mahkeme 2024/498 E. 2025/550 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/498

Karar No

2025/550

Karar Tarihi

15 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/498 Esas
KARAR NO : 2025/550

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 21/08/2024
KARAR TARİHİ : 15/09/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinden özetle; Müvekkil idarenin yaptığı ihalelerde davalının yüklenici olduğunu, ihale ile iş alan şirketlerin işyeri devri hükümlerine göre önceki işçileri devralarak çalıştırmaya devam ettiğini, davalı ve alt yüklenicilerin müvekkil idareden iş aldıkları dönemlerde çalıştırdıkları işçilerden doğan ve idare tarafından ödenmek zorunda kalınan tüm hak ve alacaklardan aslen sorumlu olduklarını, bu nedenle davalı şirketin çalıştırdığı işçinin açtığı dava sonucunda müvekkil idarece ödenen miktarın rücuen tahsil edilmesi gerektiğini, Davalı şirketlerin adi ortaklık olarak iş aldığı dönemde çalıştırdığı işçi ...'ın alacakları için müvekkil idare aleyhine açtığı davada, ... 33. İş Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyası ile alacaklarının müvekkil idareden tahsiline karar verildiğini, alacaklı vekili tarafından... 12. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, toplam borcun 94.105,19 TL olarak bildirildiğini, müvekkil idarenin bu tutarı icra dosyasına ödediğini ve davalılardan tahsili gerektiğini, Dava şartı olan arabuluculuğa 29.07.2024 tarihinde başvurulduğunu, 13.08.2024 tarihinde yapılan görüşmelerde davalıların uzlaşmaya yanaşmadığını ve bu nedenle uzlaşma sağlanamadığını, Müvekkil idare ile davalılar arasında akdedilen ihale şartnameleri, sözleşmeler ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde davaya konu bedelin sorumlusunun davalı olduğunu, ihale belgelerine göre hizmet alımı kapsamında çalıştırılan işçilerin idarenin değil yüklenicinin işçisi olduğunu, işçiye ödenmesi gereken tüm ödemeleri yüklenicinin karşılaması gerektiğini, işçi alacaklarının yüklenicilere ait bir borç olup müvekkil idarenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince asıl işveren sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu ancak idarenin yüklenicilere karşı böyle bir borç ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, Davalı şirket ile müvekkil idare arasında akdedilen sözleşme ve şartnameler gereği iş akdinin feshi halinde işçinin doğacak alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu, işçilerin iş kanunundan ve ilgili mevzuattan doğan tüm özlük haklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu, yüklenici firmaların çalıştırdığı işçilerin iş akdinden ve 4857 sayılı İş Kanunu'ndan kaynaklanan tüm yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduğunu, Yargıtay kararlarında da yüklenicilerin çalıştırdıkları işçilerin hak ve alacaklarından sorumlu olduğunun belirtildiğini, işçilik alacaklarının işverence ödendiği durumda yüklenicilerden tahsil edilebileceğini, sözleşmeyi fesheden son yüklenicinin ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinden sorumlu olacağını, kıdem tazminatı, genel tatil, hafta tatili ücreti, ücret alacağı ve fazla mesai alacağı gibi ödemelerden yüklenicilerin işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacağını ve mahkemece bu ilkeler çerçevesinde karar verilmesi gerektiğini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davacı tarafın rücu davasını dava dışı işçiye yaptığı ödemeye dayandırdığını, bu nedenle uyuşmazlığın İş Mahkemesi nezdinde çözümlenmesi gerekirken Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığını, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin açıkça görevsiz olduğunu ve bu sebeple görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirterek görev itirazında bulunduğunu, Davacı tarafın taleplerinin müvekkil şirket açısından yasal dayanağı bulunmadığını ve gerçeğe aykırı olduğunu, ayrıca davalı tarafın zamanaşımı itirazlarının da göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ödeme tarihinden dava tarihine kadar TBK'nın 73. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle talep hakkının zamanaşımına uğradığını, Rücu davasına konu ilamın müvekkili aleyhine maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini, söz konusu ilamın verildiği dava dosyasının müvekkiline ihbar edilmiş olmasına rağmen müvekkilinin davaya taraf sıfatı kazanmadığını, lehine veya aleyhine hüküm kurulmadığını, bu nedenle ihbar edilen davanın müvekkili hakkında kesin hüküm oluşturmadığını, İdarenin, rücu olanağına sahip olmadığı bir davayı müvekkiline ihbar ettirdiğini, ayrıca yasal usul ve esaslara uygun hareket etmeyerek davanın aleyhe sonuçlanmasına sebebiyet verdiğini, idarenin ağır kusuru nedeniyle rücu talebinin kabul edilmemesi gerektiğini, Davacı idarenin işçilik haklarından kaçınmak amacıyla muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğini, bu nedenle rücu talebinin reddi gerektiğini, mevzuat hükümleri uyarınca idarenin hizmet alımına konu işçilerin başlangıçtan itibaren idarenin işçisi sayıldığını, dolayısıyla Müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, Muvazaa iddialarının araştırılmasına engel teşkil etmeyeceğini, müvekkilinin alt işveren olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda rücu davasının reddedilmesi gerektiğini beyan ettiğini, Müvekkilinin, asıl-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre işverenler arasındaki sözleşmenin teknik ve hukukçu bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, muvazaalı sözleşmeye dayanarak hak talep edilemeyeceğini, alt işveren işçisinin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılması gerektiğini, işçilerin uzun süre aynı işyerinde çalıştıklarını ve fiilen davacı tarafın emir ve talimatlarına tabi olduklarını, yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukundan kaynaklanan hakları kısıtlamaya yönelik olduğunu, bu nedenle işçilerin asıl işveren işçisi kabul edilmesi gerektiğini, Davacının, ihale sona erdikten sonra işçilerin başka şirketlerde çalışmaya devam ettiğini, işçilik alacakları davasında gerekli savunmayı yapmadığını ve ağır kusuruyla tazminata mahkum olduğunu, bu nedenle rücu hakkının bulunmadığını, işçilik alacakları yönünden işyeri devrinin fesih niteliğinde olmadığını, işçilerin feshe bağlı haklarının doğmadığını, davacı tarafın fazla mesai, hafta tatili ve AGİ alacakları konusunda savunma yapmadığını, HMK madde 69 uyarınca davacının kusuruyla ödediği işçilik alacaklarını rücu edemeyeceğini, Rücu davasında ticari avans faizinin talep edilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, yasal faizin ancak dava tarihinden itibaren istenebileceğini, davacının sorumluluğunun bulunmadığına dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, sözleşmelerde bu yönde bir hüküm bulunmadığını, tip sözleşmelerin genel işlem koşulları içerdiğini, muvazaaya ilişkin savunmalarının geçerliliğini koruduğunu söylemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava; dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce..., Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına, müzekkereler yazılmış cevabi yazılar incelenerek dosya arasına alınmıştır. ... 33. İş Mahkemesi ... Esas - ... Karar sayılı dosyası ile ... 12.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaları celp edilerek mahkememiz dosyası arasına alındığı görülmüştür.
Mahkememizin 03/12/2024 tarihli ara kararı ile ; İş Mevzuatından kaynaklı nitelikli hesap uzmanı bilirkişi Ümit Yasin Kısa'ya günsüz olarak tevdi edilerek, davacının rücuen tazminat istemine ilişkin olarak dosyadaki bilgi ve belgeler uyarınca rapor tanzim edilmesine karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda özetle; Mahkemenizce davalının tam sorumluluğu olduğu kanaatinde olunursa 87.727,19 TL'nin tahsiline karar verilebileceği, Yarı yarıya sorumluluğu olduğu kanaatinde olunursa 43.863,59 TL'nin tahsiline karar verilebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini içerir raporu sunduğu görülmüştür.
Mahkememizin 21/04/2025 tarihli ara kararı ile; tevdi ile dava dışı işçinin davalı alt işveren yanında çalıştığı dönem dikkate alınarak taraf itirazları da irdelenmek suretiyle ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda özetle; Mahkemenizce davalının tam sorumluluğu olduğu kanaatinde olunursa 78.003,21 TL'nin tahsiline karar verilebileceği, yine tam sorumluluk halinde ve istinaf masraflarının da yöneltilmesi gerektiği kanaatinde olunursa 5.671,04 TL'nin tahsiline karar verilebileceği, Yarı yarıya sorumluluğu olduğu kanaatinde olunursa yukarıda belirtilen tutarların sırasıyla 39.001,60 TL ve 2.835,52 TL olacağı yönünde görüş ve kanaatlerini içerir raporu sunduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davacı ile Davalı arasında Hizmet Alım İhalesi Sözleşmesi akdedildiği, Hizmet Sözleşmesi kapsamında davalı tarafından dava dışı ...'ın işçi olarak işe alındığı, anılan işçinin davalı ve davacı bünyesinde çalışma yaptığı dönemlere ait işçilik alacaklarının mevcudiyetinden bahisle ... 33. İş Mahkemesi'nin ... E. ...K. Sayılı dosyası ile davacı aleyhine dava ikame ettiği, davanın kabulüne karar verilmesi ile kararın istinaf edildiği, İstanbul B.A.M. 25. Hukuk Dairesinin ...Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesis edildiği ve işçilik alacaklarına hükmedildiği, dava dışı işçi tarafından kesinleşen bu karar doğrultusunda davacı aleyhine ...12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyası ile icra takibine geçildiği, davacı tarafından icra takibine konu alacağın 94.105,19TL olarak 18/03/2024 tarihinde ödendiği, işbu dava ile dava dışı işçiye karşı yaptığı ödemelerin Hizmet
Sözleşmesi kapsamında davalıdan iadesinin talep edildiği, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede işçilik alacaklarından kimin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmuyor ise de, Yargıtay kararlarında, hizmet alım sözleşmelerinin ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmeler olduğu ve bu sözleşme türünde alt işverenin sözleşme konusu hizmetin kendi işçisi ile yerine getirmesi, bunun karşısında işverenin de sözleşme bedelini ödemesi gerektiği vurgulanmakla işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; alt işveren işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, kamu kurumunun işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında kamu kurumunun işçiyi çalıştıran alt işverenlerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu (Bkz . Yargıtay 15 HD., 23.03.2021 T., ... E.,... K.), dava dışı işçi ...'ın işyerinde çalıştığı dönemin 01.04.2015 – 18.08.2016 arasında olduğu, işçiye ait SGK evrakından tespit edildiği üzere işçinin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tarih aralığında ... sicil numaralı işyerine (... Ltd. Şti.) 01.07.2015 tarihinde girişinin ve 07.08.2015 tarihinde ise çıkışının yapıldığı, ancak aynı işyeri sicil numarası (...) ile 08.08.2015 tarihinde ... Ltd. Şti’ye girişinin yapıldığı ve 31.12.2015 tarihinde ise çıkışının yapıldığı, yine aynı ünvanlı şirkete (...Şti.) 09.01.2016 tarihinde ... işyeri sicil numarası ile girişinin ve 18.08.2016 tarihinde ise çıkışının yapıldığı, SGK kayıtlarına göre dava dışı işçinin 01.07.2015 – 18.08.2016 tarihleri arasında davacı kurum işyerinde çalışmasının olduğu, 08.08.2015 - 31.12.2015 ve 09.01.2016 - 18.08.2016 dönemlerinde davalı alt işveren bünyesinde çalıştığının tespit edildiği, dava dışı işçinin davacı bünyesinde çalıştığı toplam süre (01.07.2015 – 18.08.2016)=
415 gün olduğu, dava dışı işçinin davalı alt işveren bünyesinde çalıştığı toplam sürenin (08.08.2015 - 31.12.2015)= 146 gün ve (09.01.2016 - 18.08.2016)= 223 gün olmak üzere toplam 369 gün olduğu, icra dosyasında 4.893,97 TL gelir vergisi stopajı, 2.446,99 TL KDV tevkifatı yapıldığı kaynakta kesintilerin eklenmesi ile davacı kurum tarafından yapılan toplam ödemenin 87.727,19 TL olduğu, bu halde davalı alt işverenin sorumluluğu ise (87.727,19 / 415 x 369)= 78.003,21 TL olduğu, ayrıca davacının yapmış olduğu 6.378,00 TL’lik istinaf masrafının da rücuya tabi olacağı, davalının sorumluluk oranı gereği rücuya tabi bedelin 5.671,04 TL olduğu anlaşılmakla, neticeten toplam 83.674,25-TL'nin 78.003,21-TL'sine 18/03/2024, 5.671,04-TL'sine 29/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulüne, toplam 83.674,25-TL'nin 78.003,21-TL'sine 18/03/2024, 5.671,04-TL'sine 29/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 5715,78-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.607,09TL harçtan mahsubu ile bakiye ‬‬4.108,69-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ile 1.607,09 TL peşin harç toplamı 2.034,69 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 1.002,00 TL posta, tebligat müzekkere gideri ve 8.000 TL bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 9.002-TL yargılama giderinden tarafların haklılık oranına isabet eden 8.004,18 TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden red edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 10.430,94-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.120-TL bedelin 2.774,16 TL'sinin davalıdan, 345,83 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/09/2025

Katip
E-imzalıdır.

Hakim
E-imzalıdır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim