mahkeme 2025/22 E. 2025/549 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2025/22

Karar No

2025/549

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/22 Esas
KARAR NO : 2025/549

DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 10/01/2025
KARAR TARİHİ : 15/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin %25,26 payla azınlık pay sahibi olduğunu, 18.09.2024 tarihinde davalı şirket yönetim kurulu başkanı müvekkilinin yokluğunda usulsüz olarak alınan yönetim kurulu kararı ile davalı şirkette olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştiğini, yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunu tespitini talep ettiklerini, davacının 5.03.2020 tarihinde 932.950 TL ödeyerek hakim ortağı ve yöneticisinden davalı şirket hisselerinin bir kısmını devir aldığını, ticaret sicili kayıtlarına göre 1.350.000 TL sermayeli şirketin %25,26 oranında azınlık hissedarı olduklarını, 28.03.2014 tarihinden haksız yer azledildiği 10.10.2024 tarihine kadar 10 yılı aşkın süre davalı şirkette yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, davalı tarafça ... 57.Noterliği ... numaralı cevabi ihtarnamede müvekkilinin yurt dışında yaşamasının yönetim boşluğu oluşturduğu gerekçe göstererek azil nedeni olarak öne sürüldüğünü, müvekkilinin basılı hisseleri davalı şirket kasasında iken bu hisselerini uhdesinde tutmak için davalı şirketten talep ettiği zaman basılı hisselerin kendisine teslim şartı olarak yönetim kurulundan istifaya zorlandığını, ana sözleşmeye aykırı şekilde fiilen tek üye ile pay devrinin onayına ilişkin alınmış yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunu, yönetim kurulu başkanı çağrı yapılmadan alınan genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının Pandemi başlangıcından beri Londra’da yaşamaya başladığını, 01.08.2024 tarihli koordinasyon toplantısında paydaşlar ve şirket çalışanlarına hitaben görevlerinden ayrıldığına dair veda konuşması yaptığını, davacının toplantıya davet edildiğini, 18.09.2024 tarihinde yönetim kurulu toplantısında genel kurulun 10.10.2024 tarihinde toplantıya davet edilmesine karar verildiğini, 20.09.2024 tarihinde genel kurul yapılacağının ilan olunduğunu, usulünce toplantıya davet edilen davacının katılmadığını, davacının 10 yıldır şirketin fiili sevk ve idaresinde bulunduğunu, e birlik üzerinden müşteri sözleşmelerini imzaladığını, davalı şirketi münferit imzası ile temsil ettiğini, şirketten dışlandığı istifaya zorlandığı iddialarının gerçek olmadığını, 01.08.2024 tarihli konuşması sonrasında yönetimde zafiyet olmaması ve şirket işlerinin kesintiye uğramaması için 18.09.2024 tarihinde yönetim kurulunun toplandığını, istifa iradesini açıklamış ve açıklaması doğrultusunda hayata da geçirilmiş olan müstafi yönetim kurulu başkanının katılmadığı toplantıda yönetim kurulu yeter ve toplantı karar nisaplarına uyularak dava konusu karar verildiğini, yönetim kurulu başkanının görevden ayrılmış olması, genel kurula katılmayarak varsa itirazını dermeyan etmediğini beyan etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı şirketçe 18.09.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğu veyahut batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı şirketin ... kayıtları ve ... kayıtlarının incelenmesinde; sermayesinin 5.400 adet pay ve 1.350.000 TL olduğu, şirketin pay dağılımının ... - 4.022 adet pay - 1.005.500,00 TL ; ... - 1.364 adet pay - 341.000,00 TL ve ...- 14 adet pay - 3.500,00 TL olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce 21/04/2025 tarihinde yapılan ön inceleme duruşması ara kararı ile, Dosyanın Y. Mali Müşavir bilirkişi ... ve Ticaret Hukukunda Uzman Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişi ...'dan oluşturulacak heyete tevdi edilerek; davalı şirket ticari defter ve belgeleri, sermaye yapısı, aktif ve pasif malvarlığı ile tüm deliller irdelenerek taraf iddia ve savunmaları da değerlendirilerek davalı şirketçe 18.09.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan yönetim kurulu kararının yoklukla malul olmadığı veyahut batıl olup olmadığına dair rapor düzenlemelerinin istenilmesine, karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda özetle, " Davacının istifa ettiğine ilişkin sözlü beyanından bahsedilse de istifa ettiğini ispatlayan delillerin dosyada bulunmaması sebebiyle davacının istifa ettiği yönünde bir kanaat oluşmamıştır. Bu konuda nihai takdir bütün delillere ulaşma imkanına sahip bulunan Sayın Mahkeme’nindir. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda yönetim kurulunun başkan tarafından toplantıya çağrılmadığı ve yönetim kurulu başkanının toplantıya çağrılmadığı dikkate alındığında 18.09.2024 tarihinde davalı şirket yönetim kurulu toplantısında alınan kararın yok hükmünde olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Somut olayda, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesinde, davalı tarafça davacının 01.08.2024 tarihli koordinasyon toplantısında paydaşlar ve şirket çalışanlarına hitaben görevlerinden ayrıldığına dair veda konuşması yaptığı ve bu şekilde istifa ettiği iddia edilerek şirket yönetim kurulu başkanına ulaşılamadığından ve TTK m.392/7 uyarınca yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantı çağrısının yapılabileceği de savunularak 18.09.2024 tarihinde davalı şirket yönetim kurulu toplantısının, yönetim kurulu başkanına çağrı yapılmaksızın onun yokluğunda yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf, davacı yönetim kurulu başkanının görevinden sözlü olarak istifa ettiği ve bu sebeple diğer üyeler tarafından çağrının yapıldığı iddiasına dayanmaktadır. Ancak davalı tarafça sunulan delillerden davacının şirketten istifa ettiğine dair maddi bir delil bulunmadığı, her ne kadar istifa şekle tabi değil ise de, somut olayda aksinin davacı tarafça iddia edilmesi karşısında istifa olgusunun somut, maddi deliller ile ispat edilmesi gerektiği de düşünüldüğünde, davalının savunmasına itibar edilmemiş, davacının dava konusu yönetim kurulu toplantı tarihinde şirket yönetim kurulu başkanı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
TTK'nın 392/7 maddesi şu şekildedir:" Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir. (Ek cümleler:23/5/2024-7511/15 md.) İstemin uygun görülmesi hâlinde çağrı, yönetim kurulu başkanınca yapılır. Ancak yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun yazılı istemi üzerine, yönetim kurulu başkanı yönetim kurulunu istemin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağırmak zorundadır. Bu süre içinde yönetim kurulu toplantıya çağrılmadığı veya yönetim kurulu başkanı ya da başkan vekiline ulaşılamadığı hâllerde, çağrı doğrudan istem sahiplerince yapılabilir. Çağrı üzerine yapılacak toplantılarda toplantı ve karar nisapları hakkında 390 ıncı maddenin birinci fıkrası uygulanır. Esas sözleşmede yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin farklı bir usul belirlenebilir." Anılan maddede, yönetim kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin yönetim kurulu başkanına ait olacağı düzenlenmiş, yönetim kurulu başkanı ya da başkan vekiline ulaşılamadığı hâllerde, çağrı doğrudan istem sahiplerince yapılabiliceği de belirtilmiştir. Somut olayda davalı tarafça, davacının yurt dışında bulunması nedeniyle davacıya ulaşılamadığı belirtilerek çağrının doğrudan yapıldığı da savunulmuş ise de, yönetim kurulu üyelerinin başkandan yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak talep edebileceği kanunda düzenlenmiş ise de, yazılı talebin şekle tabi olmadığı, istemin e-posta ile dahi yapılabileceği düşünüldüğünde, davacıya ulaşılamama gerekçesi olarak davacının yurt dışında bulunduğunun ileri sürülmesine mahkememizce itibar edilmemiştir. Netice itibari ile, toplantı tarihinde davalı şirket yönetim kurulu başkanı olan davacıdan, şirket ortaklarının yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak talep edebileceği mümkün iken, davacı yokluğunda yapılan toplantının TTK 392/7 maddesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Yönetim kurulunu toplantıya çağrı konusunda yetkinin belirlenmesinden sonra, yetkili olmayan kişilerce yapılan çağrı üzerine toplanan yönetim kurulunda alınan kararların hukuki akıbetinin ne olacağı, bu kapsamda bu kararların butlanla mı yoksa yoklukla mı malul olacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Nitekim mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2019 tarihli ve ... sayılı kararında yönetim kurulu başkanı tarafından yapılmayan toplantıda alınan kararın yok hükmünde olacağı tespitlerine yer verildiği belirtilmiştir. Gerçekten de anılan kararda; “…Dava konusu yönetim kurulu toplantısına daveti yapan yönetim kurulu başkanı olmayıp, 6102 sayılı TTK’nın 392/7 maddesi uyarınca yönetim kurulu başkanı tarafından çağrı yapılmadan alınan yönetim kurulu kararı yoklukla malul ise de, bu yönetim kurulu kararı gereğince yapılması gereken olağanüstü genel kurul toplantısı yapılamadığından hukuki yarar şartının ortadan kalmış olmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar [yerindedir]…” tespitine yer verilmiştir. Anılan karar mahkememizce de benimsenmiş olup, netice itibari ile davalı şirketin dava konusu edilen 18.09.2024 tarihli yönetim kurulu toplantısının davacı şirket yönetim kurulu başkanı olmaksızın yapılmış olması nedeniyle yoklukla malul olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davanın kabulüne, davalı şirketin 18/09/2024 tarihli Genel Kurul Toplantısı Yapılmasına ilişkin çağrı içeren yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan 16.035 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden AAÜT uyarınca takdiren 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/09/2025 11:14:04
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim