Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/434

Karar No

2025/79

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:2023/434 Esas
KARAR NO :2025/79

DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:03/04/2018
KARAR TARİHİ:13/02/2025

Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile, davalı ...'nin Almanya'da ... şirketini iki ortak ile kurduğunu ve şirketine yatırımcı arayışına girdiğini, davalı şirkete yatırım yapmak isteyenlere şirketin amacının ve hedefinin yenilenebilir enerjiye ve solar enerjiye yatırım yapmak olduğunu belirttiğini, müvekkilinin de şirkete yatırım yaptığını, borçlunun yatırımcıların sermayelerini başka amaçlar için kullandığını, bundan dolayı da Hamburg Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarihli ve 620 Kls 1/11 ve 5500 Js 24/06 (5550) sayılı kararı ile davalı ... aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıllık mahkumiyet kararı verildiğini, davalının Almanya Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde tüketici iflası açıldığını, şirkete para yatıran ve dolandırılan alacaklıların alacaklarını iflas masasına yazdırdığını, müvekkilinin de 15.09.2008 tarihinde alacağını iflas masasına yazdırdığını, davaya konu alacağın Almanya'da tahsil edilemediğinden bu kez de davalı borçlu hakkında Türkiye'de icra takibi başlatıldığını ve davalının haksız itirazı sebebiyle takibi durdurduğunu belirterek davalının .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin dava değeri oranında devamına, alacağın takip talebi çerçevesinde öngörülen oranlarda asıl alacağa işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesi ile; davaya konu ticari ilişkide taraf olmayan davalıya karşı husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Mahkemenin işbu davayı görmeye yetkili ve görevli olmadığını, görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetkili Mahkemenin davalının yerleşim yeri olan Berlin Mahkemeleri olduğunu, iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davanın derdestlik nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davacının tanıma ve tenfiz gibi hukuki yollara başvurma hakkı var iken yeni dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin ne olduğu anlaşılmayan belgeleri dışında her hangi bir belge sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/03/2019 tarihli kararı ile, görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği ve dosyanın Mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin 20/02/2020 tarih ve ... K. sayılı kararı ile; davalının Milletlerarası yetki itirazının kabulü ile, HMK.nın 114/1-a ve 115/2 maddeleri gereğince Mahkememizin yetkisiz olması nedeniyle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 08/06/2023 tarih, 2022/2347 Esas ve 2023/999 Karar sayılı ilamıyla; "...HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı kanunun 9. maddesinde Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmaması halinde yetkili mahkeme düzenlenmiş olup, maddeye göre Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme davalının Türkiye'de mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Buna göre davalının mutad meskeninin bulunduğu yerin tespiti önem taşımaktadır. Davaya konu takibe davalı tarafça yapılan itiraz ve davaya cevap için verilen vekaletnamede davalının adresi "Şişli/İstanbul" olarak belirtilmiştir. Buna göre Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan davalının mutad meskeni Şişli/İstanbul'dur. HMK'nın 9. maddesine göre açılmış olan davada mahkeme yetkili olup, Mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur..." denilmek suretiyle Mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosya Mahkememize gönderilmiştir. İstinaf kaldırma kararı sonrası mahkememize gelen dosya 2023/434 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Dava; İİK'nın 67. maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış, bilirkişi rapor ve ek raporu alınmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 11.880,35 Euro asıl alacak ve 7.047,65 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.928,00 Euro için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ... ve Doç. Dr. ... tarafından Mahkememize sunulan 03/06/2024 tarihli raporda; Davacının Almanya’da verilmiş iflâs kararının tenfizini talep etmeksizin davayı bireysel bir alacak davası olarak açmış olmasının hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, İhtilâfa konu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı meselesi hakkında Alman hukukunun uygulama alanı bulduğunu, ihtilâfa konu alacağın zamanaşımına uğramadığını, Davalının sorumluluğunun ve zarar miktarının uygun delillerle ortaya konmuş olmasının gerektiğini, Alman Mahkemesince verilmiş iflâs kararına bağlı olarak Almanya’da yürütülmüş iflâs tasfiyesi prosedürü dahilinde Hamburg Sulh Mahkemesince düzenlenen, davacının diğer alacaklılarla birlikte alacaklıların eşit oranda tasfiyeden yararlanacakları ilkesi çerçevesinde belli miktar alacaklı olduğunu gösteren ... Esas nolu sıra cetveline benzer tablonun; a- Türkiye’de tanınmamış/tenfiz edilmemiş Alman mahkemesince verilmiş iflâs kararına bağlı olarak düzenlenmiş olup, bu iflâs kararı verilmemiş olsaydı düzenlenmeyecek olan bu sebeple Alman iflâs kararından ayrı ele alınması mümkün olmayan bir belge olması, düzenlenmesinin sebebini teşkil eden yabancı iflâs kararına Türkiye’de etki tanınmamışken, yabancı iflâs kararının bir sonucu olarak düzenlenmiş tablonun kesin delil olarak kullanılmasının çelişki yaratacak olması ve b- Alman hukukunun ilgili hükmünün (InsO Art. 178/3) bu tablonun “iflâs idaresi ve bütün alacaklılar” bakımından bağlayıcı olduğunu öngörmek suretiyle bu belgenin bütün alacaklıların küllî tasfiyeden eşit oranda yararlanacakları küllî tasfiye prosedürü içinde kullanılacak bir belge olduğunu ortaya koyduğunu, eldeki davanın ise iflâs çerçevesinde küllî tasfiyeye yönelik bir dava olmayıp bireysel bir alacak davası olması nedeniyle tâbi olduğu Alman hukuku uyarınca küllî tasfiye prosedürü içinde kullanılacak bu belgenin, eldeki dava gibi bir bireysel alacak davasında kesin delil teşkil ettiğinin kabulünün yerinde olmayacağını belirtilmişlerdir.
Bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinin sunduğu 30/12/2024 tarihli ek raporunda; İstanbul BAM 12.HD.nin davalı aleyhine başka davacılar tarafından açılan davaların kabulü gerektiği yönünde karar verdiğini, BAM kararı doğrultusunda karar verilmesi ihtimalinde; 01.02.2017 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 11.880,35 Euro asıl alacak ve 3.985,29 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.865,64 Euro alacaklı olduğu belirtilmiştir.
İstanbul BAM 12. ve 13. HD.nin başka davacılar tarafından davalı aleyhine açılan davalarda verilen kararların istinafı sonucu yaptıkları değerlendirmelerde, davacıların davalarının kabulü gerektiğine dair kararlar verdikleri görülmüştür.
Dava; davalının haksız fiilinden kaynaklandığı iddia edilen zararın tazmini için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Davacı; davalının Almanya'da iki ortaklı olarak kurmuş olduğu şirkete yatırımcı aradığını, yatırım yapmak isteyenlere şirketin amacını ve hedefini yenilenebilir enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olarak açıkladığını, kendisinin de içerisinde bulunduğu yatırımcılar tarafından bu amaca yönelik olarak şirkete para yatırıldığını, tahvil alındığını ancak davalının yatırılan paraları söz konusu amacın dışında kullandığını, bu nedenle Almanya'da hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, yine Almanya'da hakkında iflas kararı verildiğini, kendisinin bu davaya konu alacağını iflas masasına kaydettirdiğini, davalının Bodrum/Muğla'da bir taşınmazının olduğunu ve söz konusu taşınmazı iflas masasına bildirmeyerek alacaklılardan mal kaçırdığını, alacağın davalıdan tahsilini sağlamak üzere icra takibi başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise; Mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, davada iddia edilen alacağın dava dışı şirketle ilgili olduğunu, davalının husumetinin bulunmadığını, davacı tarafından davalı aleyhine açılmış davalar olması halinde davanın derdestlikten reddine karar verilmesi gerektiğini, iflas davasının tenfizi yoluna gidilmeden davalının sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği davacının alacağını ispata yarar bir delil sunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız eylemde bulunduğu iddia edilen şirket yöneticisinin kusuruyla verdiği zarardan kişisel sorumluluğuna ilişkin bir davadır. İddia edilen haksız fiil Almanya’da işlendiği gibi zarar da Almanya’da meydana gelmiştir. Bu nedenle eldeki ihtilâf yabancılık unsuru içeren bir ihtilâf olup meselenin doğrudan Türk hukukunun ilgili hükümlerinin tatbiki suretiyle çözümlenmesi mümkün değildir. İhtilâf yabancılık unsuru içerdiği için öncelikle MÖHUK hükümleri tatbik edilip, hangi hukukun uygulama alanı bulacağının belirlenmesi gerekir. MÖHUK'un 2. maddesi gereğince "Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular. MÖHUK'un 34. (1) maddesi uyarınca "Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna" tâbidir. Buna göre uyuşmazlığın esasına maddi hukuk bakımından Alman Hukukunun uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; Alman hukuku uyarınca, üçüncü kişilerin şirket yöneticilerinin sorumluluğuna başvurmaları, Alman Medenî Kanunu’nun haksız fiilere ilişkin hükümlerine tâbidir. Haksız fiillere ilişkin Alman Medenî Kanunu’nun 823. maddesi uyarınca: “Kasıtlı olarak veya ihmâlle bir başkasının hayatını, bedenini, sağlığını, özgürlüğünü, mülkiyetini veya bir başka hakkını hukuka aykırı olarak ihlâl eden kişi, bundan kaynaklanan zararı karşı tarafa tazmin etmekle yükümlüdür”. Netice itibarıyla, davacının davalının eylemi nedeniyle zarara uğramış olduğunu ispat etmesi hâlinde, davalıdan zararının tazminini talep etmesi mümkündür.
Bilirkişi raporunda Alman Hukukunun haksız fiile ilişkin düzenlemeleri açıklanmış olup Alman Borçlar Kanunu'nda haksız fiile ilişkin genel zamananaşımı süresi 3 yıl olarak kabul edilmişse de, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere iflas prosedürü kapsamında icra kabiliyeti kazanan alacaklar için bir istisna getirilerek bu süre 30 yıla çıkarılmıştır. Davacının alacağı, davalının iflas davasının görüldüğü Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 67 A IN 237/08 sayılı iflas tablosunda 352 seri numarası ile kayıtlı olduğundan 30 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup bu süre takip ve dava tarihi itibariyle geçmemiştir. Bu sebeplerle davalının zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili, derdest dava dosyaları bulunması halinde iş bu davanın derdestlikten reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, davalı vekili tarafından iş bu dava yönünden derdestlik oluşturduğu iddia edilen somut bir dava bilgisi dosyaya sunulmadığından söz konusu savunması yerinde görülmemiştir.
İstanbul BAM 13.HD.nin 05.12.2024 tarih ve 2023/11251 E.- 2024/1928 sayılı kararında belirtildiği üzere; davalı hakkında, ülke dışında iflas kararı verilmiş olsa dahi, iflas kararı Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmedikçe iflas kararı hiç verilmemiş gibi davanın genel hükümlere göre sürdürülmesi gerekir. (Yargıtay 11. HD.nin 17.12.2007 tarihli, 2007/13214 esas-15912 karar sayılı ilamı, Yargıtay 12. HD.nin 2023/1430 esas ve 2024/1541 karar sayılı ilamı). Buna göre davalı vekilinin iflas davasının tenfizi yoluna gidilmeden davalının sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği savunması yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafça davalı şirket yöneticisinin mali ve finans sorumlusu olarak topladığı paraları amacı dışında kullanarak şirkete yatırım yapan davacının yatırımını kaybettiği, davalının kusurlu eylemleriyle davacının zararına sebep olduğu ileri sürülmüştür. Davacının talebinin Türk hukukunda karşılığı şirket yöneticisinin sorumluluğudur.Türk Hukukunda, yöneticinin gerek TTK'da özel olarak düzenlenen sorumluluk hükümleri, gerekse TBK'nın haksız fiil hükümlerine dayanarak sorumluluğu istenebilir. İş bu dosyada ve emsal dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere Alman Hukukunda anonim şirket kurucularının ve yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu Aktiengesetz (Paylı Ortaklıklar Kanunu) de düzenlendiği, ancak üçüncü kişilerin şirketin yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinden ötürü zarar gördükleri iddiasıyla doğrudan yönetim kurulu üyelerine karşı açtıkları davalara ilişkin olarak anılan kanunda bir hüküm bulunmadığından, bu nitelikteki davalarda haksız fiil hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda haksız fiili gerçekleştiren kişi davalı olduğundan bu fiil neticesinde oluşan zarar da davalıdan talep edilmektedir. Dolayısıyla davalının husumetin dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiğine ilişkin savunması yerinde görülmemiştir.
Davacının delilleri arasında yer alan Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından düzenlenen ve apostil şerhi içeren iflas tablosunun HMK'nın 224. maddesi uyarınca resmi belge sayıldığından alacağı ispat etmektedir. Nitekim dava konusu paranın davacı tarafından dava dışı şirkete verildiği ve miktarı da ihtilaf konusu değildir. Davalı tarafından borcun ödendiğine dair geçerli, yazılı ve kesin bir delil de sunulmamıştır.
İstanbul BAM 12. ve 13. HD. kararlarında ve emsal bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere Alman Medeni Kanunu (BGB) 849 madde bir kimse mahrum kaldığı bir eşyanın kıymeti için tazminat ödenecekse, zarar gören, değerin belirlenmesinde esas alınan tarihten itibaren faiz talep edebileceğinden ve bu hüküm, faizin başlangıç tarihi itibariyle zararın meydana geldiği tarih olarak kabul edilmekte olduğundan aynı kanunun 246. madde gereğince bir hukuki işlemden veya kanundan kaynaklanan borçlar bakımından yasal yıllık faiz oranı %4 oranında olduğu dikkate alınarak bu oran üzerinden, iflas masasına kayıt tarihi olan 15/09/2008 tarihinden itibaren icra takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinin kabulü gerektiğinden ve bilirkişiler tarafından ek raporda icra takip tarihinin 01.02.2017 olarak alındığı ancak icra takip tarihinin 12.01.2017 olduğu anlaşılmakla Mahkememizce yapılan hesaba göre; (11.880,35 Euro asıl alacak X 4 faiz oranı X 3.041 gün sayısı / 36.500 = 3.959,25 Euro) davacının talep edebileceği işlemiş faizin 3.959,25 Euro olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerden dolayı davacının davalıdan takip tarihi itibariyle; 11.880,35 Euro asıl alacak ve 3.959,25 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.839,60 Euro alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile bu miktar alacak için itirazın iptaline, alacağın likit olmaması nedeniyle şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin, 11.880,35-Euro asıl alacak ve 3.959,25 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.839,60-Euro üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %4 oranı geçmemek üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca Devlet bankaları tarafından Euro cinsi açılmış bir yıllık vadeli mevduatlara verilen en yüksek oranda faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Davacının koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 5.297,60 TL harçtan, peşin alınan 985,87 TL harcın mahsubuna, eksik olan 4.311,73 TL harcın davalıdan tahsiline,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 985,87 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.021,77 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücreti asıl alacağı geçemeyeceğinden 3.220,51 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 9.000 TL Bilirkişi ücreti, 506,90 TL Tebligat ve Posta masrafları olmak üzere toplam 9.506,90 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 9.181,86-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan 50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 1,99 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/02/2025

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim