Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/759

Karar No

2025/126

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/759
KARAR NO : 2025/126

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/10/2023
KARAR TARİHİ : 13/02/2025

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

DAVA: Davacı vekili 31/10/2023 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; 1- Davalı----- ile müvekkil şirket arasında akdedilen 01.04.2020 tarihli sözleşme ile davacı taraf müvekkil şirket nezdinde ----- bünyesinde satış departmanına bağlı olarak ''kurumsal satış yetkilisi" pozisyonunda görev yapmaktayken, taraflar arasındaki iş ilişkisi davalının 01.09.2023 tarihli istifa dilekçesiyle 06.09.2023 tarihi itibariyle sona erdiğini,Müvekkil şirketçe şifahen edinilen bilgilere göre ve davalının ----- isimli sosyal platformda yaptığı paylaşımlarda da görüleceği üzere; davalı tarafın, istifa ile müvekkil şirketteki işinden ayrılmasının hemen akabinde yeni bir iş yerinde çalışmaya başladığını, Taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin 15. Maddesi'nde; davalı işçi açısından rekabet yasağı düzenlendiğini, Davalının,-----otelde aynı pozisyonuyla işe girmesinin iş sözleşmesindeki rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, İşbu hususun SGK kayıtlarında da görülebileceğini, Somut olayda, taraflar arasında akdedilen sözleşmede rekabet yasağına ilişkin hükme yazılı olarak yer verildiğini, kanunda yer alan yazılılık şartı sağlandığını, bunun yanında iş bu sözleşmesinin bütününden anlaşıldığı üzere; davalının iş ilişkisi içerisinde, "kurumsal satış yetkilisi'' pozisyonunda bulunması hasebiyle işveren müvekkil şirketin müşteri çevresine nüfus edebilecek ve iş sırlarını öğrenebilecek pozisyonda olduğunu, nitekim davalının görev tanımının, müvekkile ait otelde verilen hizmetlerin satış ve pazarlamalarını yapmak şeklinde olduğunu, dolayısıyla davalının müvekkil şirketteki pozisyonu düşünüldüğünde, davalının pozisyonu itibariyle sahip olduğu bilgilerin kullanılmasının müvekkil işverenin zararına yol açacağının aşikâr olduğunu, TBK'nın 444. madde hükmünde yer alan iki ihtimalin de birlikte gerçekleştiğini, İlaveten 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 445. Maddesinde de; "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. " denildiğini, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde bulunan rekabet yasağına ilişkin hüküm TBK 445. Madedede yer alan şartlar çerçevesinde değerlendirildiğinde de; ilgili hükme, kanuna ve yerleşik Yargı içtihatlarına uygun makul sınırlandırmalar getirildiğinin ortada olduğunu, Taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin "Rekabet Yasağı" başlıklı 15. Maddesinıin "Personel, bu sözleşme herhangi bir nedenle sona erdikten sonra 2 (iki) yıl süresince İşveren ile rekabet içinde bulunan gerçek veya tüzel kişilerin personeli, yöneticisi, sahibi ya da ortağı olarak aynı konularda araştırma , geliştirme ve her türlü haksız rekabet ortamı yaratacak çalışmalarda bulunmayacağını, kabul ve taahhüt eder. Personel, kendi isteği ile istifa ederek işten ayrıldığı takdirde, 2 yıl süresince ----- yakasında Turizm alanında faaliyet gösteren bir otelde çalışmamayı kabul ve taahhüt eder. ----- yakasında bir otelde işe başladığı takdirde, son aylık ücretinin 10 katı tutarında bir cezai şartı herhangi bir itirazda bulunmaksızın ödemeyi kabul ve taahhüt eder. " Şeklinde olduğunu, ilgili sözleşme hükmü incelendiğinde rekabet yasağı kapsamında, yer bakımından müvekkilin de faaliyet gösterdiği ve oldukça kısıtlı bir alan olan " -----" sınırı, zaman bakımından TBK madde 445'te de yer alan "2 yıl" sınırı, konu bakımından ise işverenin faaliyet gösterdiği alanlardan biri olan "Turizm alanı" sınırı getirildiğini, söz konusu sınırlandırmaların, davalının çalışma özgürlüğünü kısıtlamayacak ve ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeyecek nitelikte olduğu sözleşmenin ilgili hükmünde açık bir şekilde görülebilir durumda olduğunu, Davalıyla müvekkil şirket arasında akdedilen sözleşmede geçerli şekilde düzenlenmiş rekabet yasağı hükmü ve buna bağlı cezai şartın düzenlenmiş olduğu dikkate alındığında; TBK 444. ve 445. Maddeleri ışığında davalının yukarıda yer alan haksız eylemi rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinden davalı aleyhine cezai şarta hükmedilmesini talep ettiklerini, Bu nedenlerle; davanın kabulü ile Rekabet yasağı ve gizlilik taahhüdüne aykırılık sebebiyle sözleşmede kararlaştırılan 252,094.80-TL'lik cezai şartın şimdilik 1.500-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı müvekkile ödenmesine, Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı dava dilekçesi ile müvekkilinin "Rekabet Sözleşmesini" ihlal etmesi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan 10 aylık brüt maaş tutarındaki cezai şart tazminatından şimdilik 1.500,00 TL'lik kısmını talep ettiğini, açılan davanın kısmi dava olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacının da alacağının likit yani belirlenebilir olduğu kendi dava dilekçesinde ve netice ve talep bölümünde bu tutarı hesaplıyor olmasıyla sabit olduğunu, bu durumda harcın tamamlatılması gerektiğini, Öte yandan davacı sözleşmenin hem rekabet yasağını ihlalden hem de gizlilik ihlalinden kaynaklı cezai şart alacağı talep ettiği için, davacının taleplerini ayrıştırması gerektiğini, bir başka anlatımla davacının toplam miktar olarak 1.500 TL talep edemeyeceğini, erh bir ihlal için ayrı ayrı müddeabih belirlenmesi gerektiğini, davacının gizlilik ihlaline dayalı cezai şart talebi için görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, Gizlilik ile ilgili talepler yönünden davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini, dosyanın yetkili ve görevli----- İş Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, Müvekkilinin davacı işveren yetkilileriyle birlikte vedalaşarak iş akidini karşılıklı anlayış, uyum içinde sona erdirdiğini, taraflar arasında herhangi bir ihtilaf söz konusu olmadığını, müvekkilinin de iş akdi sona erdikten sonra, çalıştığı döneme ilişkin işçilik alacakları yönünden herhangi bir talepte bulunmadığını,yine çalıştığı döneme ilişkin davacının kimi üst düzey yöneticileri tarafından uygulanan mobbinge karşı da hukuki, cezai, idari yollara başvurmadığını, taraflar arasındaki iş akdinin anlaşarak son bulmasına rağmen, işbu davanın açılmasını müvekkilinin şaşkınlıkla karşıladığını, Davacının dava dilekçesinde soyut ifadeleri dışında müvekkilinin somut bir eylemine yer verilemediğini, müvekkilinin gerçekleştirmediği bir eylem ile suçlanmasının abesle iştigal olduğunu, davacının, müvekkili dahil tüm işçilere çalışmaları boyunca uyguladıkları mobbingi, iş ilişkisi sonucunda da bu kez hukuk eliyle taciz eylemine dönüştürerek devam ettiğini, nitekim son dönemde işten çıkan tüm çalışanlara rekabet etmeme ve gizlilik yükümlülüğünü ihlal nedeniyle ya dava açıldığını ya da dava açılma tehdidi ile sindirildiğini, sindirilemeyenlerin ise davalarının devam ettiğini, davacıların iddialarının asılsız olduğu Sayın Mahkemenizce yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıktığında Türk Ceza Kanunu'nun 267 ve devamı maddelerinde düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu için davacı işveren yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulacağını, Müvekkiline atfedilen gizlilik yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren en ufak bir delil bulunmadığını, tamamının içi boş iddialar olduğunu, somut bir karşılığı bulunmadığını, dosyada hiçbir delil yokken, müvekkilinin çalıştığı şirket ile gizli bilgileri paylaştığını iddia etmek boş atıp dolu tutturmaya çalışmak olduğunu, Davacı müvekkilinin şirketlerinin gizli bilgilerini şu an çalışmakta olduğu şirket ile paylaştığını iddia etmiş ise de, müvekkilinin böyle bir eylemi olmadığını, Davacının her ne kadar uzun uzun akdedilen sözleşmenin ilgili maddesinin Borçlar mevzuatı ve yargıtay kararlarına uygun olduğunu iddia etse de, tümüyle tüm şartları ile geçerli bir madde olması gerektiği gibi, sözleşmenin Kanun ve Yargıtay tarafından aranan şartlara uygun olsa dahi, bu tek başına da yeterli olmadığını, Temel kişilik hakkını ve Türk kamu düzenini ilgilendiren ve bu nedenle emredici olan TBK'nın 420/1. maddesine göre, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunu, TBK'nın 420/1 . maddesindeki düzenleme emredici bir hüküm olup kamu düzenini ilgilendirdiğinden, HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen dikkate alınması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, Rekabet yasağı şekil ve koşulları oluşmadığından, 12.4 maddesi geçerli olmadığını, Müvekkilinin pozisyonu gereği, şirketin müşterileri ile ilgili bilgi sahibi olsa dahi karar verici pozisyonda olmadığını, dolayısıyla, müvekkilinin, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, konumu gereği dahi rekabet etme imkanından ve rekabet yasağını ihlal etme imkanından yoksun olduğunu, söz konusu rekabet sözleşmesinin, müvekkilinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek nitelikte olduğunu, öncelikle cezai şart olarak belirtilen tutarın 10 brüt maaş; son aldığı maaş açısından bakıldığında çok ciddi ve fahiş bir tutar olduğunu; bu tutarın müvekkilinin ekonomik yıkımına sebep olduğunu, müvekkilinin bu sözleşmeyi imzalarken ki net maaşının tam tamına 10 katı oranda bir cezai şart talebi hak ve nesafet ilkelerine aykırı ve aynı zamanda müvekkilini ekonomik olarak yıkıma uğratacağını, Müvekkilinin çok uzun yıllardır otel sektöründe olduğunu, rekabet yasağında yer alan ----- Turizm sektörü ifadesi; müvekkilinin çalıştığı ve çalışabileceği şirketlerin tamamını içeren çok geniş bir alan olduğunu, öte yandan, rekabet yasağının kapsamının da, oldukça geniş olduğunu, madde incelendiğinde görüleceği üzere, süre içerisinde müvekkilin ----- yakasında turizm acentesinde bilet kesmesinin bile mümkün olamayacağını, bu haliyle sözleşme hükmünün geçerli olmasının düşünülemeyeceğini, Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; öncelikle davacının gizlilik ihlali ve rekabet yasağı ihlaline ilişkin harcı ikmal etmesine, ardından gizlilik ihlali ve rekabet yasağı ihlali ayrı ayrı hukuksal nedenler olması hasebiyle müddeabihi ayrıştırmasına,en sonunda gizliliğe ilişkin taleplerin tefrik edilerek iş mahkemelerinin görevli olması hasebiyle görevli---- İş Mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise talep edilen cezai şartın müvekkilin ekonomik mahvına sebep olacağı için indirim yapılmasına, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmektedir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şartın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.Davalı, davacı şirkette 01/04/2020 tarihli iş sözleşmesi ile kurumsal satış yetkilisi pozisyonunda çalışmaya başlamıştır.Sözleşmenin 14., 15, 16 maddelerinde rekabet yasağı düzenlenmiştir. Davalı 01/09/2023 tarihli dilekçesi ile istifa etmiş ve bu tarihte işten ayrılmıştır. Davalının SGK Kayıtları, davacı şirket kayıtları, davalının hizmet döküm cetveli celp edilmiş, davalının 06/09/2023 günü davacı şirketten ayrılış bildirgesinin verildiği ve işten ayrılış nedeni olarak 03 kodunun girildiği, davalının istifa ettiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf iş akdini karşılıklı anlayış içinde sona erdirdiklerini beyan etmiştir.
Davacı taraf, işçinin sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.6098 sayılı TBK 447/2 hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacaktır.Taraflar arasındaki İş Sözleşmesinin Rekabet Yasağı kenar başlıklı 15. maddesine göre, “Personel… bu sözleşme sona erdikten 2 yıl süresince…. -----……çalışmamayı….kabul ve taahhüt etmiştir.
Bu maddeye aykırı hareket eden ….personel son aylık ücretin 10 katı tutarında bir cezai şartı…ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 2 yıl rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer ---- yakası'' olarak belirlenmiştir. TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay ---- Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve ------ Sayılı Kararı).
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesinde yerini bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan davaya konu sözleşme, kanun ile düzenlenmiş bir sözleşme olup içeriğinin sınırlandırılması da yine kanun hükmü ile sağlanmış, 6098 sayılı Kanun’un 445. Maddesinde bu yolda hükümlere yer verilmiştir.
Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerli olup sınırlandırma ihtiyacı duyulmamıştır.SGK kayıtlarına göre davalı 18/09/2023 tarihinden itibaren dava dışı ---- çalışmaya başlamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre de davacı firma da, davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirket de Turizm ve Otelcilik hizmeti alanında faaliyet göstermektedir. Davalı her iki şirketin ----- yakası ve çevresindeki faaliyet alanında çalışmıştır.29.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda davalının pozisyonu itibariyle davacı şirketin müşteri çevresini veya ticari nitelikteki iş sırlarını öğrenebilecek durumda olduğu bu haliyle davalı işçinin ihlalinin bulunduğu şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Davalı taraf, rekabet yasağı sözleşmesiyle hizmet sözleşmesinden sonra 2 yıl süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada, iş akdinin sona erdiği 06.09.2023 tarihinden itibaren 2 hafta geçmeden 18.09.2023 tarihinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğine göre TBK'nın 446. maddesi uyarınca rekabet yasağının bağlandığı cezai şarttan sorumludur.Sözleşmenin 16. maddesinde ''....personel ..son aylık ücretinin 10 katı tutarında cezai şartı " kararlaştırılmış olduğu, dosya kapsamından brüt net belirsizliğinde işçi lehine davranılarak davalının son aylık net maaşının 19.834,33 olduğu görülmüştür.
TBK'nın 182/3. maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı ile sözleşmede işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan takdiren bir indirim yapılması uygun, makul ve gereklidir. Buna göre sonuç olarak davacının, davalıdan rekabet etmeme yasağı nedeniyle net ücret üzerinden kabul edilen 198.343, 30 TL'den takdiren yapılan indirim dikkate alınarak kabul edilen 60.000,00 TL cezai şart alacağı bulunmakta olup bu bedel üzerinden dava tarihi olan 31.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davalıya ödenmesine dair davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.Kısa kararda sehven davanın kabulü şeklinde yazılmış olup düzeltme yapılmamıştır.

Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın kabulü ile takdiren 60.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 31.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 4.098,6‬0 TL harçtan, peşin yatırılan 269,85 TL harç ile 4.279,53 TL tamamlama harcının toplamı olan 4.549,38‬ TL'den düşümü ile fazla yatırılan 450,78‬ TL harcın davacıya iadesine,
3- Harçlar yasası uyarınca davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harç, 269,85 TL başvuru harcı ve 4.279,53 harcı davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 380,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 10.380,25 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre belirlenen 8.166,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geri kalan bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7- Kabul red oranına göre belirlenen 2.454,75 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Yine Kabul red oranına göre belirlenen 665,24 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim