Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/807

Karar No

2024/737

Karar Tarihi

2 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/807 Esas
KARAR NO : 2024/737

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2022
KARAR TARİHİ : 02/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkilinin toplam 14.000 paydan ... Şirketi (... V.d. ... ) isimli şirketin 5600 payına hissedarı iken anılan 5600 pay ile hissedarı olduğu ait şirket payını ... 6.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davalı ...'a devrettiğini, ... 6.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesinde, müvekkiline ait şirket hissesi olan 5600 payın beheri 25,00TL, toplamı ise 140.000,00TL olarak belirlendiğini, bu değerlendirmenin şirketin gerçek pay değerinin neredeyse 1/4'ü kadar olduğunu, pay devrinin yapıldığı tarihte şirketin reel değerinin 10.000.000,00TL nin üzerinde olduğunu, davacı müvekkilin şirket payları, davalının ve gizlice anlaşıp dolaylı olarak eyleme geçirttiğini işçilerin bilinçli ve planlı bir şekilde yaptığı ve yaptırdığı eylemler neticesinde davalı tarafından, müvekkilinin rızası hilafına noter sözleşmesi ile devralındığını, ... 6.Noterliğinin ... tarih ...yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesinde, beheri 25,00TL olan 5600 pay karşılığı 140.000,00-TL nın davacı müvekkile ödendiğini, müvekkilin bu bedeli aldığına dair bir metin yer alsa da bu metin şirket pay devir sözleşmelerinde yer alan şekli bir metin olduğunu, davalı bu devir sözleşmesinde yer alan ve normal pay değerinin onda biri kadar bile olmayan 140.000,00TL'nin bile müvekkile ödenmediğini, iddialarının ispatı bakımından, pay devri yapılan ... Ticaret Limited Şirketi isimli şirketin ..., ..., ..., ... bankalarında bulunan hesap kayıtları incelendiğinde şirketin işlem hacmi, para giriş ve çıkışlarına bakıldığında şirketin pay devrinin gerçek değerinin çok altında sembolik bir değer belirlenerek yapıldığının anlaşılacağını, müvekkilinin elinden alınan ve dahi pay devir sözleşmesindeki değeri karşılığı bedeli ödenmeyen şirket paylarının devrine ilişkin ... 6.Noterliğinin ... tarih ...yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesinin iptali ile davalı tarafından, müvekkilden rızası hilafına ele geçirilen 5600 payın davacı müvekkile geri verilmesi gerektiğini, davanın ikame olunması ile birlikte, davalı tarafından şirket paylarının, 3.şahıslara devri, mal kaçırma ve muvazaalı pay devri işlemlerinin olma ihtimali yüksek olduğunu, müvekkili bakımından herhangi bir hak kaybı olmaması için, şirket payları üzerine ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, . İhtiyati tedbir talebinin teminatsız olarak kabulünü, mahkeme gerek görecek olursa makul bir teminat tutarını mahkeme veznesine depo edilebileceğini, davacı müvekkile ödenmesi gereken fakat ödenmeyen şirket pay devir sözleşmesinde yazan 140.000,00TLsının, şirket pay devrinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, dava süresince, davalının mal kaçırma ve muvazaalı pay devri yapması ihtimaline binaen ...Şirketi paylarının üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafının pay devir tarihinde şirketin gerçek değerinin 10.000.000,00 TL olduğu yönündeki iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan davacı taraf iddiasının dinlenilemeyeceğini, ayrıca davacının ikrah ve hile iddialarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu şirkete ait ...plakalı aracın 27.06.2022 tarihinde davacıya satılmış olduğunu, hile ve ikraha dayalı pay devrinin söz konusu olması durumunda dava konusu şirketten davacıya araç satışı yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında pay devir bedelinin 1.700.000,00 TL olarak kararlaştırılmış olup, işbu bedelin 31.08.2021 tanzim tarihli, 31.07.2022 vadeli, borçluları ... ve .. Ltd. Şti. olan 1.700.000,00 TL bedelli bonoya bağlanmış olduğunu, söz konusu bono bedelinin 03.08.2022 tarihinde davacı vekilinin banka hesabına ödenmiş olup, bononun bizzat davacı vekilinden teslim alınmış olduğunu beyan ederek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmile karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, hisse devir sözleşmesinin TBK 39 maddesi gereği irade bozukluğundan kaynaklı olarak iptali, olmadığı takdirde pay devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İhtilafa konu hisse devir sözleşmesinin incelenmesinde, ... 6.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye nolu Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile davacı tarafın ...Şirketi'nde bulunan 5600 payını 140.000 TL bedelle davalı ...'a devrettiği, devir bedelinin nakten ve tamamen ödendiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından bildirilen tanıkların 13/06/2023 tarihli duruşmada dinlenmelerine karar verilmiş, tanıklar adına çıkarılan davetiyelerin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde tanıkların duruşmaya katılmadıkları görülmüş, davacı vekilinin tanıkları kendisinin hazır edeceğini bildirmesi üzerine bu defa 13/06/2023 tarihli celse ara kararı ile davacı tanıklarını hazır etmek üzere davacı vekiline gelecek celse için kesin süre verilmesine, tanıklar hazır edilmediği takdirde veya hazır edilmediğine dair geçerli mazeret belirtilmediği takdirde tanık dinletme isteğinden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş ise de, ara karar gereği tanıkların davacı tarafça 10/10/2023 tarihli duruşmada hazır olmadıkları görülmekle 13/06/2023 tarihli celse 1 nolu ara kararı uyarınca davacının tanık dinletme isteğinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizin 28/02/2023 tarihli duruşma ara kararı gereğince davalı vekiline tanıklarını bildirmesi için süre verilmiş, bildirilen tanıklar beyanlarının tespiti için mahkememiz 13/06/2023 tarihli celsede hazır bulunmakla:
Davalı Tanığı ... "Ben dava konusu edilen şirketin faaliyet merkezinde onların komşusuydum. Hemen yan tarafta benimde dükkanım vardır. Taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi yaklaşık 10 ay sürmüştür. Bir tane lazer makinesi almışlardır bu makine eski bir makine olduğu, sürekli arıza verdiği oluyordu. Bende kendilerinden metal kesim işlemi yaptırıyordum. Bu nedenle bende makinenin zaman zaman arıza verdiğine şahitlik ediyordum. Taraflar arasındaki hisse devri anlaşmasına şahit değilim ancak hisse devri karşılığında 1.700.000,00 TL lik senet verildiğini biliyorum. Bu senedin ödenmesi için davalı ... ile birlikte bankaya gitmiştim. Bedel yüksek olduğu için ilk etapta ödenemedi ancak sonrasında davacının avukatına ödeme yapıldığını biliyorum. Davacı tekstil işi ile uğraşıyordu. Dava konusu şirketin faaliyetleri konusunda bilgisi olduğunu düşünmüyorum. Ben dava konusu edilen şirketin çalışanları tarafından işlerin bilinçli olarak yavaşlatıldığını ya da durdurulduğuna dair bir şeye şahit olmadım. Esasen alınan makine eski olduğundan, zaman zaman arıza veriyordu. Bu makine kesim işlemi yapamadığı zaman diğer makineler kendi işlerini yapamıyordu. Ben hisse devri tarihi itibariyle şirketin gerçek değeri konusunda bilgi sahibi değilim," beyanında bulunmuştur.
Davalı Tanığı ... "Ben dava konusu edilen şirket ile 2020 yılından beri ticari iş yapıyorum kendileri benden malzeme alıyorlardı. Dava konusu edilen şirkete davacı ortak olmadan önce lazer makinesi alınmıştı. Bu makine eski bir makineydi bu nedenle sürekli arıza veriyordu. Bu arızalar nedeniyle yedek parça alınması gerektiğinde bu parçalar yurtdışından yabancı para birimi ile getirtildiğinden maliyetli oluyordu. Benim bildiğim dava konusu şirkette 2-3 çalışan vardı. Davacı normalde başka bir işle ilgileniyordu. Ancak bu şirketin faaliyet alanı ile ilgili teknik bilgiye sahip olup olmadığını bilemiyorum. Ancak kendisi de metal işi (metal düğme, zamak, pirinç )ile ilgilendiği için bilebileceğini düşünüyorum. Ben davacı ortak olduktan sonra şirkete gittiğimde davacıyı şirkette görüyordum. Sonrasında taraflar pandeminin de etkisiyle davacının şirkette ayrılması konusunda mutabık kaldılar. Davacının şirkete girdiği dönemde yaklaşık 300-400 bin tl para verdiğini biliyorum. Bu paranın o dönem ki karşılığı konusunda aralarında bir hesap yaptılar ve 1.700.000,00 TL karşılığı hisse devri yapılması konusunda anlaştılar. Anlaşmalarına göre, bu bedel senet olarak hisse devri esnasında davacıya verilecekti, tarafların senet düzenledikleri esnada bende yanlarında bulunuyordum. Bu bedeli belirlerken TL cinsinden hesaplama yaptılar. Yabancı para birimi üzerinden herhangi bir anlaşma olmadı. Dava konusu edilen şirkette, 2-3 çalışan olduğundan, bilinçli olarak iş durdurulma ve yavaşlatma eyleminin yapıldığını düşünmüyorum. Zaten lazer makinesi davacının ortak olmasından önce de 2. El ve eski olduğu için bozuluyordu. Bu makinenin bozulduğu dönemde iş yapılamıyordu," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 09/01/2024 tarihli ara kararı gereği, dava dışı ... LTD.ŞTİ.'nin defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılıp, taraf iddia ve savunmaları da değerlendirilerek dava dışı şirketin davacı tarafça davalıya devredilen hissenin devir tarihi olan 01/09/2021 tarihi itibari ile değerinin tespit edilmesine dair rapor alınmasına karar verilerek, dosyaya Mali Müşavir bilirkişi ...'ın sunmuş olduğu 19/03/2024 tarihli raporunda, tüm delillerin takdir ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere; Devir tarihi itibarıyla dava konusu şirketin defter değerinin 485.993,88 TL olarak hesaplandığı, ancak parasal olmayan varlıkların değerlerinde zaman içinde meydana gelen değişmeleri içermemesi nedeniyle hesaplanan defter değerinin şirketin gerçek değerini yansıtmaktan uzak olduğu, Ticari defter kayıtlarına göre dava konusu şirketin mali tablolarına yansıyan verimli bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, bu itibarla şirket değerinin belirlenmesinde indirgenmiş nakit akımı yöntemin her hangi bir sonuç vermeyeceği, Sektörde gerçekleşen birleşme — satın alma işlemlerinde ortaya çıkan fiyatlamalar emsal alınmak suretiyle karşılaştırma imkanı bulunmadığından, dava konusu şirket değerinin belirlenmesinde piyasa çarpanları yönteminin de uygulama alanı bulamayacağı, Dava konusu şirket değerinin belirlenmesinde uygulanabilecek tek yöntemin net varlık yöntemi olduğu, ancak bu yöntem ile kesin bir sonuca gidilebilmesi için şirket aktifinde kayıtlı bulunan ve raporun inceleme bölümünde listelenen taşıt, makine, teçhizat vb. duran varlıkların güncel değerlerinin teknik bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiği, Teknik bilirkişilerin uzmanlık alanında olmakla birlikte, şirket aktifinde kayıtlı duran varlıkların büyük kısmının 2020 ve 2021 yılında satın alınmış olduğu hususu dikkate alındığında, 01.09.2021 devir tarihine kadar geçen süre içerisinde, genel fiyat artışlarına bağlı olarak işbu duran varlıkların güncel değerlerinde meydana gelebilecek artışların, şirketin 485.993,88 TL olarak tespit ettiğimiz kaydi değerini, davacı tarafça iddia edildiği gibi, 20 kat artışla 10.000.000,00 TL düzeyine yükseltmesinin mümkün olamayacağı, Davacı tarafın şirket ortaklığının devam ettiği 10 ay gibi oldukça kısa bir zaman içerisinde, metal ticaretiyle iştigal eden her hangi bir ticari işletmenin değerinde, şirket ortağından gizlenmek suretiyle kandırılma iddiasına konu olabilecek düzeyde yüksek bir artışın meydana gelmesinin ticari hayatın olağan icaplarına uygun düşmeyeceği, Davalı tarafça düzenlenerek davacıya verilen ve banka kayıtlarından vadesinde ödenmiş olduğu anlaşılan senet bedelinin hisse devri karşılığında düzenlenmiş olduğunun kabulü durumunda davacı taraf iddialarının dosya kapsamına uygun düşmeyeceği, 459 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereği, noterlerde gerçekleştirilen işlemler karşılığında yapılan tahsilat ve ödemeler açısından banka, PTT veya diğer aracı finansal kuruluşlarca düzenlenmiş belgelerle tevsik zorunluluğu bulunmadığından, davacı tarafın noterce düzenlenen hisse devir sözleşmesinde tahsil ettiğini kabul ve beyan ettiği 140.000,00 TL tutarındaki hisse devir bedeli açısından, davalı tarafın ödemenin yapılmış olduğunu ispatlayıcı belge sunmasına gerek bulunmadığı kanaatine varıldığını bildirdiği görülmüştür.
İrade bozukluğu halleri Türk Borçlar Kanunu'nun 30 ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. İkrah (korkutma) , bir kimsenin başka surette yapmayacak olduğu bir hukuksal işlemi bir kötülüğün kendisinin veya yakınlarının başına gelebileceğini görerek korkmak suretiyle cebir altında yapması halidir.
6098 sayılı TBK'un 39.maddesine göre; "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır".
TBK 39 maddesi uyarınca aldatma nedeniyle sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin, aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sürede ileri sürülmesi gerekmekte olup, anılan süre hak düşürücü süre niteliğindedir. Dava dilekçesinde aldatmanın öğrenildiği tarihe ilişkin bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmakla, mahkememizce 28/02/2023 tarihli ön inceleme duruşması ara kararı ile davacı vekiline, dava dilekçesinde dayandığı irade fesatı iddiasına yönelik olarak hilenin ortadan kalktığı tarihe ilişkin açıklama dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından 08/03/2023 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile müvekkilinin , dinletecekleri tanıklar ile 2022 yılı şubat ayı sonlarına doğru tesadüfen karşılaştıklarında, dava dilekçesinde izah edilen hususları öğrendiğini, daha sonra kendince araştırmalar yaparak, davalının kendisini kandırarak şirket paylarını devraldığını 2022 yılı Şubat ayında öğrendiğini beyan etmiştir. Hisse devir sözleşmesinin 01/09/2021 tarihinde yapıldığı, davanın ise 15/11/2022 tarihinde açıldığı görülmekle şekli olarak TBK 39 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süreden sonra davanın açıldığı, ancak davacı tarafça beyan dilekçesinde belirtildiği şekilde 2022 yılının şubat ayında aldatmanın öğrenildiğinin ispatı halinde davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabul edilebileceği anlaşılmaktadır. Ancak, davacı taraf yukarıda izah edildiği şekilde tanıklarını usulüne uygun ihtara rağmen hazır edememiş ve tanık dinletme talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiğinden 2022 yılının şubat ayında aldatmanın öğrenildiği iddiasını ispat edememiştir. Zira, davacı taraf öğrenme tarihini tanık ile ispat edeceğini açıkça bildirdiğinden, tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılmasına ilişkin hukuki durum karşısında ispat yükünü yerine getirmediğini kabul etmek gerekmektedir. Terditli talep açısından ise, davacı tarafça hisse devir sözleşmesindeki devir bedelinin ödenmediğini iddia etmekte, davalı vekili ise cevap dilekçesi ile hisse devir bedelinin 1.700.000 TL olarak kararlaştırıldığı ve senede bağlandığı, senet bedelinin de ödendiği savunulmuştur. Yukarıda belirtildiği üzere hisse devir sözleşmesinde devir bedeli 140.000 TL olarak belirlenmiş ve bedelin nakten ve tamamen davalı tarafça davacıya ödendiği düzenlenmiştir. Resmi geçerliliğe haiz noter satış sözleşmesindeki devir bedeline yönelik muvazaa iddiası ancak yazılı delil ile ispatlanabilecek ise de, davalı taraf cevap dilekçesi ile devir bedelinin 1.700.000 TL olarak kararlaştırıldığı ve senede bağlandığı, senet bedelinin de ödendiği savunarak ispat yükünü üzerine almıştır. Cevap dilekçesi ekinde sunulan, keşidecisi davalı, alacaklısı davacı olan 31/07/2022 vade tarihli 1.700.000 TL bedelli senedin, sunulan banka dekontu da nazara alındığında ödenerek davalı tarafça teslim alındığı görülmüş olup, davalı tarafça ispat yükünün yerine getirildiği kanaatine varılmakla bu talebin de dayanağı olmadığı anlaşılmış olup davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.395,85 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan ‬‬1.968,25-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.02/12/2024

Katip ...
e-imzalı

Hakim ...
e-imzalı

"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim