Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/279
2025/95
10 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/279
KARAR NO : 2025/95
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 15/06/2017
KARAR TARİHİ : 10/02/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.06.2020 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki motosiklette yolcu konumunda bulunan müvekkilinin tek taraflı meydana gelen trafik kazası sonucunda yaralandığını, meydana gelen kazanın oluşumunda tescilsiz motosiklet sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kazaya neden olan aracın tescilsiz olması nedeniyle müvekkili adına tazminat talebinin karşılanması yönünden davalı yana yaptıkları başvurunun sonuçsuz kaldığını, açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarı belirlenerek zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak geçici işgöremezlik ve sürekli iş gücü kaybı tazminatının davalı şirket yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden işletilecek faizle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usül yönünden dava şartı yokluğu ve husumet itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak da; kazanın oluşumundaki kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu vasıtasıyla tespit edilmesini, davacının daimi maluliyet durumunun Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile belirlenmesini, davaya konu maluliyet tazminatının uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, geçici iş göremezlik nedeni ile doğan zararlara ilişkin maddi tazminat ve rücu talepleri teminatı dışında olup müvekkili kurumun bu talepler nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, hatır taşımasının varlığı halinde hesaplanacak tazminatta indirime gidilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun varlığı halinde bu hususun da ayrıca indirim sebebi olduğunu, SGK tarafından ödenmiş veya ödenecek tazminatın müvekkili tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesini, müvekkilinin sorumluğunun kaza tarihinde poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçeleri ve ekleri, ... CBS Soruşturma dosya sureti, hastane kayıtları, cevabi yazı içerikleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bulunmaktadır.
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
BAM KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YAPILAN YARGILAMADA:
Tarafların Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hasrettikleri delilleri toplanmıştır.
Ön inceleme duruşması yapılarak tarafların iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, dava şartlarının bulunup bulunmadığı, ilk itiraz olup olmadığı, tarafların sulh olup olamayacakları ortaya konulmuş ve yargılama ön inceleme duruşmasında tarafların da onay verdikleri uyuşmazlık nitelendirmesi ile sonuçlandırılmıştır.
Somut olayda hukuki ihtilaf, davacının kaza nedeni ile sürekli ve geçici iş göremezlik durumunun oluşup oluşmadığı, var ise oranı, davalı yanın kusur durumu ve buna göre talep edebileceği tazminatın ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacının İşgörmezlik Oranı: Davacının kaza sonrası tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından getirtilen tıbbi belgeleri ile birlikte muayene olunarak aldırılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporuna göre davacının kaza nedeni ile %5 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, geçici işgörmezlik süresinin 15/10/2010 tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Davacı yanın ATK raporunda tespit olunan iş gücü kaybı durumuna göre talep edebileceği tazminat olup olmadığı ve miktarının saptanması açısından kusur uzmanı ... ve hesap uzmanı ... marifetiyle dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Dava konusu olayda tarafların kusur oranının tespiti açısından alınan raporda; Tescilsiz motosikletin sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı yolcu...için hesaplanacak tazminat miktarından sayın mahkemenin uygun göreceği oranda müterafik kusur indirimi uygulanabileceği bildirilmiştir.
Davacının varsa talep edebileceği tazminat miktarının tespiti yönünden mahkememizce resen seçilen konuda uzman aktüer bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmıştır.
Alınan bilirkişi raporuna göre; Maluliyet oranı ve kusur durumuna göre yapılan hesaplamada, davacının geçici ve kalıcı işgörmezlik süresine göre yapılan hesaplamada; talep edilebilecek geçici işgöremezlik maddi zararının 7.805,94 TL, sürekli kısmi işgöremezlik maddi zararının 37.319,69 TL olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce gerek ATK dan alınan 29/04/2019 tarihli Maluliyet raporu ve gerek se bilirkişi heyetinden alınan kusur ve hesap raporlarının denetlenmesinde, raporların hukuki yönleri ayrık olmak üzere, maluliyete kusura ve zarara yönelik olarak yapılan tespitler bakımından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmalarına karar verilmiştir.
Davacı yanın bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini artırarak, sürekli iş görememezlik tazminatı talebini 37.319,69 TL'ye, geçici işgörmezlik tazminatı talebini de 7.805,94 TL'ye çıkartmış olduğu, buna ilişkin harcını da tamamladığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafça her ne kadar, Trafik Sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi kapsamına giren teminat türleri arasında geçici işgörememezlik tazminatının yer almadığı iddia edilmiş ise de; KTK 98. maddesinde SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmıştır. Bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır. Bu doğrultuda poliçenin ve genel şartların tarafı olmayan SGK'yı yasal düzenleme olmaksızın tüm sağlık gideri teminatı kapsamındaki tazminat kalemlerinden sorumlu tutmak mümkün olmayacaktır. Ayrıca sigorta şirketleri tarafından poliçe bazında KTK 98. maddesindeki sayılanlar kapsamında SGK'ya katkı payı aktarımı yapıldığı nazara alındığında, KTK 98. madde kapsamı dışında sağlık giderleri teminatı içinde kalan tazminat kalemlerine ilişkin sigortalıdan alınan prim ücretleri sigorta şirketlerinin uhdesinde kalmaktadır. Bu doğrultuda sigorta şirketlerinin KTK 98. madde dışında kalan sağlık gideri teminatı kapsamındaki geçici iş göremezlik tazminatından poliçe limiti ile sorumluluğu devam edecektir ve ayrıca kaldı ki sağlık giderleri teminatı açıklayan Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesinde, "Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ... Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesiyle sigorta şirketinin ve ... Hesabının sorumluluğunun sona ermesini KTK'nın 98. maddesine bağlamıştır. Ancak kanun koyucu tarafından yeni Genel Şartlarda ki bu düzenleme doğrultusunda KTK'nın 98.maddesinde değişiklik yapılarak" geçici iş göremezlik tazminatı madde kapsamına alınmadığı, açıkça SGK tarafından karşılanacağı ve Sigorta Şirketleri ve ... Hesabının sorumluluğunun sona erdiği" yönünde değişiklik yapılmadığından Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesi kadük kalmıştır/ yürürlüğe girmemiştir. Başka bir ifadeyle halen yürürlükte bulunan KTK'nın 98. maddesinde, yeni Genel Şartlarda ki sağlık giderleri teminatına ilişkin düzenleme doğrultusunda Sigorta Şirketlerinin ve ... Hesabının sorumluluğunun sona ereceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından 98. madde hükmü dışında kalan teminatlar (belgesiz sağlık giderleri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı) bakımından sorumlulukları devam edeceğinden, geçici işgörememezlik zararının da davalı şirketin sorumluluğu kapsamı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmış ve davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalı şirketin müterafik kusura ilişkin savunmasının incelenmesinde ise; gerek davacı vekilinin dava dilekçesinin "Açıklamalar" kısmının "Kusur" madde başlıklı 2. Maddesindeki beyanı ve gerek se dosyamız mündericatında bir sureti yer alan ... CBS'nin... soruşturma dosyasında yer alan Kaza tespit tutanağı ve adli raporda, davacının bindiği tescilsiz motosiklet sürücüsü dava dışı 3. Kişi ...'ın 1.63 promil, davacının ise 1.98 promil alkollü olduklarının anlaşıldığı, bu haliyle yapılan değerlendirmede de, davacının alkolü olduğunu bildiği halde dava dışı sürücü ...'ın motosikletine bindiği anlaşıldığından, davacının somut olayda, müterafik kusurunun bulunduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılarak, 6098 sayılı TBK'nın 52 maddesi uyarınca toplam tazminat miktarından, Yargıtay yerleşik uygulamaları gereği %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verilmiştir.
Ayrıca davalı şirket tarafından her ne kadar dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması talep edilmiş ise de davacı tarafça davadan önce davalı güvence hesabına başvurulduğu anlaşıldığından, faiz başlangıcının başvuru tarihi olarak kabulüne karar verilmiştir (Benzer konuda, Yargıtay 17. H.D. 13/02/2020 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı kararı)
Davalı Yönünden Vekalet Ücreti ve Yargılama Giderlerine İlişkin Değerlendirme:
Davaya konu somut olayda, her ne kadar davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de; yasal düzenleme gereği; yani TBK'nın 52. maddesinden kaynaklanan takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yapılan indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş ve ayrıca yargılama giderleri yönünden de, aynı sebeple taraflar arasında paylaştırmaya gidilememiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası kurulmuştur. (Benzer konuda, Yargıtay 17. H.D., 10/12/2018 tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalar ışığında, taraf ve iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Mahkememizde açılan davanın, trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 54. maddesinde, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türlerinin; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlendiği, bu bağlamda, taraf iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerin toplandığı, toplanan tüm deliller ve mahkememizce alınan kusura, maluliyete ve zarar miktarına ilişkin tüm raporlar birlikte değerlendirildiğinde de, kaza yapan tescilsiz motorsiklet sürücüsü dava dışı 3.kişi ...'ın dava konusu kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, meydana gelen kaza sonucu, mahkememizce alınan ATK raporu ile davacının %5 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve geçici işgörmezlik süresinin de 15/10/2010 tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği, kusur ve maluliyet durumu birlikte değerlendirilmek suretiyle alınan aktüer raporu ile de davacının zararının hesaplandığı, ayrıca hükme esas alınan, ATK maluliyet ile Kusur ve Aktüerya raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve hüküm kurmaya da elverişli olduğu ve hükme esas alınmalarına karar verildiği, davalı tarafça her ne kadar, Trafik Sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi kapsamına giren teminat türleri arasında geçici işgörememezlik tazminatının yer almadığı iddia edilmiş ise de, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği, davalı şirketin müterafik kusura ilişkin savunmasının ise, yine yukarıda yazılı gerekçelerle haklı görüldüğü ve 6098 sayılı TBK'nın 52 maddesi uyarınca, toplam tazminat miktarından, Yargıtay yerleşik uygulamaları gereği %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verildiği, ayrıca davalı şirket tarafından her ne kadar dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması talep edilmiş ise de davacı tarafça davadan önce davalı güvence hesabına başvurulduğu anlaşıldığından, faiz başlangıcının başvuru tarihi olarak kabulüne karar verilmiş ve ayrıca davaya konu somut olayda, her ne kadar davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de; yasal düzenleme gereği; yani TBK'nın 52. maddesinden kaynaklanan takdiri indirim nedeniyle, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yapılan indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş ve ayrıca yargılama giderleri yönünden de, aynı sebeple taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyerek karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce verilen hükme karşı taraflarca istinaf kanun yoluna gidilmiştir.
BAM KALDIRMA KARARI :
Mahkememizce verilen hükmü inceleyen İstanbul BAM.8.Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar sayılı ve 25/04/2024 tarihli kararı ile: "...(1) 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınması çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nın 297/II maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda; taraflar arasındaki yapılan yargılamanın son oturumunda "DAvanın KISMEN KABULÜ ile 7.805,94-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 37.319,69-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 45.125,63-TL tazminata %20 müteakip kusur indirimi uygulanmak suretiyle bulunan 36.100,50-TL' nin 23.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmişken daha sonra yazılan gerekçeli kararda hüküm olarak "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
1-7.805,94-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 37.319,69-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 45.125,63-TL tazminata %20 müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle bulunan 36.100,50-TL' nin, 23.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmekle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru değildir.
(2) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince cevap dilekçesinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Davacının, kazaya karışan tescilsiz motosiklette yolcu olarak bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak soruşturma dosyası, dosya içerisinde bulunmadığından taşımanın hatır için yapılıp yapılmadığı konusu anlaşılamamakta olup soruşturma dosyası da dosya içerisine alınarak taşımanın hatır için yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli, hatır için taşındığının anlaşılması durumunda TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Yargıtay ilgili Dairesinin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenle davalı vekilinin istinaf kısmen talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-a/4-6 gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının şekil ve gerekçesine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf nedenlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına ..." şeklinde karar verilmiştir.
BAM KALDIRMA KARARI SONRASI YAPILAN YARGILAMADA:
İstinaf kaldırma kararına müteakiben davanın yeniden görülmek üzere dosyanın mahkememize geldiği, tensip zaptının düzenlendiği ve taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği görülmüştür.
Dava konusu kaza nedeniyle başlatılan soruşturma dosyası ile ceza dava dosyası dosyamız arasına alınmış, davacının soruşturma aşamasında dava dışı sürücüden şikayetçi olmadığından yaralama nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, sürücünün alkol etkisi altında araç kullanmasından kaynaklı açılan kamu davasında mahkumiyete hükmedildiği ve cezanın kesinleştiği görülmüştür.
Davacının kollukta alınan ifadesine göre; dava dışı şoförün arkasında oturduğunu ve kaza yaptıklarını, şikayetinin bulunmadığını bildirdiği, dava dışı şoför ...'ın ise kolluk beyanında; "Şüpheli-Müşteki ... isimli şahsın alınan ifadesinde; “Ben ruhsatı ve plakası olmayan, yeni almış olduğum ve benim kullandığım motosikletim ile 10.06.2016 günü saat: 04:00 sıralarında ... Mahallesinden ...'ya gitmek üzere arkadaşım ...ile birlikte yola çıktık, ... motorun arkasına oturdu ve seyir halinde iken nerde olduğunu bilmediğim bir yerde kaza yaptık, kafamızda kasklar vardı ve hızımızda normaldi, ancak ikimizde alkollüydük, bir anda kontrolü kaybettim ve yoldan çıktık, kaza sonrası ikimizde yaralandık. Olay yerine önce polisler geldi sonra Ambulans, ve sonrasında ikimiz de hastaneye kaldırıldık. Ben bu olay ile ilgili kimseden davacı ve şikayetçi değilim. ” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu halde; davalının hatır taşımasına yönelik itirazının incelenmesinde; davacının dava dışı aracın şoförü olan ... ile arkadaş oldukları, alkollü halde ve alkollü olduğunu bilerek motosikletin arka kısmında yolcu olarak gitmeyi kabul ettiği, aralarında yakın akrabalık ilişkisi bulunduğunun beyanlar ve dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu halde kaldırma ilamında belirtildiği üzere Mahkememiz 07/09/2020 tarihli ilk kararın gerekçesinde belirtildiği gibi; kaza yapan tescilsiz motorsiklet sürücüsü dava dışı 3.kişi ...'ın dava konusu kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu, meydana gelen kaza sonucu, Mahkememizce alınan ATK raporu ile davacının %5 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve geçici iş göremezlik süresinin 15/10/2010 tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği görülmüştür.
Kusur ve maluliyet durumu birlikte değerlendirilerek alınan aktüer raporu ile davacının zararının hesaplanmış, davalı şirketin müterafik kusura ilişkin savunmasının davacının araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek ve iradeten yolcu konumunda bulunduğu anlaşılmakla 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesi uyarınca, toplam tazminat miktarından, Yargıtay yerleşik uygulamaları gereği %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Buna göre; davacının kaza nedeniyle oluşan 7.805,94-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 37.319,69-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 45.125,63-TL tazminatından öncelikle %20 oranında müterafik kusur indirimi uygulanmış olup, hesaplanan 36.100,50-TL tazminattan yine kaldırma ilamı ile dosya kapsamı gereği yine TBK'nın 52. Maddesi uyarınca ayrıca hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği anlaşılmakla sonuç olarak toplam 28.880,40TL tazminata hükmedilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ...E.,... Karar ve 06/06/2023 tarih sayılı ilamı)
Her ne kadar davalı şirket tarafından faize dava tarihinden itibaren ve yasal faiz uygulanması gerektiğine yönelik talepte bulunulmuşsa da, davacı tarafça davadan önce davalı ... Hesabına başvurulduğu anlaşıldığından, faiz başlangıcının başvuru tarihi olarak kabulüne karar verilmiş ve ayrıca davaya konu somut olayda, her ne kadar davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de; yasal düzenleme gereği; yani TBK'nın 52. maddesinden kaynaklanan takdiri indirim nedeniyle davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yapılan indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olup ayrıca yargılama giderleri yönünden de, aynı sebeple taraflar arasında paylaştırmaya gidilememiş ve aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası kurulmuştur.(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ...E., ... K. Ve 06/06/2023 tarih sayılı ilamı)
HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; 7.805,94-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 37.319,69-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 45.125,63-TL tazminata %20 müterafik kusur indirimi uygulanmak suretiyle bulunan 36.100,50-TL üzerinden %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanmak suretiyle bulunan toplam 28.880,40TL maddi tazminatın, 23/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gereken 1.972,82TL karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL harç ile 136,71 TL ıslah harcı olmak üzere toplam:168,11TL harcın mahsubu ile bakiye 1.804,71TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR YAZILMASINA, (önceki karar infaz olunmuş ise mahsubuna)
-Davacının peşin olarak yatırdığı 31,40 TL ile bedel artırımı sonrası yatırılan 136,71 TL olmak üzere toplam: 168,11 TL harç parasının davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE,
3-Yargılama giderleri olan, başvuru harcı 31,40 TL, posta gideri ve bilirkişi ücreti gideri 1.200,00 TL, Adli Tıp Fatura gideri 562,00 TL olmak üzere toplam: 1.793,40 TL'nin davalıdan alınıp, davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davacı yan davada kendisini vekille temsil ettirmiş olmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 28.880,40 TL nispi ücreti vekaletin davalıdan alınarak, davacıya VERİLMESİNE,
5-HMK 120. maddesi gereğince; taraflarınca yatırılan gider avansının arta kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda HMK'nın 341/1 vd. maddeleri ile, 07/11/2024 tarihli 7531 Sayılı Kanunun 22. maddesi ile eklenen 6100 Sayılı Kanunun Ek-1/3. maddesi uyarınca; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize ya da Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.10.02.2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.