mahkeme 2020/353 E. 2025/487 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2020/353
2025/487
11 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/353 Esas
KARAR NO : 2025/487
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 23/07/2020
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; davacı şirket ile davalı şirketin aynı aile fertlerinin ortak ve yöneticisi olduğu ali şirketleri olduğunu, davacı şirketin daha çok inşaat taahhüt işleri, davalı şirketin ise daha çok taş ocağı işletmesi (madencilik) ile iştigal etmeye başladığını, zaman içerisinde şirketler arasındaki bu ayrışma, kardeşler/ortaklar arasında da oluştuğunu, başlangıçta 4 kardeş olarak başlanılan bu ticari faaliyet ve ortaklığın, her bir kardeşin bir şirketin sahibi olması şeklinde fiili bir ayrılmayı da beraberinde getirdiğini, müvekkili şirket ve bu şirketin yöneticisi olan ..., davalı şirketteki ve yine aile şirketi konumundaki diğer şirketlerdeki hak ve hisselerini kardeşlerine devrettiğini, bu şirketlerdeki yöneticilik görev ve yetkisi kaldırıldığı, ... A.Ş.'deki ...'un hisseleri ve yöneticilik yetkilerinin de aynı şekilde sona erdiğini, müvekkili şirketin çoğunluk hissesini aynı zamanda şirket yetkilisi olan ...'a ait olduğunu, kalan hissenin ise çocukları ve kardeşi ...'a ait olduğunu, davalı şirket yetkilisi olan ...'un 2017 yılına kadar bu şirkette ortak ve şirketi temsile yetkili yönetici iken, oluşan nedenlerden dolayı ayrılma ve ayrışma neticesinde bu durum 2017 yılında sona erdiğini, nihai olarak 2017 yılı Mayıs ayında alınan, kendisinin de katıldığı bir yönetim kurulu kararı ile şirketi temsil ve yöneticilik vasfı sonra erdiğini, ... ve ... tarafından, müvekkilim şirketi ekonomik ve ticari yönden sıkıştırarak, hukuki yolla veya rızai olarak elde edemedikleri haksız talep ve menfaatleri elde etmek için, müvekkilim şirkete karşı şantaj gibi gayri hukuki ve gayri ahlaki yollara tevessül edildiğini, müvekkili şirketlerdeki temsil ve ilzam yetkisi kaldırıldıktan sonra, müvekkili şirketi borçlandıran, alacaklı olarak da kendi şirketi, ağabey ...'un şirketleri olan ...A.Ş. ve ... A.Ş.'nin lehdarı olduğu, toplam meblağı 98.476.511,89 TL olan, 8 adet sahte senet düzenlendiğini, senetler üzerindeki imzaların ...'a ait olduğu, ... çalışanı ...'a ait olduğunu, bu senetlerin tamamının, ...'un tek imzası ile, şirketteki temsil yetkisi kalktıktan sonra, herhangi bir karşılık veya ihtiyaç olmaksızın düzenlendiğini, davalı şirketin kuruluşundan beri her iki şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle borç/alacak bulunmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir zaman bu borç/alacak karşılığında bono düzenlenmediğini ve bono ile ödeme yapılmadığını, yine aynı şekilde ...'un çok uzun zaman müvekkili şirketin yetkilisi olmasına rağmen, bu olaya kadar, şirket adına hiçbir çek ve senede imza atmadığını, ... tarafından düzenlenen sahte senetler ... A.Ş. emrine 34.867.848,19 TL meblağlı, 15.09.2017 vadeli, ... A.Ş, emrine, 18.540.341,68 TL meblağlı, 30.09.2017 vadeli, ... A.Ş. emrine, 27.823.441.26 TL meblağlı, 15.09.2017 vadeli,...A.Ş. emrine, 11.416.559,76 TL meblağlı, 30.09.2017 vadeli, ...A.Ş. emrine, 1.500.000 TL meblağlı. 24.07.2017 tanzim, 24.08.2017 vade tarihli, ... A.Ş. emrine, 1.500.000 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24.09.2017 vade tarihli, ... A.Ş. emrine, 1.500.000 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24. 10.2017 vade tarihli, ... A.Ş. emrine, 1.328.321 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24.1 1.2017 vade tarihli ... A.Ş. lehine düzenlenen 5.828.321 TL meblağlı 4 adet sahte senetlerden bir tanesinin takibe konulduğunu, müvekkili şirket tarafından ödenmek durumunda kalındığını, ancak bu senetlerdeki tanzim tarihinin 24.07.2017 (şirketteki temsil yetkisinin kalkmasından 2 ay sonra) olduğunu sonradan fark edilerek, diğer 3 tanesi geri çekildiğini, bu güne kadar herhangi bir hukuki işleme konu edilmediğini, ...A.Ş. ve ... A.Ş. nin ise; ... tarafından kendi lehlerine düzenlenen bu sahte senetlerin birer tanesini icraya koyduklarını, (...A.Ş. tarafından, ... 28. İçra Müdürlüğünün ... E, sayılı dosyası ile, 34.867.848,19.-TL meblağlı senet, 02.04.2019 tarihinde takibe konulduğunu, ...A.Ş. tarafından, ... 28. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyası ile, 27.823.441,26.-TL meblağlı senet, 12.04.2019 tarihinde takibe konulduğunu) birer tanesi ise halen takibe konulmadığını ve ellerinde bulunmakta olduğunu, bu sahte senetlere istinaden açılan icra takipleri kapsamında müvekkilinin sahibi bulunduğu bütün araç ve gayrimenkullerin kaydına haciz konulduğunu, banka hesaplarına haciz konulduğunu, bu nedenlerle müvekkili şirketin iş yapamaz hale geldiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki de müvekkili şirketin yaptığı işlerde ve hazır betan üretiminde kullanacağı bir çok malzeme davalı şirketten satın alındığını, bu alışveriş neticesinde müvekkili şirketin davalı şirkete bir miktar borcu bulunmakta olduğunu, bu borç miktarının ticari defter ve kayıtlarda belli olduğunu belirterek, müvekkilinin davalı şirkete olan gerçek borç miktarını aşan kısım (35.101.710,60 TL) bakımından borçlu olmadıklarının tespitine, ... 28. İcra Müdürlüğünün... E.sayılı dosyasına konu asıl alacak/borç miktarının 18.306.479,27 TL olduğunun tespitine, icra dosyası ile gerçek alacak miktarından fazla olarak talep edilmiş bulunan (34.867.848,19 - 18.306.479.27) = 16.561.368,92 TL bakımından borçlu olmadıklarının tespitine, ayrıca icra takibi ile fahiş ve fazla olarak talep edilen faiz yönünden de borçlu olmadıklarının tespitine, halen davalı elinde bulunan ve henüz takibe konulmamış bulunan 18.540.341,68 TL meblağlı senetten dolayı da borçlu olmadıklarının tespitine ve söz konusu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; davacı tarafından haksız, mesnetsiz ve kötü niyetle müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddinin gerektiğini, dava konusu senetler tanzim tarihi itibariyle şirketin yetkilisi tarafından düzenlendiğini, bu durum davacının daha önceki beyanları ile de sabit olduğunu, dava dilekçesinde, davacı davaya konu senetlerin sahte olarak düzenlendiğini, sahtelik gerekçesinde o dönemde davacı şirket yetkilisi olan ...’un şirketi temsil ve ilzam yetkisi kaldırıldıktan sonra senetleri düzenleyip davalı tarafa verdiği iddiası olduğunu, aynı davacı aynı senetler için aynı konuda daha önce açtığı ancak harç tamamlanmadığı için usulden reddedilen davada ...’un “Yönetim Kurulu üyesi ve temsile yetkili paydaşı olduğu dönemde” senetleri düzenlediğini açıkça beyan ve kabul ettiğini, taraflar arasında "alacak / borç mutabakatı ve tasfiyesi” tutanağı düzenlendiğini, bu şekilde borç miktarı belirlendiğini ve mutabakat metni taraflarca imzalandığını, Mutabakat metninde çok açık ve net biçimde; 07.04.2017 tarihi itibariyle davalı müvekkili şirket ... davacıdan 53.408,189,87 TL alacaklı olduğunu, borcun ödemesinin 2 adet bono ile yapılacağı bonoların vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bundan dolayı uğrayacağı zararın karşılanacağını ve taraf şirketlerin ticari defter ve muhasebe kayıtlarının da bu mutabakata uygun hale getirileceğinin kararlaştırıldığını, ... A.Ş., ... A.Ş. veya ... A.Ş. firmalarında hiçbir zaman ... tarafından hisse veya yetki devri yapılmadığını, bu firmalarda hissedar veya yönetici olarak ...'un yer almadığını, mutabakat neticesinde davacı firmanın davalı firmaya olan borcunun 53.408.189,87 TL olarak nihaileştirildiği ve dava konusu senetler düzenlendiğini, akabinde de bu senetlerden bir kısmının tahsile verildiğini ve protesto olduğunu, noter vasıtasıyla Ekim 2017’de tüm borcun kapatılmasının ihtaren talep edildiğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili verdiği dava dilekçesi ile; davacı şirket ile davalı şirket aynı ait fertlerinin ortak ve yöneticisi olduğu aile şirketleri olduğunu, davacı şirketin daha çok inşaat taahhüt işleri, davalı şirket ise daha çok taş ocağı işletmesi (madencilik) ile iştigal etmeye başladığını, zaman içerisinde, şirketler arasındaki bu ayrışma, kardeşler/ortaklar arasında da oluştuğunu, başlangıçta 4 kardeş olarak başlanılan bu ticari faaliyet ve ortaklık, her bir kardeşin bir şirketin sahibi olması şeklinde fiili bir ayrılmayı da beraberinde getirdiğini, bunun sonucunda, müvekkili şirket ve bu şirketin yöneticisi olan ..., davalı şirketteki ve yine aile şirketi konumundaki diğer şirketlerdeki hak ve hisselerini kardeşlerine devrettiğini, bu şirketlerdeki yöneticilik görev ve yetkisi kaldırıldığı, ... A.Ş.'deki ...'un hisseleri ve yöneticilik yetkileri de aynı şekilde sona erdiğini, müvekkili şirketin çoğunluk hissesi aynı zamanda şirket yetkilisi olan ...'a ait olduğu, kalan hisse ise çocukları ve kardeşi ...'a ait olduğunu, davalı şirket yetkilisi olan ...'un 2017 yılına kadar bu şirkette ortak ve şirketi temsile yetkili yönetici iken, oluşan nedenlerden dolayı ayrılma ve ayrışma neticesinde bu durum 2017 yılında sona erdiğini, nihai olarak 2017 yılı Mayıs ayında alınan, kendisinin de katıldığı bir yönetim kurulu kararı ile şirketi temsil ve yöneticilik vasfı sonra erdiğini, ... A.Ş. yetkilisi ..., davalı şirket yetkilisi ve ağabeyi olan ... ile birlikte hareket edilmek suretiyle; müvekkili şirketteki temsil ve ilzam yetkisi kaldırıldıktan sonra, müvekkili şirketi borçlandıran, alacaklı olarakta, kendi şirketi, ağabey ...'un şirketleri olan... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin lehdarı olduğu, toplam meblağı 98.476.511,89 TL olan, 8 adet sahte senet düzenlendiğini, senetler üzerindeki imzaların ...'a ait olduğunu, bu senetlerin tamamının ...'un tek imzası ile, şirketteki temsil yetkisi kalktıktan sonra, herhangi bir karşılık veya ihtiyaç olmaksızın düzenlendiğini, davalı şirketin kuruluşundan beri her iki şirket arasındaki ticari ilişki nedeniyle borç/alacak bulunmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir zaman bu borç/alacak karşılığında bono düzenlenmediğini ve bono ile ödeme yapılmadığını, yine aynı şekilde ...'un çok uzun zaman müvekkili şirketin yetkilisi olmasına rağmen, bu olaya kadar, şirket adına hiçbir çek ve senede imza atmadığını, ... tarafından düzenlenen sahte senetlerin ...A. Ş. emrine, 34.867.848,19 TL meblağlı, 15.09.2017 vadeli, ...A.Ş, emrine, 18.540.341,68 TL meblağlı, 30.09.2017 vadeli, ...A.Ş. emrine, 27.823.441.26 TL meblağlı, 15.09.2017 vadeli, ... A.Ş. emrine, 11.416.559,76 TL meblağlı, 30.09.2017 vadeli, ...A.Ş. emrine, 1.500.000 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24.08.2017 vade tarihli, ... A.Ş. emrine, 1.500.000 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24.09.2017 vade tarihli,... A.Ş. emrine, 1.500.000 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24. 10.2017 vade tarihli, ... A.Ş. emrine, 1.328.321 TL meblağlı, 24.07.2017 tanzim, 24.11.2017 vade tarihli ... A.Ş. lehine düzenlenen 5.828.321 TL meblağlı 4 adet sahte senetlerden bir tanesinin takibe konulduğunu, müvekkili şirket tarafından ödenmek durumunda kalındığını, ancak bu senetlerdeki tanzim tarihinin 24.07.2017 (şirketteki temsil yetkisinin kalkmasından 2 ay sonra) olduğunu sonradan fark edilerek, diğer 3 tanesi geri çekildiğini, bu güne kadar herhangi bir hukuki işleme konu edilmediğini, ...A.Ş. ve ... A.Ş.nin ise; ... tarafından kendi lehlerine düzenlenen bu sahte senetlerin birer tanesini icraya koyduğunu (...A.Ş. tarafından, ... 28. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile, 34.867.848,19.-TL meblağlı senet, 02.04.2019 tarihinde takibe konulduğunu, ... A.Ş. tarafından, ... 28. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile, 27.823.441,26.-TL meblağlı senet, 12.04.2019 tarihinde takibe konulduğunu) birer tanesi ise halen takibe konulmadığını ve ellerinde bulunmakta olduğunu, bu sahte senetlere istinaden açılan icra takipleri kapsamında müvekkilinin sahibi bulunduğu bütün araç ve gayrimenkullerin kaydına haciz konulduğunu, banka hesaplarına haciz konulduğunu, bu nedenler müvekkili şirketin iş yapamaz hale geldiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkide müvekkili şirketin yaptığı işlerde ve hazır betan üretiminde kullanacağı bir çok malzeme davalı şirketten satın alındığını, bu alışveriş neticesinde müvekkili şirketin davalı şirkete bir miktar borcu bulunmakta olduğunu, bu borç miktarının ticari defter ve kayıtlarda belli olduğunu belirterek, müvekkilinin davalı şirkete olan gerçek borç miktarını aşan kısım (17.532.612,71 TL) bakımından borçlu olmadıklarının tespitine, ... 28. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasına konu asıl alacak/borç miktarının 21.707.388,31 TL olduğunun tespitine, icra dosyası ile gerçek alacak miktarından fazla olarak talep edilmiş bulunan (27.823.441,26 - 21.707.388,31) = 6.116.052,5 TL bakımından borçlu olmadıklarının tespitine, ayrıca icra takibi ile fahiş ve fazla olarak talep edilen faiz yönünden de borçlu olmadıklarının tespitine, halen davalı elinde bulunan ve henüz takibe konulmamış bulunan 11.416.550,76 TL meblağlı senetten dolayı da borçlu olmadıklarının tespitine ve söz konusu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili verdiği cevap dilekçesi ile; davacı tarafından haksız, mesnetsiz ve kötü niyetle müvekkili şirkete karşı açılan davanın reddinin gerektiğini, dava konusu senetler tanzim tarihi itibariyle şirketin yetkilisi tarafından düzenlendiğini, bu durum davacının daha önceki beyanları ile de sabit olduğunu, dava dilekçesinde, davacı davaya konu senetlerin sahte olarak düzenlendiğini, sahtelik gerekçesinde o dönemde davacı şirket yetkilisi olan ...’un şirketi temsil ve ilzam yetkisi kaldırıldıktan sonra senetleri düzenleyip davalı tarafa verdiği iddiası olduğunu, aynı davacı aynı senetler için aynı konuda daha önce açtığı ancak harç tamamlanmadığı için usulden reddedilen davada ...’un “Yönetim Kurulu üyesi ve temsile yetkili paydaşı olduğu dönemde” senetleri düzenlediğini açıkça beyan ve kabul ettiğini, taraflar arasında "alacak / borç mutabakatı ve tasfiyesi” tutanağı düzenlendiğini, bu şekilde borç miktarı belirlendiğini ve mutabakat metni taraflarca imzalandığını, mutabakat metninde çok açık ve net biçimde 07.04.2017 tarihi itibariyle davalı müvekkili şirket ... davacıdan 89.240.001.02 TL alacaklı olduğu, borcun ödemesinin 3 adet bono ile yapılacağı, bonoların vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bundan dolayı uğrayacağı zararın karşılanacağı ve taraf şirketlerin ticari defter ve muhasebe kayıtlarının da bu mutabakata uygun hale getirileceğinin kararlaştırıldığını, ...A.Ş. , ... A.Ş. veya ... A.Ş. firmalarında hiçbir zaman ... tarafından hisse veya yetki devri yapılmadığını, bu firmalarda hissedar veya yönetici olarak ... yer almadığını, mutabakat neticesinde davacı firmanın davalı firmaya olan borcunun 89.240.001,02 TL olarak nihaileştirildiği ve dava konusu senetler düzenlendiğini, akabinde de bu senetlerden bir kısmının tahsile verildiğini ve protesto olduğunu, noter vasıtasıyla Ekim 2017’de de tüm borcun kapatılması ihtaren talep edildiğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davalar Menfi Tespit davalarıdır.
... 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaları celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış, bilirkişilerden rapor ve ek raporlar alınmıştır.
... 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.
... 28. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişiler ..., ...ve ...Mahkememize sundukları 04/02/2022 ve 07/12/2022 tarihli raporlarında; uyuşmazlık konusu olayın aile fertleri arasında, ilk ikisi davalı lehtar ..., diğer ikisi davalı lehtar ... ve dört adeti de dava dışı lehtar ... olmak üzere tanzim edilmiş sekiz adet senede ilişkin olduğunu, dava ile yakından ilgili olan kişilerin davacı ... adına ..., davalı tarafta ise ...'in hakim ortağı ... ile ...'ın hakim ortağı ... olduğunu, davalılardan ...'in hakim ortağı ... bir dönem davacı ...'te yönetici sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili olarak görev aldığını ve görev süresinin Mayıs 2017'de sona erdiğini, ...'un davacı ... temsil ve ilzama yetkisi kaldırıldıktan sonra, kendi imzasını taşıyan ve borçlusu ..., alacaklıları ..., ... ve dava dışı ... olan toplam 98.476.511,89 TL meblağlı senetler düzenlendiğinden bahisle, davalı tarafı oluşturan iki şirketin lehtarı olduğu senetler için ... tarafından menfi tespit davası açıldığını, huzurdaki dava özelinde, davaya konu uyuşmazlıkta HMK m.222 uyarınca iddianın tarafların defterleri ile ispatının en uygun çözüm olacağını, her iki tarafın defterlerinin de usulüne uygun şekilde tutulduğu ve sahibi lehine delil olabileceğini, dava dosyasında, taraflar arasındaki hesaplarda senetlerden kaynaklanan toplam 53.408.189,87 TL (34.867.848,19 TL 15.09.2017 Vadeli Senet + 18.540.341,68 TL 30.09.2017 Vadeli Senet = 53.408.189,87 TL) fark bulunduğunu, işbu senetlerin geçersizliği halinde dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalı ... Tic. A.Ş.'ne 18.291.479,27 TL borcu göründüğünü, birleşen ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası itibariyle taraflar arasında hesaplarda dava tarihi itibariyle senetlerden kaynaklanan toplam 39.240.001,02-TL (27.823.441,26-TL 15.09.2017 vadeli Senet + 11.416.559,76 30.09.2017 vadeli senet = 39.240.001,02) fark bulunduğunu, işbu senetlerin geçersizliği halinde dava tarihi itibariyle davacı tarafın birleşen davada davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş.'ye 21.707.388,31 TL (Davacı Şirket Borç Bakiyesi) = borcunun bulunduğunu, işbu uyuşmazlık konusunda (Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi Sözleşmesinin geçersizliğini tespit, daha açık ifade ile sözleşmenin ne zaman imzalandığının tayini, teknik olarak güç olacağından) sözleşmenin geçerliliğinden ziyade, işlemin hayatın olağan akışına aykırılığı da dikkate alınarak, sözleşmede yer alan borç miktarının mevcut olup olmadığının tespitinin daha sağlıklı olacağını, bunun tespitinin en önemli yolunun da, yine defter incelemesi olduğunu, diğer bir ifade ile işbu sözleşmede yer alan borç miktarının, her iki tarafın da defterleri ile örtüşmesinin aranacağını, Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi Sözleşmesinin içeriği ve tarafların iradelerinin ne yönde olduğunu tespit bağlamında yapılan değerlendirme neticesinde, işbu sözleşme ile tarafların aralarındaki ilişkiden kaynaklı alacak borç miktarının ispat şekli konusunda anlaştıklarını, dolayısıyla bu yönüyle sözleşmenin ilk bakışta bir delil sözleşmesi olduğunun söylenebileceğini, ancak Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi Sözleşmesi ile, HMK m.193/2'ye aykırı olarak davacı tarafın ispat hakkının kullanılmasının fevkalade güçleştirildiğini, dolayısıyla işbu sözleşme ve/veya sözleşmede yer alan ispata yönelik hükümlerin HMK m. 193/2 uyarınca geçersiz olacağını, kaldı ki söz konusu hükümler ile HMK m.222'de hakime kanun ile verilmiş yetkinin (bir talep olmaksızın ticari defterlerin incelenmesine karar vermek) ortadan kaldırılması ve ayrıca maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının imkansızlaştırılması sonucunun doğması nedeniyle de bahse konu hükmün geçersiz olacağını belirtmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... Mahkememize sundukları 15/09/2023 tarihli raporlarında; 23.07.2020 dava tarihi itibari ile Davacı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defterlerinde davalı ... Maden İşletmeleri İnş. San. Tic. Anonim Şirketi'ne cari hesapta 18.291.479,27 TL borçlu olduğunu, Davalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne cari hesapta 21.707.388,31 TL borçlu olduğu tespit edilmiş olduğunu, dava konusu bonolarda ve diğer sözleşmelerde davacı şirketi temsilen atılmış görünen imzaların gerçekte temsil yetkisinin sona ermesinden sonraki bir tarihte atılmış olup olmadığının davacı şirket tarafından ispat edilmesi gerektiğini, somut olaydaki bonoların yetkisiz temsilci tarafından düzenlendiğinin davacı şirket tarafından ispat edilemediğini, dolayısıyla ... tarafından düzenlenen bonoların, kural olarak davacı şirketi bağladığını, taraflar arasında süregelen ticari ilişkide daha önce kambiyo senetlerinin düzenlenmediğini, uyuşmazlık konusu bonoların düzenlenmiş olmasına rağmen ticari ilişkinin banka havalesi yoluyla devam ettirildiği dikkate alındığında taraflar arasında bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ancak tarafların da belirttiği üzere aile şirketlerinde fiili ayrılıkların meydana geldiği bir süreçte, ticari ilişkinin kambiyo senedi düzenlenmesi suretiyle devam ettirildiği de ifade edilebileceğini, dolayısıyla somut olaydaki bonoların bedelsizliği iddiasının tek başına “hayatın olağan akışı” kavramı ile ispatının yeterli olmayacağını ancak Davacı şirket adına ... ve davalı ... arasında “Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi” sözleşmesinin düzenlendiğini, mutabakat uyarınca davacı şirketin kendi ticari defterlerinde yer almayan yüksek bedelli bir borç ikrarında bulunduğunu, borcun daha az olduğunun davalıya karşı ileri sürülemeyeceğini ve hatta herhangi bir delil gösteremeyeceğini, bu kapsamda gerek taraflar arasındaki mutabakat metninin gerek mutabakat metni uyarınca davacı şirketin ticari defterlerinde bulunmayan borç için düzenlenen bonoların davacı şirketin menfaatine aykırı olduğunu ve dolayısıyla ... tarafından temsil yetkisinin kötüye kullanıldığını, bonoların düzenlenme tarihinde ...'un, hem bonoyu düzenleyen davacı şirketin hem de düzenlenen bononun lehtarı olan davalı şirketlerden ...'in münferiden temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu, bu halde çifte temsil sorununun meydana gelebildiğini, ... tarafından imzalanan gerek taraflar arasındaki mutabakat gerek bonolar ile davacı şirketin menfaatlerine aykırı hareket edildiği, TTK m. 395 uyarınca davacı şirket genel kurulu tarafından yönetim kuruluna şirketle işlem yapma izninin verilmesinin temsil yetkisinin kötüye kullanılması yasağını bertaraf etmediğini, dosya kapsamında düzenlenen bonolardan birinin ödendiği ve bu nedenle davacı şirketin düzenlenen bonoları kabul ettiğinin ileri sürüldüğü, münferit olarak bir bononun davacı şirket tarafından ödenmesi ile ...'un düzenlediği tüm bonoların ödeneceğine ilişkin olarak davalılar lehine bir güven oluşturulduğunun söylenemeyeceğini, taraflar arasında düzenlenen “Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi” sözleşmesinin bir delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, silahların eşitliği ilkesi gereğince geçerli olduğunun ileri sürülebileceği, ancak sözleşmede yer alan “...Aynı şekilde ... İnşaat San. Ve Tic. A.Ş. ticari defter ve kayıtlarını ileri sürerek, yâda başkaca nedenlerle, 07.04.2017 tarihi itibariyle borcun daha düşük olduğu iddiasında bulunamayacağı, bu mutabakat taraflar için bağlayıcıdır...” ifade ile davacı şirketin, borç miktarına herhangi bir gerekçe ile itiraz edemeyeceğini ve borç miktarının daha az olduğu yönünde herhangi bir delil ileri süremeyeceğinin belirtilmekte olduğu, söz konusu maddenin, ispatın zorlaştırılmasından ziyade ispat imkanını ortadan kaldırmakta olduğunu, dolayısıyla delil sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, taraflar arasında delil sözleşmesinin geçerli olduğu varsayımında dahi tarafların ticari defterlerine başvurabileceğini, HMK m. 222/1 uyarınca mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğini, taraflar arasındaki mutabakatın hükümsüz olması nedeniyle, taraflar arasındaki alacak borç miktarının tespitinin ticari defterler ile yapılması gerektiği ve buna göre uyuşmazlık konusu bonoların bedelsiz olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, TTK m. 64/1 uyarınca tacirlerin ticari defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, TTK'ya göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğunu, taraflar her ne kadar aile şirketi olsa da, basiretli olma yükümlülüğü altında olduğunu, dolayısıyla somut dosyada alacak borç ilişkisinin, ticari defterle ile ispat edilebileceğini, mali incelemede açıkça belirtildiği üzere davacı şirketin ticari defterlerinde menfi tespit davasına ve icra takibine konu senetlerin kayıtlı olmadığı ve takibe konu senet tutarları kadar davacının borçlu bulunmadığını belirtmişlerdir.
Bilirkişiler ... ...ve ... Mahkememize sundukları 15/04/2024 tarihli ek raporlarında; davacının Davalı ... şirketinden olan 18.893.760,08 TL alacağına TTK.nın 1530. maddesindeki 30 gün vade ve TCMB da ilan edilen yıllık oranlarda değişen faiz oranları uygulanmak sureti 03.04.2019 icra takip tarihine kadar 3.261.500,11 TL tutarında faiz talep edebileceği, diğer faiz hesaplamasında ise davacının Gaziosmanpaşa 6.Noterliğinin 16.10.2017 tarih 28968 yevmiye numaralı ihtarname tarihi olan 16.10.2017 tarihinden 03.04.2019 icra takip tarihine kadarki sürede dikkate alınması durumunda 18.893.760,08 TL alacağına TTK.nın 1530. maddesi temerrüt faiz oranları ile 3.325.453,69 TL temerrüt faizi hesaplandığını, davacının Davalı ... şirketinden olan 22.191.708,81 TL alacağına TTK.nın 1530. maddesi maddesindeki 30 gün vade ve TCMB da ilan edilen yıllık oranlarda değişen faiz oranları uygulanmak sureti 03.04.2019 icra takip tarihine kadar 4.157.578,84 TL tutarında faiz talep edebileceğini, diğer bir faiz hesaplamasında ise davacının ... 6.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarname tarihi olan 16.10.2017 tarihinden 03.04.2019 icra takip tarihine kadarki sürede dikkate alınması durumunda 22.191.708,81 TL alacağına TTK.nın 1530 temerrüt faiz oranı ile 3.739.073,53 TL temerrüt faizi hesaplandığını belirtmişlerdir.
Bilirkişi ... Mahkememize sunduğu 07/08/2024 tarihli ek raporunda; aşağıda özetlenen cari hesap muavinlerinden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davası olduğunu, davacının 03.07.2019 takip tarihinde Davalı Kalker şirketine 18.893.760,08 TL borçlu olduğunu, Davalı şirket ticari defterlerinde ise Davacı şirkete 32.417.725,01 TL borçlu olduğunu, menfi tespite konu senetlerini Davalı şirket iddiasına göre faiz hesaplamasına dayanak olarak alındığı belirtilmekle faiz detayı hakkında yapılmış bir hesaplama sunulmadığını, davacı şirketin bu tarihteki borç rakamına göre faiz hesaplaması ise 1. Ek raporda yapıldığını, 1. Şıkta Davacı şirket ticari defterlerindeki 18.893.760,08 TL asıl alacağa göre TTK.nın 1530 maddesindeki 30 gün vade ve TCMB da ilan edilen yıllık oranlarda değişen faiz oranları uygulanmak sureti ile toplamda 3.261.500,11 TL faiz hesaplandığını, aynı tarihte Davalı şirket ticari defterlerine göre ise Davalı ... şirketinin 03.04.2019 takip tarihinde Davacı şirkete 32.417.725,01 TL borç bakiyesi olması nedeniyle şıkta belirtilen bir faiz hesabının yapılması mümkün olmadığını, davacının 03.07.2019 takip tarihinde Davalı ... şirketine 22.191.708,81TL borçlu olduğunu, davalı şirket ticari defterlerinde ise Davacı şirkete 19.128.509,66 TL borçlu olduğu, menfi tespite konu senetlerini Davalı şirket iddiasına göre faiz hesaplamasına dayanak olarak alındığı belirtilmekle faiz detayı hakkında yapılmış bir hesaplama sunulmadığını, davacı şirketin bu tarihteki borç rakamına göre faiz hesaplaması ise 1. Ek raporda yapıldığını, 1. Şıkta Davacı 22.191.708,81 TL tutarındaki fatura alacağına TTK.nın 1530. maddesindeki 30 gün vade ve TCMB da ilan edilen yıllık oranlarda değişen faiz oranları uygulanmak sureti ile toplamda 4.157.578,84 TL tutarında faiz hesaplandığını, aynı tarihte Davalı şirket ticari defterlerine göre ise Davalı ... şirketinin 03.04.2019 takip tarihinde Davacı şirkete 19.128.509,66 TL borç bakiyesi olması nedeniyle şıkta belirtilen bir faiz hesabının yapılması mümkün olmadığını, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının icra takibine ve menfi tespite konu bonolardan oluştuğu görülmekte olduğunu, Mahkeme ara kararında belirtilen dosya kapsamına ibraz edilen 03.01.2011 tarihli sözleşmeye göre sözleşmede yer alan faiz oranı ve 1530. maddesi uyarınca faiz hesaplanması istenildiği, ancak inceleme kapsamına Davalı ... 01.01.2012-31.12.2022 tarihleri arası, Davalı ... ise 13.06.2015- 31.12.2022 tarihleri arası hesap muavini paylaşıldığı, Paylaşılan hesap muavinlerinden de anlaşılacağı üzere 03.01.2011 sözleşme tarihi ile başlayan hesap muavinleri dosya kapsamı yada inceleme kapsamına ibraz edilmediğini, yapılan ayrılmasından kaynaklı programdan ilgili tarihleri içeren hesap muavinlerinin alınamadığı belirtildiğini, incelememe sözleşme dönemini içeren ticari defterler ibraz edilmiş olmakla birlikte bu defterlerden sunulmayan yıllara ait muavinlerin çıkarılması bilirkişi incelemesi kapsamında mümkün olmadığını, 2. Şıkta belirtilen hesap muavinlerinin sunulması halinde ise ileri düzey Excel programında yaşlandırma yöntemi ile her bir hesap hareketi için faiz/mahsup işlemi sözleşme de belirtilen faiz oranı ve TCMB faiz oranlarına göre faiz hesaplanacağını, Yapılacak olan hesaplamada yapılacak olan Excel formülasyonunun kurulması ve hesaplamanın hatasız olarak oluşabilmesi için alanında uzman ileri düzeyde Excel bilgisine sahip yazılım mühendisinin heyete eklenmesi halinde hesaplama yapılması mümkün olacağını belirtmiştir.
Bilirkişi ...'in Mahkememize sunduğu 20/06/2025 tarihli raporunda; asıl dava açısından; Davacı ... şirketi defter kayıtları kullanılarak hesaplandığında; 03.01.2011 tarihli Agrega sözleşme hükümlerine göre yıllık %30 (aylık %2,5) faiz oranı kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla davacı şirketin, asıl davada davalı ... şirketine 18.291.479,27 TL asıl alacak ve 26.265.937,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.557.416,33 TL borçlu olduğunu, avans faiz oranları kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla davacı şirketin, asıl davada davalı ... şirketine 18.291.479,27 TL asıl alacak ve 11.887.529,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 30.179.008,57 TL borçlu olduğunu, Davalı ... şirketi ticari defter kayıtları kullanılarak hesaplandığında; 03.01.2011 tarihli ... sözleşme hükümlerine göre yıllık %30 (aylık %2,5) faiz oranı kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla asıl davada davalı ...'in, davacı şirketten 20.266.259,89 TL asıl alacak ve 26.957.910,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.224.910,71 TL alacaklı olduğunu, avans faiz oranları kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla asıl davada davalı ...'in, davacı şirketten 20.266.259,89 TL asıl alacak ve 12.394.334,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.660.594,23 TL alacaklı olduğunu, birleşen dava açısından; 03.01.2011 tarihli Agrega sözleşme hükümlerine göre yıllık %30 (aylık %2,5) faiz oranı kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla davacı şirketin, birleşen davada davalı ... şirketine 21.516.719,31 TL asıl alacak ve 29.488.358,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.005.078,27 TL borçlu olduğunu, avans faiz oranları kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla davacı şirketin, birleşen davada davalı ... şirketine 21.516.719,31 TL asıl alacak ve 13.572.492,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.089.211,92 TL borçlu olduğunu, Davalı ... şirketi ticari defter kayıtları kullanılarak hesaplandığında; 03.01.2011 tarihli Agrega sözleşme hükümlerine göre yıllık %30 (aylık %2,5) faiz oranı kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla birleşen davada davalı ...'ın, davacı şirketten 19.627.170,86 TL asıl alacak ve 29.106.578,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 48.106.578,85 TL alacaklı olduğunu, avans faiz oranları kullanılmak suretiyle işlemiş faiz hesaplaması yapıldığında, 23.07.2020 dava tarihi itibarıyla birleşen davada davalı ..., davacı şirketten 19.627.170,86 TL asıl alacak ve 13.255.925,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.883.096,40 TL alacaklı olduğunu belirtmiştir.
Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; asıl ve birleşen davada, davacı; şirketlerin aile şirketleri olduğunu, davacı şirket eski yetkilisi ...'un şirketteki temsil yetkisi ortadan kalktıktan sonra herhangi bir karşılık olmaksızın davalı şirketler lehine çok yüksek meblağlı senetler imzaladığını belirterek, davacının davalı şirketlere gerçek borç miktarını aşan kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine ve icraya konulmamış senetlerin iptaline karar verilmesini talep ettiği, davacı ve davalılar arasında 03/01/2011 tarihinde ... Alım Sözleşmelerinin ve 07/04/2017 tarihinde Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi Sözleşmelerinin imzalandığı, davalılardan ...'in hakim ortağı ...'un bir dönem davacı şirkette temsil ve ilzama yetkili olması nedeniyle dava konusu uyuşmazlıkta taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin ispatı bakımından tarafların ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınması gerektiği, 07/04/2017 tarihli Alacak/Borç Mutabakatı ve Tasfiyesi Sözleşmelerinin “... ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ticari defter ve kayıtlarını ilen sürerek, yâda başkaca nedenlerle, 07.04.2017 tarihi itibariyle borcun daha düşük olduğu iddiasında bulunamayacağı, bu mutabakat taraflar için bağlayıcıdır...” ifadesini içermesi nedeniyle HMK m.193/2 'ye aykırı olarak davacı tarafın taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri olmaları nedeniyle geçersiz olduğu, Mahkememizce hükme esas alınan 26/06/2025 tarihli mali bilirkişi raporu ile asıl davada ... Sözleşme hükümlerine göre ve davacının defterlerine göre yapılan hesaplamaya göre davacının davalıya borçlu olduğu asıl alacak tutarının 18.291.479,27 TL olarak tespit edildiği, ancak davacı taraf dava dilekçesinde 18.306.479,27 TL borçlu olduğunu kabul ettiğinden bu miktarın takip çıkışından çıkarılması ile hesaplanan 16.561.368,92 TL borçlu olmadığının anlaşıldığı, bilirkişi tarafından işlemiş faiz icra takibinde talep edilen tutardan daha fazla hesaplandığından davacının işlemiş faize ilişkin talebinin yerinde olmadığı, ayrıca tarafların ticari defter ve kayıtları ile davalının daha fazla bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından mahkememizce icra takibine konu edilmemiş borçlusu davacı şirket, alacaklısı davalı şirket olan 30.09.2017 vade tarihli, 18.540.341,68 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, birleşen davada mali bilirkişinin ... Sözleşme hükümlerine göre ve davacının defterlerine göre yapılan hesaplamaya göre yapılan hesaplamaya göre davacının davalıya borçlu olduğu asıl alacak tutarının 21.516.719,31 TL olarak tespit edildiği, dava dilekçesinde davacının davalıya 21.707.388,31 TL borçlu olduğunu kabul ettiği, bu tutardan takip çıkış tutarının çıkarılması ile bulunan 6.116.052,95 TL davacının borçlu olmadığının anlaşıldığı, bilirkişi raporunda icra takibinde talep edilen tutardan daha fazla işlemiş faiz hesaplandığından davacının işlemiş faize ilişkin talebinin yerinde olmadığı, ayrıca tarafların ticari defter ve kayıtları ile davalının daha fazla bir alacağının bulunmadığı anlaşıldığından icra takibine konu edilmemiş borçlusu davacı şirket, alacaklısı davalı şirket olan 30.09.2017 vade tarihli, 11.416.559,76 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilerek asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının kötü niyet tazminatı talebi davalıların icra takiplerinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddedilmiş, ihtiyati tedbir kararlarının uygulanması nedeniyle davalılar lehine reddedilen tutar üzerinden kötü niyet tazminatlarına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
a)... 28. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasında talep edilen asıl alacak kısmından 16.561.368,92 TL davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
b)Davacının icra takibinde talep edilen işlemiş faize ilişkin davasının reddine,
c)İcra Takibine konu edilmemiş borçlusu davacı şirket, alacaklısı davalı şirket olan 30.09.2017 vade tarihli, 18.540.341,68 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
d)Davanın ret edilen kısmı olan 7.814.457,95 TL. nin % 20’ si olan 1.562.891,59 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
2-BİRLEŞEN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
a)... 28. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasında talep edilen asıl alacak kısmından 6.116.052,95 TL davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
b)Davacının icra takibinde talep edilen işlemiş faize ilişkin davasının reddine,
c)İcra Takibine konu edilmemiş borçlusu davacı şirket, alacaklısı davalı şirket olan 30.09.2017 vade tarihli, 11.416.559,76 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
d)Davanın ret edilen kısmı olan 6.235.690,56 TL. nin % 20’ si olan 1.247.138,11 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, alınması gereken 2.397.797,85 TL harçtan peşin alınan 599.449,47 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 1.798.348,38 TL harcın davalıdan tahsiline,
b)Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 599.449,47 TL peşin harç toplamı 599.503,87 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 959.017,11 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın ret edilen kısmına göre hesaplanan 638.433,74 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Davacı tarafından yapılan 15.000 TL bilirkişi ücreti ve 382,50 TL tebligat- müzekkere masrafları olmak üzere toplam 15.382,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 12.581,55 TL.sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Davalı tarafından yapılan 18.000 TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.277,56 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verlmesine,
g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL ücretin davanın kabul ve ret oranına göre 1.079,65 TL'sinin davalıdan, kalan 240,35 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
h)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
4-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
a)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre, alınması gereken 1.197.652,77 TL harçtan peşin alınan 7.579,59 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 1.190.073,18 TL harcın davalıdan tahsiline,
b)Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 7.579,59 TL peşin harç toplamı 7.633,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 783.326,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın ret edilen kısmına göre hesaplanan 587.784,53 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e)Davacı tarafından yapılan 250 TL tebligat-müzekkere giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 184,41 TL.sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f)Davalı tarafından yapılan 9.000 TL bilirkişi ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 2.361,18 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL ücretin davanın kabul ve ret oranına göre 973,69 TL'sinin davalıdan, kalan 346,31 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
h)Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Kanun Kapsamında Elektronik İmza İle İmzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.