Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/449
2025/106
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/449 Esas
KARAR NO : 2025/106
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 02/07/2021
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil ..., davacı müvekkil şirket ... şirketinin yetkilisi olup söz konusu şirket kapsamında ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkil davacılar tarafından 2017-2018 yılında dava konusu icra takibine dayanak gösterilen sahte senetlerde lehtar olarak görünen dava dışı ... firması ile bir takım ticari ilişkiler içerisinde bulunmuş ve bu doğrultuda aralarında gerçekleşen ticari faaliyetlere istinaden senet vermiş ve daha sonrasında söz konusu senetlerin tamamını ödendiğini, müvekkilleri ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden sonra, dava dışı ... firmasının yaşadığı ekonomik sıkıntılar sebebiyle piyasaya yüklü miktarlarda borçlandığı ve daha sonrasında iflas ettiği müvekkiller tarafından öğrenildiğini, dava konusu İcra takibinde dayanak gösterilen senetlerde yer alan imzalar müvekkillerine ait olmayıp söz konusu imzalar, hakkında tarafımızca suç duyurusunda bulunan dava dışı ... firması tarafından sahte olarak atılmış ve bu yolla oluşturulan sahte senetler ciro yoluyla piyasaya sürüldüğünü, böylece müvekkilleri aleyhine başlatılan ve işbu dava konusunu teşkil eden takip dayanağı sahte senetlerde yer alan imzaların müvekkili davacılara ait olmadığından, müvekkil davacıların borçlu olmadığının tespiti gerektiğini belirterek, müvekkillerin telafisiz imkânsız zararlarının önüne geçilmesi adına ve takibe konu senetlerin sahteliği nedeniyle HMK 209. maddesi kapsamında yargılama neticesinde verilecek hüküm kesinleşene değin ... 7. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasındaki icra takibinin tensiben teminatsız olarak ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, ... 7.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından davacı müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve takibe müstenit senetlerin iptaline, davalının haksız ve kötüniyetli icra takibi neticesinde takip konusu alacağın %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip kesinleştikten sonra müvekkili tarafından yapılan işlemler sonunda tarafın henüz maddi hiçbir zarara uğratılmamıştır. Hatta bahse konu mahkemenizde ki dava açılmadan önce müvekkil, ... 7. İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı sayılı dosyadaki geçmiş ve gelecek faizlerden feragat ettiği için huzurdaki davada bu kısmı konusuz bıraktığını, hatta faizden feragat sebebiyle artan bir icra takibi miktarı da mümkün olmadığından davalının maddi olarak artan zararının da mümkün hale gelmediğini, icra takibi kesinleştikten sonra yapılan işlemlerde faizin yanlış işletildiğinin taraflarınca henüz zarara uğramamış olan davalı için takip kesinleştikten sonra fark edildiğinden ve henüz zarara uğramamış davalının zarara uğramamasının sağlanması gerektiğinden, müvekkili firmanın bütün geçmiş ve gelecek faizlerden bahse konu huzurdaki dava açılmadan önce feragat ettiğini, davalı tarafı herhangi bir haksız zarara uğratmamak için yalnız senet alacaklarıyla beraber takibe devam edildiğini, davacıların, 2017 ve 2018 yılında, dava konusu icra takibine dayanak gösterilen ve sahte olduğu iddia edilen senetlerde lehtar olarak görünen dava dışı ... firması ile bir takım ticari ilişkiler içerisinde bulunduğunu ve bu doğrultuda aralarında gerçekleşen ticari faaliyetlere istinaden senet verdiğini ve bu senetlerin tamamını ödediğini iddia etmiş ise de , ne bahsedilen ticari faaliyet ile alakalı, ne dava dışı Hay asansöre verilen senetlerle alakalı, ne de ticari faaliyet sonunda yapılan ödemelerle alakalı hiçbir bir delil sunmadığını, davacı taraf ile müvekkilinin davacı tarafa icra takibi başlatılmadan önce ticari iş karşılığı hay asansörden cirolanarak alınan senetlerin ödemesi için iletişime geçildiğini, hatta bu süreç içinde senetlerin 1 tanesi ödenmiş ve bu ödenen senetin bir kısmı davacının isteği üzerine senet yırtıldıktan sonra davacı tarafa mesaj olarak gönderilmiş ancak hem borcu bilen hem senetleri gören, hem imzayı herşeyden önce gören bir miktar ödeme yapan davacının, icra takibinin başlamasından önce veya sonra herhangi bir itirazda bulunmadığını, bahsi geçen ... 7. İcra Müdürlüğü ... esas numaralı dosyasındaki senetlerle alakalı müvekkil firma senetlerin üzerindeki imzanın sahteliğini kontrol edecek konumda olmayıp , daha sonrasında davalı ile iletişime geçtiklerinden takip öncesi davalının ödemeyi kabul etmesi, hatta senetlerden 1 adedini ödedikten sonra resminin çekilip kendisine gönderilmesi ve borcun bir kısmını ödemesi daha sonra da maddi durumu sıkışık olduğu için ödemelerin geciktiğini ancak maddi durumu yerine gelince ödeyeceğini söylemesi sebebiyle senetlerin sahteliği hakkında müvekkil firmada şüphe oluşturmadığından, müvekkili firmanın ticari faaliyet kapsamında ödeme talep ettiğini, çünkü sahteliği hakkında iletişime geçilmesine rağmen davacı tarafın hiçbir itirazda bulunmadığı için davacı tarafa ait olan senetler olarak anlaşıldığını ve o şekilde ödeme talep ettiğini, daha sonrasında davacının ödemeyi kabul etmesi ve parça parça ödeme yapmaya başlaması, hatta senetlerden birinin resmini görmesine rağmen hiçbir şüpheli durum belirtmeyen davacı tarafa karşı ticari iş sonucunda bulunan borcu sebebiyle icra takibi başlatıldığını, tüm bunlara rağmen icra takibi başladıktan ve icra takibi kesinleştikten sonrasına kadar hiçbir itirazda bulunmayan davalı tarafa karşı , her ne kadar davacının senetlerin sahteliği hakkında ve dava dışı Hay Asansörün piyasaya birçok firmaya sahte senetler sunduğuna dair iddiaları olsa da müvekkile herhangi bir bulgu ve emare gösterilmediğinden, takibe devam edildiğini, ancak ... Cumhuriyet Başsavcılığı ...Soruşturma numaralı dosyasından haberdar olduktan sonra da davacıların haksız bulunabileceği ihtimaline karşı da icra takibinden vazgeçilmediğini, davacıların iddialarının tamamının dayanaksız olduğunu ve sadece yanlış duyumlardan ibaret olduğunu belirterek, davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava konusu uyuşmazlık, ... 7. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasındaki takip dayanağı borçlusu ... olan 18/09/2018 düzenleme, 30/03/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/04/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/05/2019 ödeme tarihli, 4.875,00 TL bedelli bonoların altındaki imzaların davacıya ait olup olmadığı, takip nedeniyle davacıların davalıya borçlu olup olmadığı ve tarafların İİK'nun 72/4-5. Maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyecekleri hususlarına ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, ... CBS'nın... soruşturma sayılı dosyası, nüfus kayıt örneği, ticaret sicil kaydı, imza örnekleri, ATK raporu ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 173/2. maddesi uyarınca senet borçlusu ...'ya borçlusu ... olan 18/09/2018 düzenleme, 30/03/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/04/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/05/2019 ödeme tarihli, 4.875,00 TL bedelli bonolar gösterilerek sorulan sorulara " Bana göstermiş olduğunuz 3 ayrı senet altındaki ödeyecek kısmında bulunan imzalar bana ait değildir, ben şahıs şirketim üzerinden ... San. Tic. Ltd. Şti ile ticaret yaptım bu ticaret kapsamında farklı tarihlerde senetler verdim, ancak bana göstermiş olduğunuz senetlerin düzenleyip vermedim, bu senetleri kabul etmiyorum altındaki imzalar bana ait değildir." şeklinde isticvapta bulunmuştur.
Dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine tevdi ile hazırlanan 19/09/2022 tarihli ATK raporunda, inceleme konusu senetlerde atılı basit tersimli borçlu imzaları ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...'nun eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın imza ve yazı incelemesi konusunda uzman grafoloji üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; borçlusu ... olan 18/09/2018 düzenleme, 30/03/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/04/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/05/2019 ödeme tarihli, 4.875,00 TL bedelli bonoların altındaki imzaların davacı ...'ya ait olup olmadığı hususlarında hazırlanan 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda; dosyada bulunan üç adet kasa evrakı mevcut olup bunlardan ikisinin mukayese belgeler olduğu, Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen tarafımıza teslim edilen mukayese belgelerin kasa evraklarında mevcut olmadığı, ... düzenlenme tarihli, ... yevmiye numaralı İmza Beyannamesi, ... Bankasına ait Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi, ...Bankasına ait Bireysel Müşteri Sözleşmesi, İstiktab Tutanakları, ... adına düzenlenmiş Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı fotokopisi, ... Bankasına ait belge fotokopisi, ...düzenlenme tarihli, ... yevmiye numaralı Vekaletname fotokopisi, ... düzenlenme tarihli, ... yevmiye numaralı Vekaletname fotokopisinin temininden sonra rapor verilebileceği bildirilmiştir.
Davacı vekili tarafından ...'ya ait kimlik fotokopisinin okunaklı bir suretinin dosyaya ibrazı sonrası dosyanın rapor hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile borçlusu ... olan 18/09/2018 düzenleme, 30/03/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/04/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/05/2019 ödeme tarihli, 4.875,00 TL bedelli bonoların altındaki imzaların davacı ...'ya ait olup olmadığı hususlarında hazırlanan 18/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; inceleme konusu, 30.03.2019 ödeme tarihli 5.000 (beş bin) TL bedelli bir adet senet, 30.04.2019 ödeme tarihli 5.000 (beş bin) TL bedelli bir adet senet ve 30.05.2019 ödeme tarihli 4.875 (dört bin sekiz yüz yetmiş beş) TL bedelli bir adet senet olmak üzere 3 adet senette yer alan ... adına atfen atılan imzalar ile ...'ya âit mukayese imzaları yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü (Resim 4, 5), genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde imzalara arasında uygunluk ve benzerlik saptanması nedeni ile tetkik konusu imzaların ...'nun eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
13/02/2025 tarihli celsede ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasının tetkikinden, doosyanın henüz derdest olduğu, fail ya da faillerin belirlenmesine yönelik çalışmaların halen devam ettiği ancak esaslı bir ilerleme kat edilemediği ayrıca işbu dava dosyası kapsamında alınan imza incelemesine dair 18/11/2024 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi raporunun uyumlu olduğu gözetildiğinde soruşturma neticesinde verilecek kararın davacının davalıya karşı olan sorumluluğuna etki etmeyeceği bu bağlamda yürütülen soruşturmanın sonuca etkili olmasının beklenemeyeceği, soruşturma işlemleri ile ceza muhakemesi işlemlerinin işbu dava dosyasına makul sürede etki göstermeyeceği değerlendirilmekle; adil yargılanma hakkının bir şubesi olan makul sürede yargılanma hakkına halel getirmemek ve taraflar açısından hak kaybına yol açmamak amacıyla soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... E.,... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas...Karar ...Esas ...Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı)
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu borçlusu ... olan 18/09/2018 düzenleme, 30/03/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/04/2019 ödeme tarihli, 5.000,00 TL bedelli, 18/09/2018 düzenleme, 30/05/2019 ödeme tarihli, 4.875,00 TL bedelli bonolarda davacıya atfen atılı bulunan imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda bono asılları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 19/09/2022 tarihli ATK raporunda bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğu bildirilmiş, anılan ATK raporu ile ceza soruşturma dosyasına alınan bilirkişi raporunun çelişki arz etmesi ve taraf vekillerince ATK raporuna itiraz edilmesi üzerine dosya grafoloji alanında uzman üçlü bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, bilirkişi heyetince düzenlenen 18/11/2024 tarihli bilirkişi raporda ise inceleme konusu, 30.03.2019 ödeme tarihli 5.000,00 TL bedelli bir adet senet, 30.04.2019 ödeme tarihli 5.000,00 TL bedelli bir adet senet ve 30.05.2019 ödeme tarihli 4.875,00 TL bedelli bir adet senet olmak üzere 3 adet senette yer alan ... adına atfen atılan imzalar ile ...'ya âit mukayese imzaları yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde imzalara arasında uygunluk ve benzerlik saptanması nedeni ile tetkik konusu imzaların ...'nun eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan 19/09/2022 tarihli ATK raporu ile 18/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporlarının birbiri ile uyumlu olmaları, denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olmaları gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporlarına itibar edilmiştir. 18/11/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporuna davacı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davacı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir.
Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davalı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen senetlerin altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu hususunu ispat ettiği, davalının ise aksini ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine, karar verilmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına karar verilmediğinden yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkrasındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. fıkrasındaki koşullar oluşmadığından reddine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 254,03-TL peşin harç ile 89,02-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 272,35-TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 11.400,00-TL bilirkişi ücreti olan yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 14.875,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, davacının ve taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle(40.000,00 TL'yi aşmadığından) KESİN olmak üzere karar verildi.13/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.