mahkeme 2023/468 E. 2025/386 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/468

Karar No

2025/386

Karar Tarihi

17 Haziran 2025

T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/468
KARAR NO : 2025/386

DAVA : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/12/2019
KARAR TARİHİ : 17/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, davalı banka tarafından ... adına kullandırılan genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu, ... tarafından kredi taksitleri ödenmemiş olup davacı hakkında, davalı banka tarafından ... 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacı ticari sözleşme kitapçığına imza attığını hatırladığını, oysa icra takibinde talep edilen kredi ihtiyaç kredisi olduğunu, davacının bireysel sözleşme kitapçığında imzası bulunmadığı halde davalı tarafından talep edildiğini, davacının kefil olduğu kredi sözleşmesinde kendisine sadece imza attırılmış olup, davacının sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olması durumu kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla yazılmadığını, bu kısımların daha sonradan davalı banka tarafından doldurulduğunu, bu sebeple de takibe konu sözleşmede mürekkep yaş analizi yaptırılması suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasını, bankanın genel kredi sözleşmesindeki kefilliğinin geçerli olmadığından hicetle davanın kabulünü, davacının ilgili icra dairesindeki dosyasındaki icra kefilliğinin iptaline ve davacının banka sözleşmesindeki kefilliği nedeniyle davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili banka ile ... arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden ...'a şirket kredi kartı, ticari kredili mevduat hesabı, taksitli ticari kredi kredileri açıldığını ve kullandırıldığını, Genel Kredi Sözleşmesini ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kredili müşteriye kullandırılan ticari kredilerin teminatını teşkil etmek üzere, ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde kain tapunun 496 ada, 15 parsel, 3. Kat, 12 nolu bağımsız bölüm numarasında kayıtlı mesken niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerinde müvekkili banka lehine 1.derece, 250.000,00 TL bedelli limit ipoteği tesis edilmiş olduğunu, bahsi geçen ipoteğin Tapu Müdürlüğü önünde yasaya ve hukuka uygun şekilde tesis edilmiş olduğunu, borçlular tarafından sözleşme hükümleri ihlal edilince hesabın kat edildiğini, müvekkili bankanın kredi müşterisi ... ile taşınmazı üzerinde ipotek tesis ettiren taşınmaz maliki ...'a borcun ödenmesi ihtarını ve kullandırılan kredilere ilişkin hesap özetlerini içeren ihtarnameler gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ... ile taşınmazını ipotek veren taşınmaz maliki ... hakkında ... 10 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, icra takibinin genel kredi sözleşmesindeki kefalete değil ipotek sözleşmesine dayanılarak açılmış olduğunu, davacı borçlu tarafından ipotek sözleşmesindeki sorumluluğu hiçe sayılarak kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu iddialarının kötü niyetli olarak ileri sürüldüğünü, ... tarafından tarafından verilen kefaletin, kanunda belirtilen şekillerde alınmış olduğunu, zira eklerde yer alan genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi incelendiğinde belirtilen hususuları davacının kendi el yazısı ile yazdığının görüleceğini, müvekkili bankaya kötü niyet ve kusur yüklenemeyeceğini savunarak haksız davanın reddini, davacı aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
G E R E K Ç E :
Dava; İİK'nın 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.
Dava konusu olan Genel Kredi Sözleşmesi, İcra dosyası, ipotek kayıtları celp edilmiş, genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin imza ve yazıların davacıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
03.03.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin incelenmesinde; Davalı banka ile ... arasında 200.000 TL limitli olarak imzalandığı, ...'ın da sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür.
İpoteğe ilişkin Tapu Müdürlüğünde düzenlenen 04.03.2015 tarihli Resmi Sened'in ve ipotek akit tablosunun incelenmesinde; ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde kain tapunun 496 ada, 15 parsel, 3. Kat, 12 nolu bağımsız bölüm numarasında kayıtlı mesken niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerinde ... AŞ. lehine 2.derece, 250.000,00 TL bedelli limit ipoteği tesis edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu ... 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davalı banka tarafından ... ve davacı ... aleyhine toplam 150.933,85 TL üzerinden 12.04.2019 tarihinde İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Genel kredi sözleşmesindeki kefalete ilişkin imza ve yazıların davacıya ait olup olmadığının tespiti noktasında alınan bilirkişi raporunda özetle; İnceleme konusu, ... Bank A.Ş.’ne ait, müşterisi ..., müşterek borçlu müteselsil kefili ... olan Genel Kredi Sözleşmesi aslının 42. Sayfasındaki, mavi renkli kalemle yazılmış, (200.000 TL.), (iki yüz bin türk Lirası), (müteselsil), (Evet), (Evli), (03.03.2015) ve (...) ibareli el yazılarının, MEVCUT MUKAYESE YAZILARINA KIYASLA, davalı ... eli mahsulü olmadıkları, ancak, inceleme konusu Genel Kredi Sözleşmesinin 42. Sayfasındaki, “...” isim ve soyisim el yazısı ve altında atılı kefil imzası ile mukayese yazı ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik uyarlıklar tespit edilmekle, bahse konu “...” isim ve soyisim el yazısı ile altında atılı kefil imzasının, ... eli mahsulü oldukları kanaatine varılmış olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme sonucunda;
"Davacı tarafça, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığından bahisle geçersiz olduğu, bu kapsamda dava konusu icra takibindeki kefilliğininde geçersiz olduğu ileri sürülerek davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça, davacının Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin ve ipoteğe ilişkin resmi senedin yasaya uygun olarak düzenlendiği, davaya konu icra takibinin ipoteğe istinaden başlatıldığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Somut davada, davacının bir ödeme iddiası bulunmadığı gibi icra takibindeki borcun miktarına da bir itirazı bulunmamaktadır.
6098 Sayılı TBK'nın 581. Maddesine göre; Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.
Aynı yasanın 583. Maddesine göre; Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.
Aynı yasanın 584. Maddesine göre; Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.
(Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, ... tarihli ve ... sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.
Somut olayda, Genel Kredi Sözleşmesindeki davacının kefaletinin, 6098 sayılı TBK'nın m. 583 hükmü uyarınca, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile müteselsil ibarelerinin davacının eli ürünü olmadığının tespit olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, davacının Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığından bahisle geçersiz olduğu ve genel kredi sözleşmesi nedeniyle davacıya borçlu olmadığına yönelik talebinde haklı olduğu sonucuna ulaşılarak, bu talep bakımından, davacının, dava konusu 03/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğunun tespiti ile; bu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafın davadaki ikinci talebi, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçersizliği nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi nedeniyle kefaletinin geçersizliğinin tespiti ile icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitidir.
Öncelikle İpotek kavramını kısaca açıklarsak; Alacakların güvence altına alınması özel hukukun temel amaçları arasında yer alır. Bu amaç doğrultusunda ortaya çıkan güvence araçları özel hukukta şahsi ve ayni güvence olmak üzere ikiye ayrılır. Ayni güvencede şahsi güvenceden farklı olarak güvencenin içeriğini kişiler değil malvarlığı oluşturmaktadır. Hukukumuzda alacağa bu tür bir güvenceyi sağlayan ayni güvence rehin hakkıdır. Rehin hakkı, taşınır ve taşınmaz rehni şeklinde gerçekleşebilir. Taşınmaz rehni kendi içerisinde ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üçe ayrılır (Şener, Y.S.: Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, Ankara 2010, Genişletilmiş 3. Baskı, Önsöz).
Taşınmaz rehninin bir çeşidi olan ipotek, TMK'nın 881 ilâ 897. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde ipoteğin tanımı yapılmaksızın, ipoteğin amacı ve niteliği (m. 881), kurulması ve sona ermesi (m. 882- 887), hükümleri (m. 888- 891) ve kanuni ipotek hakları (m. 892- 897) ile ilgili hususlar ele alınmıştır.
Doktrinde ipotek kavramı, kişisel bir alacağı güvence altına alma amacını güden, kıymetli evraka bağlı olmayan ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı ayni hak olarak tanımlanmaktadır (Akipek, J.G./Akıntürk,T.: Eşya Hukuku, İstanbul 2009, s. 786; Gürsoy, K./Eren, F./Cansel, E.: Türk Eşya Hukuku, 1984, s. 1032). Bu şekilde, ayni teminat sağlayan sınırlı bir ayni hak niteliğindeki ipotek; belirli bir borcun ifasının teminat altına alınması amacını güder ve alacaklıya, teminatın konusunu oluşturan taşınmazın paraya çevrilmesi suretiyle alacağını elde etme yetkisi sunar (Köprülü, B./Kaneti, S.: Sınırlı Ayni Haklar, İstanbul 1983, s. 252).
Taşınmaz rehninin temel ilkelerinden biri belirlilik ilkesi olup, bu ilke ipoteğin kurulmasında alacak ve taşınmaz bakımından kendisini göstermektedir. İpoteğin alacak bakımından belirli olması, taşınmazın ne miktar alacak için güvence teşkil edeceğinin tapu kütüğünde açıkça gösterilmesidir. Bu husus, TMK’nın 851. maddesinde "Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir" şeklinde ifade edilmiştir. Çeşitli borçların teminat altına alınması için ipotek tesis edilmesi mümkünse de kural olarak, söz konusu hüküm gereği, alacağın belirli miktar üzerinden Türk Lirası ile gösterilmesi gerekir.
İpotek, hâlen mevcut veya ilerde doğması olası bir alacağı teminat altına alır (TMK m. 881). Miktarı ipoteğin tesisi anında belli olan alacaklar için ana para ipoteği (sabit ipotek, adi ipotek, karz ipoteği, kesin borç ipoteği), miktarı ipoteğin tesisi anında belli (muayyen) olmayan fakat ilerde gerçekleşecek alacaklar için ise üst sınır ipoteği (limit ipoteği, azami meblağ ipoteği, maksimal ipotek) kurulur (TMK m. 851). Ana para ipoteğinde taşınmazın teminat altına aldığı miktar rehin sözleşmesinde yazılı olan meblağ, üst sınır ipoteğinde ise ilerde tahakkuku muhtemel alacağın tahakkuk eden ve fakat üst sınır olarak belirlenen meblağı geçemeyecek olan kısmıdır.
İpoteğin taşınmaz bakımından belirli olması ise, ipotekle yüklenecek taşınmazın belirli, tapuya kayıtlı bir taşınmaz olması gerektiğidir (TMK m. 853). Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde taşınmaz rehni kurulamaz. TMK'nın 704. maddesine göre, arazi, tapu kütüğünde bağımsız ve sürekli olmak üzere kaydedilen haklar ve kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler taşınmaz olarak kabul edilmiş, TMK'nın 998. maddesinde de bu üç kategoride belirtilen taşınmazların tapu siciline kaydedileceği ifade edilmiştir. Kat mülkiyeti tesis edilmiş binalarda kat mülkiyeti maliki, bağımsız bölümü üzerine taşınmaz rehni kurabilir (Kat Mülkiyeti Kanunu m. 15).
Tapu siciline egemen ilkelerden olan ve taşınmaz rehnine de uygulanan bir diğer ilke açıklık ilkesidir. Açıklık ilkesinin bir gereği olarak taşınmaz rehni tapu siciline tescille doğar (TMK m. 856), tapu kütüğünde kayıt bulundukça devam eder ve kaydın terkini ile sona erer (TMK m. 858). İpoteğin doğması için, tapu kütüğüne geçerli bir tescilin yapılması gerekir. Geçerli bir tescil için, kural olarak, taşınmaz malikinin tescil istemi ve geçerli bir iktisap sebebinin varlığı şarttır. İktisap sebebi bir rehin sözleşmesi, ölüme bağlı tasarruf, kanun hükmü veya bir mahkeme kararı olabilir.
Taşınmaz rehni sözleşmesi resmî şekilde yapılır (TMK m. 856/2). Taşınmaz rehni sözleşmesinin yer aldığı resmî senedin tapu memuru tarafından düzenlenmesi zorunludur (Tapu Kanunu m. 26). Resmî şekil bir geçerlilik şartı olduğundan, bu şarta uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersiz sayılır. Taşınmaz rehni sözleşmesinin asli ve zorunlu içeriğini, rehin veren, rehin konusu taşınmaz/taşınmazlar, rehinli alacaklı ve rehinli alacak ile rehin türü olarak saymak mümkündür (Oğuzman, M.K/ Seliçi, Ö./Oktay-Özdemir, S.: Eşya Hukuku, İstanbul 2020, s. 1039-1041). İpotek tesisinin nedenini de ipotek akit tablosunda yazılanlar belirler.
Somut olayda, taraflar arasında iki ayrı kefalet ilişkisi söz konusudur. Davacı taraf, davalı bankaya Genel Kredi Sözleşmesi ile şahsi teminat vermiştir. Bu teminattan dolayı kefalet limiti dahilinde tüm mal varlığı ile sorumluluk altına girmektedir.
Davacı taraf, ayrıca, davalı banka lehine ayrıca taşınmazını ipotek ederek ayni teminat vermiştir. Burada vermiş olduğu kefalet limiti dahilinde bu taşınmazla sınırlı olarak sorumluluk üstlenmiştir.
Burada birbirinden bağımsız iki ayrı hukuki ilişki, iki ayrı kefalet sözleşmesi vardır. Birinin şeklen geçersiz olması diğerinin geçerliliğini etkilemeyecektir.
Davacıya ait taşınmazın, davalı banka lehine ipotek verilmesine dair Resmi Senedin yasanın aradığı şekilde Tapu Müdürlüğünde yapıldığı, geçerli bir sözleşme olduğu, Genel Kredi Sözleşmesindeki davacı kefaletinin yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olarak yapılmadığı tespit edilmiş ise de, bu durumun ayni kefalet olarak verilen taşınmaz ipoteğinin geçerliliğini etkilemeyeceği, davalı bankanın alacağının ödenmemiş olması, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinde talep edilen alacak miktarına bir itirazının olmadığı gibi ödemeye dair bir iddiasının ve ispatının olmadığı değerlendirildiğinde; Davacı tarafın "Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçersizliği nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi nedeniyle kefaletinin geçersizliğinin tespiti ile icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti"ne yönelik talebinin ise yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılarak, bu talebin ise reddine karar verilmiştir.
Davalı yanca kötü niyet tazminat talebinde bulunulmuş ise de; İcra takibinin durdurulmasına yönelik verilmiş ve uygulanmış bir tedbir kararı bulunmadığından İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca şartları oluşmayan talebin reddine karar verilmiştir. " gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile,
1-Davacının, dava konusu 03/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğunun tespiti ile; bu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının ... 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı kefaletinin geçersiz olduğu ve borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin reddine,
3-Davalı yanın kötü niyet tazminat talebinin reddine dair verilmiştir. Mahkememizce verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin... esas ve ...karar sayılı 13/07/2023 tarihli kararı ile, "
Dava; davacının kefaletinin geçersizliği ve bu kefaletin teminatı olarak verilmiş ipoteğin geçersizliği iddialarına dayalı olup, davacı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten ötürü davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece taraflar arasındaki kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, ipoteğin geçerli olduğu gerekçesi ile ipotek takibinden ötürü borçlu olunmadığının tespiti talebinin reddine karar verilmiş, karar karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Takip dayanağı 04/03/2015 tarihli ipotek resmi senedi ve ipotek sözleşmesi incelendiğinde; davacı ... (...)ın davalı ... Bank lehine tesis ettiği ipoteğin, bizzat davacının davalı bankadan kullandığı veya kullanacağı kredilerden doğan alacakları, yahut davacının bankaya karşı kefil veya aval sıfatıyla sorumlu olduğu veya olacağı borçları teminat altına aldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece takip dosyası celbedilmiş, davacının medarı-ı tatbik ıslak imzalarının ve yazılarının bulunduğu belge asılları getirtilmiş, yine davacının imza ve yazı örnekleri alınarak, grafoloji uzmanı bilirkişi yazı ve imza incelemesi yaptırılmıştır. Alınan bilirkişi raporunda; dava dışı ... ile davalı arasındaki 03/03/2015 tarihli genel kredi sözleşmesinin kefalete ilişkin kırk ikinci sayfasında yer alan; kefalet tarihi, müteselsil ibaresi, kefalet limitini gösteren el yazılarının davacının eli ürünü olmadığı, isim ve soy isim ile imzanın ise davacı eli ürünü olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Davacının kefalet tarihinde evli olduğu, dairemizce UYAP üzerinden incelenen nüfus kayıt örneğinden anlaşılmış ise de, davacının evli olduğu kişinin kredi lehdarı ... olup olmadığı, buna göre, kefalet tarihinde yürürlükte olan TBK'nun 584 maddesi uyarınca eş rızası gerekip gerekmediği hususlarının mahkemece araştırılmadığı görülmüştür.
Davalı vekili tarafından alınan bilirkişi raporuna itiraz edilerek, raporun yeterli olmadığı ileri sürülmüş, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınması talep edilmiştir. Bilirkişi raporu incelendiğinde, dosyaya celbedilen metar-ı tatbik ıslak imza ve yazıları kurum ve kuruluşlardan celbedilmiş belge asıllarının değerlendirilmediği, yalnızca davacının mahkemece alınan yazı ve imza örneklerinin incelendiği, raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine açık olmadığı, bilirkişi raporuna davalı tarafından yapılan itirazlar ve yeni bir rapor alınması talebi hakkında mahkemece olumlu olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmış olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Kabule göre de; mahkemece kefaletin geçersizliğinin ipoteğin geçersizliğine sebep olmayacağı kabul edilmiş ise de; davalı bankanın ipotek takibine, dava dışı kredi lehdarı ...'ın genel kredi sözleşmesinden ve davacı ...'in kefalet sözleşmesinden doğan borçlarını konu ettiği, yukarıda belirtildiği üzere ipotek resmi senedi ve ipotek sözleşmesine göre; ipoteğin bizzat davacının davalı bankadan kullandığı veya kullanacağı kredilerden doğan alacakları, yahut davacının bankaya karşı kefil veya aval sıfatıyla sorumlu olduğu veya olacağı borçları teminat altına aldığı anlaşılmış olup, mahkemece ipoteğin kapsamı üzerinde durulmaksızın, diğer ifade ile ipoteğin yalnızca davacının kefaletten doğan borçlarını mı teminat altına aldığı, yoksa teminatın ...'ın genel kredi sözleşmesinden doğan borçlarını da teminat altına alıp almadığı, ipotek yalnızca davacının kefaletten doğan borcunu teminat altına alıyor ise, kefaletin geçersiz olduğu kabulüne göre, davalı bankanın davacı aleyhine hangi alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığı değerlendirilmeksizin, davacının ipotek takibinden ötürü borçlu olunmadığının tespiti isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda; davalı bankanın bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar şekilde HMK'nun 211 maddesine uygun, mahkeme ve kanun yolu denetimine açık yazı incelemesi yapılmak üzere gerekli görülmesi halinde yeni oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine verilmesi, dava dışı kredi lehdarı ...'ın sözleşme tarihinde davacının eşi olup olmadığının davacıya açıklattırılması, buna göre eş rızası gerekip gerekmediğinin tartışılması, kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığının tespiti, elde edilecek sonuca ve ipoteğin kapsamında göre davacının ipotek takibine yönelik menfi tespit isteminin değerlendirilmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle mahkememizce verilen karar kaldırılmış ve yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememiz İstinaf Mahkemesi kararı ile bağlı olduğundan İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda araştırmalar yapılmış, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce uyap sisteminden alınan nüfus kayıtlarının incelenmesinde, davacının kredi lehtarı ... ile 09/07/2008 ila 08/12/2017 tarihleri arasında evli olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 21/12/2023 tarihinde uyap sisteminden sunduğu beyan dilekçesi ile de bu durum teyit edilmiştir.
Davalı banka vekilince dava ve takip konusu alacağın ...A.Ş'ye temlik edildiği bildirilmiş, ... A.Ş tarafından dosyamıza temlik sözleşmesi, temlik listesi, temlik sözleşmesinin eki ek temlik sözleşmesi ve ek temlik listesi sunulmuştur. Sunulan belgelerin incelenmesinde, dava ve takip konusu alacağın davalı ... Bank A.Ş tarafından ... A.Ş'ye temlik edildiği, temliğin yasal şartları taşıdığı ve geçerli olduğu anlaşılmakla, alacağı temlik alan ... A.Ş, davalı banka yerine dosyamıza davalı olarak kaydedilmiştir.
Mahkememizce Grafoloji uzmanı bilirkişi ...'den davalı tarafın rapora itirazları ve istinaf mahkemesi kararı kapsamında yeniden alınan 30/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 11 Mart 2021 tarihli bilirkişi reporumuzdaki mukayese belgeler dışında farklı yeni bir belge aslı dosya içerisine sunulmadığını, mevcut belgelerin de asıl ve fotokopi ayrımı yapılarak (2) madde halinde “MUKAYESEYE ESAS BELGELER” bölümünde belirtildiğini, fotokopi üzerinden inceleme yapmak bazı hallerde sakıncalı ise de, fotokopisi mevcut belgelerin incelemeye elverişli olduklarını, tüm mukayeseye esas belgelerdeki el yazıları ile imzalarında kendi aralarında farklılık göstermeyip uyum içerisinde oldukları anlaşıldığını, bu itibarla, inceleme konusu Genel Kredi Sözleşmesi aslının 42. Sayfasındaki el yazıları ile imzanın, ...'in dosya içerisinde bulunan ve “MUKAYESEYE ESAS BELGELER” başlığı altındaki tüm mukayeseye esas belgelerdeki örnek imza ve yazıları ile gerekli optik cihazlar altında, ayrı aynı, karşılıklı olarak yapılan tetkik, inceleme ve grafolojik analizlerinde, adı geçen kişinin mukayese yazı ve imzaları ile aralarında görülen kaligrafik ve grafolojik özelliklerden; İnceleme konusu, ... Bank A.Ş.'ne ait, müşterisi ..., müşterek borçlu Müteselsil kefili ... olan Genel Kredi Sözleşmesi aslının 42. Sayfasındaki, - Mavi renkli kalemle yazılmış, (200.000 TL.), (iki yüz bin türk Lirası, (müteselsil), (Evet), (Evli), (03.03.2015) ve (... Mah. ...) ibareli el yazılarının, davacı ... eli mahsulü olmadıklarını, “...” isim ve soyisim el yazısı ve altında atılı kefil imzasının, davacı ... eli mahsulü oldukları kanaatine varıldığını, 11 Mart 2021 tarihli bilirkişi raporundaki bulgularını değiştirecek farklı bir bulgu belirlenemediği bildirilmiştir.
Mahkememizce bankacı bilirkişi ...'tan alınan 16/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tarafların İddia ve savunmaları, Taraflar arasında imzalanan 200.000 TL limitli GKS, ... 10 İcra Md ... E Sayılı İpoteğin Paraya Çevrilmesi yoluyla başlatılan İcra talkip dosyası, Hesap kat İhtarı, Dosyaya alınan Grafoliji Uzmanı ... Tarafından Düzenlenen Grafolojik İnceleme, tespit ve değerlendirme raporları, Mahkemeniz gerekçeli kararı ve BAM Kararı birlikte değerlendirildiğinde; ... 10 İcra Müdürlüğü 09.04.2019 tarih ... E Sayılı İpoteğin Paraya Çevrilmesi yoluyla İcra Takip dosyasının dayanağı olarak, Davacı ...’ın maliki olduğu ; İli ... , İlçesi ...., Mah.: ..., Niteliği : Karkas Bina ve Arsası, cinsi : Mesken, Ada: 496, Pafta : 154, Parsel: 15 ,Arsa Payı: 10/102, Kat:3 Bağımsız Bölüm : 12 Mesken niteliğimndeki taşınmaz üzerindeki banka lehine ... tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL bedelli 2.derecede ipotek. Resmi senedinin, ŞARTLAR ana başlığı altında 1. Nolu Maddesinde, Rehnin, İpotek verenin sorumluluğu İki başlık altında toplandığı : -... lehine banka tarafından doğrudan kullandırılan veya kullandırılacak nakdi veya gayri nakdi kredilerin teminetı için; “..Bankanın gerek yurt içi gerekse yurt dışı tüm şubeleri tarafından lehime/mize doğrudan yada yurt dışından temin edilerek açılmış veya açılacak Kullandırılmış ve kullandırılacak TL Kredilerin, yabancı para ve/veya yabancı para ölçüsü ile dövize endeksli olarak açılmış veya açılacak, kullandırılmış veya kullandırılacak kredilerin verilmiş ve verilecek teminat mektuplarının, kontrgarantiler, senetlerin iskonto ve iştirası, ithalata ilişkin poliçelere bankaca konulan aval ve kabul şerhleri, keşideci ciranta ve aval veya kefil sıfatı ile imzalanmış olduğum/uz veya imzalayacağım/ız kambiyo senetlerinden ve/veya talimatıma/ıza istinaden üçüncü kişilere kullandırılan veya talimatıma/ıza istinaden üçüncü kişiler lehine bankaca verilen teminat mektuplarından, Banka tarafından lehine müşterek Müteselsil borçlu yada müteselsil kefil sıfatı ile imzalanan kontrgarantilerden, veya; ...’in Müşterek Müteselsil Kefaletinden Kaynaklanan Banka Alacaklarının teminatı İçin : “….alacaklı bankaya vermiş olduğum/uz ve vereceğim/iz kefalete dayalı taahhütlerimden/izden doğmuş veya doğabilecek velhasıl sebep ve ciheti ne olursa olsun Bankaya karşı asaleten ve/veya kefaletn doğmuş ve doğacak her türlü kredi ve borçlarımın/zın teminatı olmak üzere……” İPOTEK REHNİNİN TESİS EDİLDİĞİNİN Kabulü gerektiğini, davalı banka ile asıl kredi borçlusu ... arasında imzalanan 200.000 TL Limitli GKS’de davacının da 03.03.2015 tarihli imzası bulunan GKS’nin 42.sayfasında El yazısı ile yazılı olan yazıların davacının eli ürünü olmadığının, GKS’deki İmzanın ise ...’ın eli ürünü olduğunu, Grafolojik İnceleme sonucunda dosyaya alınan Grafoloji Uzmanı ... tarafından rapor edildiğini, Genel Kredi Sözleşmesinin İmza tarihinde (03.03.2015) Davacı ...’ın asıl Kredi Borçlusu ... ile evli olduğunu, dosyaya müzekkere ile sunulan Davacı ...’e ait vukuatlı Nufus Kayıt örneğine göre, Davacı ... ile Dava dışı asıl Kredi borçlusu ...’ın 08.12.2017 tarihinde boşandığını, imzalanan Sözleşmenin 6098 sayılı Borçlar Kanunun yürürlük tarihi sonrasında 03.03.2015 tarihinde imzalanmış olmasını, Sözleşme imza tarihinde Davacı ile asıl kredi borçlusu ...’ın Evli olduklarını ve TBK.m.584 uyarınca Eş Rızasının alınması gerektiği halde Eş Rızasının da alınmamış olduğunu, GKS yönünden işbu tespitler çerçevesinde, Mahkemenizin gerekçeli kararında da yer aldığı üzere, Davacı ...’in GKS’deki kefaletinden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki kararın isabetli olduğunun kabulü gerektiği hususunda nihai takdir Mahkemenizde olacağını, davacının Maliki olduğu Taşınmaz ile ilgili olarak düzenlenen 04.03.2015 tarihli İpotek Resmi senedinden dolayı rehin sorumluluğu ile ilgili olarak : tespit edildiği üzere; İpotek rehninin, bizzat Davacı ... lehine kullandırılan veya kullandırılacak olan nakdi veya gayri nakdi Kredilerin teminatı için veya; davacının 3.kişiler lehine tahsis ve kullandırılan ve davacının kefaletinin bulunduğu nakdi veya gayri nakdi risklerin Teminatı için verildiğinin kabulü gerektiğini, İpotek Resmi senedinde, dava dışı ... lehine kullandırılan veya kullandırılacak kredilerin teminatı için ipotek rehnin verilmiş olduğu açık ve net olarak resmi senette yer almadığını, takip alacaklısı, İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı İcra takibinde, dava dışı asıl Kredi borçlusu ... lehine tahsis ve kullandırdığı nakdi kredilerden kaynaklanan toplam 150.933.85 TL alacağın tahsilinin talep edilmiş olduğu nazara alındığında, İpotek resmi senedindeki “….alacaklı bankaya vermiş olduğum/uz ve vereceğim/iz kefalete dayalı taahhütlerimden/izden doğmuş veya doğabilecek velhasıl sebep ve ciheti ne olursa olsun Bankaya karşı asaleten ve/veya kefaleten doğmuş ve doğacak her türlü kredi ve borçlarımın/zın teminatı olmak üzere……” hükmüne dayandığını, işbu hüküm ise, alacaklı banka ile dava dışı asıl Kredi Borçlusu ... arasında imzalanan 200.000 TL limitli GKS’deki davacı ...’in müteselsil kefaletine dayandığını, davacının, 03.03.2015 tarihli 200.000 TL limitli GKS’nın yasal unsurları taşımadığından ve usule uygun kefalet alınmamış olması nedeniyle geçerli bir kefaletin olmadığının kabulü karşısında, İpotek Rehin Sözleşmesinin yer verilen hükmüne dayanılarak yapılan takipden de davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği değerlendirildiğini, nihai ve hukuki takdir Mahkemede olacağı mütaala edildiğini, tarafların diğer taleplerinin Mahkeme takdirleri içinde kaldığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
03.03.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin incelenmesinde; Davalı banka ile ... arasında 200.000 TL limitli olarak imzalandığı, ...'ın da sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür.
İpoteğe ilişkin Tapu Müdürlüğünde düzenlenen 04.03.2015 tarihli Resmi Sened'in ve ipotek akit tablosunun incelenmesinde; Tuğba EbrişimYılmaz adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi mevkiinde kain tapunun 496 ada, 15 parsel, 3. Kat, 12 nolu bağımsız bölüm numarasında kayıtlı mesken niteliğindeki taşınmazın tamamı üzerinde ... AŞ. lehine 2.derece, 250.000,00 TL bedelli limit ipoteği tesis edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu ... 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davalı banka tarafından ... ve davacı ... aleyhine toplam 150.933,85 TL üzerinden 12.04.2019 tarihinde İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin yasanın aradığı şekil şartlarını taşımadığından bahisle geçersiz olduğu, bu kapsamda dava konusu icra takibindeki kefilliğininde geçersiz olduğu ileri sürülerek davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça, davacının Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin ve ipoteğe ilişkin resmi senedin yasaya uygun olarak düzenlendiği, davaya konu icra takibinin ipoteğe istinaden başlatıldığı ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Somut davada, davacının bir ödeme iddiası bulunmadığı gibi icra takibindeki borcun miktarına da bir itirazı bulunmamaktadır.
6098 Sayılı TBK'nın 581. Maddesine göre; Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.
Aynı yasanın 583. Maddesine göre; Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.
Aynı yasanın 584. Maddesine göre; Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.
(Ek fıkra: 28/03/2013-6455 S.K./77. md) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, ... tarihli ve ... sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.
Dosya kapsamına alınan nüfus kayıtları ve davacı vekilinin beyanına göre, kredi lehtarı ... ile davacının 03.03.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli oldukları anlaşılmıştır.
Grafaloji Uzmanı bilirkişiden alınan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu Genel Kredi Sözleşmesindeki davacının kefaletinin, 6098 sayılı TBK'nın m. 583 hükmü uyarınca, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile müteselsil ibarelerinin davacının eli ürünü olmadığının tespit edilmesi ve ayrıca aynı yasanın 584. Maddesi uyarınca kefalet için eş rızasının alınmamış olması nedenleriyle, yasanın aradığı şartları taşımadığı ve geçersiz olduğu anlaşılmıştır.
Bankacı bilirkişiden alınan raporda da vurgulandığı üzere, takip dayanağı 04/03/2015 tarihli ipotek resmi senedi ve ipotek sözleşmesi kapsamında davacı .... (Yılmaz)ın davalı ... Bank lehine tesis ettiği ipoteğin, bizzat davacının bankadan kullandığı veya kullanacağı kredilerden doğan alacakları, yahut davacının bankaya karşı kefil veya aval sıfatıyla sorumlu olduğu veya olacağı borçları teminat altına aldığı, dava dışı kredi lehtarı ...'ın dava dışı ... lehine kullandırılan veya kullandırılacak kredileri teminat altına almadığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda; İcra takibinde, dava dışı asıl kredi borçlusu ... lehine tahsis ve kullandırılan nakdi kredilerden kaynaklanan toplam 150.933.85 TL alacağın tahsilinin talep edilmiş olduğu, icra takibine dayanak olarak ipotek sözleşmesi ve genel kredi sözleşmesinin gösterildiği, ... Bank A.Ş. ile dava dışı asıl kredi borçlusu ... arasında imzalanan 200.000 TL limitli GKS’deki davacı ...’in kefaletinin yasal şartları taşımadığından geçersiz olduğu, davacı ... (Yılmaz)ın ... Bank lehine tesis ettiği ipoteğin, bizzat davacının bankadan kullandığı veya kullanacağı kredilerden doğan alacakları, yahut davacının bankaya karşı kefil veya aval sıfatıyla sorumlu olduğu veya olacağı borçları teminat altına aldığı, dava dışı kredi lehtarı ...'ın dava dışı ... lehine kullandırılan veya kullandırılacak kredileri teminat altına almadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davacı tarafın davasında haklı olduğu, davacının dava konusu 03/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğu, bu genel kredi sözleşmesi ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ... 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Tüm bu nedenler ile davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Davacının, dava konusu 03/03/2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçersiz olduğunun tespiti ile, bu genel kredi sözleşmesi ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ... 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibi nedeniyle davalı tarafa BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Alınması gereken 10.310,29-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak yatan 2.577,58-TL harcın mahsubu ile eksik kalan ‭‭‭7.732,71-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.577,58 TL peşin harç parasının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı parası, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 244,00 TL müzekkere ve davetiye posta masrafı, 8.300,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 8.750,5‬0 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
4-Davalı tarafça yapılan masrafların kendisi üzerine BIRAKILMASINA,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin, davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
8-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2025

Katip
 e-imzalıdır

Hakim
 e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim