının davalı Otomedya Otomotiv şirketi ile sözleşme ilişkisinin bulunmadığı görülmektedir.------- Sayılı ilamında :"Borçlar Kanunda düzenlenmiş olan ayıba karşı tekeffül sorumluluğu, bir akdi sorumluluk türü olduğundan, sadece satım sözleşmesinin tarafları arasında geçerlidir. Bunun bir sonucu olarak, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna bağlı olarak alıcıya tanınan seçimlik haklar da (sözleşmeden dönme, bedel indirimi, değiştirme hakları) alıcı tarafından satıcıya karşı ileri sürülebilecek haklar şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, alıcının, ayıba karşı tekeffüle dayanan seçimlik haklarını, satıcı dışındaki kişilere, yani satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmek suretiyle onları ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca sorumlu tutması mümkün değildir. Aynı şekilde, alıcının, satıcı dışındaki üçüncü kişileri, akdi sorumluluğu ilişkin genel hükümler ------- uyarınca sorumlu tutması da mümkün değildir. Böylelikle alıcı, satıcı dışındaki üçüncü kişilere, BK. Md.96 vd. Hükümlerine dayanan bir tazminat talebi de yöneltemeyecektir. Her ne kadar, Tüketicinin Korunmasına İlişkin kanunun "ayıplı mal" başlıklı 4'üncü maddesinde, tüketici konumundaki alcının, ayıba karşı tekeffülden doğan seçimlik haklarını satıcı dışındaki üçüncü kişilere (üretici, ithalatçı, acente) karşı da yöneltebilmesi imkanı düzenlenmişse de, bu hüküm sadece bir tarafını tüketicinin oluşturduğu sözleşme ilişkilerinde (tüketici işlemlerinde) uygulama alanına sahip olduğundan, inceleme konumuzu oluşturan "tacirler arası ticari satımlarda" uygulama alanı bulamayacaktır. Sonuç itibariyle, inceleme konumuzu oluşturan tacirler arası ticari satımlarda, satıcının ayıplı mal teslim etmesi halinde, alıcının, akdi sorumluluğa dayanan talep haklarını, satım sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilere (üreticiye, ithalatçıya, ara satıcıya vb.) yöneltmesi mümkün değildir." ------- şeklinde açıklanmıştır. Bu açıklamalar gözetildiğinde; davalı -----satış sözleşmesi nedeniyle TBK 'nun yukarıda açıklanan hükümleri nedeniyle sorumlu olduğu, tacirler için davalı ithalatçının sorumluluğuna ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı anlaşılmakla, davalı--- ile akdi bir ilişki bulunmadığından, davalı bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın davalı ---- yönünden KABULÜ ile, davaya konu--------------nolu aracın ayıplı olması nedeniyle davalı tarafa iadesine ve adına tescili karşılığında, 0 KM aynı özelliklerde bir araçla değiştirilmesine ve davalıdan alınarak davacı adına tescil ve teslimine, infaz aşamasında değişim mümkün olmadığı takdirde İcra Müdürlüğünce İİK'nın 24/4 maddesi uyarınca belirlenecek güncel bedelinin bilirkişi raporu ile tespit edilerek, rapor tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davaya konu aracın üzerindeki tedbir ile birlikte davalı tarafa iadesine ve tesciline,
2-Davalı -------- bakımından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 67.031,78 TL harçtan, peşin yatırılan 16.757,95 TL harcın düşümü ile geri kalan 50.273,83 TL harcın davalı ----------- alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 16.757,95 TL peşin harç, 615,40 TL başvuru harcı, 20.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 37.373,35 TL yargılama giderinin davalı -------- alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 153.193,20 TL vekalet ücretinin davalı ------ alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
7- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalı ------- tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA, diğer davalı bakımından reddedilmesi nedeniyle bakiye 100,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekişlinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.