mahkeme 2024/139 E. 2025/78 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/139

Karar No

2025/78

Karar Tarihi

8 Nisan 2025

T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/139 Esas
KARAR NO : 2025/78
Haliliye/ ŞANLIURFA
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/09/2024
KARAR TARİHİ : 08/04/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ...A.Ş.’nin 1971 yılında kurulduğunu, müvekkillerinin ... yılından itibaren İTO’ya kayıtlı olarak; ticari faaliyetlerini “...A.Ş” ticaret unvanı altında yürütmekte iken ... tarihinde ticaret unvanını ... A.Ş. olarak değiştirdiğini, “...” ve “...” markalarının müvekkillerinin adına 1994 yılından itibaren Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) nezdinde tescilli olarak korunduğunu, hâlihazırda TÜRKPATENT nezdinde müvekkillerinin adına 260 adet tescilli/ başvuru aşamasında “...” ve “...” esas unsurlu markanın yer aldığını, “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde ... numara ile tanınmış̧ marka olarak da tescil edildiği ve şirketin ana faaliyet kolunun tekstil sektörü ile ilgili olarak ...sınıfları, inşaat sektörü ile ilgili .... ve ... sınıflarda tescilli “...” esas unsurlu birçok markası olduğunu, müvekkillerinin tescilli ve tanınmış markası olan “...” ibaresinin “...” tarafından ticaret unvanının esas unsuru olacak şekilde kendi adına tescil edilmiş olduğunu, davalının “...” şeklindeki ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin ticari dürüstlüğe aykırı olarak müvekkili olan şirketin ticaret unvanından ve markalarının tanınmışlığından faydalanma ve haksız yarar elde etme amacı güttüğünü, davalı yanın vekil eden şirket’in tescilli ve tanınmış ... markasını, ticaret unvanı olarak tescil ederek kullanmakta olduğunu, davalının “...” şeklindeki ticaret unvanının asli unsurunun salt bir şekilde, vekil eden şirketin tescilli ve tanınmış “...” ibaresinden oluşmakta olup, iş bu durumun vekil eden şirket’in marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, müvekkillerinin ticari işletmesi ve faaliyetleri ile ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde iltibas yaratarak müvekkillerinin ticaret unvanına tecavüz teşkil eden davalının fiil ve eylemlerinin tespiti ile yasaklanmasını, davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescilli ticaret unvanının silinmesini, dava neticesinin gideri davalıdan tahsili ile Türkiye çapına baskı sayısı yüksek 3 gazeteden birinde ilan yolu ile kamuya duyurulmasını talep ettiğini müvekkilleri adına Türkpatent nezdinde tescilli ve tanınmış markalarına tecavüz teşkil eden fiillerinin tespiti ile durdurulmasını, tecavüzün sonuçlarının giderilmesini, tecavüz eylemlerinin devamını önlemek üzere uygun görülecek sair tedbirlerin alınmasını, davalının ticaret unvanında “...” ibaresinin kullanmasının yasaklanmasını, davalının ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescilli ticaret unvanının silinmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
Bilirkişi raporunda özetle; tespit edilecek hususlar doğrultusunda dosya münderecatında yer alan tüm bilgi ve belgeler incelenip değerlendirildiğinde; davacı markaları ve ilgili kullanımlar ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceğini, dava konusu marka ve tespit edilen kullanımlar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğunu, ilgili kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceğini, davalı yana ait ... şeklindeki ticaret unvanının 6769 sayılı yasanın 7/3-e hükmü kapsamında ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceği yönünde tespit, görüş ve kanaatlere varılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, 6769 sayılı SMK’nın 149. maddesi kapsamında davalının davacı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli ve tanınmış olduğu iddia edilen markalarına tecavüz teşkil eden fiillerinin tespiti ile durdurulması, tecavüzün sonuçlarının giderilmesi davalının ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescilli ticaret unvanının silinmesi talebine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.
Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).
SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.
Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Tescilli ticaret unvanı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 50. Ve 52. maddeleri hükümleri ile korunmaktadır. Türk Ticaret Kanunumuzun 50. Maddesi;“Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.”şeklinde,6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 52. Maddesi; “ Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir. ” Şeklinde olmak ile birlikte, ilgili düzenlemelerden de açıkça görülebileceği üzere; tescilli ticaret unvanı sahibi; kendi ticaret unvanı ile karıştırılabilecek ticaret unvanlarının tescili halinde, ilgili unvanların terkinini talep etme hakkını ve yetkisini haizdir.
6769 sayılı yasanın 7/3-e hükmü çerçevesinde marka sahibi “İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını” yasaklayabilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı yana ait “...” unsurlu tanınmış marka, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ....sınıflarında tescilli “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markası, Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ...sınıflarında tescilli ...başvuru numaralı “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markası ve Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in ...sınıflarında tescilli ... başvuru numaralı “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markası ve tescil edildiği amaç ve konusunda yer alan faaliyetler göz önüne alındığında Davalının yukarıda sayılan faaliyetleri ve ticaret unvanında yer verilen Tekstil, İnşaat, Tarım Ürünleri ve Sanayi faaliyetleri ile davacının seri markalarının tescilli olduğu, davacı markalarının tanınmışlığa sahip olduğu da göz önüne alındığında davalının ticaret unvanı kullanımları ile davacıya ait markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedilebileceği, ilgili kullanımların davalıya ait tanınmış markadan haksız yararlanmasına ve tanınmış markanın sulanmasına sebebiyet verebileceği; davalı yana ait ticaret unvanının çekirdek unsuru olan ... unsurunun davacının seri şekildeki tescilli markalarının ve tanınmış markasının asli unsurları olduğu göz önünde bulundurulduğunda, yine davalı yana ait ticaret unvanının amaç ve konu içeriklerinin davacı yana ait markaların tescilli olduğu sınıflar ile örtüşüyor olması nedeni ile davalı yana ait ... şeklindeki ticaret unvanının 6769 sayılı yasanın 7/3-e hükmü kapsamında ticaret unvanının terkini koşullarının oluştuğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile,
Davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile bu tecavüzün durdurulmasına sonuçlarının giderilmesine,
Davacı markasının esas unsurunu oluşturan davalının ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin davalı tarafça ticaret unvanında kullanılmasının yasaklanmasına, "..." ibaresinin TTK 52/1 maddesi gereğince davalının ticaret unvanından terkinine,
Hüküm özetinin kararın kesinleşmesine müteakip Türkiye'de yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeten birinde masrafı davalıya ait olmak üzere bir defaya mahsus ilanına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 615,40-TL karar harcından peşin yatırılan 427.60-TL'nin mahsubu ile kalan 187.80-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen tecavüz talebi yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.000-TL bilirkişi ücreti, 986-TL posta gideri ve 855.20-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 6.841,20-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/04/2025

Katip ...
¸

Hakim ...
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim