Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/128

Karar No

2024/762

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/128 Esas
KARAR NO : 2024/762

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 22/02/2023
KARAR TARİHİ : 04/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle: Müvekkili şirketin, davalı taraflara ilişkin hasar dosyası için ... 27. İcra Müdürlüğü ... E. ... 2.İcra ... E. Sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafın itiraz dilekçesinde özetle borca itirazda bulunarak takibi durdurduğu, davalı tarafların bu itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduğu, davalı tarafın itiraz dilekçesinde borca tamamen itiraz ettiği, takibe konu borcun bir haksız fiilden meydana geldiği, ilgili İcra Müdürlüğü'nün dosyalarına takip dayanağı olarak sundukları ve dilekçe ekinde de bulunan hasar tespit tutanakları ve hasar fotoğrafları ile de söz konusu borcun haksız fiilden kaynaklandığının görüleceği, davalı taraflar altyapı kazı çalışmalarını yürütmekte iken, müvekkili şirkete ait olan güzergah ve kablolara zarar verdiği, söz konusu hasara ilişkin ivedilikle inceleme yapılarak hasar yerinde ilgili tutanakların tutulduğu, yani davalının takibe konu hasarla veyahut takiple alakalı olarak kusuru ve sorumluluğu konusunda tereddüt bulunmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında davalı tarafın itirazlarında haksız olduğunu ve kötüniyetle takibi durdurmak ve geciktirmek amacıyla yaptığını düşündüklerini, davalı tarafından yapılan altyapı kazı çalışmaları sırasında müvekkili şirkete ait haberleşme kablolarının kopartılmak suretiyle hasara uğratıldığını, söz konusu hasarların müvekkil şirket teknik personeli tarafından hasar mahallerinde düzenlenen Hasar Tespit Tutanakları ile tespit edildiğini, ayrıca meydana gelen hasarların giderilmesi sırasında yapılan işlemler ve kullanılan malzemeler ile ilgili olarak teknik ekiplerce Günlük Ekip İş Raporları ve keşif belgelerinin de düzenlendiğini, müvekkil şirketin, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini sunmakla yetkilendirilmiş bir işletmeci olduğunu, söz konusu yetkilendirme çerçevesinde mevzuata uygun olarak yürütülen bu haberleşme hizmetinin aynı zamanda “kamu hizmeti” niteliğinde olduğunu, söz konusu faaliyetinin gereği olarak müvekkili şirketin, tüm vatandaşların haberleşme hizmetine kolay, ekonomik ve kesintisiz bir şekilde ulaşabilmeleri için tüm yurt genelinde telekomünikasyon altyapısının kurulması ve işletilmesi yükümlülüğünün yanı sıra, kamu hizmeti ilkeleri çerçevesinde asgari hizmet yükümlülüğünün de bulunduğunu, bu yükümlülük ve verdiği kamu hizmetinin bir gereği olarak müvekkili şirketin, haberleşmenin ve dolayısıyla kamu hizmetinin kesintiye uğramaması açısından davalıların zarar verdiği haberleşme kablolarını acilen onarması gerektiği, bu nedenle yatırım programında olmayan, ek bir maliyetle karşı karşıya kaldığını, söz konusu hasar bedellerinden kaynaklanan alacakları ile ilgili uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulması amacıyla ... Arabuluculuk Bürosunun ... sayılı dosyası ile başvuru yapıldığını, bu başvuru yapılmış ise de yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını ve anlaşma sağlanamadığını, yukarıda yazılan tüm nedenlerle birlikte; usul ve yasaya uygun olarak başlatılan takibe itiraz eden davalının itirazında haksız olduğunu, işbu sebeple davanın kabulüne, itirazın iptaline, davalı tarafın bu haksız itirazları nedeniyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle: Dava konusu meydana gelen hasarda her ne kadar müvekkili idarenin kusur ve sorumluluğu olmadığını, hal böyle ise ise de, bir an için bu eylemin müvekkili idareden kaynaklandığı kabul edilecek olunsa bile; bu durumda iş bu davanın görev nedeniyle reddi gerektiğini, çünkü; 2560 sayılı kanun ile kurulan müvekkili İdare ...'nin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürüten bir kamu kurumu olduğunu ve kamu hizmeti ifa ettiğini, bu hizmetin ifası sırasında bir zarar meydana gelmiş ise, bunun idari bir eylemden kaynaklandığının kabulü gerektiğini, huzurdaki davanın, müvekkili İdarenin 2560 sayılı kanun ile kendisine yüklenilen yükümlülüklerini ifa ederken ika eylediği iddia olunan haksız fiile ilişkin olduğunu, o halde bu davanın görüleceği yerin, adli yargı değil, idari yargı olması gerektiğini, zira İdari eylemlerden ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılacak davaların, idari davalar kapsamında yer alan tam yargı davalarından olduklarının kanunda açıkça belirtildiğini , nitekim uygulamada da, kamu kurumlarının, kendi hizmet alanlarına giren bir işi, gerek kendi elemanları ile gerekse yüklenici veya taşeron konumundaki firma ya da şahıslar vasıtası ile ifa ederken, üçüncü kişilere verdikleri zararların, hizmet kusuru kapsamında değerlendirilerek, zararın tazmini istemine ilişkin davaların idari yargıda açılması gerektiği kabul edildiğini, idareleleri ile ... Şirketi arasında görülen benzer olayda Uyuşmazlık Mahkemesinin... Esas,... Karar, 29/11/2021 tarihli kararı ile görevli mahkemenin idari yargı olduğuna karar verildiğinin, açılan davanın bir tazminat davası olduğunu, müvekkili idare ilgili birimlerinden ... Başkanlığından gelen konu ile ilgili yazı cevabında; idarelerine ait tranşe veya kazı ile ilgili herhangi bir yama izine rastlanılmadığının ifade edildiğini, kayıtlarında yapılan incelemede şubeyolu arızasının "..." kapsamında ...Tic. Ltd. Şti İş Ortaklığı firması tarafından ... tarihinde ... nolu iş emri ile yapıldığı tespit edildiğinin, ilgili kazının bina önünde bulunan toprak alanda olduğunu ifade etilmiş olduğunu, bu alanda Telekom tesisi olup olmadığının anlaşılamadığının, davacının tespitlerini de ve buna dair taraflarına tebliğ dahi edilmeyen tutanakları da, giyaplarında yapılıp düzenlendiklerini ve müvekkil idareye hiçbir savunma ve itiraz hakkı tanımadığı için, kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ayrıca tespit raporunun ve hasar tespit tutanaklarının tebliği halinde itiraz haklarını da saklı tuttuklarını, dava konusu olayın incelenmesi sırasında davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiği kanaatinde olduklarını, yani davacıya ait altyapı tesislerinin, projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak, gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde kazı yapılmak suretiyle incelenmesi gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varabilmenin mümkün olacağını, sorumlu olduklarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davada talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu ve eğer sayın mahkemece göreve ilişkin itirazları dikkate alınmayıp yargılamaya devam edilirse hasara ilişkin bedelin tarafsız bilirkişiler tarafından yeniden tespit edilmesi gerektiği hususunu da beyan etmek istediklerini, ödeme tarihinden itibaren faiz talebi ve /4 20 icra inkar tazminatı istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcu olmadığını, dolayısıyla idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden sonrası için ve ancak yasal faiz istenebileceğini, davacının hasarın oluşmasında kusuru olup olmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, tazminata hükmedildiği takdirde hasara uğrayanın kusuru oranında tazminatın tenkisi yoluna gidilmesi gerektiğini talep etmiştir. Açıklanan ve yargılama ile sübut bulacak nedenlerle; haksız ve dayanaksız davanın görev ve esastan reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davalı şirket tarafından alt yapı çalışmaları sırasında davacı şirkete ait tesise ait zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine açılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizde açılan dava, İİK'nın 67. Maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.
Dosyamıza getirilen ... 27. İcra Müd. ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının dosyamız davacısı ... AŞ borçlunun dosyamız davalısı ... genel Müdürlüğü borcun kaynağının... adresinde yapılan kazı sebebi ile oluşan hasar bedeli olan 3.994,77-TL ve bu tutara ilişkin icra takibi öncesi faiz olan 1.244,47-TL'lik faiz olmak üzere toplam 5.239,24-TL olduğu, davalının bu takibe itiraz etmiş olduğu görülmüştür.
... 2.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ... AŞ borçlunun dosyamız davalısı ... genel Müdürlüğü borcun kaynağının ...adresinde yapılan kazı sebebi ile oluşan hasar bedeli olan 15.114,58-TL ve bu tutara ilişkin icra takibi öncesi faiz olan 1.754,43-TL'lik faiz olmak üzere toplam 16.869,01-TL olduğu, davalının bu takibe itiraz etmiş olduğu görülmüştür.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, altyapısına davalı tarafından zarar verildiğini zarar miktarını ve davalının eylemi ile zarar arasında illiyet bağı olduğunu ispatlamak durumundadır.
Mahkememizce iddia , savunma ve toplanan deliller kapsamında meydana gelen hasarda davalı tarafın kusur yada sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zararın miktarının tespiti hususunda dosya Elektrik Mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya rapor ibraz edilmiştir.
Bilirkişi raporunda, Dava dilekçesinde, icra takibine konu hasarların nerede ne zaman meydana geldiğine dair herhangi bir açıklama olmadığı, ancak dosyada bulunan belgelerden anlaşıldığı kadarıyla iki ayrı adreste farklı tarihlerdeki hasarların iki ayrı icra takibine konu edildiği anlaşılmakla, davacının yeraltı kablo ve tesislerinde meydana geldiğini iddia ettiği hasarların 14.02.2022 tarihinde 09:00 saatinde ...adresinde gerçekleşen hasarla, 10.07.2020 tarihinde 15:00 saatinde ... adresinde gerçekleşen hasar olduğunun ancak icra takip dosyalarına bakılarak anlaşılabildiği, Dava dosyasında ve eklerinde, ilgili adreslerde davalı adına çalışma yürütüldüğünü gösteren ve kanıtlayan fotoğraf vb. herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, için davalının yalnızca cevap dilekçesinde kendi beyanları ile kabul ettiği 10.07.2020 tarihli ... adresindeki kazı çalışmasından sorumlu tutulabileceği, takdiri Sayın Mahkemede olmak üzere, 14.02.2022 tarihli ... ilçesindeki kazı çalışmasından ise şu aşamada sorumlu tutulabilmesi için elde herhangi bir kanıt olmadığı, Davacı tarafından sunulan yalnızca 14.02.2022 tarihli hasara ilişkin malzemelerin dökümünün verildiği, ancak hem 10.07.2020 hem de 14.02.2022 tarihli hasarlar için malzeme ve işçilik bedellerinin nasıl hesaplandığının belirsiz olduğu, Sunulan kısıtlı belgelere göre, dava konusu 14.02.2022 tarihli hasarın onarımının davacının yüklenicisi olabileceği anlaşılan şirket tarafından yapıldığı anlaşılmakla birlikte, yüklenici ile yapılan sözleşmelerde bedel usulü ile anlaşıldığı ve sözleşmede belirtilen bedelin önceden ödendiği veya sözleşme süresince ödenmesinin kararlaştırıldığı, her bir gerçekleştirilen hasar için ayrı ücret çıkarılmadığı yani hasar gerçekleşmese dahi sözleşme bedelinin yüklenici şirkete ödendiği bilindiği için, montaj ve araç ve personel giderlerinin gerçek zarar olarak nitelendirilemeyeceği, bu sebeple de karşılığında ödeme yapıldığını gösteren fatura, ödeme belgesi vb. sunulmadığı takdirde araç, personel ve montaj bedellerinin talep edilemeyeceği, yalnızca malzeme bedellerinin talep edilebilir olduğu, Nasıl hesaplandığı bilinmeyen ancak sunulan kısıtlı belgelerle üzerinde değerlendirme yapılabilen ve piyasa rayiçlerinden daha düşük olduğu görülen 14.02.2022 tarihli hasara ilişkin 8.550,53.-TL malzeme bedeliyle, herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı için üzerinde değerlendirme yapılamayan ancak 302,90.-TL olduğu görülen 10.07.2020 tarihli hasara ilişkin malzeme bedelinin de talep edilebileceği, Talep edilebilir olduğu kanaatine varılan malzeme bedelleri için 10.07.2020 tarihli hasar 04.07.2022 takip tarihi itibariyle borç tutarının 386,94.-TL, 14.02.2022 tarihli hasar için 14.11.2022 takip tarihi itibariyle borç tutarının 9.493,84.-TL olduğu, davalının şu aşamada yalnızca kendi beyanlarıyla kazı çalışmasından sorumlu olabileceğini kabul ve beyan ettiği 10.07.2020 tarihli hasara ilişkin icra takibinin 386,94.-TL'lik kısmından sorumlu tutulabileceği, yönünde rapor ibraz edilmiştir.
Taraf itirazlarını değerlendirmesi için bilirkişiden ek rapor alınmış bilirkişinin sunduğu 23/07/2024 tarihli ek raporda Kök raporda da belirtildiği üzere, davacının yeraltı kablo ve tesislerinde meydana geldiğini beyan ettiği hasarların 14.02.2022 tarihinde 09:00 saatinde ...adresinde gerçekleşen hasarla, 10.07.2020 tarihinde 15:00 saatinde ...adresinde gerçekleşen hasar olduğu, Kök raporda da belirtildiği üzere, her iki kazı çalışmasının da kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiğini gösteren kesin kanaat bildirmeye yetecek bulgulara ulaşılamadığı için davalının sorumluluğu konusunda kesin bir kanaate varılmasının mümkün olamadığı, bu sebeple de her iki hasar için de davalının sorumluluğu konusundaki değerlendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalının davacının da kusur durumunun araştırılması gerektiği yönündeki beyanlarına istinaden, iletişim kablolarının bir kazı çalışması esnasında erişilebilir derinlikte olması sebebiyle bilinmeden yapılan bir kazı çalışmasında zarar görmesi kaçınılmaz olacağı için davacı tarafa kablolarını nizami olmayan şekilde döşediği için kusur yüklenmesinin mümkün olamayacağı, Yeni sunulan bilgi ve belgelerle birlikte, hasar onarımlarının davacının yüklenicisi ... şirketi tarafından yapıldığı ve ilgili şirkete hem malzeme hem de işçilik ücretlerinin toplu olarak ödendiği beyan edildiği ve yapılan ödemelere ait olduğu belirtilen fatura dökümlerinin paylaşıldığı, söz konusu fatura dökümlerinde global işçilik ve global malzeme bedellerinin ayrı kalemler halinde tahakkuk ettirildiği görülmekle, davacının her bir hasar onarımı için yükleniciye ayrı hakkedişler düzenlediği bu sebeple de işçilik ve nakliye in de talep edilebilir olduğu, ve kanaate varılmıştır. Talep edilebilir olduğu kanaatine varılan malzeme ve işçilik bedelleri için 10.07.2020 tarihli hasar için 01.07.2022 takip tarihi itibariyle borç tutarının 5.098,01.-TL, 14.02.2022 tarihli hasar için 14.11.2022 takip tarihi itibariyle borç tutarının 16.782,05.-TL olduğu hesaplanmıştır şeklinde ek rapor ibraz etmiştir
Bilirkişi ek raporunda belirtilen 10/07/2020 tarihli hasar için davacının ... 27. İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile bilirkişi ek raporunda belirtilen14/02/2022 tarihli hasar için ise davacının ... 2.İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olduğu anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Dosya kapsamında davacının yer altı kablolarında ve tesislerinde hasar meydana geldiği ...nin dosyaya sunmuş olduğu 05/10/2022 tarihli yazı cevabında şube yolu arızasının... kapsamında dava dışı başkaca firma tarafından 10017602700 iş emrine yapıldığının bildirilmiş olduğu görülmüş dosyada bulunan fotoğrafta ve yazı cevapları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi altyapı çalışmaları sırasında davacının altyapısına hasar verdiği hasar ile davacının eylemi arasında uygun illiyet bağının da olduğu mahkememizce anlaşılmıştır.
Yukarıdaki ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığından somut olayımıza bakıldığında, elektrik mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi ek raporunda, hasar onarımlarının davacının yüklenicisi ... Şirketi tarafından yapıldığı ve ilgili şirkete hem malzeme hem de işçilik ücretlerinin toplu olarak ödendiği yapılan ödemelere ait fatura dökümlerinin paylaşıldığı davacının her bir hasar onarımı için yükleniciye ayrı hakediş düzenlediği ve işçilik ve nakliye giderlerini talep edebileceğinin belirtilmiş olması karşısında davacının davalıdan işçilik giderlerini de talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının altyapısına hasar verdiği bu hasar sebebi ile davacının alt yapısında zarar oluştuğu zarar ile davalının haksız eylemi arasında uygun illiyet bağının oluştuğu bu sebeple davacının ... 27 İcra Müd. ... esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu takipte bilirkişi ek raporunda belirtilmiş olan 3.994,77-TL asıl alacak ve 1.103,24-TL işlemiş faiz olmak üzere 5.094,01-TL'lik kısım yönünden icra takibi başlatmasında haklı olduğu davacının davalı aleyhine ... 2.İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyasında ise 15.114,48-TL asıl alacak ve 1.667,47-TL işlemiş faiz olmak üzere 16.782,05-TL'lik kısım yönünden takip başlatmakta haklı olduğu kanaatine varılmış her iki takibe konu alacakların yargılama neticesinde netlik kazandığı ve alacağın likit olmadığı anlaşıldığından davacı adına icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
- Davalının ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 3.994,77 TL asıl alacak ve 1.103,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.098,01 TL üzerinden devamına, asıl alacak 3.994,77 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine
-Davalının ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 15.114,48 TL asıl alacak ve 1.667,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.782,05 TL üzerinden devamına, asıl alacak 15.114,48 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine
2- Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.494,63-TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 300,14-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.194,49-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcının ve 300,14-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 21.880,06-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Reddedilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 238,19-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen toplam 4.615,25-TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 4.565,40-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin, kabul-red oranına göre 3.086,30-TL'sinin davalıdan 33,70‬-TL davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
9-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi.04/12/2024

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim