Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2019/258
2024/780
10 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/258 Esas
KARAR NO : 2024/780
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/05/2019
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkilinin davalı şirketinin azınlık pay sahibi olduğunu, çoğunluk pay sahibi şirketin pay sahiplerine eşit muamele, şeffaflık ve hesap verilebilirlik İlkelerini görmezden gelerek azınlığın haklarını kısıtlayıcı ve zarar verici şekilde yönettiğini, müvekkilinin pay sahipliği haklarının ihlali nedeniyle farklı yıllara ilişkin bilgi alma ve özel denetçi talepli davalar açmak zorunda kaldığını, şirketi yöneten çoğunluğun bu süreçte azınlık pay sahibi ...'nun pay sahipliği haklarını daha da kısıtlamak amacıyla sermaye artışı yoluna gitmeye karar verdiklerini, önce 21.06.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında şirket sermayesi, 3.750.000 TL'den 9.500.000 TL' ye çıkanldığını, sermaye artırım kararının birden çok hukuka aykırılık ile sakat olduğundan davacı tarafından iptal davası açıldığını, dava dosyasının halen ... 18. Aslîye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, davalı şirketi yöneten çoğunluk yargı denetimine başvurulmuş İhtilaflı bir sermaye artırım kararının varlığına rağmen tekrar sermaye artırım kararı alarak, davacının şirketteki paylannı azaltma stratejisine devam etmekte olduklarını, davalı şirketi 06.02.2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunda çoğunluk oyları ile tekrar sermaye artırım kararı alındığını ve şirket sermayesinin 25.000.000-TL'ye çıkarıldığını ve 14.03.2019 tarihinde tescil edildiğini, davacnın olağanüstü genel kurula vekilleri vasıtasıyla katılarak sermaye artışına ilişkin müzakerelere katılıp olumsuz oy kullandığını, 06.02.2019 tarihli genel kurul toplantısının 3. gündem maddesinde alınan sermaye artırım kararının dürüstlük kuralı, sakınarak karar alma ilkesi ve ortak menfaatlerinin gözetilmemesi nedeniyle hukuka aykırı bir karar olması nedeniyle iptali gerektiğini, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına şirket denetçisinin katılmamasının mevzuata aykırı olduğunu ve davalı şirketin öz varlığını güçlendirmesini sağlayacak başka imkanlar varken nakit sermaye artırım kararı alınması dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu,dava konusu Olağanüstü genel Kurul toplantısında, davalı şirketin 7144 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerden yararlanarak şirketin gayrimenkulIerini yeniden değerleme hakkını kullandığını, ancak bundan doğan değer artışını şirketin özvarlığını güçlendirmek yerine, bu meblağı, şirketin gelir tablosunda olağanüstü gelir ve karlar kalemine kaydedildiği anlaşıldığını, şirket yönetimi bu uygulamasını şirket ...'sinin onayı ile açıkladığını, kritik olan hususun, bu uygulamanın mali kurallara uygun olup olmadığının değil, Riskin Önlenmesi Komitesi tarafından acil sermaye ihtiyacı olduğu belirtilen bir şirketin, devletin tam olarak şirketlere öz sermaye güçlendirme fırsatı vermek için çıkardığı bir düzenlemeden yararlanmaması olduğunu, şirketi yöneten çoğunluğun, Geçici Madde 31(c) bendinde yer alan "Pasifte özel bîr fon hesabında gösterilen değer atışı tutarının, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı,dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulur."şeklinde düzenleme gereği pasife özel bir fon hesabına gösterilmesi gereken 5.450.537,49-TL tutarındaki değer artış tutarını ilgili dönemde "Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar" hesabına nakledilmesine karar verilmesini, şirketi ilgili dönem kazancı ile İlişkilendirilmeksizin değer artış tutarı üzerinden %22 Kurumlar Vergisi (1.199.118,25-TL) Ödemek zorunda bırakıldığı ve kararın ne şirkete nede ortaklara bir faydasının olmadığını, öncesinde de Geçici madde 31 uygulaması ile ortaya çıkan değer artış tutarı üzerinden ayrıca ... olan %5 (272.526.874,45 TL ) ek vergi de ödendiği düşülürse, şirket yönetimi ilgili dönemde 5.450.537,49 TL "Olağandışı Gelir ve Kar" gösterebilmek için şirketi toplamda 1.471.645,12TL {%27 ye denk gelir) gereksiz bir vergi yüküne soktuğunu, ekonomik bir mantığı olmayan uygulamanın tek amacı azınlık pay sahibi davacının mevcut payını daha hızlı ve daha az tutarda nakit sermaye artışına gerek duyarak eritmek çabası olduğunu, dava konusu sermaye artırım kararının dayanağı olan 30.09.2018 tarihli bilançoya bakıldığında, şirket komitesinin sermaye artırım gerekçesi olarak gösterdiği kısa vadeli borçlar sorununun da rasyonel bir şekilde ele alınmadığı görüldüğünü, bilançoda yer alan yarı mamullerin stok değeri 30.09.2018 itibarı ile 35.402.035,86 TL olduğu, aynı dönem itibarı ile Dönen Varlıklar Toplamının %57'sinin Aktif Değerinin ise %39'u olduğunu, bağımsız denetim raporunda sözleşmeden doğan alacaklar olarak değerlendirildiğini, şirketin yüksek yarı mamül stoğu olmasına rağmen, kısa vadeli borçlardan kaynaklanan bir sermaye artırım ihtiyacı varsa, o halde bilançoda yer alan stok değeri gerçeği yansıtmadığını belirterek; davalı ...A.Ş'nin 06.02.2019 tarihli genel kurul toplantısının 3. Gündem maddesinde alınan sermaye artırım kararının yasa ve dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeniyle, TTK 445. Maddesi gereğince İPTALİNE, ayrıca hiçbir hukuki delile dayanmaksızın anılan sermaye artırım kararına ilişkin tescilin kaldırılması gerektiğini, genel kurul toplantısına müvekkili şirket denetçisinin katılmadığım, bu durumun genel kurul kararının hukuka aykırılığını koyduğunu, şirket öz varlığını artırabilecek başka imkanlar varken nakit sermaye artırımına karar verilmesinin dürüstlük kurallarına aykın olduğunun, dava konusu kararın ticaret siciline tescilinin, pay sahipleri ve şirketle çalışan üçüncü kişiler bakımından geri dönülemez sonuçlar doğuracağından olağanüstü genel kurul kararının ticaret siciline tescilinin kaldırılması veya TTK m. 32{4) uyarınca geçici tescil haline dönüştürülmesi yönünde HMK m. 389 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; sermaye artırımına İlişkin genel kurul toplantısına denetçinin katılmamasının hukuka aykırılığa yol açmadığını, bu durumun genel kurul kararının geçerliliğini etkilemediğini, bu doğrultuda genel kurul kararının denetçi yokluğundan bahisle hukuka aykırılığının İddia edilmesinin mümkün olmadığını, sermaye artırımının ara bilançodan yapıldığını, denetçinin görev alanı dışındaki artırımda yokluğu nedeniyle hukuka aykırılığın iddia edilemeyeceğini, denetçi yokluğundan doğan hukuka aykırılık iddialarının, VUK. hükümleri uyarınca hazırlanan 30.09.2018 tarihli bir ara bilanço esas alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımı işlemi ile hiçbir hukuki bağlantısının olmadığını, ihtilaf konusu genel kurul toplantı tutanağının tetkiki neticesinde de görüleceği üzerinde davacı tarafından denetçinin toplantıya katılımı talep edildiği ancak bahsi geçen talebin bizzat denetçi tarafından görev tanımına giren bir durumun söz konusu olmaması nedeniyle reddedildiğini, TTK' ya göre genel kurul kararının denetçi yokluğunda alınması kararın geçersizliğe yol açmadığını, davalı ...A.Ş'nin denetçi seçiminde hukuka aykırılığın olmadığını, davalı ... A.Ş'nin sermaye artırımı yaparak öz kaynağını güçlendirdiği, davacının iddialarının kanuna aykırı ve muhasebe tekniği açısından hatalı olduğunu, sermaye artışının davalı ... Tic. A.Ş'nin acil sermaye ihtiyacından kaynaklandığı ilgili dönem finansalları ve riskin erken saptanması komitesi raporlarının bu gerçeği doğruladığını,- Maliye Bakanlığı'nın söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak hazırladığını, ... tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 500 Sıra No'lu VUK Genel tebliğinde yeniden değerlendirmemin nasıl yapılacağı belirlenmiş ve uygulama kapsamında mükelleflere yeniden değerleme sonucu ortaya çıkan değer artışını sermayeye ilave dışında başka bir hesaba nakletmek konusunda bir seçim hakkı tanıdığını, davalı şirkette söz konusu kanun ve tebliğ hükümleri doğrultusunda, yeniden değerlemeden gelen 5.450.537,49-TL tutarındaki değer artışını, ilgili dönem fınansallarını dikkate almak suretiyle ve şirket YMM'sinin de onayı ile "İle 679 Diğer Olağan Dışı Gelir ve Karlar" hesabına nakledildiği ve bu suretle dönem net zararın azaltarak öz kaynağını kaydı olarak güçlendirdiğini, davacılar adeta 20.000.000-TL nakit artışı ile 5.450.537,49 TL kaydi artışı eşdeğer sayısal büyüklüğe indirgediği, aradaki yaklaşık 15 milyon TL'lik nicel farkı ve aradaki niteliksel farkı (nakdi ve kaydı) göz ardı etmeyi tercih ettiğini, tüm bunların yanı sıra, davalı ... A.Ş'nin dava konusu sermaye artırımına dayanak aldığı 30.09.2018 tarihli bilanço ve gelir tablosunda da görüleceği üzere kambiyo zararları 22.616.031,03 TL'ye, kısa vadeli mali borçları 3.728.379,40 TL'ye, uzun vadeli mali borçları ise 41.620.546,05 TL ye ulaştığını, müvekkili şirketin ortağı ... tarafından da sürekli olarak ortaklar cari hesabı işletilmek suretiyle...Tic. A.Ş'nin fonlanmaya çalışıldığını, 30.09.2018 tarihli fınansallarda görüleceği üzere ortaklara borçlar hesabının bakiyesinin 12.476396,73 TL olduğunu, yüksek tutardaki kambiyo zararları ve mali borçlara karşılık, ... A.Ş'nin 30.09.2018 tarihi İtibariyle kasa ve banka hesaplarının bakiyesinin toplamda 339.098,11-TL olduğu ve mali borçları ile kasa ve banka hesaplan a/asında bu kadar büyük bir farklılık bulunan bir şirketin nakit İhtiyacı olmadığının mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacının dilekçesinde yer ettiği yari stok mamullerinin stok değerinin yüksek olması nedeniyle davalı şirketin kısa vadeli borçları için kaynakların yeterli olduğunu, yan mamullerin kısa sürede faturalanacak mamuller olarak şirkete gelir getirir nitelikte olduğu iddiasının da gerçeklikten uzak olduğunu, doktrin ve Yargıtay görüşleri ile doğrulandığı, iş bu davaya konu olan sermaye artırımı kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğunu, şirketin gerçek ihtiyacını ve menfaatini yansıttığını belirterek; asılsız, mesnetsiz, hukuki temelden yoksun davanın reddine, TTK m.451 kapsamında kötü niyetle genel kurul kararının iptaline talep eden davacının davalı şirketin bu nedenle uğradığı zararlardan sorumlu tutulmasına, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; davalı ...nin 06/02/2019 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 3.gündem maddesinde alınan sermaye artırım kararının iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı ...nin 06/02/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 3.gündem maddesi ile alınan sermaye artırım kararının gerekli olup olmadığı, kanuna, esas sözleşmeye, iyi niyet kurallarına uygun olup olmadığı, genel olarak davacının istemlerine ilişkin koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarında olduğu anlaşılmıştır.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, Ticaret İl Müdürlüğüne yazılan yazıya cevap verildiği, 06/02/2019 tarihli genel kurul toplantı tutanağının, hazirun cetveli ile gündem ve diğer belgelerin onaylı örneklerinin gönderildiği, davalının sicil kayıtlarının dosyaya eklendiği, 10 no lu tensip ara kararı gereğince davacı tarafça yönetim kurulu üyelerinin isim ve adreslerinin bildirilmediği, bu nedenle de Türk Ticaret Kanununun 449.maddesi gereğince davacının tedbir istemine ilişkin yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının alınmamış olduğu, yine tesnsip 9 no lu ara kararı gereğince Türk Ticaret kanununun 448.maddesi gereğince işlem yapılıp yapılmadığı yönünde her hangi bir beyanda bulunulmadığı, kayıt belge sunulmadığı anlaşılmıştır.
Davalı şirketin dava tarihi itibariyle ticaret sicilinde kayıtlı yasal ikametgahının (şirket merkezinin) mahkememizin yargı yetkisinin bulunduğu idari sınırlar içinde kaldığı saptandığından, uyuşmazlığın çözümünde HMK. nun 14/2 ve 6102 Sayılı TTK.nun 445. maddesi hükmü gereğince mahkememiz kesin yetkili olduğu, Davacıların davalı şirketin hissedarı olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi ,dava 06/02/2019 tarihinde yapılan Genel kurulun iptali istemi olup davanın 06/05/2019 tarihinde açılmış olduğu bu kapsamda TTK 445.maddesinde öngörülen hak düşürücü nitelikteki 3 aylık süre içerisinde davanın açıldığı tespit edilmiştir.
...18.Asliye Ticaret Mahkemesinin...esas sayılı dosyasının bir örneğinin celp edildiği, yapılan inceleme de elde ki davanın tarafları arasında davalı ...nin 21/06/2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısının 4.gündem maddesi ile alınan sermaye artırım kararının iptaline ilişkin dava olduğu, davanın kabulüne karar verilip hükmün 03/07/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak Bilirkişi Mali Müşavir ... ve Mali Müşavir ... tarafından düzenlenen 27/12/2019 tarihi bilirkişi raporu,Mali Müşavir ... ve Mali Müşavir ..., ... tarafından düzenlenen 10/06/2020 tarihi bilirkişi ek raporu, dosya kapsamına ibraz edilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu ile Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
TTK 445. Maddesinde " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." denilmektedir.
TTK 462. Maddesinde " Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrılmış ve belirli bir amaca özgülenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynaklardan artırılabilir.
Sermayenin artırılan kısmını, iç kaynaklardan karşılayan tutarın şirket bünyesinde gerçekten varolduğu, onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun[1] vereceği açık ve yazılı bir beyanla doğrulanır. Bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmiş olduğu takdirde, yeni bir bilanço çıkarılması ve bunun yönetim kurulu[2] tarafından onaylanmış olması şarttır.
Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir. Artırım genel kurul veya yönetim kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşir. Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz; bu haktan vazgeçilemez." denilmektedir.
TTK 462. Maddesine göre anonim şirketlerde sermaye arttırımının hem iç kaynaklarda hem de sermaye taahhüt yoluyla arttırılabilmesi için, bilançoda sermayeye eklenecek fon bulunması halinde bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermayenin taahhüt yoluyla arttırılamayacağı, fonlar ile birlikte taahhüt yoluyla sermaye arttırılacak ise aynı oranda sermaye taahhüdünde bulunulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut davada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 445. 'de öngörülen şartlarda iptal davasını ikame edildiği, TTK.'nun 446. maddesi (a) bendinde öngörüldüğü biçimde toplantıya katılıp iptali istenen maddenin kararına karşı muhalefet şerhini usulüne uygun biçimde zapta geçirttiği ve davayı kanunda öngörülen 3 aylık süre içerisinde açıldığı tespit edilmiş, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına şirket denetçisinin katılmaması TTK.'nun 407 madde hükmünde, "Murahhas üyelerle en az bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunmaları şarttır.
İbraz edilen bilirkişi raporu ile ; davalı şirketin 30.09.2018 tarihli mizan ve bilanço incelemesinde; ...A.Ş'nin Öz kaynak toplamı olan 3.237.877.94 TL sermaye ve yasal yedekler toplamının 1/3'ü olan {(9.500.000 + 256.354,30)* 1/3)} 3.252.118.10 TL den 14.240,16 TL kadar daha eksiktir. TTK'mn 376. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği üzere, şirkette borca batıklık şüphesini uyandıran belirtiler olması durumunda yani şirket öz varlığının şirketin borçlarını karşılamaya yeterli olmayacağı şüphesini uyandıran, bunu gösteren işaretler mevcut olduğu, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilir." denilmekte olup, tebliğdeki geçici madde hükmüne göre hesaplama= (Zarar Toplamı - Kur Farkı Zararı) + (Sermaye + Yasal Yedekler) formülüne göre; (6.518.476,36-22.616.031,03) + (9.500.00,00+256.354,30) = 25.853.908,97 olarak özsermayesî olarak hesaplanmış, davalı şirketin 7144 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerden yararlanarak şirketin gayri menkullerini yeniden değerleme hakkını kullandığı, değer artış tutarının 5.430.460,48 TL olduğu, ancak bundan doğan değer artışını şirketin özvarlığını güçlendirmek yerine, bu meblağı, şirketin gelir tablosunda olağanüstü gelir ve karlar kalemine kaydedildiği, davalı şirketin 2018 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinin incelenmesinde kanuna aykırı olarak ilgili dönem kazancı ile ilişkilendirmenin değer artış tutarı üzerinden %22 Kurumlar Vergisi ödemesi yapılmadığı, dava konusu sermaye artırım kararının dayanağı olan 30.09,2018 tarihli bilanço yarı mamullerin stok değerinin 35.402.035,86 TL olduğu, Stok değerinin sözleşmesel alacak ve işler nedeni ile yıllar itibarı ile yüksek seyretmesi firmanın stok bulundurma maliyetinin artmasına ve karlılığın gerilemesine neden olduğu, Sermayenin diğer kullanım alanları yerine stoklama yaptırılması durumunda diğer kullanım alanlarının getireceği kazançtan mahrum kalınabileceği tespit edildiği,.Şirketin özkaynak toplamı 3.237.877.94 TL ve toplam borcu 86.765.326,85 TL toplam borcun 12.476.396.73 Tl/si (% 14.38) ortaklara borçlardan oluştuğu, varlıkların % 3,60"ı özkaynakla kalan kısmı yabancı kaynakla finanse edildiği, şirketin ortağa olan 12,476.396.73 TL yi sermayeye ekleme olanağı bulunduğu, böyle bir durumda şirketin mali kaynak yapısı güçlenecek ve teknik iflastan uzaklaşılacağı, ancak şirkete nakit girişi olmayacağı, şirketin net çalışma sermayesi + 29.426.027,26 TL olup bu tutar, stokların nakde dönüş süresi ve ticari alacakları tahsil kabiliyetine bağlı olarak, şirketin kısa vadede borç ödeme güçlüğü yaşama ihtimalinin düşük olduğuna işaret ettiği, maddi duran varlık değer artışından kaynaklanan 5.430.460.48 TLIik tutar değer artış fonundan bir gelir hesabına aktarıldığından, kurumlar vergisi etkisi hariç, yine özkaynak altında sunulduğu, bu tutarın sermayeye ilave edilmek yerine başka bir hesaba aktarılması nedeniyle ek kurum vergisinin tahakkuk ettiği bildirilmiş olup ;
Toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; İlk sermaye artırımı kararının şirket faaliyetlerine etkileri görülmeden ve bu karar üzerinden 1 yıl geçmeden yeniden 2.5 kat sermaye artırımı yapılmasının dürüstlük ilkesine aykırı olup, Maddi duran varlık değer artışından kaynaklanan 5.430.460.48 TL Iik tutar değer artış fonundan bir gelir hesabına aktarıldığından, kurumlar vergisi etkisi hariç, yine özkaynak altında sunulduğu, bu tutarın sermayeye ilave edilmek yerine başka bir hesaba aktarılması nedeniyle ek kurum vergisi tahakkuk ettiği yapılan işlemin Kanun'a uygun olmakla birlikte dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla davaya konu davalı ... A.Ş'nin 06.02.2019 tarihli genel kurul toplantısının 3. Gündem maddesinde alınan sermaye artırım kararının yasa ve dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeniyle, TTK 445. Maddesi gereğince iptaline karar vermek gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kabulü ile, davalı şirketin 06.02.2019 tarihli olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın 3. Gündem maddesinde alınan sermaye artırım kararının iptaline,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL nispi karar ve ilam harcından 44,40 TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 383,20-TL nispi karar ve ilam harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00- TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından ilk gider, bilirkişi ücreti, posta masrafı olmak üzere toplam 3.538,80-TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
5-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.