Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/3

Karar No

2025/35

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/3 Esas
KARAR NO : 2025/35

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2024
KARAR TARİHİ : 11/02/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle: davalının ... başvuru numaralı "..." markasının ve ... başvuru numaralı "...“ markasının, müvekkilinin 15/11/2007 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "..." ve 08/12/2022 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "..." tescil edilmiş markaları ile aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ve müvekkilinin daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğundan her türlü dava ve tazminat haklarının saklı kalmak kaydıyla dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin ve kullanılmasının önlenmesini dair ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile davalının markalarının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini talep ve dava ettikleri anlaşılmıştır.
Cevap dilekçesinde özetle; davada müvekkillerinin “...” markasının ... ile “...” markasının da ...Sınıflarda tescilli olduğunu, davalının .... Sınıfta “... “...” markalarının tescil edildiğini, tarafların aynı alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ...A.Ş. ile iştirak halinde olup tanınan bir marka olduğunu, ağırlıklı olarak ağrı merkezi hizmetleri verdiklerini, davalının markalarının aynılık gösterdiğini, mutlak red nedeni olmasına rağmen tescil edildiğini, “...” ibaresinin her iki markada da olduğunu, davalı tescillerinin hukuka aykırı olduğunu, .... Sınıflarda örtüştüğü ileri sürülmüştür, davalı ... Teknoloji Şirketi vekili tarafından, müvekkilinin 2017 yılında başka bir unvanla kurulduğunu, sonradan unvan değişince markanın da unvanla aynı hale getirilmesi için marka tesciline başvurulduğunu, müvekkilinin sigortacılık, otomotiv, elektronik gibi alanlarda müşterilerin uzaktan asiste edilmesi hizmetlerini verdiğini, bu nedenle yardım etmek anlamında ... ibaresinin kullanıldığını, ... ibaresinin de eklendiğini, sektörde önemli payı olan bir şirket haline geldiklerini, tarafların farklı alanlarda hizmet verdiğini, davacının tanınırlığından yararlanmanın söz konusu olmadığını, markalarının kuvvetli ayırt edici işaretlere sahip olduğunu, uzman görüşünde bu hususun vurgulandığını, kendilerinin kelime sonunda iki t kullanmadığı,nı box ibaresinin ayırtedicilik kattığını, assist ibaresinin jenerik olduğunu, tek başına ayırt edicilik taşımadığını, markalarında mavi ton kullanıldığını, davacının 5 yıl boyunca susarak hak kaybına uğradığı savunulmuştur.
Cevaba cevap dilekçesinde özetle; ... başvuru numaralı "..." markasının ve ... başvuru numaralı "...“ markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, maddi- manevi tazminat ve sair her türlü alacak ile yasal yollara başvuru haklarının saklı kalmak kaydıyla - karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
İkinci cevap dilekçesinde özetle: daha önceki beyanlar ile birlikte yargılama sırasında ortaya çıkacak nedenlerle haksız, mesnetsiz ve ispatsız davanın reddini, vekaleten, talep ettikleri anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle: davaya konu olan tüm bilgiler üzerinden yapılan inceleme ve tespitler sonucunda; davacının yalnızca ... no.lu markası kapsamındaki... sınıflara yönelik olarak hükümsüzlük talep edebileceğini, taraf markaları arasındaki sınıf örtüşmesi ve karıştırılma ihtimali de doğurabilecek benzerlik dikkate alındığında davalı markalarından; ... no.lu markanın ... Sınıflarda, yine davalıya ait ... no.lu markanın ... Sınıflarda hükümsüzlüğünü talep edebileceğini, diğer sınıflar açısından davacının talep hakkı olmadığı yönünde görüş ve kanaatlerini sundukları anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davalının ... başvuru numaralı "..." markasının ve ... başvuru numaralı "...“ markasının, müvekkilin 15/11/2007 başvuru tarihli ... başvuru numaralı "...a.ş" ve ... başvuru tarihli ... başvuru numaralı "..." tescil edilmiş markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça davalı markasının tescilli “...” markalarının hükümsüzlüğü talebinde bulunulmuş ve buna gerekçe olarak kendi tescilli markasıyla olan benzerlik ve karıştırılma ihtimali gösterilmiştir. Davacının tescilli markalarından biri 2007 tarihiyle (...) davalı tescillerinden önce tescil edildiği için benzerliğe esas alınabilecekken, davacının diğer markası olan ... no.lu marka ise davalının her iki markasından da sonra başvuruya konu edil davacı iddiaları yalnızca davacının ... no.lu markası açısından incelenmesi gerekmiştir.
Davacı yanın markalarının tanınmışlığı iddiaları ve bu çerçevede dava konusu markanın SMK 6/4 ve 6/5 hükümleri bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yapılan incelemede davacı markasının tanınmışlığına ilişkin sektör bilirkişisinin de dahil olduğu bilirkişi heyetinde bir tespitin yapılamadığı sabittir.
6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar."
6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir.
SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme
SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”.
Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için;
a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,
b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,
c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.
Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir.
a.Markalar arası karşılaştırma;
Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir . İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur .
İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır.
Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur.
Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir .
İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır.
Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır.
SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”.
Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir.
Yargıtay 11. HD. ... E., .. K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği....." şeklinde karar verilmiştir.
Somut olaya dönüldüğünde, davalı markalarında yer alan “...” kelimesi ön takı olarak “...” kelimesine eklendiği, markanın bütününe bakıldığında asistanlık paket hizmeti sağlanan bir hizmet verildiği algısı oluştuğu bilirkişi heyetince değerlendirilmiştir. Davalı yanca markaya her ne kadar box kelimesi eklenmişse de baskınlığın yine “...” kelimesine odaklandığı, davalının markalarında da marka baskın kelimesinin “assist” kelimesi olduğu, tek "..." harfi farklılığının tüketicinin görebileceği bir detay olmayıp söyleyişte bir baskınlık yaratmadığı, ... kelimesinin halk dilinde yaygınlaşmış, jenerik bir kelime olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, ana kelimeleri büyük bir benzerlik taşıyan ve neredeyse bir ayniyet taşıyan markalarda, gelen ekler ayırt edicilik katmadıkça davacının seri markası olduğu imajı kapsamında tüketicinin taraf markalarını karıştırma ihtimali oluşacağından, bu haliyle davacı markası ile davalı markaları arasında tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde bir benzerlik olduğu kanaati hasıl olmuştur.
b.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma
Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur . Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir . Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir.
Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ;
a. Piyasanın anlayışı,
b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği ,
c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği ,
d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı,
e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı ,
f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır.
Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir .
Somut olaya dönüldüğünde, davacının markalarından ... no.lu marka 15.11.2007 itibariyle kısmen yapılan tescilde ...Sınıflarda “Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil telekomünikasyon hizmetleri ve çağrı merkezi işletimi dahil). Haber ajansı hizmetleri., Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri, mühendislik hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri, grafik sanat tasarım hizmetleri. Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri. Bilgisayar hizmetleri” hizmetleri için tescilli olduğu; davalı markalarından ... no.lu marka 12.01.2022 itibariyle kısmen yapılan tescilde ... Sınıflarda; davalının diğer markası olan ... no.lu markanın ise ... Sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Davacı markası ile davalı markalarında ... Sınıflar hemen hemen ayniyet içerip örtüştüğü anlaşılmaktadır.
Davalı ... Şirketi vekili tarafından, müvekkilinin 2017 yılında başka bir unvanla kurulduğu, davacının 5 yıl boyunca susarak hak kaybına uğradığı savunulmuştur. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin temeli 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine dayanmaktadır.TMK madde 2.; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmünü haizdir. 10.01.2017 tarihinde yürürlüğü giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK ) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. Somut olayda dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında da, "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." denilerek uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı hususu yasal düzenleme haline getirilmiştir. Hükümsüzlük davasında beş yıllık sürenin tescil tarihinden başlatılması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 18/2.maddesindeki "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmü ve SMK'nın 22.maddesi uyarınca marka tescilinin Bültende yayımlanması karşısında, tacir sıfatını haiz davacı yönünden beş yıllık sürenin markanın tescil tarihi itibariyle başladığının kabulü gerekir. (Ankara BAM 20.HD ... E., ... K.) Somut olayda dava konusu ... başvuru numaralı "..." markasının ve ... başvuru numaralı "...“ markaları yönğnden dava tarihi itibariyle, 5 yıllık sürenin henüz dolmadığı ve sessiz kalma savunmasına itibar edilmesinin de mümkün olmadığı dikkate alınarak, davacının tescilli markalarından biri 2007 tarihiyle (...) davalı tescillerinden önce tescil edildiği için benzerliğe esas alınabilecekken, davacının diğer markası olan ... no.lu marka ise davalının her iki markasından da sonra başvuruya konu edil davacı iddiaları yalnızca davacının ... no.lu markası açısından hükümsüzlük talep edebileceği, taraf markaları arasındaki sınıf örtüşmesi ve karıştırılma ihtimali de doğurabilecek benzerlik dikkate alındığında davalı markalarından; ... no.lu markanın ... Sınıflarda, yine davalıya ait ... no.lu markanın ... Sınıflarda hükümsüzlüğünü talep edebileceği, diğer sınıflar açısından davacının talep hakkı olmadığı gözetilerek davanın kısmen kabulü ile, TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... ve ... tescil numaralı markaların ... sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Fazlaya ilişkin hükümsüzlük taleplerinin reddine, dair hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın kısmen KABULÜ İLE,
TPMK nezdinde davalı adına tescilli ... ve ... tescil numaralı markaların... sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Fazlaya ilişkin hükümsüzlük taleplerinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40-TL karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen hükümsüzlük talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 9.000-TL bilirkişi ücreti, 865.00 TL posta gideri olmak üzere toplam 9.865-TL ve 855,20 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 10.720,20-TL yargılama giderinden reddedilen talep yönünden takdiren 1/2'si düşülerek kalan 5.360,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/02/2025

Katip
¸

Hakim
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim