mahkeme 2022/337 E. 2023/1074 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/337
2023/1074
28 Aralık 2023
T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/337
KARAR NO : 2023/1074
DAVA:Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ:28/04/2022
KARAR TARİHİ:28/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan maddi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin aslen Türkmenistan vatandaşı ve isminin de ... olduğunu, müvekkilinin Türk vatandaşlığını istisnai olarak kazanarak Türk vatandaşlığına geçtiğini ve ... isim ve soy ismini aldığını, bu sebeple davalı şirket ile akdedilen sözleşmede önceki isim ve soy isminin geçmekte olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin ... numaralı müşterisi olduğunu, davalı şirket ile arasında kaldıraçlı alım satım işlemlerine aracılık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin belirtilen numaralı hesap üzerinden davalı şirket aracılığıyla ... piyasalarında genel olarak ham petrol paritesinde(...) işlemler yaptığını, müvekkilinin mezkur hesap üzerinden açtığı ve fakat davalı şirketin müvekkiline ait açık pozisyonları, müvekkilinin izni ve rızası olmaksızın tek taraflı olarak kapatmasından dolayı müvekkilinin çok ciddi zarar ettiğini, covid-19 pandemisinin tüm dünya genelinde hüküm sürmeye başladığı 2019 yılı Kasım ve Aralık aylarından itibaren ham petrol fiyatlarının uluslararası piyasalarda -40,00-USD'ye kadar düştüğünü ve devam eden aylarda yavaşça yukarı yönlü seyrine başladığını, müvekkilinin ham petrolün eksi bakiyelere kadar düşebileceğini hesap etmeyerek bir takım işlem silsilesini yaptığını ve bu işlemler neticesinde toplam 299.127,00-USD tutarında zarar ettiğini, sözleşmenin 8.9'uncu maddesinde yer alan "Elektronik işlem platformunda piyasanın ani değişimi kaynaklı oynamalar yaşanabilir. Bu durum piyasanın olağan işleyişi gereği olup müşteri bu durumu bildiğini ve tüm riskleri kabul ettiğini beyan eder." hükmü gereği müvekkilinin söz konusu işlemlerde yüksek miktarda risk barındığını bilmekte ve bu hususta ettiği zararla alakalı olarak davalı kurumdan herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığını, piyasanın covid-19 salgını sebebiyle müvekkilinin pozisyonlarına göre aksi yönde ilerlemesi sebebiyle müvekkilinin terste kaldığını, piyasa fiyatının eksilere düşeceğini düşünmediğini ve bu şekilde işlemleri marjin seviyesinin yetersiz kalması sebebiyle pozisyonların otomatik olarak "spot out" ile kapandığını, çünkü tarihin hiçbir döneminde ham petrol fiyatının eksi bakiyelere düşecek kadar olağan üstü bir durum yaşanmadığını, tarihinin hiçbir döneminde yaşanmamış olan bu olağan üstü durum sebebiyle davalı şirketin söz konusu paritenin işlemlere kapatılması gibi veya buna benzer hiçbir önlem almadığını ve müvekkilinin de sözleşme gereği bu ... piyasalarındaki işlemlerinin bu türden yüksek risk barındırdığını bildiği ve kabul ettiği için bu duruma asla ve kata itiraz etmediğini, buna mukabil müvekkilinin, mezkur paritenin yukarı yönlü hareketiyle normal fiyatlarına dönmesi durumunda da aynı duruşu davalı şirketten beklemiş ise de davalı şirketin böyle bir tutum sergilemediğini, müvekkilinin söz konusu işlemlerinin "stop out" ile kapanmasını müteakip basiretli bir tacir gibi hareket etmek suretiyle olaşan yüksek zararını kapatabilmek ve ayrıca kâr elde edebilmek amacıyla 21/04/2020 arihinde hesabını 245.000,00-USD tutarında yeniden fonladığını, hesabının fonlanmasını müteakip piyasa fiyatının bu olağanüstü durum neticesinde eksi bakiyelerden kurtulacağını ve normal fiyatına zaman alsa dahi geri döneceğini öngörerek aynı parite de 21/04/2020 tarihinde sırasıyla 10,01 lot, 3,00 lot, 0,01 lot ve 0,01 lot olmak üzere toplam 13.03 lot hacminde alış yönünde işlemler açtığını, bu işlemlerin akabinde piyasa fiyatının, müvekkilinin ön gördüğü şekilde yukarı yönlü seyrettiğini ve bu seyir neticesinde müvekkilinin önceki işlemlerinden ettiği zararının bir bölümünü kâr elde etmek suretiyle kapattığını, ilgili paritenin normale dönme sürecinde müvekkilinin açık pozisyonlarının kâr etmeye başladığını ve bunun üzerine hiçbir makul ve haklı gerekçe olmamaksızın davalı şirketin olağan üstü durum yaşandığı gerekçesiyle ilk olarak bu paritede yeni işlem açılmasını kapattığını ve akabinde de açık olan pozisyonların kendileri tarafından belirlenen erken bir tarihte (01/05/2020) kapatılacağı mesajını müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin de davalı şirketin kararına itiraz ettiğini ve mezkur itirazlarını yazılı ve sözlü olarak davalı şirkete defalarca ilettiğini, davalı şirketin, müvekkilinin yazılı dilekçesini yazılı olarak cevaplamaktan kaçındığını, toplam 4 adet olmak üzere 13.03 lot hacmindeki açık pozisyonların davalı şirket tarafından "... vadeli kontratında bir önceki vade sonunda yaşanan düşük likidite ve sığ piyasa koşullarının etkisiyle sert fiyat hareketleri görülmüştür. Benzer bir fiyatlama ile karşılaşmamak adına fiyat sağlayıcımızın da almış olduğu karar neticesinde ... pozisyonlarında vade değişimi 1 Mayıs Cuma günü saat 23.00 itibarıyla erken kapatılacaktır." gerekçesiyle müvekkilinin rızası olmaksızın davalı şirket tarafından haksız gerekçelerle tek taraflı olarak kapatıldığını, yukarıda açıklanan tarihte ilk kez yaşanan olağanüstü düşüş trendinde davalı şirketin hiçbir müdahalede bulunmamasına rağmen, mezkur paritenin 12,00-USD seviyesinden 19,00-USD seviyesine kadar yaptığı 7,00-USD tutarındaki minik yükseliş hareketinde sert fiyat hareketleri yaşandığı gerekçesiyle açık pozisyonları kapatma kararı aldığını, bu uygulamada müşterilerin, zararlarını sürdürmesi ve fakat kazançlarının sınırlandırılmasının amaçlandığının çok açık olarak görülmekte olduğunu, bu karar neticesinde müvekkilinin 1.174.858,08-USD tutarındaki kâr hakkından mahrum bırakıldığını, oysa ki sözleşmesinin 6.8. maddesinin; " müşteri kendi takdirine göre emirin geçerlilik süresini tespit edebilir. Emir günlük veya ikinci bir talimatla iptal edilinceye kadar sınırsız bir süreyle geçerli olmak üzere verilmiş kabul edilir. Müşteri, ... ...'in kabul etmesi şartıyla ... ...'e belirli bir tarihte geçerli olacak şekilde emir iletebilir" hükmünü havi olduğunu, başka bir anlatımla davalı şirketin, kendisi veya fiyat sağlayıcısı lehine olan fiyat oynamalarında hiçbir aksiyon almazken, müşteri lehine yaşanan fiyat oynamalarında müşteri aleyhine aksiyon almakta olduğunu, bu uygulamanın kanuna ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğuna kuşku olmadığını, bu süreçte davalı ile arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ise de, herhangi mutabakat sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve sair türden hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, müvekkilinin uğradığı maddi zarara karşılık olarak şimdilik 1.000,00-USD'nin fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirası karşılığının devlet bankalarının döviz üzerinden açılmış bir yıl mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, müvekkili şirket nezdindeki ... numaralı hesabı açılmadan önce SPK mevzuatına uygun şekilde davacı ile müvekkili şirket arasında gerekli sözleşmeler imzalandığını ve davacıya gerekli risk bildirimleri yapıldığını, uygunluk testi uygulandığını, davacının kaldıraçlı alım-satım işlemleri(.../FX) hesabında gerçekleşen işlemlerin, iddia edilenin aksine, taraflar arasındaki sözleşmelere ve piyasa teamülüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, kaldıraçlı işlemlerin yüksek riskli işlemler olup, yüksek getiri beklentisiyle yüksek risk alan ve anaparadan kaybetmeyi göze alan yatırımcılar tarafından gerçekleştirilmekte olduğunu, davacının da müvekkili şirket nezdindeki hesabında, çok yüksek getiri beklentisiyle çok yüksek risk almak istediğini uygunluk testinde açıkça belirterek FX hesabı açtığını ve kaldıraçlı alım-satım işlemleri gerçekleştirdiğini, 20 Nisan 2020 tarihinde stop out olan işlemleri sonucunda zarar etmesine rağmen hemen ertesi gün yeni pozisyon açmasının, davacının risk ve getiri tercihi yüksek olan bir müşteri olduğunu, zararı göze aldığını göstermekte olduğunu, davacının yatırım yaptığı ve dava konusu edilen ürünlerin, vadeli CFD kontratı olduğunu, vadeli olan CFD kontratlarının, başlangıç ve bitiş tarihleri belli olan, dayanak varlığı da vadeli olan sözleşmeler olduklarını, vade sonu geldiğinde pozisyon hala açık ise sistem tarafından zaten otomatik olarak kapatılmakta olduğunu, yani erken kapama olmasa dahi davacının pozisyonunun sürekli açık kalmasının, ürünün doğası gereği mümkün olmadığını, bu hususun uzman bilirkişilerce açıklanacağını, yapılan erken kapamanın da sözleşmeye ve piyasa teamülüne uygun olduğunu, zarar tazminini gerektirecek bir eylem bulunmamakta olduğunu, davacının pozisyon kapama tarihinden dava tarihine kadar bekleyerek, yani tam iki yıl bekleyerek kâr hesabı yaptığını ve bunu müvekkili şirkete tazminat talebi olarak yönelttiğini, kabul edilemez olan bu mantık çerçevesinde müvekkili şirketin davacının işlemlerinden ilelebet sorumlu olması gerektiği gibi bir sonuç ortaya çıkmakta olduğunu, yani bu mantıkla kapanan pozisyonu için davacının ilelebet kârdan mahrum kaldığı iddiasıyla ortada “gerçek zarar” varmış gibi müvekkili şirkete karşı tazminat talebi ileri sürebileceğini, bu mantığın bütünüyle hatalı olduğunu, davacının yatırım yaptığı ürünün, niteliği gereği zaten vadeli bir ürün olduğunu, vadesinin de 18.05.2020 olduğunu, davacının da, aynı üründe daha önce çok sayıda alım-satım işlemi gerçekleştirmiş olması sebebiyle, yatırım yaptığı ürünün vadeli olduğunu, işleyişini ve risklerini bilmekte olduğunu, vade sonu uygulamasının, müvekkili şirketin internet sitesinde de açıkça yer almakta olduğunu, vadeli ürünün, sınırsız süre geçerli olamayacağını, üstelik davacının, dava konusu ettiği pozisyonları sonucunda 97.955,00-USD kâr elde ettiğini, sözleşmeye ve teamüle uygun şekilde vadeden önce gerçekleşen kapama sebebiyle ortada gerçekleşmiş bir zararın da bulunmadığını, somut olayda petrol fiyatlarındaki volatilite sebebiyle önlem olarak ve likidite sağlayıcının kararı ile erken vade sonuna gidildiğini, işlemlerin doğası gereği de likidite sağlayıcısının bu uygulamasının, müvekkili şirket müşterilerine, öncesinde gerekli bilgilendirmeler yapılarak yansıtıldığını, sözleşmedeki yetkiye dayanılarak erken pozisyon kapama yapıldığını, bu durumun hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunu, davacının, petrol fiyatlarının eksiye düştüğü olağanüstü piyasa koşullarının yaşandığı Nisan 2020 döneminde hiçbir önlem alınmadığı iddiasının aksine, 20.04.2020 tarihi saat 19:48 itibarı ile davacının teminat seviyesinin 430'un altına düşmesi sebebiyle pozisyonlarının, müvekkili şirketin aldığı önlemler çerçevesinde otomatik olarak kapatıldığını, buna ek olarak, stop out seviyesinden önce de davacının teminat seviyesi %67'de iken, davacıya teminat tamamlama çağrısı bildirimi yapıldığını, pozisyon kapama işleminin sözleşmeye akıyı olmadığını, işlemler öncesi davacıya sunulan ve davacı tarafından imzalanmış bulunan risk bildirim formunda bu konuda gerekli uyarın yer almakta olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan hakkını kullandığını ve davacı dahil tüm müşterilerine gerekli bildirimleri yaptığını, kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin risk bildirim formunun 6. maddesinde, müvekkili şirketin veya yabancı yatırımcı kuruluşunun önceden re'sen tasfiye yetkisinin yer aldığını, davanın kısmi dava olarak açılmasına itiraz ettiklerini, eksik harcın tamamlatılması; aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle savunmaları ve delilleri değerlendirilmek üzere, sermaye piyasalarında ve özellikle de ...-cfd işlemler ile borsa hakkında uzman olan, SPK ve borsa mevzuatı konusuna hakim uzman bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdi edilmesini, bilirkişlere yerinde inceleme yetkisi de verilerek yerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Dava, davacı ile davalı aracı şirket arasında akdedilen kaldıraçlı alım satım işlemlerine aracılık sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından ... piyasalarında ham petrol vadeli işlemleri sırasında davalı şirketin, kendisi veya fiyat sağlayıcısı lehine olan fiyat oynamalarında aksiyon almadığı; fakat müşteri lehine yaşanan fiyat oynamalarında müşteri aleyhine aksiyon aldığından bahisle, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememiz dosyası öncelikle, 14.845,10-TL(1.000,00-USD) üzerinden açılarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sırasına tevzi olmuş, Mahkemenin 11/05/2022 tarihli, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla dava dosyasının konusu itibariyle İstanbul 6., 7., 8. ve 9. Asliye Ticaret Finans İhtisas Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş olup, mahkememize tevzi edilen dosya mahkememizin... esas sırasına kaydedilerek mahkememiz tekli hakimi tarafından görülmeye başlanmış olup, davacı vekilinin 31/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.100.000,00-TL(1.000,00-USD+38.828,23-USD)'ye ıslah etmiş ve 18.785,25-TL ıslah harcını ikmal etmiş, mahkememizin 01/11/2023 tarihli celse ara kararı ile; "6545 Sayılı Yasanın 45. maddesi ile değişik 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kuruluş, görev ve yetkileri kanunun 5. Maddesi gereğince ıslah edilen ve harçlandırılan dava değeri dikkate alınarak dosyanın heyet halinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından dosyanın HEYETE TEVDİİNE" karar verilmiş ve yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur.
Mahkememizce taraflar arasında akdedilen kaldıraçlı alım-satım işlemlerine aracılık sözleşmesi ile ekleri, risk bildirim formları, işlem örnekleri, uygunluk testi, hesap hareketleri, hesap ekstresi, işlem sonuç formu, pozisyon raporu, teminat tamamlama çağrıları, ... parite grafiği, gazete küpürleri, davalı şirket mesajları, davacının itiraz dilekçesi, taraflar arasındaki görüşme kayıtları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... soruşturma sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, dosya içerisindeki ses kayıtlarının metine dönüştürülmesine yönelik bilgi işlem uzmanı bilirkişiden rapor, SPK, menkul kıymetler, borsa, finansal piyasalar ve türevleri alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor temin edilmiştir.
Mali müşavir ve SPK uzmanı Dr. ..., SPK uzmanı ve finans hukukçusu Dr. ... ve SPK menkul kıymetler, borsa, finansal piyasalar ve türevleri uzmanı Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 04/04/2023 havale tarihli rapor ile; 20 Nisan 2020 gününün, petrol fiyat hareketleri nedeniyle dünya finans tarihine geçmiş, yıllar sonra da hatırlanacak istisnai bir tarih olduğunu, petrol fiyatlarında söz konusu olağan dışı fiyat hareketlerinin, 2020 yılının ilk yarısında yaşanan pandemi koşullarında petrol talebinin, bir anda kesilmesi nedeniyle ortaya çıktığını, söz konusu piyasa anomalisinden en çok mağdur olanların, fiziki petrole ihtiyacı olmadığı halde, spekülatif amaçlarla söz konusu fiziki teslimli petrol kontratlarında long pozisyon açanların olduğunu, olağan dışı bu durumun, 2020 yılında dünya üzerinde üretim ve tüketim zincirinin bir anda kırılması nedeniyle kısa bir süre için ortaya çıktığını, ancak kontratların kaldıraçlı yapısı nedeniyle, işlem yapanlarda büyük ekonomik hasarlar bıraktığını, dava konusu ihtilafın da petrol piyasalarındaki o çarpıklığın bir yansıması olduğunu, davacı yatırımcının işlem yaptığı kontratın, doğrudan fiziki teslimli ham petrol kontratı olmadığını, ancak dayanak varlık olarak o kontratları esas alan bir fark kontrat olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmelerin ve ekindeki formların sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak akdedildiği, davacıya uygunluk testi yapıldığı, ... işlemlerinin yüksek riskli olduğu hususunun davacının vukufiyetinde olduğu, davacının sermaye piyasası mevzuatı kapsamında genel müşteri sınıfına dahil olduğu,değerlendirmelerin de bu meyanda yapılmasının yerinde olacağı, davacı tarafından dermeyan edilen pozisyonların mevzuata, sözleşmeye ve teamüle aykırı şekilde kapatıldığı, davalı şirket tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığı yönündeki iddiaların, dava konusu işlemlerin mahiyeti, sermaye piyasası mevzuatı ve çerçeve sözleşme hükümleri, ... işlemlerinin özellikleri ile anılan dönemdeki piyasa koşulları dikkate alındığında yerinde ve makul olmadığı, dava konusu olayda davalı şirket tarafından davacının pozisyonlarının erken kapatılmasında davalı şirkete atf-ı kabil bir kusurun tespit edilemediği, davacının, hesabındaki ... pozisyonunun, müşterisi olduğu yatırım kuruluşu tarafından iradesi hilafına kapatılması sonucu zarara uğradığı iddiasının da yerinde olmadığı, somut olayda tazminat koşulları tam olarak gerçekleşmediğinden, davacının varlığını iddia ettiği kazanç mahrumiyetinin davalıya tahmilinin sermaye piyasası
düzenlemeleri kapsamında yerinde olmadığı ve bu meyanda davalı şirketin tazmin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği tespit edilmiş, aynı heyet tarafından düzenlenen 27/08/2023 havale tarihli rapor ile; eksi fiyat durumunun, davacının dilekçesinde talep ettiği diğer hiçbir sözleşmede gerçekleşmemiş olduğu ve sadece davacının yatırım yaptığı sözleşmede gerçekleştiğinden, davacının talep ettiği diğer sözleşmelerin dava konusu sözleşme ile bağlantısının kurulamayacağı, muvacehesinde davalı taraf nezdinde bilirkişi heyetlerince yerinde inceleme yapılması konusunda heyetlerinde bir tereddüt oluştuğu, itiraz konusu yapılan hususların tamamının, düzenlenmiş olan bilirkişi heyeti raporu bulunmasını tercih ettiği halde bulunmadığı iddia edilen hususlara ilişkin olduğu, taleplerin iddianın genişletilmesi anlamına geldiği ve ek rapor talebinin bulunmadığı, yeni heyet talebi olduğu, davacı vekili tarafından dermeyan edilen kök rapora vaki itirazların, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerinin değiştirilmesini gerektiren bir mahiyet ve nitelik arz etmediği tespit edilmiştir.Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; dava, davacı ile davalı aracı şirket arasında akdedilen kaldıraçlı alım satım işlemlerine aracılık sözleşmesine dayalı olarak davacı tarafından ... piyasalarında ham petrol vadeli işlemleri sırasında davalı şirketin, kendisi veya fiyat sağlayıcısı lehine olan fiyat oynamalarında aksiyon almadığı; fakat müşteri lehine yaşanan fiyat oynamalarında müşteri aleyhine aksiyon aldığından bahisle, uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Esasen bahsi geçen benzer pozisyonların kapatılmasına neden olan durumun, 20/04/2020 tarihli dünya finans tarihine geçen, pandemi koşullarında petrol talebinin bir anda kesilmesi ve üretim-tüketim zincirinin kırılmasına dayalı olarak petrol fiyatlarının istisnai olağan dışı hareketleri nedeniyle piyasa anomalisine sebebiyet vermesi olduğu görülmektedir. Davacı yatırımcının işlem yaptığı kontrat, her ne kadar fiziki teslimli petrol vadeli işlem sözleşmesi olmasa da, dayanak varlık olarak o sözleşmeleri esas alan bir fark kontratı niteliğinde bir üründür. Yani davacı, sermaye piyasasında türev işleme konu olan dayanak varlığı gerçek hayatta fiilen kullanan değil; spekülatif amaçlarla kaldıraçlı işlem yaparak kazanç sağlamayı amaçlayan finansal yatırımcı müşteri kitlesine dahildir. Dava konusu ihtilafın da, petrol piyasalarındaki bahsi geçen çarpıklığın bir yansıması olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafça dava konusu yapılan hususun, söz konusu olağanüstü fiyat hareketlerinin yaşandığı sırada tedbir almayan davalı aracı kurumun, daha sonra pozisyonlar kârda iken erken kapatılması yönünde aldığı tedbirle müşterileri kârdan mahrum ettiği iddiasına dayandığı görülmektedir.
Davacı tarafça sözleşmeye göre emirler sınırsız bir süreyle verildiği nedenle, erken kapatmanın ... sözleşmesinin 6.8. maddesine aykırı olduğu iddiası öne sürülmüştür. Ancak söz konusu sözleşme hükmünün, işlem yapılan kontratın
vadesinden daha uzun dönemleri kapsayacak şekilde yorumlanması, vadeli işlem kontratları bakımından mümkün görünmemektedir. Zira söz konusu kontratın doğası gereği belli vadesi bulunmaktadır ve o vade tarihleri geldiğinde, hesap sahibi müşteri herhangi bir işlem yapmasa dahi, kontratlar ilgili borsa veya tezgahüstü kontratı ise yatırım kuruluşu tarafından kapatılacaktır. Eğer finansal yatırımcının niyeti vade uzatmak ise, aynı kontratın daha ileri tarihli olanından tekrar pozisyon açabilir. Başka bir deyişle süresiz ayakta kalan bir emir türü bulunmamaktadır. Yine davacı tarafça, pozisyonların kapatılmasından sonra aynı kontratta aracılık hizmeti verilmemesi de öne sürülmüştür. Yani yatırım kuruluşlarının daha önce sundukları bir kontratı sürekli olarak sunmak zorunda oldukları yönünde bir yaklaşımı bulunmaktadır. Ancak SPK mevzuatında yatırım kuruluşlarının sundukları aracılık hizmetlerine ilişkin olarak, her sermaye piyasası aracına, her zaman aracılık hizmeti vermek zorunda olduğu yönünde zorlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca sermaye piyasası düzenlemelerinde aracı kurumlara müşteri emirlerini kabul etmede ihtiyari yetki tanınmıştır. Aracı kurum müşteri
emrini kabul edip etmemekte serbesttir. Yani aracı kurum tarafından bir dönem bir sermaye piyasası aracında aracılık hizmeti verilmiş olmasının, müşterilere o yatırım kuruluşundan aynı hizmeti sürekli alma bakımından müktesep hak kazandırdığı şeklinde yorumlanması mümkün görünmemektedir. Davacı tarafça, kâr hakkından mahrum bırakıldığı iddiası, sözleşmesinin 6.8. maddesinin; "müşteri kendi takdirine göre emirin geçerlilik süresini tespit edebilir. Emir günlük veya ikinci bir talimatla iptal edilinceye kadar sınırsız bir süreyle geçerli olmak üzere verilmiş kabul edilir. Müşteri, ... ...'in kabul etmesi şartıyla ... ...'e belirli bir tarihte geçerli olacak şekilde emir iletebilir" hükmünü havi olduğuna dayandırarak ileri sürmüştür. Ancak bahsi geçen sözleşme hükmü, yatırım kuruluşuna iletilen emirlerin geçerlik süresine ilişkin olup, söz konusu sözleşmede açılmış olan pozisyonların geçerlik süresi düzenlenmemiştir. Emir sınırsız süre için verilmiş olsa bile, emrin gerçekleştirildiği anda o sınırsız süre biter. Ondan sonra artık emir değil, açık bir pozisyon söz konusudur. Aynı şekilde sözleşmenin 6.10. maddesinde geçen “gerçekleşmiş müşteri emirleri ... ... tarafından iptal edilmez.” hükmü de, emir iptaline ilişkindir. Söz konusu sözleşme hükmünde, işlem iptalinin gerçekleştirilebileceği durumlar düzenlenmiştir. Davalı yatırım kuruluşunun dava konusu eyleminin, bir işlem iptali değil; günlerdir açık olan bir
pozisyonun kapatılması eylemi mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tarafça zarar hesabı, dava tarihi itibariyle yapılmıştır. Oysa ki söz konusu kontratların vadesinin 18/05/2020 olduğu ve 17 gün erken kapatıldığı anlaşılmaktadır. Tazminat talebine konu zarar hesabının ise, kontratların yatırım kuruluşu tarafından kapatılmamış olması durumunda dava tarihine kadar maliyetsiz şekilde sürdürülekmişçesine yapıldığı anlaşılmaktadır. Vadeli işlemlerde vadenin uzatılması amaçlı her kontrat yenilemesinde, ilgili dönem piyasa faiz oranlarına yakın bir fiyat farkı şeklinde, pozisyon taşıma maliyeti ödenmesi gerekmektedir. Yani davacı tarafın tazminat hesabı, türev işlemler piyasasının çalışma prensiplerine uygun bulunmamaktadır. Davacı tarafça, davalı aracı kurumun davacı müşterinin kazanmasını engellemek amacıyla pozisyonu erken kapattığı ileri sürülmüştür. Ancak yatırım kuruluşunun pozisyonu, sadece
komisyon geliri elde eden taraf olmasından ibarettir. Açılan bir pozisyonda karşı taraf, likidite sağlayıcı olabileceği gibi, aynı sırada aksi yönde pozisyon açmayı tercih eden başka bir yatırımcı da olabilir. Dolayısıyla, likidite sağlayıcı bulunan bir pozisyonda, bir taraf zarar ederken, kazanç sağlayan taraf başka bir müşteri de olabilir, likidite sağlayıcı da, ancak o nitelikteki bir işlemde kazanç sağlayan tarafın işleme aracılık eden yatırım kuruluşu olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Zira, dosyada yer alan belgelere göre, aynı dönemde başka yatırım kuruluşlarının da benzer tedbirler uyguladığı görülmektedir. Dosya kapsamında temin edilen bilirkişi raporu ile, ... işlemi yapan genel müşteri olduğu için, müşterinin ... işlemleri konusunda çok emin olması ve iradesinin pozisyonlarını her ne pahasına olursa olsun sürdürmek olması durumunda öncelikle yapması gerekenin, talebe dayalı profesyonel müşteri statüsüne geçme talebini yatırım kuruluşuna iletmesi ve gerekli nitelikleri sağladığının tespiti halinde profesyonel müşteri grubuna dahil edilmesi olduğu tespit edilmiştir. Bu hususa ilişkin olarak SPK mevzuatında, yüksek risk grubundaki bir genel müşterinin ... pozisyonlarının kapatılamayacağı yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Yine bilirkişi raporu ile davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmelerin ve ekindeki formların sermaye piyasası mevzuatına uygun olarak akdedildiği, davacıya uygunluk testi yapıldığı, ... işlemlerinin yüksek riskli olduğu hususunun davacının vukufiyetinde olduğu, davacının sermaye piyasası mevzuatı kapsamında genel müşteri sınıfına dahil olduğu, dava konusu olayda davalı şirket tarafından davacının pozisyonlarının erken kapatılmasında davalı şirkete atf-ı kabil bir kusurun tespit edilemediği tespit edilmiş, mahkememizce de rapora, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması nedeniyle itibar edilmiştir. Netice itibariyle davacı tarafından pozisyonların mevzuata, sözleşmeye ve teamüle aykırı şekilde kapatıldığı, davalı şirket tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığı yönündeki iddiaların, dava konusu işlemlerin mahiyeti, sermaye piyasası mevzuatı ve çerçeve sözleşme hükümleri, ... işlemlerinin özellikleri ile anılan dönemdeki piyasa koşulları dikkate alındığında yerinde ve makul olmadığı, davacının, hesabındaki ... pozisyonunun, müşterisi olduğu yatırım kuruluşu
tarafından iradesi hilafına kapatılması sonucu zarara uğradığı iddiasının da yerinde olmadığı, dolayısıyla somut olayda tazminat koşulları gerçekleşmediğinden, davacının varlığını iddia ettiği kazanç mahrumiyetinin davalıya tahmilinin sermaye piyasası düzenlemeleri kapsamında yerinde olmadığı kanaatiyle, davacı tarafından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85-TL harcın, davacı tarafça yatırılan 253,52-TL peşin harç ve 18.785,25-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 19.038,77-TL'den mahsubu ile fazladan yatan 18.768,92-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(...)'e 1.560,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT 13/4 maddesi gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avanslarının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/12/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.