Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/9

Karar No

2024/229

Karar Tarihi

10 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/57 Esas
KARAR NO : 2024/224

DAVA : Yargılamanın Yenilenmesi
DAVA TARİHİ : 21/09/2012
KARAR TARİHİ : 03/12/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargılamanın yenilenmesi talep eden ... vekili 29/03/2024 tarihli dilekçesinde özetle; mahkememizin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle karar verildiğini, HMK' nın 375/1-i maddesi hükmüne göre yargılamanın iadesini, ... esas ve ... Karar sayılı dosyasındaki hükmün iptali ile önceki savunmaları da gözetilerek davanın reddine, yeni yapılacak yargılamadaki yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılamanın iadesi dosyasında davalı ... Vekili 11/10/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; söz konusu Yargılamanın Yenilenmesi ile davacının hukuken korunmasını gerektirecek bir menfaati söz konusu olmadığından talebinin reddine karar verilmesini, Bütün bu hususlar birlikte dikkate alındığında, davalı Şirket Yargıtay içtihatlarına ve mevzuata uygun davrandığını, Dosya kapsamına sunulan bütün yazılı delillerin bu durumu ispat ettiğini, davalı Şirket yasal tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu doğrultuda haksız davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... tarih ... başvuru nolu kararında;
"Şaşma/Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1985 doğumlu ve ...’da ikamet eden ve ayrıca ... Barosuna bağlı ... tarafından temsil edilen ...’nın (“başvuran”), 24 Haziran 2019 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. ...), Başvuranın hukuk davası çerçevesinde mahkûm edilmesine ve sorumlusu olduğu internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkin şikâyetin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı ...tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine ilişkin kararı, Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuran tarafından bu görüşlere cevaben sunulan görüşleri, Bölüm Başkanı’nın davaya müdahil taraf olarak katılmasına izin verdiği İfade Özgürlüğü Derneğinin (İFÖD) sunduğu görüşleri (Sözleşme’nin 36. maddesinin 2. fıkrası ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 44. maddesinin 2. Fıkrası), Mahkemenin, bir komite tarafından başvurunun incelenmesine ilişkin Hükümetin itirazını reddettiği kararı dikkate alarak 12 Aralık 2023 tarihinde kapalı oturumda gerçekleştirilen müzakerelerin ardından söz konusu tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, başvuranın, sorumlusu olduğu www.y(...)k(...)... (“... de ...”) internet sitesinin alan adının ... şirketinin ticari itibarına zarar verdiği ve dolayısıyla şirket aleyhine haksız rekabet meydana getirdiği gerekçesiyle, hukuk davası çerçevesinde mahkûm edilmesi ve söz konusu internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkindir.
2. Avukat olan başvuran, .... şirketinin bazı eski çalışanlarını, şirket ile aralarındaki iş hukuku davalarında temsil etmiştir. Söz konusu internet sitesinde, özellikle, ...nin eski çalışanlarının gösteri yürüyüşlerine ve şikâyetlerine ilişkin paylaşımlar yapılmış ve ayrıca site üyelerinin yorum ve görüşlerini paylaşabilecekleri bir tartışma forumu oluşturulmuştur.
3. .... şirketi, başvuran tarafından söz konusu internet sitesinin alan adında markasının izinsiz kullanımı ve böylece ticari itibarının zarar görmesi nedeniyle İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (“Hukuk Mahkemesi”) nezdinde tazminat davası açmıştır.
4. Hukuk Mahkemesi, .... şirketinin talebini kısmen kabul etmiştir. Hukuk Mahkemesi, ... eski çalışanları tarafından düzenlenen gösteri yürüyüşlerine ilişkin ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğinin, özellikle iftira veya karalama niteliğinde olmadığı sürece ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini gözlemlemiştir. Hukuk Mahkemesi ayrıca, ihtilaf konusu internet sitesinin ticari amaç taşımaması nedeniyle alan adının ... markasının izinsiz kullanımını teşkil etmediğini kaydetmiştir. Bununla birlikte Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu alan adında yer alan “... ” ifadesinin .... yönünde negatif bir çağrışım meydana getirdiğini değerlendirmiştir. Hukuk Mahkemesi nitekim söz konusu alan adının kullanılmasının şirketin ticari itibarını açıkça zedelediği ve şirketi küçük düşürdüğü kanaatine varmıştır. Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğinin ve kullanılan alan adının ticari bir amacı, fonksiyonu veya etkisi olmamasına rağmen, söz konusu alan adının kullanımının, Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinin 1. cümlesi anlamında “başkalarını ve ... Türkiye’de kurulmuş bir kargo şirketidir. Söz konusu internet sitesinin alan adında bu şirketin kısaltılmamış ticari adı yer almaktadır. başkalarının faaliyetlerini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” biçiminde bir haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna varmıştır.
5. Hukuk Mahkemesi, söz konusu alan adının kullanılmasının haksız rekabet meydana getirdiği gerekçesiyle ihtilaf konusu siteye erişimin engellenmesinin gerekli olduğu kanaatine varmıştır. Hukuk Mahkemesi ayrıca, tarafların ekonomik ve sosyal konumlarını, ihtilaf konusu eylemin niteliğini, bu eylemin internet üzerinden gerçekleştirilmiş olmasını ve başvuranın bir avukat,...nin ise uluslararası faaliyet gösteren bir kargo şirketi olmasını göz önünde bulundurarak, başvuranın Y.K. şirketine maddi ve manevi tazminat bağlamında toplam 2.000 Türk lirası (ilgili tarihte yaklaşık 800 avro) ödemesine hükmetmiştir.
6. Yargıtay, bu kararın usul ve kanuna uygun olduğu kanısına vararak, bu kararı onamıştır.
7. Anayasa Mahkemesi, 9 Ocak 2019 tarihinde, özellikle söz konusu hukuk davası sonucunda verilen karar nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden başvuranın bireysel başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, söz konusu tedbirlerin gerekliliğine ilişkin olarak, öncelikle, söz konusu davanın ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğiyle ilgili olmadığını, sadece alan adıyla ilgili olduğunu kaydetmiştir. Anayasa Mahkemesi ardından, söz konusu müdahalenin, Devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde ..nin ticari itibarını korumaya yönelik olduğunu değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu bağlamda, Hukuk Mahkemesinin kararını, sitenin alan adında geçen “... ” ibaresinin davacı şirket yönünde negatif bir çağrışım yaptığına ve bu alan adının kullanımının şirketi küçük düşürdüğüne ve ticari itibarını zedelediğine dayandırdığını kaydetmiştir. Anayasa Mahkemesi, Hukuk Mahkemesinin, ihtilaf konusu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli gerekçelerle gösterdiği sonucuna varmıştır. Anayasa Mahkemesi son olarak, ihtilaf konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin ve tazminat miktarının orantılı olduğunu kaydetmiştir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
HAKKINDA
8. Başvuran, Sözleşme’nin 9 ve 10. maddelerini ileri sürerek, söz konusu hukuk davasının sonucunda verilen karar nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmektedir.
9. Olay ve olguların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme, başvuranın şikâyetinin Sözleşme’nin yalnızca 10. maddesi açısından incelenmesinin uygun olduğu kanaatine varmaktadır.
10. Mahkeme, Hükümetin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu yönündeki itirazına ilişkin olarak, bu itiraza yönelik ileri sürülen argümanların başvurunun esasının incelenmesini gerektiren hususlar ortaya çıkardığı kanaatine varmaktadır. Mahkeme, öte yandan, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve Sözleşme’nin 35. maddesinde öngörülen başka bir gerekçeyle kabul edilemez olmadığını tespit ederek, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
11. Mahkeme, hukuk davası çerçevesinde başvuranın cezaya mahkûm edilmesinin ve ihtilaf konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin, başvuranın ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini değerlendirmektedir (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), Bulgakov/Rusya, no. 20159/15, § 29, 23 Haziran 2020 ve Petro Carbo Chem S.E./Romanya, no. 21768/12, § 37, 30 Haziran 2020). Söz konusu müdahalenin, Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin 1. fıkrası olmak üzere yasal bir dayanağı vardır (yukarıdaki 4. paragraf). Mahkeme ayrıca, bu müdahalenin başkalarının itibarını veya haklarını korumak meşru amacını izlediğini kabul etmektedir.
12. Mahkeme, müdahalenin gerekliliğine ilişkin olarak, ifade özgürlüğü hakkına ilişkin genel ilkelere ve bu hak ile bir şirketin ticari itibar hakkı arasında denge kurulmasında kendi değerlendirmesine ve özellikle de yerel mahkemelerin değerlendirmesine yön vermesi gereken kriterlere atıfta bulunmaktadır(Ärztekammer für Wien ve Dorner/Avusturya, no. 8895/10, §§ 62-67, 16 Şubat 2016 ve OOO Regnum/Rusya, no. 22649/08, §§ 58-63 ve 66, 8 Eylül 2020).
13. Mahkeme ayrıca, “zorunlu bir toplumsal ihtiyacın” varlığının değerlendirilmesinde belirli bir takdir yetkisinin ticari konularda, özellikle de haksız rekabet gibi karmaşık ve değişken bir alanda gerekli olduğunu hatırlatmaktadır (Hertel/İsviçre, 25 Ağustos 1998, § 47, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998-VI). Bununla birlikte, bir bireyin yalnızca “ticari” yönü değil, kamu menfaatini etkileyen bir tartışmaya katılımı söz konusu olduğunda, bu takdir kapsamı göreceleştirilebilir (yukarıda geçen Hertel, § 47).
14. Mahkeme, bu bağlamda, somut olayda, Hukuk Mahkemesinin ihtilaf konusu internet sitesinin ve alan adının ticari bir amacı, fonksiyonu veya etkisi olmadığı kanaatine vardığını gözlemlemektedir (yukarıdaki 4. paragraf). Bununla birlikte, Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu internet sitesinin içeriğinin özellikle iftira veya karalama niteliğinde olmaması nedeniyle ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini kaydetmiş olsa da, söz konusu mahkeme, internet sitesinin alan adında yer alan “... ” ifadesinin kamu menfaatine ilişkin bir tartışma kapsamında olup olmadığını değerlendirmemiştir (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), yukarıda anılan Petro Carbo Chem S.E., § 45).
15. Ayrıca, Hukuk Mahkemesi, ihtilaf konusu alan adının ... Şirketinin ticari itibarını zedelediği ve dolayısıyla şirket aleyhine haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varırken, yalnızca “... ” ibaresinin olumsuz çağrışımına dayanmıştır (yukarıdaki 4. paragraf). Kuşkusuz, Hukuk Mahkemesi, tazminat miktarını belirlerken, Y.K.nin uluslararası alanda faaliyet gösteren bir kargo şirketi olduğunu dikkate almıştır (ibid.). Ancak Mahkeme, ihtilaf konusu alan adında sadece “... ” ifadesinin kullanılmasının, kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aştığının yeterince gösterilmediği kanaatindedir; bu sınırlar büyük şirketler söz konusu olduğunda daha geniştir (Steel ve Morris/Birleşik Krallık, no. 68416/01, § 94, AİHM 2005-II).
16. Mahkeme, Hukuk Mahkemesinin ayrıca ihtilaf konusu ifadenin yeterli olgusal bir temele dayanıp dayanmadığını incelemediğini kaydetmektedir (yukarıda anılan Ärztekammer für Wien ve Dorner, § 69 ile karşılaştırınız). Öte yandan, söz konusu internet sitesinin tamamına erişimin engellenmesi tedbirinin ağırlığına rağmen (bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde (mutatis mutandis), yukarıda anılan Bulgakov, § 34) Hukuk Mahkemesinin kararında, bu tedbirin orantılılığına ilişkin yeterli bir inceleme yapılmamıştır.
17. Dahası, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi yukarıda belirtilen eksiklikleri telafi etmemiştir. Nitekim Yargıtay, sadece Hukuk Mahkemesinin kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirtmekle yetinmiştir (yukarıdaki 6. paragraf). Anayasa Mahkemesi ise Hukuk Mahkemesinin ihtilaf konusu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli gerekçelerle gösterdiği kanaatine varmış, ayrıca ihtilaf konusu internet sitesine erişimin engellenmesinin ve tazminat miktarının orantılı olduğunu kaydetmiştir (yukarıdaki 7. paragraf).
18. Mevcut davanın koşullarında, ulusal mahkemelerin, Mahkemenin içtihatlarında belirtilen kriterlere uygun olarak, söz konusu hak ve menfaatler arasında bir denge kurmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle Mahkeme, şikâyet konusu tedbirlerin izlenen meşru amaçla orantılı olduğunun ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunun gösterilemediği kanaatindedir.
19. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
20. Başvuran, esas hakkında görüşlerini sunması için kendisine verilen süre içerisinde adil tazmin talebinde bulunmamış veya başvuru formunda belirtilen talebi yinelememiştir. Sonuç olarak Mahkeme, başvurana bu bağlamda herhangi bir meblağın ödenmesine gerek olmadığı kanaatine varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup Mahkeme İç Tüzüğü’nün
77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 16 Ocak 2024 tarihinde yazılı olarak
bildirilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava, yargılamanın iadesi talebine ilişkindir.
Somut olayda talepte bulunan davalı ... vekili Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında ifade özgürlü hakkının ihlal edildiğine yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduklarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerinin ihlali suretiyle ... tarihinde ... nolu kararı ile ihlalin tespit edildiğini ve HMK'nın 375/1-i maddesi hükmüne göre Yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.
HMK 374 ve devamı maddelerde düzenlendiği üzere yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan fevkalade bir kanun yoludur çünkü ancak kesinleşmiş olan kararlara karşı bu yola başvurulabilir.
Yargılamanın iadesi talebi, bir dava olarak açılır ve incelenir. Yargılamanın yenilenmesi isteği hukuki niteliği itibariyle ayrı ve bağımsız bir dava olup mutlaka duruşma yapılarak iki aşamada incelenmesi gerekir. Mahkeme öncelikle yargılamanın yenilenmesi davasının dinlenmeye değer olup olmadığını kendiliğinden araştırır. Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığının, teminat gösterilip gösterilmediğinin ve yasada sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birisinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem ret edilir. Mahkeme birinci aşamada yargılamanın iadesi davasının dinlenmeye değer olduğu sonucuna varırsa, ikinci aşamada esasa girerek ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin doğru olup olmadığını araştırır. Dava dilekçesinde ileri sürülen sebebin gerçek olduğu kanısına varması halinde ise istem kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verir.
6100 Sayılı HMK hükümlerinde, yargılamanın iadesi istemi bağımsız bir dava türü olarak düzenlenmiştir. Kesin olarak verilen veya kesinleşen kararlara karşı yapılacak bu istekle ilgili konusuna göre maktu ya da nispi harç yatırılarak dava açılır. Bundan sonra mahkemece dava şartlarından başlamak üzere HMK'daki tüm yargılama aşamalarının yerine getirilmesi zorunludur. Bu konuda kanunda, uygulamada ve doktrinde bir tereddüt bulunmamaktadır.
Yukarıda sözü edildiği üzere yargılamanın yenilenmesi talebi bağımsız yeni bir dava olduğundan, Harçlar kanunun 10. maddesinde düzenlenen hükme göre; talebin kabulü üzerine cereyan edecek davalar, yeni davalar gibi harca tabidir. İadei muhakeme talebinde bulunan neticede haklı çıkarsa evvelce alınan harç mahsup edilir. Açık yasal düzenleme gereği, dava değeri üzerinden nispi olarak peşin karar ve ilam harcı alınmalıdır. (Yargıtay 23. HD .. E. ... K.)
Yargılamanın iadesi, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 10. ve HUMK'nın 449. ile HMK'nın 381/1. maddelerinde açıkça düzenlendiği üzere, bağımsız bir dava olup ayrı bir esasa kaydedilerek, dava değeri üzerinden nispi olarak peşin karar ve ilam harcı alınmalıdır.
Bu haliyle mahkememizin ... esas ... karar sayılı dosyası üzerinden yapılan talep, , 6100 Sayılı HMK hükümlerinde, yargılamanın iadesi istemi bağımsız bir dava türü olarak düzenlendiği , Harçlar kanunun 10. maddesinde düzenlenen hükme göre; talebin kabulü üzerine cereyan edecek davalar, yeni davalar gibi harca tabi olduğu gözetilerek harç eksikliği tamamlanarak mahkememizin iş bu esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce daha önce verilen ... esas ... karar sayılı ilamının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin... esas ...karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, ilgili dosyanın 21/11/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yargılamanın iadesi talebinin bağımsız dava niteliği dikkate alınarak Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamı "...Buna göre yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin) harcı yatırılarak ve davanın davalılarının davaya dahil edilmeleri ile (zira ilk yargılamanın devamı niteliğinde değil ayrı bir dava olduğundan taraf sıfatlarının dava dilekçesinde olduğu gibi belirlenmesi, davalılara dava dilekçesinin usulüne uygun tebliği ile taraf teşkilinin sağlaması, davalılar tarafından bu dosyada da vekalet sunulması halinde diğer davalarda olduğu gibi vekile tebligat çıkartılması gerekmektedir..." şeklindeki emsal içtihatı da dikkate alınarak ayrı bir dava niteliği ile dilekçe teatisi tamamlanmış, yargılamanın iadesi talebinin HMK m. 379 uyarınca ön incelemesine geçilmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda talebin HMK m. 377/1-e hükmü uyarınca süresinde olduğu, talebin kesinleşmiş mahkeme ilamına yönelik olduğu ve HMK m. 375/1-i bendi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanak yapılarak yöneltildiği görülmekle ön incelemede bir eksiklik tespit edilmeyerek yargılamanın iadesine talebinin esastan incelemesine geçilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun “Yeniden yargılama veya hükmün iptali” başlıklı 380. maddesi;
“(1) İnceleme sonunda, dayanılan yargılamanın iadesi sebebi sabit görülürse, yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre verilmiş olan karar onanır veya kısmen yahut tamamen değiştirilir. Ancak, davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması yahut 375 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendine dayalı olarak yargılamanın iadesi dilekçesi kabul olunursa, başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.
(2) Bu husus, iade yoluyla incelenmesi istenen hükmün bütün nüshalarında gösterilir” hükmünü içermektedir.
Aynı Kanun’un “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesinin 2. fıkrası ise; “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmünü içermektedir. Fıkrada açıklanan yön, kamu düzenine ilişkindir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca; sadece yargılamanın iadesi talebinin 6100 sayılı Kanun’un 375. maddesinin 1. fıkrasının ( c ) ve (ı) bentlerinde yazılı sebeplerden birine dayanması halinde, yargılamanın iadesi talebini kabul eden mahkeme, başka bir inceleme yapmadan, hakkında yargılamanın iadesi istenen hükmün iptaline karar verir. Keza, üçüncü kişilerin aynı Kanun’un 376. maddesi uyarınca açtıkları yargılamanın iadesi davasında da hükmün iptaline karar verilebilir. 375. maddenin diğer bentlerinde yazılı sebeplerden birine dayanılması halinde ise yargılamanın iadesi talebini kabul eden mahkemece, doğru olduğunu kabul ettiği iade sebebi gereğince, yeniden yargılama yapılarak, ortaya çıkacak duruma göre ilk kararın doğru olduğu sonucuna varılması halinde bu kararın onanmasına karar verilir. Verilmiş olan ilk kararın kısmen veya tamamen değiştirilmesi gerektiği sonucuna varılır ise, önceki karar kısmen veya tamamen değiştirilerek yeni bir karar verilmesi, verilecek olan yeni hükmün de önceki kararın bütün nüshalarında belirtilmesi gerekir. (380. maddenin 2. fıkrasına ilişkin Kanun Gerekçesinden; “Bu şekilde verilecek mahkemenin yeni kararı, daha önceki kararın bütün nüshalarında şerh olarak gösterilmek suretiyle, önceki kararın kullanılmaması sağlanmış olur.) Yargılamanın iadesi davası sonucunda eski hükmün kısmen veya tamamen değiştirilmesine karar verilir ise bu karar, eski (asıl) hükmün yerine geçer, yani geçmişe etkilidir. Eski hüküm daha önce icra edilmişse, icra eski haline iade olunur (2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 40. maddesi kıyasen)
Somut uyuşmazlığa gelince; yargılamanın iadesi talebinin dayanağı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerinin ihlali suretiyle ... tarihinde ... nolu kararı ile , başvuranın, sorumlusu olduğu www.y(...)k(...)... (“www. ... de ...”) internet sitesinin alan adının .... şirketinin ticari itibarına zarar verdiği ve dolayısıyla şirket aleyhine haksız rekabet meydana getirdiği gerekçesiyle, hukuk davası çerçevesinde mahkûm edilmesi ve söz konusu internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkin davada, AİHM tarafından AİHS m.10 uyarınca yapılan inceleme neticesinde; başvuranın ifade özgürlüğü hakkını kullanmasına yönelik bir müdahalenin Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin 1. fıkrası olmak üzere yasal bir dayanağı bulunduğunu, ancak , internet sitesinin alan adında yer alan “.... ” ifadesinin kamu menfaatine ilişkin bir tartışma kapsamında olup olmadığını değerlendirmediği, ihtilaf konusu alan adında sadece “...” ifadesinin kullanılmasının, kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aştığının yeterince gösterilmediği, ihtilaf konusu ifadenin yeterli olgusal bir temele dayanıp dayanmadığını incelemediği, nihayetinde ise Sözleşme’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
AİHM'nin yargılamanın iadesi talebine dayanak İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerinin ihlali suretiyle ... tarihinde ... nolu karar içerğindeki tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde haksız rekabet eylemine esas alınan alan adının kullanıldığı web sitesi, davacı tarafın işçi-işveren ilişkilerinden kaynaklanan şikayet ve eleştirilerin yer aldığı internet iletişim ortamı olduğu, ifade ve eleştiri özgürlüğü sınırları dahilinde paylaşımların yapıldığı, ihtilaf konusu internet sitesinin ticari amaç taşımaması nedeniyle alan adının .... markasının izinsiz kullanımını teşkil etmediği gibi, "..." ibaresini web sitesinin alan adı olarak kullanımının Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin 1. fıkrasının a) bendinin 1. cümlesi anlamında başkalarının faaliyetlerini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” şeklinde haksız fiilin hukuka aykırılık unsurunu oluşturmadığı, “başkalarını ve "..." ibaresini web sitesinin davalı (ilk davada davacı) kargo şirketinin faaliyetlerinin eleştirildiği web sitesinde "..." tanımlamasını içeren alan adı bulunması tek başına haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceği kanaati ile yargılamanın iadesi talep eden davacının (asıl dosya davalısı) talebinin kabulü ile HMK'nun 380/1 maddesi uyarınca ... 4. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı kesinleşmiş kararının iptali İLE; hükmün yargılamanın yenilenmesi talep eden ... yönünden; "DAVANIN davalılardan ... yönünden REDDİNE," ŞEKLİNDE TAMAMEN DEĞİŞTİRİLMESİNE, HMK'nun 380/2 maddesi uyarınca hükmün iptal edillip değiştirildiğine dair izahatın ... 4.Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamının tüm nüshalarında gösterilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:
1-Yargılamanın iadesi talep eden davacının (asıl dosya davalısı) talebinin kabulü ile HMK'nın 380/1 maddesi uyarınca ... 4. Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı kesinleşmiş kararının iptali İLE; hükmün yargılamanın yenilenmesi talep eden ... yönünden;
"DAVANIN davalılardan ... yönünden REDDİNE,
Alınması gereken 24,30-TL harçtan peşin yatan 21,15-TL harcın mahsubu ile 3,15-TL harcın davacı ...Ş.'den alınarak Hazineye irat kaydına,
Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre maddi tazminat yönünden hesaplanan 440,00-TL ve manevi tazminat yönünden hesaplanan 440,00-TL olmak üzere toplam 880,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'ya verilmesine,"
ŞEKLİNDE TAMAMEN DEĞİŞTİRİLMESİNE,
2- HMK'nun 380/2 maddesi uyarınca hükmün iptal edillip değiştirildiğine dair izahatın ... 4.Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı ilamının tüm nüshalarında gösterilmesine,
3-Yargılamanın iadesi davası yönünden alınması gereken 427,60-TL peşin harçtan 492 sayılı Harçlar Kanunu m.10 gereğince evvelce alınmasına karar verilen 24,30-TL harcın mahsubu ile 403,30-TL peşin harcın davalı ...Ş.'den alınarak yargılamanın iadesini talep eden davacı ...'ya verilmesine,
4-Yargılamanın iadesi davası yönünden yapılan 11.00-TL posta gideri ve 855.20-TL (başvurma+peşin) harcı olmak üzere toplam 866.20-TL' nin davalı ...Ş.'den alınarak davacı ...'ya verilmesine,
5-Yargılamanın iadesi hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesaplanan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...Ş.'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren yargılamanın iadesini talep eden davacı ...'ya verilmesine,
6-Yargılamanın iadesi davası yönünden yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Gerekçeli karardan bir suretin Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı'na gönderilmek üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu'na (Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Bürosu) bilgi amaçlı gönderilmesine,
Dair, Yargılamanın iadesi talep eden davacı (asıl dosya davalısı) ... Vekilinin ve Yargılamanın iadesi dosyasında davalı ... Vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2024

Katip ...
¸

Hakim ...
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim