Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/195
2024/732
3 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/195
KARAR NO:2024/732
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:22/03/2023
KARAR TARİHİ:03/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından diğer davalının yayın sahibi olduğu ... gazetesinin ... — tarihli nüshasında yayınlanan ve aynı gazetenin internet sayfasında ... “üzerinden yayınlanan yazısında davacı ile ilgili olarak ... ... ...'ın ifadeleri referans alarak kendisi de aynı ifadeleri kullandığı dava konusu yazıda davalı tarafından kullanılan “.... ...” ifadeleri ... tarafından sarf edilmemiştir. ...'ın yaptığı programlarda bu minvalde ifadeleri olsa da “... ...'a ..., ... ... ...” ifadeleri davalının kendisine aittir. Bunun yanında aynı yazı içeriğinde “...'dan başka şirketlerin de aynı ürünleri üretmesine lisans vermeyen iktidarın...” ifadeleri ile ...'ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Lideri ...'ın Sayın ... ile akrabalık bağını kullanarak kendisinin şirketinden başka şirketlerin ... üretmesine lisans verilmesini ve üretim yapılmasını engellediğini belirtmiştir. Davalının davacının kişilik haklarına saldırı içeren eylemleri bundan ibaret olmayıp, davalı 19.02.2023 tarihinde ... hesabından ...., programın 00.00-04.51 dakikaları arasında davacı aleyhine aynı mahiyette açıklamalarda bulunmuştur. Davalının iddia ettiğinin aksine davacının ihracat gelirleri ... internet sayfasından ilan edildiği gibi basında da bu rakamlar haber yapılarak ilan edilmiş bilinen bir vakadır. Hatta davalının kendi yazılarını yayınladığı ... gazetesinde de 2021 yılına ait ihracat gelirleri yayınlanmıştır. Buna rağmen davalı ... “...” ifadeleri ile adeta bunun toplumdan saklandığını, burada büyük bir suistimal olduğu algısını yaratmıştır. Oysa basit bir inceleme ile ulaşabileceği bu bilgileri hatta rakamları biliyor olmasına rağmen davacının onur ve saygınlığına zarar vermek maksadı ile kasıtlı olarak bu ifadeleri kullanmıştır. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümüyle Türk Medeni kanununun 24 ve 25 inci maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yaran bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Açıklanan sebeplerle yapılan haberle kişilik hakları zedelenen davacı için manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmekte olduğu tazminat bedeli ile dava konusu yazıdaki yalan ve iftira dolu beyanlar karşılaştırıldığında; Türkiye'nin ...'nde davacı ortaya koyduğu başarıları, ... ve ...'ların tüm özellik ve etkinliğinin dünyaca kabul gördüğü gerçeği karşısında çok düşük kalmaktadır. Bu tazminatlar davacı açısından asla zenginleşme aracı olamaz. Dava konusu uyuşmazlık sebebiyle İstanbul Arabuluculuk Bürosu ... Numaralı Arabuluculuk dosyasında melerinde arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. Davalı taraflar ile yapılan arabuluculuk gi anlaşma sağlanamamış olup, anlaşma sağlanamadığına dair son tutanağı sayın mahkemenize sunuyoruz. Davamızın kabulü ile 250.000,00-TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket, ... ... yayın sahibidir. ... da ... ... yazarıdır. Uyuşmazlık konusu köşe yazısı, diğer davalı ... tarafından kaleme alınmıştır. ... ... ... tarihli yazılı nüshada ve "www. ....com.tr" internet sitesinde yayınlanmış olan "...'ın ... için söyledikleri" başlıklı köşe yazısı sebebiyle karşı taraf kişilik hakları zedelendiği iddiası ile işbu davayı ikame etmişlerdir. Davacının ikame etmiş olduğu işbu dava, hukuka aykırı ve mesnetsiz olup davanın reddi gerekmektedir. Öncelikle olaydan bahsetmek gerekirse ...Genel Başkanı ..., 16.01.2023 tarihinde katılmış olduğu bir televizyon programında ... ve ... üreticisi ... şirketiyle ilgili “Devletin hemen hemen bütün imkanları, bütün © yardımlar, devletin bütçesinden doğrudan aktarılan kaynaklar, ...'a veriliyor. Bu proje “Kutsal, dokunulmaz' hale getirildi. Kusura bakmayın. dokunacağız tabi ki.” şeklinde açıklama yapmıştır. ...'ın bu açıklamasından sonra davalı ..., uyuşmazlık konusu köşe yazısında da bu açıklamalara değinmiştir. Sayın mahkemenizce de incelendiğinde anlaşılacaktır ki, köşe yazısının hukuka uygunluk sınırları içerisinde kalınarak kaleme alındığı, iftira içerikli ve yahut kişilik haklarını ihlal edecek hiçbir itham, ifade, yazı içeriğine yer verilmediği, tamamıyla görünürdeki gerçekliğe uygun ve güncel olaylara dayanılarak kamu yararı bulunduğu aşikardır. Bahse konu köşe yazısında ...Genel Başkanı ...'ın açıklamalarına yer verilmiş olup köşe yazısının tamamında da hukuka aykırı hiçbir ibare bulunmamaktadır. Davalı hukuka uygun bir şekilde basın ilkelerine uyarak ifade özgürlüğü çerçevesinde kaleme almış olduğu yazının, karşı tarafın kişilik haklarını ihlal ettiğini kabul etmemiz mümkün değildir. Dava dilekçesinde ayrıca, ... adlı programında davalı yapmış olduğu konuşmaların da kişilik haklarına saldırı içerdiği iddia edilmiştir. Ancak bahsedilen konuşmada, ... ... A.Ş.'nin yapmış olduğu bağıştan bahsedilmiş ve davalının konu ile ilgili görüşlerini sunmuştur. ... ... A.Ş.'nin, ülkemizde savunma sanayi adına geliştirdiği ve sunduğu makineler hakkında getirmiş olduğu yeniliklere hiçbir diyeceğimiz bulunmamaktadır. Ancak bu durum, ... ... A.Ş.'nin hiçbir şekilde eleştirilemeyeceği, sorgulanamayacağı anlamına gelmemektedir. İfade ve basın özgürlüğü sınırları içerisinde tabi ki sorgulanabilir ve eleştirilebilir. Davalı da bu bilinç ile ülkemizde oldukça ismi geçen şirket hakkında düşüncelerini hukuka uygun bir şekilde dile getirmiştir. Kaldı ki, köşe yazısında geçen iddialar yalnızca davalıya ait olmayıp bu konuda diğer haber kuruluşları tarafından da çok kez haber yapılmıştır. Bu sebeple, iddiaları davalının ortaya atmış gibi göstererek kendisinden fahiş miktarlı tazminat talep etmek kötü niyetli bir davranış olup kabulü mümkün değildir. Davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde "...'dan başka şirketlerin de aynı ürünleri üretmesine lisans vermeyen iktidarın..." ifadesinin ... ile ... arasındaki .... ... kullanarak kendisinin şirketinden başka şirketlerin ... üretmesine lisans verilmesini ve üretim yapmasını engellediğini belirtmiş olsa da köşe yazısının incelenmesiyle de anlaşılacaktır ki davalı yazı içerisinde böyle bir iddiası bulunmamaktadır. Basın Kanunu'nda yer alan haber verme hakkına, basın ve ifade özgürlüğüne dayanarak köşe yazısı sunulmuştur. Basın Kanunu'nda da basının hür olduğu, bilgi edinme, yayma eleştirme, yorumlama, eser verme haklarını içerecek şekilde kullanılacağı belirtilmiştir. Basın mensuplarının haber konusu olarak değerlendirdikleri olayları kendi düşünceleri doğrultusunda açıklama, eleştirme, yayma ve yorumlama hürriyetine sahip oldukları, yorum yaparken rahatsız edici, sert, çarpıcı, şoke edici, kaba üslup kullansa bile hakaret boyutuna ulaşmayacağı hakkında Yargıtay Kararları mevcuttur. Yine ağır nitelikteki eleştirilerin bile kişilik haklarına yönelik saldırı olarak nitelenmemesi gerektiği iç hukukumuzun bir parçası haline gelen ...'nde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında da önemle vurgulanmaktadır. Dava konusu haberlerde basın ve ifade özgürl inün sınırların aşılmadığı, kişilik haklarına herhangi bir saldırı yapılmadığı açıktır. Kaldı ki Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre; haber veya eleştiri objektif oldukça, doğru vakıalara dayandıkça, doğru bir amaca yönelik bulundukça, şeref ve haysiyeti rencide etse bile, sorumluluk söz konusu edilemez, lik hakkı ihlaline sebebiyet veren bir köşe yazısı varit değildir. Gerçeklik, güncellik, kamusal yarar ve toplumsal ilgi ile biçim ile içerik bir hukuka aykırılıktan bahsedilemez. Tüm bu açıklamalar muvacehesinde; arasındaki düşünsel bağ kriterleri açısından ifade ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde, hukuka uygun ve Basın Kanunu, Anayasa ve ... korumasından yararlanacak bir köşe yazısı söz konusudur. Keza davalının yayın sahibi olduğu ... ..., görünürde gerçekliğe uygun haberleri, yayıncılık ilkeleri, ..., Anayasa ve basın kanunu çerçevesinde ve yayın politikasına uygun olarak yayınlamış ve bu minvalde gerek Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına gerekse basın ve ifade hürriyetinin sınırlarına riayet ettiği mahkemenize izahtan varestedir. Yukarıda arz edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; Haksız ve hukuka aykırı işbu davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, Ön inceleme duruşmasının 12/09/2023 günü saat 09:00''da yapılmasına, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verilmiştir.
Mahkememizce 12/09/2023 tarihli ara karar ile dosyanın davacı yanca sunulan USB bellek içerisindeki yayınların dökümü için dosyanın bilirkişiye tevdi ile rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.
06/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Usb bellek içerisinde bulunan ...'ın ... Olduğu görülmüştür. Programda karşılıklı konuşma yapan kişilerin isimlerinin ekranın alt ında yazılı olduğu, programda ... ve ...'nun karşılıklı konuştukları, videodaki konuşmalara şekilde yazıya aktarılmıştır. çözümler yukarıda ayrıntılı bir Usb bellek içerisinde bulunan ...'da Podcast adlı ses kaydında ise konuşmanın içeriğinden ve kendilerini tanıttıkları isim olarak programın sunucusunun ... olduğu, programdaki konuğunun ise ... olduğu ses kaydının içeriğinden anlaşılmıştır. Ses kaydına ait tüm konuşmalar yukarıda ayrıntılı bir şekilde yazıya aktarılmıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi"nin 17/06/2021 tarih, 2021/24920 esas ve 2022/15849 karar sayılı ilamında; "....İlk Derece Mahkemesince; davaya konu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek bir yoruma yer verilmediği, haber başlığında kullanılan "...?" ibarelerinin tek başına hakaret niteliğinde bulunmadığı, davalının yazısında "...?, ...." şeklinde ifadeler ile güvenilir bir kaynaktan araçların arızalı olduğunu öğrendiğini belirttiği, davalının duyumu doğrulatma sürecinde davacı firma yetkililerinden söz konusu bilgilerin gerçeği yansıtmadığı yanıtını aldığı, duyumla ilgili yanıtı almasına ve yayınlamasına karşın yazısının başlığında “...” ifadesini kullandığı, davacının kişilik haklarına saldırı kastıyla hareket edilmediği, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, haber başlığı ile öz arasındaki denge gözetildiğinde haber başlığındaki skandal ibaresinin daha fazla okuyucu sayısına ulaşmak için kullanıldığının değerlendirildiği, davalı yönünden manevi tazminat şartlarından kasıt unsurunun bulunmadığı ve davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş; bölge adliye mahkemesince; davaya konu yazıda davacı hakkında sarf edilen skandal, davacı firma tarafından ...'na...'sinin arızalı olduğu, davacı firmanın talebe rağmen arızayı gidermediği, firmanın yöneticisinin ...'nın... nedeniyle ... Dairesinin de bu konuda sessiz kaldığı şeklindeki ifadelerin düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkının sınırlarını aştığı, yayında yer alan isnadların küçük düşürücü nitelikte, ağır ve rencide edici olduğu, iddiaların maddi olgulara dayanmadığı, olgu isnadı biçiminde kesin yargı içeren bu haberler basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi, davalı tarafça habere dayanak yapılan belgeler dosyaya sunulmamış olup bu itibarla doğrudan davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle kişilik hakları saldırıya uğrayan davacı yararına 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın haberin yayınlandığı 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir... Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre tarafların yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince onanmasına,.." şeklinde karar verilmiştir.
Benzer şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 08/05/2024 tarih, 2022/3871 esas ve 2024/1715 karar sayılı ilamında; "... Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.. Somut olaya gelince; Davaya konu haberde, davacılar hakkında sarf edilen ifadelerle düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkı sınırlarının aşıldığı, haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı anlaşıldığından bu husustaki davalılar vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir... 6098 sayılı TBK’nın 58. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan sebeple ri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; olayın meydana geliş biçimi, davalının eylemi, eylemin davacı üzerindeki etkisi, olay tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın olay tarihindeki alım gücü ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı yerindedir. Manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf istemi bu sebeple yerinde değildir..." şeklinde karar verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 08/05/2024 tarih, 2022/3871 esas ve 2024/1715 karar sayılı ilamı). Bu nedenledir ki davalı taraf söylemelerinin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu anlaşılmakla; davanın kısmen kabulü ile; 20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
20.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 1.366,20-TL nispi karar harcının, peşin alınan 4269,38-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.903,18-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA
4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 20.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 20.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan dava açılarken yatırılan toplam 1.571,70-TL (179,90-TL BVH, 25,60-TL VSH, 1.366,20-TL karar harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.357,50-TL (357,50-TL tebliğler ve posta, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 188,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00-TL’nin davadaki kabul ve red oranına göre; 2.944,00-TL ‘sının davacıdan, 256,00-TL’sının davalıdan alınarak, hazineye GELİR KAYDINA,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/12/2024
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.