mahkeme 2022/742 E. 2025/484 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/742
2025/484
11 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/742 Esas
KARAR NO : 2025/484
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 02/11/2022
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; ... A.Ş.nin tasfiyeye girmeden önce ... A.Ş. ile çeşitli tarihlerde genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmelerin 12.07.1996 tarihli 4.500.000.000 + 1.950.000.000 TL toplam 6.450.000.000 TL'lik (6.450 YTL)'lik sözleşme, 02.05.1998 tarihli 57.000.000.000 TL (57.000 YTL)'lik sözleşme, 02.12.1998 tarihli 57.000.000.000 TL (57.000 YTL)'lik sözleşme, 30.11.1996 tarihli 48.150.000.000 TL (48.150 YTL)'lik sözleşme, 09.04.1999 tarihli 112.000.000.000 TL (112.000 YTL)'lik sözleşme, 17.02.1997 tarihli 657.000 USD'lik sözleşme, 15.07.1997 tarihli, 253.000 USD'lik sözleşmeler olduğunu, bu sözleşmelerin hepsinde ...'ün müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, diğer davacı ...'ün ise geçerli kefaletinin yalnızca 02.12.1998 tarihli 57.000 YTL'lik, 09.04.1999 tarihli 112.000 YTL'lik genel kredi sözleşmelerinde mevcut olduğunu, 02.05.1998 tarihli, 57.000 YTL'lik genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, diğer sözleşmelerde imzası olmakla birlikte, kefil olduğu miktar belirtilmediğinden ya da imzasının yanında müteselsil kefil anlamında bir ifade bulunmadığından, hukuken geçerli bir kefaletten söz etmenin mümkün olmadığını, bu sözleşmelere istinaden kredi kullanan dava dışı şirketin kullandığı kredileri ödemekte zora düşmesi üzerine gerek TL, gerekse USD cinsinden krediler bankaca 18.08.2000 tarihinde kat edildiğini ve müteakiben hem ana borçlu hem de müteselsil kefiller hakkında 30.03.2001 tarihinde ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 1.459.163.206.918 TL (1.459.163 YTL) takibe geçtiğini, takibin icra dosyası çeşitli tarihlerde yenilendiğini ve bugün ... Esas sayılı dosyası ile devam etmekte olduğunu, takip tutarının 243.348.104.923 TL'si (243.348 YTL) 13.04.2001 tarihinde kabul edildiğini ve geri kalanına itiraz edildiğini, açılan itirazın iptali davasında alacaklı, alacağının takip talebindeki rakamdan daha az olduğunu ve toplam alacağının 1.265.751.047.117 TL (1.265.751 YTL) olarak beyan ettiğini, sonuç olarak bu miktara göre takibe itirazdan vazgeçilmesi üzerine davanın görüldüğü ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından "...davalı taraf itirazını geri aldığından bu bölüme ilişkin davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine mahal olmadığına" hükmedildiğini ve aynı ilamda icra inkar tazminatına, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedildiğini, bunların toplamının 445.808 YTL olduğunu ancak mahkeme kararının infaz edilecek bu kısmını süresinde icraya konularak icra emri gönderilmediğinden zamanaşımına uğradığını, daha sonra tasfiyeye giren ... Bankası A.Ş.nin, sonradan tasfiyeden çıkarak ... Bankası A.Ş. adını aldığını ve icra dosyasındaki alacak haklarını 08.01.2019 tarihinde davalı ...A.Ş.'ye temlik ettiğini, 6098 sayılı TBK ve 6101 sayılı TBK'nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanun uyarınca genel kredi sözleşmelerindeki temerrüt faizi ve kefalet ile ilgili bölümlerin hükümsüz hale geldiğini, genel kredi sözleşmesindeki hükümlerin genel işlem koşulları mahiyetinde olduğunu, TBK.nın 20/4 maddesine göre geçerli olmadığını ve bunların yazılmamış sayılması gerektiğini, genel işlem koşullarının kamu düzeniyle ilgili olup geçmişe de etkili olması gerektiğini, takip dosyasının müstanidatını teşkil eden genel kredi sözleşmelerinde kefil olunan TL kredi miktarların toplamı ve kefalet limitinin 280.600 YTL olduğunu, ... A.Ş.'nin ... 21. Noterliğinden çektiği ancak taraflarına tebliğ edilmeyen ihtarnamede; TL krediler için kefillerden 87.656.696.410 TL(87.657 YTL) talep ettiklerini, ancak bu talebin ... bakımından kefalet limitinin içinde olduğunu, icra takibi ve takip konusu borcun zamanaşımına uğradığını, ayrıca ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.12.2005 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı ilamının hüküm bölümünde yer alan %40 icra inkar tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile ilgili miktarların da zamanaşımına uğramış olduğundan dosya hesabına dahil edilmemesi gerektiğini, dosya borcunun yanlış hesaplandığını, ayrıca alacaklı tasfiye halindeki emlak bankasının dosya haricinde yaptığı tahsilatlar olduğunu ve bunların banka kayıtları üzerinden bilirkişi marifetiyle saptanarak dosya borcuna mahsup edilmesi gerektiğini belirterek öncelikle takibin zamanaşımına uğraması ve kefalet sözleşmelerinin geçersizliği nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, aksi kanaatte ise borçlu olunan miktarın tespiti ile bu yönde hüküm kurulmasına, alacaklının haksız takip miktarının %20'si oranında tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; davaya konu icra dosyasına dayalı alacağın, müvekkili şirket tarafından devir ve temlik alındığını, müvekkili şirketin davaya konu ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu alacağının, icra dosyasında mübrez belgelerden de görüleceği üzere, ... Bankası A.Ş.'den devir ve temlik aldığını, temlik eden Banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ticaret A.Ş. arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, işbu sözleşmeleri davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, banka döneminde hesap kat ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine, alacağın tahsili amacı ile ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski 2012/1224, ... ) sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe dayanak genel kredi sözleşmeleri, ihtarname vs. dayanak belge icra dosyasında mevcut olduğunu, davacıların huzurdaki menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını ve davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, davaya konu, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E. (eski ..., ... ) sayılı dosyası ile başlatılan takipte, davalılar tarafından 243.348.104.923 TL'lik kısmı kabul edilerek takibe konu kalan kısma itiraz edildiğini, itiraz edilen kısım ile ilgili ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, işbu davada alınan bilirkişi raporu ile alacağın varlığı ispat edildiğini, dolayısıyla davaya konu krediye ilişkin olarak karara bağlanmış itirazın iptali davası bulunduğundan davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki menfaatleri bulunmadığından, davanın usulden reddi gerekeceğini, itirazın iptali davasının konusunun, icra takip konusu yapılmış olup da borçlunun itiraz ettiği alacak olduğunu, itirazın iptali davasının konusu olan alacak artık aynı dava sebebinden dolayı ve aynı taraflar arasında yeni bir dava konusu yapılamayacağını, buna göre borçlu tarafından menfi tespit davası açılamayacağını, itirazın iptali kararının kesin hüküm teşkil edeceğini, davanın usulden reddi gerekmekle birlikte Mahkemece esasa girilmesi halinde davanın esastan da reddi gerekeceğini, dava konusu olayda ispat yükünün davacılara ait olduğunu, davacılar dava dilekçesinde davalarını ispatlayamadığını, davacılar tarafından gerek icra dosyası, gerek itirazın iptali davası gerekse huzurda yasa ve usule aykırı olarak açılan menfi tespit davasında borç ikrar edildiğini, 6098 sayılı TBK'nun 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, 6101 sayılı TBK'nun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 1.maddesine göre TBK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiili işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olmayıp olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiili işlemler hangi kanun yürürlükteyken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır hükmünün bulunduğunu, buna göre davaya konu kredi sözleşmelerinin 818 sayılı BK yürürlükte iken düzenlendiğini, sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nun 584. maddesindeki kefalet ile ilgili hükümlerin uygulanmasının mümkün olmadığını, davacıların dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, kaldı ki; kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin 20 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, huzurdaki davayı açmakta kötü niyetli olan davacının alacağın %20 'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Menfi Tespit davasıdır.
... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, ... 11. İcra Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş ve bilirkişi raporları alınmıştır.
Mahkememizdeki yargılama sırasında davacı ...'ün vefat ettiği ve mirasçıları olan ... ile ...'nin Av. ...'e vekaletname vererek davaya devam ettikleri anlaşılmıştır.
... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dosyanın çeşitli kereler yenilendiği, ilk esas numarasının ... Esas numarası olduğu, ... Bankası A.Ş. tarafından davacı dışı ... Tic A.Ş., ..., ... A.Ş. ile davacılar ... ve ... aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı, davacılar ve dava dışı borçlular tarafından kısmi itiraz dilekçesi verildiği, bu dilekçede bankaya 243.348.104.923-TL borçlu olduklarını, bu rakamı aşan kısmı kabul etmediklerini, buna itiraz ettiklerini, işlemiş temerrüt faizi ile talep edilen faiz ve BSMV ve diğer fer'ileri de kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini bildirdikleri, davacılar ve dava dışı borçlular vekili tarafından icra dosyasına 07/11/2003 tarihinde verilen dilekçe ile takibin bir kısmının kabul edildiğini, takibin kalan 892.258.714.172 TL lik kısmına ve fer'ilerine yapılan tüm itirazlardan feragat ettiklerinin bildirildiği görülmüştür.
... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve 2005/1011 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ... A.Ş., davalıların ... Tic A.Ş., ..., ...A.Ş. ... ve ... olduğu, davanın itirazın iptali davası olduğu, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapılan kısmi itirazın iptalinin talep edildiği, yapılan yargılama sonucunda 1.266.700.874.295 TL'lik dava konusundaki itirazın geri alınması nedeniyle buna ilişkin davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine, % 40 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.
... 11. İcra Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacısının ..., ... olduğu, davalının ...A.Ş. olduğu, davanın takibin iptali ve şikayet olduğu, yapılan yargılama sonucunda şikayetin kısmen kabulüne, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında dava tarihi olan 27/06/2022 tarihi itibariyle bakiye dosya borcunun davacı ... yönünden 14.551.717,81TL, davacı ... yönünden 15.220.492,51TL olarak, ... 14. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında dava tarihi olan 27/06/2022 tarihi itibariyle bakiye dosya borcunun davacı ... yönünden 10.933.755,67TL, davacı ... yönünden 10.910.151,37TL olarak tespitine, zamanaşımı ve kefalete ilişkin şikayetlerinin reddine karar verildiği görülmüştür.
Bilirkişiler ..., ... ve ... Mahkememize sundukları 20/12/2023 tarihli raporlarında; alacaklı ... A.Ş.'nin ... 14.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasında; icra takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar, tüm borçlulardan 617.262.226.144 TL matrah üzerinden işleyecek %165 oranında temerrüt faizi ile bunun %5'i gider vergisi talebinde bulunabileceği tespit edildiğini, davacılar vekilinin 13.04.2001 havale tarihli dilekçesi ile 243.348.104.923 TL'lik feragat dilekçesinden sonra 07.11.2003 havale tarihli ikinci dilekçesi ile de 892.258.714.172 TL'lik olmak üzere toplam 1.135.606.819.095 TL'lik borca vaki itirazlarını geri almak suretiyle toplam 1.135.606.819,095 TL tutarındaki borcu davacıların kabul ettikleri görüldüğünü, öte yandan ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin borçluların ....14.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına vaki itirazlarının iptali davasına ilişkin ... E. sayılı davada vermiş olduğu 30.12.2005 tarih ve ... K.sayılı kararı ile borçlu ve müteselsil kefiller (davalılar) itirazlarını geri aldıklarından davanın konusu kalmadığından dava hakkında karar ittihazına mahal olmadığına, 409.341.093.348 TL inkar tazminatı tutarının itirazın iptali davasının davalılarından alınarak davacı bankaya verilmesine karar verildiğini, dava dosyası içeriğine göre; Dava dışı/... Bankası A.Ş ile dava dışı /... Tic. A.Ş (asıl borçlu), arasında, 1996 ile 1998 yılları arasındaki dönemde Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, bu sözleşmeleri davacı/...(kefil), davacı/... (kefil) ve dava dışı/diğer kefiller, “müşterek borçlu müteselsil kefil” sıfatı ile imzaladıklarını, bu sözleşmelere istinaden dava dışı/... Tic. A.Ş'ye (asıl borçlu) krediler kullandırıldığını, Dava dışı/... Tic. A.Ş (asıl borçlu) tarafından kredi borçlarının ödenmemesi üzerine, asıl borçlu ve kefillere ihtarname keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borçların ödenmemesi üzerine, davadış/... Tic. A.Ş (asıl borçlu), davacı/... (kefil, borçlu), davac/... (kefil, borçlu) ve davadışı/...'a (kefil borçlu) karşı, 30.03.2001 tarihinde ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası (yeni ... E. sayılı dosyası) ile İcra Takibi başlatıldığı, asıl Borçlu ve Kefiller takibe konu borcun bir kısmını kabul ettikleri, bir kısmına ise itiraz ettikleri, bunun üzerine dava dışı/ ... Bankası A.Ş. tarafından 16.07.2001 tarihinde İtirazın İptali Davası açıldığı, İşbu İtirazın İptali davasının, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında görüldüğünü, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 30.12.2005 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı verildiğini, Mahkeme kararında davanın davacıları durumunda olup o davanın davalıları durumundan olan davalı/... Ticaret A.Ş. (asıl borçlu), davalı/... (kefil, borçlu), davalı/... (kefil, borçlu) ve dava dışı/... (kefil, borçlu) hakkında; "1-...davalılar ... Ticaret A.Ş, ..., ... ve ... ine açılan itirazın iptaline ilişkin davanın; 1.266.700.874.595 TL'lik dava konusundaki davalı taraf itirazını geri aldığından bu bölüme ilişkin davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan dava hakkında karar ittihazına mahal olmadığına, Davacının itirazın iptali davasına konu olan fazlaya dair istemlerin reddine, %40 icra inkar tazminatı tutarı 409.341.093.348 TL'nin bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiğini, Mahkemenin bu kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşılmakta olduğu, doktrinde ... tarafından da belirtildiği üzere; “Alacaklının itirazın iptali davası açmasından sonra, borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığı, çünkü borçlunun itirazın iptali davasına karşı vereceği cevap layihasında, borçlu olmadığı savunmasını ileri sürebilir; açılmış ve görülmekte olan bir davada savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar için, ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar olmadığı, alacaklı itirazın iptali davası açmış ve bu davayı kazanmış ise, bu davada alacağın varlığı kesin hüküm ile tespit edilmiş olduğundan, borçlu artık menfi tespit davası açamaz “ (..., İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.360, s.271). ... tarafından da haklı olarak belirtilen bu gerekçelerle, davacıların bu davayı açmalarına ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.12.2005 tarih ve ... E. ...1 K. sayılı kararının kesin hüküm etkisinin engel davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı bu konudaki takdirin tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olduğunu, Yeni Türk Borçlar Kanununun (Yeni TBK) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, dava konusu Banka Kredi Sözleşmelerinin Eski Türk Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiş olduklarından, Yeni Türk Borçlar Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun md.1/1 hükmü uyarınca, kredi sözleşmelerinin ekinde yer alan Kefalet Sözleşmelerinin “geçerlilik şartlarının” Eski Türk Borçlar Kanununa (Eski TBK) tabi olması gerektiği kanaatine varılmakta olduğunu, Eski TBK'nın yürürlükte olduğu dönemde ve eski TBK'da düzenlenmiş olan “geçerlilik şartlarına” uygun şekilde akdedilmiş olan Kefalet Sözleşmesinin, Kefalet Sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını (şekil şartlarını, eşin rızası şartını) düzenleyen Yeni TBK hükümlerine (Yeni TBK.md.583/f.1 ve md.584 hükümlerine) göre yapılmadıkları gerekçesiyle sonradan geçersiz hale gelmelerinin hukuken kabul edilemeyeceğini; bunun kabul edilmesinin Hakkaniyete ve Adalete aykırı sonuçlara yol açacağı düşünülmekte olduğunu; dolayısıyla Yeni Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Uygulama Şekli Hakkında Kanun md.2/1 hükmü uyarınca sonradan geçersiz olmalarının da Hakkaniyete ve Adalete aykırı sonuçlara yol açacağı kanaatine varılmakta olduğunu, bu sebeplerle; Eski TBK'nın yürürlükte olduğu dönemde Eski TBK'da düzenlenmiş olan “geçerlik şartlarına” (Eski BK. Md. 484 ve md 487) uygun olarak akdedilmiş olan dava konusu kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu sonucuna varılmakta olduğu, Yeni Türk Borçlar Kanununun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiğini, dava konusu Banka Kredi Sözleşmeleri, Eski Türk Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde akdedildiği, Yeni TBK'da, sözleşmelerde yer verilecek olan “Genel İşlem Koşullarını” tanımlayan hükümlere (Yeni TBK.md.20) ve bunların denetlenmesini ve geçersiz sayılabilmesini düzenleyen hükümlere (Yeni TBK.md.21, md.24, md.25) yer verildiğini, ancak Eski TBK'da işbu hükümlere yer verilmediğini, dolayısıyla Eski TBK'da yer alan hükümlere göre geçerli olan sözleşme hükümlerinin, Yeni Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun md.2/1 hükmü uyarınca sonradan geçersiz olmalarının (sayılmalarının) da Hakkaniyete ve Adalete aykırı sonuçlara yol açacağını, Eski TBK'nın yürürlükte olduğu dönemde akdedilen ve Eski TBK'da düzenlenmiş olan “geçerlik şartlarına” uygun hükümler içeren dava konusu Genel Kredi Sözleşmelerinin hükümlerinin geçerli olduğu düşünülebileceğini, Yeni TBK.md.88/f.2 ve md.120/f.2 hükümlerinde, sözleşmelerde kararlaştırılacak olan “faiz oranlarını” sınırlayıcı bir takım hükümler getirilmişse de, dava konusu Genel Kredi Sözleşmeleri “ticari iş” niteliğinde olduğundan ve Yeni TTK.md.8/1 uyarınca, ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebileceğinden, dava konusu Genel Kredi Sözleşmelerinde belirlenmiş olan faiz oranlarının da geçerli olduğunu, ayrıca dava konusu Kredi Sözleşmelerinde kararlaştırılmış olan, “faize ilişkin hükümlerin” ve dava konusu Kredi Borçlarına uygulanmış olan “faiz oranlarının” Bankacılık Mevzuatı hükümlerine de uygun olduğunun söylenebileceğini, dava dışı/... Bankası A.Ş. (eski unvanı: ... Bankası A.Ş) takip konusu ettiği Kredi alacaklarını, 08.01.2019 tarihli Temlikname ile, davalı/...A.Ş'ye devrettiğini, alacaklarını temlik eden davadışı/... Bankası A.Ş, Bankacılık Kanununa tabi ticari bir Banka olup, doğmuş ve doğacak alacaklarını ...Şirketine devir ve temlik edebileceği, huzurdaki davanın davalısı/...A.Ş. ninde, ... Şirketleri hakkındaki mevzuata göre alacağı temlike yetkili, BDDK'nın denetim ve gözetimi altında olan bir kuruluş olduğunu, (... Şirketleri Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik, 19/10/2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 93 üncü ve 143 üncü maddeleri ile 21/11/2012 tarih ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanununun 15. maddesine dayanılarak yayınlanmıştır). dolayısıyla, davadışı/... Bankası A.Ş.'nin, takibe konu etmiş olduğu alacaklarını davalı/... A.Ş.'ye temlik etmesinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun ve geçerli olduğu kanaatine varıldığını, Zamanaşımı iddiası bakımından ise itirazın iptali davasına ilişkin dosya içinde bulunan ve ... 14.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına ait olduğu anlaşılan belgelerden hareketle, takip dosyasında bunlardan başka belge bulunmadığı tam olarak belirlenmedikçe, bir sonuca varabilmek mümkün olmadığını, bu belgeler arasında itirazın iptaline ilişkin gerekçeli kararın icra dosyasına intikal ettiğine ilişkin bir bilgi dahi bulunmadığı gibi, son işlemin 07.11.2003 tarihine ait olduğu görülmekte olduğunu, huzurdaki menfi tespit davası dosyasında icra takibine ilişkin bir yenileme dilekçesi olduğu ve bu dilekçenin tarihi 02.06.2015 tarihi olduğu, bu olgudan hareketle zamanaşımının kesilmiş olup olmadığı hususunda bazı sonuçlara belki varılabilirse de, bunlar net olmayan verilere dayanan zorlama sonuçlar olacağını, bu çerçevede her şeyden önce itirazın iptali kararının takip dosyasına girip girmediği açıklığa kavuşturulması gerektiğini, öte yandan tarafların, iddia ve savunmalarını özellikle icra dosyalarındaki tarihler bakımından tartışarak somutlaştırmaları ve itirazın iptaline ilişkin ilamın takip dosyasına ne zaman girdiğini, ayrıca son işlem tarihinin ne olduğunu ortaya koymaları gerekmekte olduğunu, sonuç itibariyle; açıklanan gerekçelerle, davacının huzurdaki davayı açmasına ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.12.2005 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararının kesin hüküm etkisinin engel olduğunun ve ayrıca huzurdaki davayı açmakta hukuki yararının da bulunmadığının düşünülebileceği kanaatinde olduklarını belirtmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... Mahkememize sundukları 17/09/2024 tarihli ek raporlarında; ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/12/2005 tarih ve ... Esas, ... karar sayılı kararının huzurdaki davanın görülmesine engel teşkil etmeyeceği hususunun mahkemenin yorum ve değerlendirmesine sunulduğunu, her halükarda davacıların icra takip dosyasına konu teşkil eden banka alacağının bu alacaklara vaki itirazda borçlular tarafından kısım kısım vazgeçildiğinden zamanaşımına uğradığının ileri sürülemeyeceğini, bu hususun ... 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda da detaylandırıldığını belirtmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ...ve ... Mahkememize sundukları 06/01/2025 tarihli raporlarında; eldeki menfi tespit davasında davacı borçluların, vâki itirazlarını geri almalarından dönmelerinin herhangi bir irade fesadı sebebine dayandırdıklarına dair bir bilgi yahut belge bulunmadığını, açıkça ileri sürülen sebelerin ise irade fesadıyla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, kesinleşen icra takibinde, takip konusu alacağı temlik alan davalının bu takibin devam etmesine engel bir durum bulunmadığını, itirazını geri alan davacıların bunu artık başkaca sebeplere dayanarak ileri süremeyeceğini, bunun tek istisnasının İİK m. 71 düzenlemesi olduğu, söz konusu hüküm kapsamında takibinin itfa, imhal yahut zamanaşımı sebebiyle icra mahkemesinde iptal ve talikini gerektiren bir durumun olmadığını, eğer bu sebeplerden davacılar tarafından ileri sürülen zamanaşımı sebebinin gerçekleşmiş bulunduğu ispatlanabilmiş olsaydı, bunun eldeki menfi tespit davasında da dikkate alınabileceğini, ancak bunun varit olmadığının artık sübut bulduğunun kabulü gerektiğinin açık olduğunu, binaenaleyh davacıların 1.135.606.819.095.-TL tutarındaki borca vâki itirazlarını geri almak suretiyle bu borcu artık kabul etmiş olduklarını, İİK m.71 hükmü dışında (itfa, imhal, zamanaşımı) buna karşı çıkamayacaklarının kabulünün kaçınılmaz olduğunu, davacıların kök ve ek rapora zamanaşımı, temerrüt faizinin oranı, imza inkârı yahut sözleşmede davacıların imzasının bulunmaması, genel işlem koşulları vs. açısından yaptığı sair itirazlar, yukarıda ortaya konan durum karşısında zait hale geldiğini, Şöyle ki, eldeki menfi tespit davasının konusunu teşkil eden alacağa yönelik takipte, takip talebine vâki itirazın davacılar tarafından geri alınmasıyla, artık söz konusu takip kesinleştiğini, Takibe yönelik itirazların geri alınmasına ilişkin beyandan geri dönülemeyeceği, bu durumda gerek imza inkarı ve gerekse sair iddiaların incelenmesi gereği kendiliğinden zait olduğunu, (gereksiz hale geldiğini). Zira artık o aşamaya dönülmesi söz konusu olmayıp, takibin dayanağı kendisine karşı vaki itirazın geri çekildiği ödeme emri olduğunu, Bu noktada söz konusu yönler itibariyle kök ve ek rapordaki görüşlerin benimsenmesi gerektiğini, alacaklı ... Bankası A.Ş.'nin ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasında; Davacılar vekilinin 13.04.2001 havale tarihli dilekçesi ile 243.348.104.923 TL'lık alacağa yönelik itirazın geri alınması dilekçesinden sonra 07.11.2003 havale tarihli ikinci dilekçesi ile 892.258.714.172 TL olmak üzere, toplam 1.135.606.819.095TL'lık borca vaki itirazlarını geri almak suretiyle toplam 1.135.606.819,095 TL tutarındaki borcu davacıların kabul ettik söz konusu bu “itirazın geri alınması” beyanından dönülemeyeceği için takibin artık söz konusu miktar üzerinden kesinleştiğinin kabulü gerektiğinden, buna göre ... yönünden; davacıların davalı bankaya Mahkemece de kabul edilmesi halinde 30.03.2001 takip tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 642.454.17 TL (Yeni) TL asıl alacak, 459.354.73 TL (Yeni) TL işlemiş faiz, 22.967.74 TL (Yeni) BSMV olmak üzere toplam 1.124.776,64 TL (Yeni) borçlu olduğunun tespit edildiğini, 642.454.17 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %130 oranında temerrüt faizi ve BSMV'nin davalılardan istenebileceğini, ... yönünden; davacıların davalı bankaya, Mahkemece de kabul edilmesi halinde, 30.03.2001 takip tarihi itibarı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 595.554.27 TL (Yeni) TL asıl alacak 372.221.42 TL(Yeni) TL işlemiş faiz, 18.611.07 TL (Yeni) BSMV olmak üzere toplam 986.386.76 TL (Yeni) borçlu olduğunun tespit edildiğini, itirazın iptali davasında hükmolunan 409.341.093.348 TL tutarındaki icra inkar tazminatı bakımından, bu miktarın ödenmesine dair ilâmın, kesinleşmesinden itibaren on yıllık süre içinde takibe konulmamış olması sebebiyle, bu miktarın ödenmesine yönelik olarak davacı borçluların zamanaşımı def'ilerinin haklı olduğunun kabulü gerektiğini, diğer yandan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.141 hükmi Mahkemeye ait olduğunu, sair konularda ileri sürülen itirazların kök ve ek raporlardaki izahat çerçevesinde kabulünün gerektiğini belirtmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... Mahkememize sundukları 21/04/2025 tarihli ek raporlarında; tarafların itirazları çerçevesinde dosyadaki bütün bilgi ve belgelerin yeniden değerlendirilmesi sonucunda, 06.01.2025 tarihli kök raporumuzda açıklamış olunan görüş ve tespitlerin değiştirilmesini gerektiren bir durumla karşılaşılmadığını belirtmişlerdir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ... A.Ş. ile dava dışı ... Tic. A.Ş. arasında, 1996 ile 1998 yılları arasındaki dönemde Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, bu sözleşmelerin davacılar ... ve ... ve dava dışı diğer kefiller tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, bu sözleşmelere istinaden dava dışı ... Tic. A.Ş.'ye krediler kullandırıldığı, dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından kredi borçlarının ödenmemesi üzerine, asıl borçlu ve kefillere ihtarname keşide edildiği, ihtarnameye rağmen borçların ödenmemesi üzerine, dava dışı ... Tic. A.Ş., davacı ..., davacı ... ve dava dışı ... aleyhine, 30.03.2001 tarihinde ... 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası (veni ... E. sayılı dosyası) ile icra takibi başlatıldığı, asıl borçlu şirketin ve kefillerin takibe konu borcun bir kısmını kabul ettikleri, bir kısmına ise itiraz ettikleri, bunun üzerine dava dışı ... A.Ş. tarafından itirazın iptali davası açıldığı, itirazın iptali davasının, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında görüldüğü, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; 1.266.700.874.595 TL'lik dava konusundaki davalı taraf itirazını geri aldığından bu bölüme ilişkin davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan dava hakkında karar ittihazına mahal olmadığına, davacının itirazın iptali davasına konu olan fazlaya dair istemlerin reddine, %40 icra inkar tazminatı tutarı 409.341.093.348 TL'nin bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği ve bu kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu, dava dışı ... A.Ş.nin alacağı davacı ... A.Ş.ye temlik ettiği anlaşılmıştır.
Davacılar kredi sözleşmelerinin hepsinde ...'ün müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, diğer davacı ...'ün ise geçerli kefaleti yalnızca 02.12.1998 tarihli 57.000 YTL'lik, 09.04.1999 tarihli 112.000 YTL'lik genel kredi sözleşmelerinde mevcut olduğunu, 02.05.1998 tarihli, 57.000 YTL'lik genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, diğer sözleşmelerde imzası olmakla birlikte, kefil olduğu miktar belirtilmediğinden ya da imzasının yanında müteselsil kefil anlamında bir ifade bulunmadığından, hukuken geçerli bir kefaletten söz etmenin mümkün olmadığını, takibe itirazdan vazgeçilmesi üzerine davanın görüldüğü ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, davalı taraf itirazını geri aldığından bu bölüme ilişkin davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine mahal olmadığına hükmedildiğini ve aynı ilamda icra inkar tazminatına, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedildiğini, bunların toplamının 445.808 YTL olduğunu ancak mahkeme kararının infaz edilecek bu kısmını süresinde icraya konularak icra emri gönderilmediğinden zamanaşımına uğradığını, 6098 sayılı TBK ve 6101 sayılı TBK'nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında kanun uyarınca genel kredi sözleşmelerindeki temerrüt faizi ve kefalet ile ilgili bölümlerin hükümsüz hale geldiğini, genel kredi sözleşmesindeki hükümlerin genel işlem koşulları mahiyetinde olduğunu, TBK 20/4 maddesine göre geçerli olmadığını ve bunların yazılmamış sayılması gerektiğini, genel işlem koşullarının kamu düzeniyle ilgili olup geçmişe de etkili olması gerektiğini, icra takibi ve takip konusu borç zamanaşımına uğradığını, dosya borcunun yanlış hesaplandığını, ayrıca alacaklı tasfiye halindeki Emlak Bankasının dosya haricinde yaptığı tahsilatlar olduğunu ve bunlar banka kayıtları üzerinden bilirkişi marifetiyle saptanarak dosya borcuna mahsup edilmesi gerektiğini belirterek öncelikle takibin zamanaşımına uğraması ve kefalet sözleşmelerinin geçersizliği nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine, aksi kanaatte ise borçlu olunan miktarın tespiti ile bu yönde hüküm kurulmasını, alacaklının haksız takip miktarının %20'si oranında tazminatına mahkum edilmesini talep etmişlerdir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dava konusu banka kredi sözleşmeleri ise 818 sayılı eski Türk Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde akdedilmiştir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1. maddesinde; " Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir." hüküm göz önüne alındığında kredi sözleşmelerinin ekinde yer alan Kefalet Sözleşmelerinin “geçerlilik şartlarının” eski Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olduğu, Eski BK'nın yürürlükte olduğu dönemde ve eski BK'da düzenlenmiş olan “geçerlilik şartlarına” uygun şekilde akdedilmiş olan Kefalet Sözleşmelerinin, Kefalet Sözleşmelerinin geçerlilik şartlarını düzenleyen Yeni TBK hükümlerine göre yapılmadıkları gerekçesiyle sonradan geçersiz hale gelmelerinin hukuken mümkün olmadığından, yeni TBK'da sözleşmelerde yer verilecek olan “Genel İşlem Koşullarını” tanımlayan TBK.nın 20. ve devamı madde hükümlerinin eski BK.nın yürürlükte olduğu dönemde yapılan sözleşmelere uygulanmasının mümkün olmadığından (Yargıtay 19. HD.nin 10.06.2013 tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı) davacıların buna yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir. ... 11.İcra Hukuk Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı kararında da kefaletin geçersizliğine ilişkin şikayetin reddine karar verilmiştir.
Davacılar ayrıca icra takibi ve takip konusu borcun zamanaşımına uğradığını belirtmiştir. Takibin dayanağının kredi sözleşmelerinin olduğu, buna göre borcun muaccel olduğu tarih itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımının söz konusu olduğu, BK'nın 136/2.(TBK m,157/2) maddesine göre zamanaşımı icra takibi ile kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı, davalı alacaklı tarafından icra takibinin devamını sağlamaya yönelik olarak yapılan icra takip işlemlerinin de zamanaşımını kestiği, davaya konu icra dosyasında haciz, satış işlemleri yapıldığı ve itirazın iptali davasının açıldığı, bu şekilde davalı tarafından 10 yılı aşar şekilde dosyanın takipsiz bırakılmadığı anlaşıldığından davacının bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. ... 11.İcra Hukuk Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda zamanaşımı süresinin geçmediği belirtilmiş ve Mahkeme kararında davacıların zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Davacılar ayrıca ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile verilen kararın zamanaşımına uğradığını iddia etse de davalı tarafından ilama dayalı bir icra takibine girişilmediği ve bu mahkeme kararında yer alan icra inkar tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davaya konu ... 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile talep edilmediği anlaşıldığından davacıların bu itirazı da yerinde bulunmamıştır.
Davacılar tarafından yargılama sırasında GKS'lerdeki imzaya itiraz edilmişse de, davacıların davaya konu icra dosyasındaki itirazlarından vazgeçmeleri nedeniyle ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasının konusuz kaldığı ve icra takibinin kesinleştiği, ayrıca dava dilekçesinde imzaya itirazda bulunulmayıp daha sonraki aşamalarda davacıların imzaya itiraz etmesinin TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu şeklinde tanımlanan çelişkili davranma yasağına aykırı olduğu gözetilerek davacıların imza inkarı ile ilgili inceleme talepleri yerinde görülmemiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporları, ... 11.İcra Hukuk Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı kararı, yasal mevzuat ve üstte belirtilen gerekçelerle davacıların iddialarında haklı olmadığı ve davalıya borçlu olduklarının anlaşıldığı gözetilerek davacıların davasının reddine karar verilmiş, davalının kötü niyet tazminatı verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı olmadığından reddedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 24.846,62 TL harçtan mahsubu ile geriye kalan 24.231,22 TL.nin karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 215.690,62 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Kendisi için asaleten davacı ve davacı müteveffa mirasçıları vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.