mahkeme 2023/310 E. 2024/49 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/310
2024/49
18 Ocak 2024
T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/310 Esas
KARAR NO : 2024/49
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 03/05/2023
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 03/05/2023 tarihli dava dilekçesinden özetle; ... Şirketinin (“Davalı Şirket”), ...’da bulunan ... Ticaret Sicili nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı bir anonim şirkettir. Şirket, halihazırda 5 pay sahibinden oluşan bir yapıya sahip olup ... Anonim Şirketi'nin sahip olduğu 249.975 pay adedi ile Şirket’te %24,9975 pay oranıyla azlık pay sahibi olduğunu, Şirket’in 9 Eylül 2021 tarihinde düzenlenen olağanüstü genel kurul hazirun cetveline göre pay durumu ...'ın 249.975 Pay adedi, Şirkette sahip olduğu pay oranının %24,9975, ... A.Ş 'nin 249.975 Pay adedi, şirkette sahip olduğu pay oranının %24.9975, ...'ın 25 Pay adedi, şirkette sahip olduğu pay oranının %0,0025,...'nın 25 Pay adedi, şirkette sahip olduğu pay oranının %0,0025, ... A.Ş 'nin 500.000 Pay adedi, şirkette sahip olduğu pay oranının %50 olduğu, davalı şirketin %50 oranında pay sahibi olan ...A.Ş 'nin 9 Eylül 2021 tarihinde düzenlenen olağanüstü genel kurul hazirun cetveline göre pay durumunun ise ...'ın 500.000 Pay Adedi, şirkette sahip olduğu pay oranının%50, ... A.Ş 'nin Pay adedinin 500.000 şirkette sahip olduğu pay oranının %50 olduğu, ... İn 6 Şubat 2020 tarihli genel kurul toplantısında ise Müvekkili Şirketin ve ... davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş olduklarını, aynı zamanda...ın 3 yıl süre ile ...şirketini münferiden temsile yetkili temsilci olarak atandığını, bu temsil yetkisine ilişkin sürenin ise 6 Şubat 2023 tarihi itibari ile dolduğunu, ...ın kötü niyeti dolayısıyla usul ve yasaya aykırı olarak ... A.Ş nin gerçekleştirilemeyen genel kurul toplantısının mahkeme aracılığıyla çağrılmasına ilişkin müvekkili şirket tarafından dava açıldığını davanın ... 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyası olduğunu, her ne kadar Müvekkili Şirket'in 6 Şubat 2020 tarihli Genel Kurul kararı ile ... ile birlikte 3 yıl süreyle davalı Şirket’in yönetim kurulu üyesi seçilmiş olsa da Müvekkili Şirket'in bu süre boyunca davalı Şirket’in yönetiminde söz sahibi olamadığını, 2021 ve 2022 yıllarına ait finansal bilgi ve belgelere de erişemediğini, davalı Şirket’in fiili yönetimi ve münferit temsil yetkisi ...’a ait olduğunu, müvekkili Şirket’in gerçek kişi temsilcisi olan ...’nın ... ve davalı Şirket’in diğer çalışanları ile yaptığı teatilerden ve dahası ...’ın münferiden imza yetkisini haiz olduğunu, müvekkil Şirket’in gerçek kişi temsilcisi olan ..., davalı Şirket hakkında bilgi ve belge taleplerini ancak ...’a yöneltebildiğini, ... ise Müvekkil Şirket’in taleplerine hiçbir şekilde karşılık vermediğini, ...’ın ...’i temsile yetkili olduğu son gün olan 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleştirilen Davalı Şirket’in Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı’nda iptali istenen üç numaralı karar, ...’ın kendisinin ve eşi ...’ın sahip olduğu toplam %25 oya ilaveten, ...’i temsilen ... tarafından kullanılan %50 oy sayesinde kabul edilmiştir. İptali istenen 3 numaralı karar ile; "... Oylama neticesinde, yönetim kurulunun bir kişiden oluşmasına; bu kapsamda … Sayın ...’ın 3 (üç) yıl süreyle görev yapmak üzere, şirketimizin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına; görev süresinin sona erdiği görülen … Sayın ...’nın ve … ...’ın yönetim kurulu üyeliklerinin sona ermesine” karar verildiğini, karara karşı Müvekkili Şirket adına taraflarınca; ...’ın son faaliyet döneminde Yönetim Kurulu üyesi olarak hukuka aykırı davranışlarda bulunduğu ve Davalı Şirket’i risk altına soktuğu, ...’nın %50 pay sahibi olduğu ...’deki tek imza yetkilisi olması durumunu kendi lehine çevirerek bu şirket adına Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında kendi menfaatleri doğrultusunda oy kullanılmasını sağlayıp kötü niyetli bir şekilde ...’nın gerçek kişi temsilciliğini yaptığı Müvekkil Şirket’i Yönetim Kurulundan dışladığı, ve Davalı Şirket’in finansal belgelerinin talep edilmiş olmasına rağmen belgelerin Müvekkil Şirket’e verilmediği ve...’nın inceleme hakkını kullanmasına izin verilmediği, nedenleriyle muhalefet edildiğini, mezkur muhalefet tutanağa işlendiğini, bu nedenlerle; dava konusu 3 numaralı genel kurul kararının uygulanmasının dava sonuna kadar durdurulması, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulüne, muhalefete rağmen, olağanüstü genel kurul’da çoğunluk kararı ile alınan olağanüstü genel kurul gündeminin 3 numaralı maddesi ile alınan kararın butlanla batıl olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaatte ise mezkur kararın iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket’e yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne göre dava dilekçesi, tensip zaptı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından cevap sunulmamıştır.
Davalı vekili tarafından sunulan 16/06/2023 tarihli beyan dilekçesinde; Müvekkili Şirketin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK 128. maddesi uyarınca Davacı'nın dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar ettiğini, bunların hiçbirini kabul etmediğini, Öğretide, cevap dilekçesi vermemiş olan davalının inkar çerçevesinde savunma yapabileceği ve bu yönde ispat faaliyetinde bulunarak delil gösterebileceği kabul edildiğini, öğretide çoğunluğun kabul ettiği görüş uyarınca; "...Süresinde cevap vermediği için davayı inkar etmiş sayılan davalı, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıaların doğru olmadığını (inkarı) ispat için karşı delil gösterebilir...” bu halde mahkemenin davacının iddiasının doğru olmadığını ispat için davalının göstereceği delilleri inceleyip davacının delilleri ile birlikte değerlendirerek varacağı sonuca göre hüküm verilmesi gerektiğini, bu görüşlerden de açıkça görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından inkar kapsamında savunma yapılması ve delil gösterilmesinin mümkün olduğunu müvekkili şirketin savunma yapma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davacı şirketin dava dilekçesinde de kabul ve ikrar ettiği üzere müvekkili şirketin 6 Şubat 2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısının yapıldığı tarihte müvekkili şirketin Yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkili şirketin 6 Şubat 2020 tarihinde yapılan olağanüstü Genel Kurul toplantısında davacı ..., ... ile ... ın 6 Şubat 2023 tarihine kadar görevli olmak üzere 3 yıl süre ile müvekkili şirketin Yönetim Kurulu üyeleri olarak seçildiklerini ve davacı şirketin Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevine seçildiğini, davacı şirketin tüzel kişi olması sebebi ile gerçek kişi temsilcisi olarak da dava dışı ...'nın hareket edeceğinin belirtildiğini, davacı şirket tarafından ikame edilen davanın amacının davacının müvekkili şirketin organsız kalmasını ve bunun sonucunda çalışamaz hale gelmesini sağlamak olduğunu müvekkili şirketi kullanarak müvekkili şirketin diğer ortağını davacının müvekkili şirkete sahip olduğu payları istediği bedel üzerinden satın almaya zorlamayı hedeflediğini, davacı tarafından talep edilen icranın geri bırakılması şeklindeki ihtiyati tedbir talebinin yasal şartları oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talep etmekte hukuki yararı bulunmadığından talep edilen ihtiyati tedbir esasa ilişkin ve davanın esasını halleder mahiyette olduğundan ihtiyati tedbir talebinin kötü niyetle ve dürüstlüğe aykırı olarak yapılmış olduğundan ve teminat da gösterilmediğinden reddine, haksız hukuka aykırı, kötü niyetle ikame edilen ve her türlü yasal ve fiili dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına müvekkili şirket lehine kanuni vekalet ücreti taktir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 30/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı 6 şubat 2023 yılına kadar hem pay sahibi hem de tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olduğu bu şirkette gerek pay sahiplerine TTK md. 437 de tanınan bilgi edinme hakkında gerekse Yönetim kurulu üyesi sıfatıyla TTK md. 392 de tanınan bilgi edinme hakkından yararlanabilmekteyken, 2023 tarihli olağanüstü genel kurulda görev süresinin dolmasının ardından yönetim kuruluna seçilmeyerek TTK md. 392'de tanınan bilgi edinme hakkından mahrum kalmadığını, ancak YK üyesi seçilememesi pay sahipliğinden kaynaklanan bilgi edinme hakkını kısıtlayan veya engelleyen bir eylem olmadığını, davacının anılan genel kurulun iptali gerekçesi olarak ise davalı şirketin olağan genel kurul toplantıları yapılmadığı için ortak olarak finansal tabloları ve bilançoyu inceleyemediğini, olağan genel kurullar yapılmadan yönetim kurulu seçimine gidilmesinin Yargıtay kararları uyarınca da mümkün olmadığının kabul edildiğini ileri sürdüğünü, bu bağlamda öncelikle yönetim kurulu üyelerinin seçilme koşulları kanunda belirtilmiş olup, bunların yanı sıra esas sözleşmede başkaca koşullar getirilmesi de mümkün olduğunu, davalı şirketin 2009 tarihli esas sözleşmesi incelendiğinde yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin herhangi bir hükme rastlanmadığını, davacı tarafından TTK yönetim kurulu üyesinin seçimine ilişkin olarak finansal tabloların ve faaliyet raporunun sunulduğunu ve görüşülmüş olmasına ilişkin Yargıtay kararları finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesi halinde yönetim kurulunun seçilip seçilemeyeceğine dair olduğunu, esasen kısa bir süre önceye kadar Yargıtay, yerleşmiş kararlarında TTK md. 413 (3) hükmündeki “ilgi” kıstasını TTK md. 420 (1) için de uygulamakta ve yönetim kurulu üye seçiminin ertelenmesi gerektiğini kabul ettiğini ancak Yüksek Mahkeme, 2021’de (11.HD., E.2020/1589, K.2021/1257, 16.02.2021) görüşün değiştirildiğini, buna göre: "6102 sayılı TTK'nın 413/3 maddesi hükmü, Bölge Adliye Mahkemesi kararında öngörüldüğünün aksine, yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngörmektedir. Aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesi söz konusu değildir. Dairemizin istikrarlı uygulaması bu yöndedir. Şu halde Bölge Adliye Mahkemesince mezkur gündem maddesinin de ertelenmesi gerektiğine ilişen gerekçesi yerinde olmamakla birlikte şirket esas sözleşmesinde şirketin idaresinin 3 ya da 5 üyeden oluşan yönetim kurulu tarafından yürütüleceğinin öngörülmesine rağmen dava konusu genel kurulda alınan (5) nolu kararla yönetim kurulunun 4 üyeden oluşturulmasının esas sözleşmeye aykırılık teşkil etmesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin kararın iptali için öngördüğü diğer gerekçe isabetli bulunmakla, HMK'nın 370/2 maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru olan kararın, gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm oluşturulduğunu, TTK'da yönetim kurulu üyelerinin seçimini ibra veya bilanço görüşmelerine ne doğrudan ne de dolayısıyla bağlayan bir düzenleme bulunduğunu, Bilanço görüşmelerinin ertelenmesinin ardından bir sonraki toplantıda genel kurulun aydınlanarak, sağlıklı bir seçim yapabilecek olması, yönetim kurulu üyesinin seçim şartlarından olmadığını, özellikle kapalı tip ve hakim hissedarın şirketin paylarının büyük bir kısmına sahip olduğu şirketlerde çoğunluğun öyle ya da böyle yönetim kuruluna kendi adaylarını getireceğinin bir gerçek olduğunu, bu durumda yönetim kurulu seçiminin geriye bırakılmasının özellikle de görev süreleri dolmuş ise hiç bir getirisi olmadığını, aksine şirketin organsız kalmasına yol açacağını, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin seçiminde Kanunda azlığın ikna edilmiş olması veya yönetim kurulunun nitelikli bir çoğunlukla seçilmiş olması gibi koşullarında yer aldığını, bu yönde davalı şirket esas sözleşmesinde davacıya veya pay sahiplerine tanınmış bir imtiyaz da bulunmadığını, çoğunluğu elinde bulunduranlar dilediği kimseyi, hatta bu kimseler şirketi zarara uğratmış olsa dahi yönetim kuruluna seçmelerinin mümkün olduğunu, Şirketin herhangi bir sebepten ötürü zararı göz önüne almış olabileceğini, bu gibi durumlarda pay sahiplerini ve şirketi koruyacak mekanizmaların TTK da yer aldığını, TTK 413.3’deki finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olma kıstası, sadece yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri dolmadan azledilmeleri ve azledilenlerin yerine üye seçimi yapılmasıyla sınırlı olarak uygulanması gerektiğini, Yargıtayın son derece isabetli anılan bu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin dolmuş olması nedeniyle seçim yapılması hakkındaki gündem maddesinin TTK 420.1 anlamında “finansal tablolara bağlı konu” şeklinde nitelenemeyeceğini, ertelenmesinin gerekmediğinin açıkça belirtmiş olduğunu, Yargıtay'ın bu görüşünün Kanun’un ruhuna da uygundur ve böylece görev süresi dolmuş yönetim kurulu için seçim yapılmasının ertelenmesi nedeniyle şirketin çalışamaz hale gelmesi tehlikesinin de önlenmiş olduğunu, O halde davalı şirket genel kurulunda görev süresi dolan üyelerin yerine yenisinin seçilmesine ilişkin çoğunluk kararının iptali koşulunun oluşmadığını, son olarak alınan kararın dürüstlük kuralına aykırılığı ileri sürülmüş olmakla birlikte davalı şirketin pay yapısı dikkate alındığında azlığın hoşuna gitmeyen azlık tarafından istenmeyen birisinin yönetim kuruluna seçilmesi dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceğini, TTK her ne kadar azlığı korumaya yönelik bir çok düzenleme içerse de bunların hiç biri anonim şirketlerde geçerli çoğunluk prensibini ortadan kaldırmayacağını, Öte yandan bir an için bu kararın iptal edilebileceği kabul edilse yapılacak genel kurulda yine aynı kimsenin seçilmesinin önüne geçecek bir mekanizma olmadığını, Zira iptal kararı sadece seçime ilişkin olabilir ve aynı üyenin tekrar seçilemeyeceği yönünde bir karar verilemeyeceğini, davalı şirketin 6 Şubat 2023 tarihinde toplanan olağanüstü genel kurulunda alınan üye seçimine ilişkin kararın butlanı veya iptali koşullarının oluşmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
TTK 'nun 445. Maddesinde "...TTK nun 446/ ncı maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilcekleri, TTK nun 446. Maddesinde de "... Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, Yönetim kurulu, Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin..." iptal davası açabileceği düzenleme konusu yapılmıştır.
TTK.'nun 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olarak genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabilecekleri, butlanı düzenleyen 447. maddesinde ise; (1) Genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğuna yer verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere TTK'nın 447. maddesindeki butlan şartlarının resen gözetilmesi, butlan halinin bulunmadığı sonucuna varılması halinde de TTK'nın 445. maddesindeki iptal edilebilirlik şartlarının incelenmesi gerektiği, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında TTK'nın 447. maddesindeki butlan hallerinin dar yorumlanması gerektiği, her kanuna aykırılık halinin butlan yaptırımına tabi olmadığı açıkca belirtilmiştir.
Hükümsüzlük halleri, yokluk ve butlan olarak iki alt kategoride ele alınabilir. Kavram olarak yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen ve kurucu nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir. Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi yokluk ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir. Hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2.Baskı, Ş.190; YHGK'nun 2013/1048 Esas- 2014/430 Karar sayılı kararı).
Davalı şirketin %24,9975 payına ..., 24.9975 payına davacı ... A.Ş , %0,0025 payına ..., %0,0025 payına ... , %50 payına ... A.Ş nin sahip olduğu, dava dışı ... A.Ş şirketinin ortaklarının da %50 oranında ..., %50 oranında ... A.Ş'den oluştuğu, davalı şirketin 06/02/2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu kararda; Yönetim kurulunun bir kişiden oluşmasına ...'ın 3 yıl süre ile görev yapmasına , şirketin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına, görev süresi sona eren ... ile ...'ın yönetim kurulu üyeliklerinin sona ermesine dair karar alınmış olduğu görülmüştür.
Davacı, ... şirketinin 06/02/2020 tarihli genel kurul toplantısında ...Şirketi ile ...'ın 3 yıl süre ile ... A.Ş 'yi münferiden temsil etmek üzere seçildiğini, temsil süresinin 06/02/2023 tarihinde dolduğunu, ... A.Ş 'nin gerçekleştirilemeyen genel kurul toplantısının mahkemece çağrılması için müvekkili şirket için ... 1 ATM ...e sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin ... A.Ş 'nin de yönetimde olmasına rağmen 2021 ve 2022 yıllarına ait finansal belgelere ulaşamadığını, müvekkili şirketin gerçek kişi temsilcisi ...'nın finansal tablolara erişim taleplerinin ... tarafından engellendiği, ...'ın ... A.Ş ' yi temsile yetkili son gün olan 06/02/2023 tarihinde davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasını sağladığı , ... ve eşi ...'ın %25 oyuna ilaveten ... A.Ş ' yi temsilen ... tarafından verilen %50 oy sayesinde yönetim kurulunun üye sayısının 1 'e düşürülerek ...' ın 3 yıl süre ile görev yapmak üzere davacı şirkete yönetim kurulu üyesi olarak atanmasının sağlandığını, olağanüstü genel kurul toplantısında davalı şirketin finansal bilgilerinin paylaşılmadığını, bilgi alma hakkının kullandırılmadığını bildirerek 3 nolu kararın butlanla malul olduğunun tespitini yada iptalini talep etmiştir.
TTK nun 437. Maddesinde "...Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir. Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi verme yükümü, 200 üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilir...." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Pay Sahibi genel kurul esnasında bilgi edinme talebinde bulunmuşsa bu isteğini aynı genel kurulda cevap verilmesi gerekmektedir. Ancak talep edilen bilginin gerektirdiği dökümanlar hazır bulunmuyorsa bilgi verilmesi sonraya bırakılabilir. Genel kurulda bilgi edinme talebine cevap verilmemiş olması genel kurul kararlarının yokluğuna, butlanına sebebiyet vermemekte , TTK 437/5 . Fıkrası gereğince pay sahibine bilgi edinme davası açma hakkı vermektedir.
TTK nun 447. Maddesinin 2. Fıkrasında; butlan sebepleri arasında sayılan, Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırma halinin somut davada gerçekleşmediği, davacının temsilcisinin yönetim kuruluna seçilememesi sebebi ile şirkette tüzel kişi yönetim kurulu sıfatı ile bilgi edinme hakkından mahrum kalsa da bu durum genel kurul kararının TTK nun 447. Maddesindeki butlan sebeplerinden biri olarak yorumlanamaz.
Davacı, 6 Şubat 2023 yılına kadar hem pay sahibi hemde tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olarak TTK nun 437. Maddesindeki bilgi edinme hakkının pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi sıfatı ile kullanmakta iken 2023 tarihli olağanüstü genel kurulunda görev süresinin dolmasının ardından yönetim kuruluna seçilemeyerek TTK' nun 392. Maddesinde tanınan bilgi edinme hakkından mahrum kalmıştır. Buna rağmen pay sahipliğinden kaynaklanan bilgi edinme hakkını kısıtlayan veya engelleyen herhangi bir durum gerçekleşmediğinden davacının butlan talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı, davalı şirketin olağan genel kurul toplantıları yapılmadığı için finansal tablo ve bilançoları inceleyemediğini, olağan genel kurullar yapılmadan yönetim kurulu seçimine gidilmesinin mümkün olmadığını, yönetim kurulu seçimine ilişkin kararın iptali gerektiğini ileri sürmüştür.
TTK' nun 413. Maddesinde; Gündemin, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirleneceği, gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceği ve karara bağlanamayacağı, Kanuni istisnaların saklı olduğu, Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçiminin yıl sonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılacağı düzenleme konusu yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/1589 Esas 2021/1257 Karar sayılı ilamında "...görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin söz konusu olmadığı..." şeklinde içtihat oluşturulmuştur.
TTK' nun 413/3. Maddesindeki yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçilmesinin yıl sonu finansal tablolarının müzakeresi ile ilişkilendirilmesi, sadece yönetim kurulu üyelerinin görev süreleri dolmadan azledilmeleri ve azledilen yerine üye seçimi yapılması ile sınırlı olup, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin dolmuş olması sebebi ile seçim yapılması hakkındaki gündem maddesinin TTK nun 420/1. Maddesi anlamında finansal tablolara bağlı konu şeklinde nitelendirilemeyeceği, ertelenmesi gerekmediği, davalı şirketin genel kurulunda görev süresi dolan üyelerin yerine yenisinin seçilmesine ilişkin çoğunluk kararının iptali koşullarının oluşmadığı, azınlık pay sahiplerinin istemediği birinin yönetim kuruluna seçilmiş olmasının dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil etmeyeceği hüküm vermeye elverişli denetime açık bilirkişi raporu ile anlaşıldığından; davanın reddine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gerekli olan 427,60 TL'nin, peşin alınan, 179,90-TL, harçtan mahsubu ile eksik kalan 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince belirlenen 17.900-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. Maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/01/2024
Başkan
E-imzalıdır.
Üye
E-imzalıdır.
Üye
E-imzalıdır.
Katip
E-imzalıdır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.