Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/75

Karar No

2024/171

Karar Tarihi

1 Ekim 2024

T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/75
KARAR NO : 2024/171

DAVA : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
DAVA TARİHİ : 24/03/2023
KARAR TARİHİ : 01/10/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin işbu davaya konu albüm ve içerdikleri icralar üzerinde icracı sanatçı sıfatıyla kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğunu, bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine ait olduğunu, eser sahibi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da sahip olduğunu, İşbu davaya konu albümün (içerdiği müzik eserleri icralarına ilişkin olarak) dijital müzik platformlarında (... mecralarında) umuma iletimine ilişkin olarak davalıya herhangi bir izin verilmediğini, dijital müzik platformlarında umuma iletimine ilişkin davalının her hangi bir hak ve yetkisi olmadığını, İşbu dilekçede isimleri yazılı albümün ve içerdiği icralar davalı tarafından izinsiz, hukuka ve Fsek’e aykırı şekilde ... mecralarında umuma iletildiğini, 2001 yasa değişikliği öncesi dönemde umuma sunulan eserlere ilişkin olarak, 2001 yasa değişikliğinden önce yapılan sözleşmeler ile hak devri niteliğinde olmayan muvafakatnameler ve eser işletme belgeleri dijital hakları kullanma yetkisi vermeyeceğini, ... - ..., ..., .., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... albümün ve icraların Davalı Tarafından İzinsiz Şekilde Dijital Müzik Platformlarında Umuma İletilmekte Olduğunu, ...- ...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
...
.....
...
...
...
...
...
...
...
...
....
...
...
...
...
...
...
...
...
...
davalının haksız eylemi nedeniyle müvekkillerinin ciddi boyutta maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkillerinin zararının telafisi imkansız hale gelmemesi bakımından tedbir talebimizin Teminatsız olarak kabulünü talep ettiklerini, Müvekkillerinin uğramakta olduğu maddi ve manevi zararları, davalının haksız eyleminden kaynaklı zarar, ziyan, tazminat haklarının şimdilik kaydı ile saklı tutulduğunu, davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; dilekçede özetle izah olunan fiili ve hukuki gerekçeleri ve Sayın Mahkeme’ce re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle haklı davanın kabulü ile; Dilekçede özetle izah olunan fiili ve hukuki gerekçeleri ve Sayın Mahkeme’ce gözetilecek yasal gerekçelerle, Tedbir talebinin (ihlale ilişkin linkler ve somut kanıtlarımız dosyada mübrez olup, teknik bilirkişi incelemesine lüzum bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın) Teminatsız olarak kabulü ile; - Davacı müvekkillerinin hak sahibi olduğu; ... - ... isimli albümün, albümdeki "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların); ..., ..., ... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesinİ) tecavüzün Tedbiren önlenmesine karar verilmesini (İşbu kararın HMK md.390/2 gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini) ve mahkeme kararının acele şekilde ...’un (...şti. - adres: ...’ın (... a.ş. - adres: ... ve apple music’in ... Türkiye’deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, Davaya konu albüme ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin Müvekkillerinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men’ine (durdurulmasına ve önlenmesine) ve tecavüzün ref’ine (kaldırılmasına) karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. Maddesi; “(1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” hükmünü amir olduğunu, ilgili Kanun hükmü doğrultusunda, huzurdaki dosyada yetkili mahkeme davalı müvekkillerinin adresinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu Adliyeleri olduğunu, Yine 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 66/5. Maddesinde; “Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir.” şeklinde belirtilerek, tecavüzün ref’i için seçimlik bir hak tanındığını, Ancak, söz konusu maddenin dikkate alınması halinde de, davacı tarafın adresi ... yakasında bulunduğundan yetkili Mahkeme ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu bakımdan yetki itirazının kabulü ile, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, yine Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda her ne kadar zamanaşımına ilişkin bir düzenleme yapılmamışsa da, tecavüzün önlenmesi davasında Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin bu dava bakımından uygulanması gerektiğini, eser üzerindeki hakkın ihlalinin haksız fiil teşkil ettiği durumlarda zarar görenin zararı ve sorumlusunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıllık zamanaşımı süresi uygulanacağını, her halükarda fiilin işlendiği tarihten başlayarak 2 yılın geçmesiyle dava açma hakkı zamanaşımına uğrayacağını, huzurdaki dosya yönünden, davacı tarafın tecavüz iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu eylemler bakımından zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkillerinin ... Tic. A.Ş., Raks Holding bünyesinde, hissedarları arasında ..., ... gibi ülkemizin en önde gelen sanatçılarının da yer aldığı “...Tic. A.Ş.” unvanıyla 1995 yılında kurulduğunu, ... dahil çok sayıdaki müzik şirketlerinden birisi olduğunu, hissedarlardan, besteci/müzisyen ...’un uçak kazasında vefatı üzerine, şirketin 21.08.2000 tarihli Genel Kurul kararıyla unvanı “...Tic. A.Ş.” olarak değiştirildiğini, 2003 yılında Dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik kriz döneminde, şirketin unvanı “...Tic. A.Ş.” olarak değiştirildiğini, kurulduğu günden beri yönetim kurulu başkanı ... olduğunu, davalı müvekkillerinin şirketinde içinde bulunduğu ..., dünyanın en büyük müzik ve film yapım kuruluşu olan ... orijinli “...” kuruluşuyla ortaklık ilişkisi mevcut olduğunu, ... hisse senetleri aynı zamanda Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya borsalarında işlem gördüğünden, uluslararası denetime tabi olduğunu, tüm iş ve işlemleri uluslararası hukuk kurallarına uygun yürütüldüğünü, davacı ..., 1995 yılı öncesinde arabesk müzik sanatçısı ...’a vokalistlik yaptığını, 1995 yılında içinde Türkiye’nin en ünlü ses sanatçılarını, bestecilerini, aranjörlerini barındıran, ülkemizin en büyük ve modern Ses Kayıt Stüdyoları “...” ..., ... gibi müzik televizyonlarını, altı adet müzik radyo kanalını ve... mağazaları gibi, ülkemizin ilk müzik mağazalar zincirini bünyesinde bulunduran ... grubuna dahil edildiğini, davacının ...Grubuna dahil edilmesinden sonra, arabesk müzik tarzından Türkçe Pop müzik türüne dönmesi sağlanarak, sesine ve görüntüsüne uygun besteler yaptırıldığını ve 1997 yılında piyasaya sürülen “...” albümüyle, daha geniş kitlelere tanıtılarak, ünlü ve tanınmış sanatçılar arasına girmesi sağlandığını, o tarihten itibaren, sanatçıya her yıl yeni bir albüm yapılarak, geçmişteki imajından kurtularak en çok kazanan sanatçılardan birisi haline gelmesi sağlandığını, 2000 yılına gelindiğinde müvekkilleri şirket, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi çok ünlü ... sanatçıları bulunmasına rağmen, büyük bir yatırım yaparak ve aynı zamanda riske girerek, davacı ...’a bir ... albümü (“...”) yapmaya karar verdiğini, bu albüm için, ünlü besteci ve müzisyen ... ve ... başkanlığında kurulan komisyon tarafından albümde yer alacak eserlerin tespit edildiğini, ve bu eserlerin söz yazarı, bestecileri ve aranjörlerini temsil eden ... - ...Sahipleri ...’ne, Telif hakları bedeli olarak 11.10.2000 tarihinde 191.685.000.-TL ödenerek, albümde yer alan eserlerin üretim, çoğaltma, dağıtım ve yayma hakları satın alındığını, Müvekkilleri tarafından kurulan albüm müzik direktörlüğüne, ünlü besteci ve orkestra şefi, ... getirildiğini, ...’ın haberinin bile olmadığı albümde yer alacak eserlerin seçimleri dahi çok önceden yapıldığını, daha sonra, müvekkilleri şirketin anlaşmalı sanatçısı ... davet edilerek, yapılacak albüm hakkında bilgi verildiğini, projeyi büyük bir memnuniyet ve onurla kabul eden davacı ...’dan, ... 11. Noterliği’nce düzenlenen ... tarih ve ... nolu muvafakatname alındığını, iş bu Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif hakları Genel Müdürlüğü’ne hitaben düzenlenen muvafakatnamede davacı ... A.Ş. için “...” isimli yapımda aşağıda ismi yazılı eseri/eserleri seslendireceğimi/yorumlayacağımı, tarafımdan seslendirilen/yorumlanan bu eserlerin plak, audio kaset, compact disc, videokaset, cd-rom, DVD ve/veya bilgisayar ortamında ve de her türlü telli telsiz ses ve görüntü taşımaya, depolamaya ve yaymaya ve/veya işbu muvafakatin verildiği tarihte mevcut ya da muvafakatname tarihinden sonra geliştirilecek herhangi bir ses ve görüntü taşımaya, depolamaya ve/veya yaymaya mahsus araç ve gereçler vasıtasıyla, yer, sayı ve süre ile sınırlandırılmamış biçimde çoğaltılmasına, dağıtılmasına, ticaret mevkiine konulmasına, yayımlanmasına ve devir haklarının ülkemizde ve tüm Dünyada münhasıran adı geçen şirkete ait olduğuna, bu çoğaltılan ses ve görüntü taşıyıcılarının Radyo ve TV Kuruluşları tarafından kullanılmasına ve yayımlanmasına, üçüncü kişi ve kuruluşlar tarafından kullanılmasına izin verme hakkının münhasıran adı geçen şirkete ait olduğuna, aşağıda adı geçen eserlerin remix,cover version, münferiden (single) ve/veya emsalleri ile birlikte karışık yapımlarda (compilation) kullanmak üzere çoğaltılmasına, dağıtılmasına ve yayımlanmasına muvafakatimin tam olduğunu beyan ve kabul ederim.” demek suretiyle, albüm ve albümde yer alan eserleri icra edeceğini ve eserler hakkında, her türlü mekanik ve dijital (internet) haklarını herhangi bir süre ile sınırlandırılmamış biçimde umuma arz edilmesi hakkının müvekkillerine ait olduğunu kabul ve beyan ettiğini, kaldı ki, davacı ..., işbu albümde icra edeceği eserler için müvekkillerinin peşin ve nakit olarak çok büyük bir maddi kazanç elde ettiğini, müvekkilleri davacıdan icracı haklarını peşin ödeyerek albümle ilgili mali ve manevi hakların tümünü satın aldığını, 2000 yılında üretim ve dağıtımını yaptığı “...” isimli albümün dijital hakları dahil her türlü haklarına sahip olduğunu, davacı sanatçı, albüm için oluşturulan büyük orkestra eşliğinde ... bağlı, ülkemizin en büyük ve modern ses kayıt stüdyolarında (Marşandiz Stüdyoları) albümde yer alan eserlerin seslendirmelerini tamamladığını, daha sonra müvekkilleri şirket, eserlerin mix ve mastering işlemlerini, sanatçının kıyafet ve albümde yer alacak fotoğraf çekimlerini, kaset ve CD’lerin kartonet, tanıtım afişleri için matbaa işlemlerini tamamlayarak, hazırlanan master bandı, üretim yapılması için ...’de bulunan dünyanın en büyük manyetik band, CD, DVD ve kaset üreticisi “...A.Ş.” ne ait fabrikalara gönderdiğini, davacı ..., noter huzurunda imzalanan Muvafakatname ile, albümde yer alan eserlerin tamamı için, internet üzerinden gerçekleştirilecek (dijital) icracı sanatçı haklarının tümünü, Türkiye ve dünyada sınırsız bir şekilde müvekkilleri şirkete devrettiğini, oysaki, derdest dava dilekçesinde, albümde yer alan eserler için icracı dijital haklarını devretmediklerini iddia ettiklerini, öncelikle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddini, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, teminat karşılığı tedbir kararı verilmesini, davanın reddini talep ve dava etmiştir.
Mahkememize sunulan 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; mahkememize sunulan 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davaya konu uyuşmazlık “...” isimli fonogram üzerinde dijital iletim hakkının davacıya mı davalıya mı ait olduğu noktasında toplatıldığını, dosyada mübrez 12.10.2000 tarihli Müzik Eseri İşletme Belgesine göre, davaya konu “...” isimli albümün yapımcısının .. Tic.AŞ. olduğunu, dosyada mübrez 09.03.2006 tarihli Sözleşmeye göre albüm üzderindeki hakların Marşandiz tarafından davalıya devredildiği görülmekte olduğunu, bu çerçevede davalının “...” isimli fonogramın ses kaseti hakları üzerinde fonogram yapımcısı olduğunun görüldüğünü, davacı tarafça davaya konu albüm için verilen muvafakatnamenin Fsek m.48/I’e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olunur, başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır, devren iktisap ise Fsek m.49’da düzenlenmiş olduğunu, buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusu olduğunu, bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gereli olduğunu, yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüz olduğunu, bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir olduğunu, mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup Fsek. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir1 3.5. Fsek 51 hükmüne göre; “İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanınması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır, ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir” dolayısıyla davacının ilk devir sözleşmesini yaptığı 20.07.1993’te bağlantılı haklara ilişkin Fsek hükümlerini değerlendirmek gerekmekte olduğunu, yalnız burada hemen ifade edelim ki davacı icracı sanatçı olmakla onun mali hakları Fsek 80’de belirtilenlerdir, bu nedenle eser sahibinin mali haklarından olan Fsek 25 hükmünün davaya konu olayda uygulanmasının söz konusu olmadığı değerlendirilmekte olduğunu, bağlantılı haklar, FSek’e 1995 tarihli 4110 sayılı Kanun ile girmiştir. 4110 sayılı kanun değişikliğinden önce, “bağlantılı haklar” özel olarak düzenlenmemekte ve icralar; işaret, resim ve ses nakline yarayan aletler ile işaret, resim ve seslerden oluşan koruma konuları olarak düzenlenmekte olduğunu. 4110 sayılı Kanun değişikliğinden sonra bağlantılı haklar Fsek sistemine ayrı bir madde olarak dahil edilmiş ve kanundaki düzenlemelerin uygulanması amacıyla “Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği” çıkartılmıştır. 4110 sayılı Kanun ile FSEK 80’e dahil edilen maddenin icracı sanatçılara ilişkin ilk hali şu şekildeydi; “Eser sahibinin maddî-manevî haklarına halel getirmemek şartıyla, fikir ve sanat eserlerini özgün bir biçimde icra eden, yorumlayan, icracı sanatçılarla bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden ses taşıyıcısı yapımcıları ve radyo-televizyon kuruluşlarının, eser sahibinin haklarına komşu hakları olduğunu. Bir icracı sanatçının icrasını tespit etme, bu tespiti çoğaltma, kiralama, icranın telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili suretiyle faydalanma hakkı münhasıran icracı sanatçıya aittir ve icracı sanatçının yazılı izni gereklidir, icracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşmeyle yapımcıya devredebilirler, temsil, bir orkestra, koro veya tiyatro grubu tarafından icra edilirse, yalnız şefin izni yeterlidir. Sanatkâr veya grup; okuma, icra veya temsil için bir müteşebbis tarafından tutulmuş ise, müteşebbisin de izninin alınması gereklidir. Bir kaydın doğrudan doğruya ya da ..., Fikri Mülkiyet Hukuku Ders Kitabı İstanbul 2016,s. 75 vd. dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kamuya açık yerlerde temsili suretiyle o kayyıttan faydalanma hakkı münhasıran yapımcıya aittir ve yapımcının yazılı izni gereklidir” Fonogramların yapıldığı tarihte ve FSEK 80’in 1995 yılındaki halinde dijital iletim hakkına ilişkin bir düzenleme söz konusu olmadığını. Dijital iletim hakkı ise maddeye 2001 tarihli 4630 sayılı Kanun ile dahil edildiğini. Halen dahi yürürlükte olan hüküm şu şekildedir; “(1) İcracı sanatçılar, mali haklardan bağımsız olarak ve bu hakları devretmelerinden sonra dahi, tespit edilmiş icraları ile ilgili olarak uygulama şartlarının gerektirdiği durumlar hariç, icralarının sahibi olarak tanıtılmalarını ve icralarının kendi itibarlarını zedeleyebilecek şekilde tahrif edilmesi ve bozulmasının önlenmesini talep etme hakkına sahiptirler. Bir eseri, sahibinin izniyle özgün bir biçimde yorumlayan icracı sanatçı, bu icranın tespit edilmesine, bu tespitin çoğaltılmasına, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine ve temsiline izin verme veya yasaklama hususunda münhasıran hak sahibidir, icracı sanatçı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespit edilmiş icralarının, aslı veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme veya yasaklama hakkına sahip olduğunu, icracı sanatçı, tespit edilmiş icrasının veya çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtımına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda icrasına ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahip olduğunu, umuma iletim yoluyla, icraların dağıtım ve sunulması icracı sanatçının yayma hakkını ihlal etmez, icracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme ile yapımcıya devredebilirler, görüldüğü üzere davaya konu “...” isimli fonogramın yapıldığı tarihte icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak Fsek 80’de düzenlendiğini. Fsek 51 hükmü dikkate alındığında davaya konu albüme ilişkin dijital iletim haklarının davalıya devredilmediğini hakkın davacıya ait olduğu kanaatinin hasıl olduğunu. izah olunan nedenlerle Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; davaya konu “...” isimli fonogramın yapıldığı tarihte icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak Fsek 80’de düzenlenmediğini, Fsek 51 hükmü dikkate alındığında davaya konu albüme ilişkin dijital iletim haklarının davalıya devredilmediğini hakkın davacıya ait olduğunu, sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın; davacının hak sahibi olduğunu iddia ettiği eserlere yönelik tecavüzün tespiti meni ve refi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davalı yanca cevap dilekçesi içeriğinde yetki itirazında bulunulmuştur.
5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri kanununun 66. maddesinde "Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir....(Ek: 7/6/1995 - 4110/19 md.) eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMKnın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesininin birinci fıkrasına göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise, “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK’nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK’nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMKnın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu göz önüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir.
Davacının dayandığı ihlal iddiasının dayanağı eylemlerin digital yolla gerçekleştiği dikkate alındığında mahkememizin de yetkili mahkemelerden olduğu anlaşılmakla yargılamaya devam edilmiştir.
Bilindiği üzere fonogram yapımcısı; icracı sanatçının izniyle yapılmış bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kişiye açık yerlerde temsil suretiyle o kayıttan faydalanma hakkına sahip olan kimselerle, bir işareti, resmi veya sesi, bunları nakle yarayan bir alet üzerine tespit eden veya ticari amaçlarla haklı olarak çoğaltan ya da yayan kimsedir. Fonogram yapımcısının hakları icraya ve bazen de eser sahibinin iznine bağlı, sınırlı, ancak aslen iktisap olunan haklardır. Yine bu haklar hukuki niteliği itibariyle eserin veya icranın korunması mahiyetinde olmayıp, eser veya icranın tespiti yapılan vasıtalar ile bunları imal eden şahsın menfaatlerinin korunması mahiyetindedir”. Söz konusu bağlantılı haklar, eser sahibinin haklarını ne değiştirebilir, ne sınırlayabilir ne de ortadan kaldırabilirler. Bu sebeple, FSEK'in hem 1/B Maddesinin (j) ve (k) bendleri, hem de 80. maddesi “eser sahibinin manevi ve maddi haklarına zarar vermemek kaydıyla” bağlantılı hakların var olduklarını” belirtmiştir”
FSEK.m.80/B'ye göre, bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra, eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama haklarını münhasıran haizdir. Bu çerçevede fonogram yapımcısının hakları şunlardır;
1. Tespitin doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması,
2. Tespitin her türlü yöntemle satılması ve dağıtılması,
3. tespitin kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi,
4. Tespitin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan vasıtalarla umuma iletimi ve yeniden iletimi( Radyo- televizyon aracılığıyla yayın),
5. yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerin aslının veya kopyalarının satış ve diğer yollarla dağıtılması,
6. Tespitin telli veya telsiz araçlarla veya diğer yöntemlerle umuma iletilmesi,
7. Tespitin internet ortamında umuma iletilmesi.
FSEK 80/B hükmünde de açıkça beliritldiği üzere fonogram yapımcısının eser sahibinin mali hakları FSEK 48 ve FSEK 52 çerçevesinde devraldıktan sonra tespitin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere FSEK m.48'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri veya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer, süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir”.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
Dosyada mübrez 12.10.2000 tarihli Müzik Eseri İşletme Belgesine göre, davaya konu “...” isimli albümün yapımcısının ... Tic.AŞ. olduğu, dosyada mübrez 09.03.2006 tarihli Sözleşmeye göre albüm üzderindeki hakların Marşandiz tarafından davalıya devredildiği görülmektedir. Bu çerçevede davalının “...” isimli fonogramın SES KASETİ hakları üzerinde fonogram yapımcısı olduğu, davacıların davaya konu eser için fonogram yapımcısına muvafakat verdiği, ancak davacının; albümdeki icraların dijital mecralarda kullanımına ilişkin herhangi bir muvafakati kapsamadığı anlaşılmaktadır.
FSEK 25. madde işaret, ses ve/ veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı başlığını taşımaktadır. 4630 sayılı kanunla 21/02/2001 tarihinde kabul edilmiştir. Bu hükme göre, telli-telsiz uydu kablolu araçlarla veya radyo televizyonla yayınlar, dijital iletim ve sair ses, görüntü nakli yapan araçlarla yayın konusunda münhasır hak eser sahibinindir. Bilindiği üzere çağın ve toplumsal alışkanlıkların değişmesi ile 2001 yılında hükmün kapsamı genişletilmiş ve düzenlenmiştir. Buna göre, internet ortamında ve dijital gereçlerle dağıtım kendine özgü yeni bir hak tasarruf alanıdır. Müzik eserlerinin internet üzerinden umuma iletimine ilişkin mali hakkın 5846 sayılı FSEK’in 25. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle ihdas edilmiş olması, mali hakların devrine ilişkin sözleşmenin ve davacı yanca verilen muvafakatin değişiklikten önceki tarihlerde gerçekleşmesi ve FSEK’in 51. maddesinin, ileride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına müteallik sözleşmelerin batıl olduğuna ilişkin hükmü bir arada gözetilmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ...E., ... K.)
5846 sayılı yasının 80. Maddesinde "Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir." şeklindeki hüküm ile fonogram yapımcısının haklarının doğumu "icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmaya" bağlanmıştır.
FSEK m. 80/I/B'de "bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra (...) haklara sahip olacağı belirtilmiş olup, takiben (1) numaralı bendinde "eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitten söz ettiğinden, Türk Hukuku'nda ilk tespitten doğan hakların kullanılabilmesi için; hem eser sahibinden hem de icracı sanatçıdan "mali hakları kullanma yetkisinin" devralınmış olması gerekir. Maddede mali hakları kullanma yetkisi ruhsat, lisans anlamında kullanılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi ... E., ...K.)
Davaya konu “...” isimli fonogramın yapıldığı tarihte davacı icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80’de de düzenlenme bulunmamaktadır. Dolayısıyla da davacının 27/09/2000 tarihli muvafakatını düzenlediği dönemde ilgili hak mevcut bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sözleşmenin bu hakkı kapsar biçimde yorumlanması mümkün değildir.
Davaya konu “..” isimli fonogramın yapıldığı tarihte davacı icracı sanatçının internette dijital iletim haklarına ilişkin herhangi bir hak FSEK 80’de düzenlenme bulunmadığından, FSEK 51.maddesi; ilerideki faydalanma imkanlarını düzenlemiş olup "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir" hükmü dikkate alınarak, fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olması gerektiği de gözetilerek; davacının albümdeki icraların dijital mecralarda kullanımına ilişkin herhangi bir muvafakat vermediği anlaşıldığından davanın kabulüne davalının dava konusu icraları dijital mecralarda kullanma şeklindeki eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, dava konusu ...- ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
Dava konusu ... - ... isimli albümün, albümdeki "..." isimli icraların (şarkıların); davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile kalan 247,70 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına hesap olunan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan: 9.000,00-TL bilirkişi ücreti, 111,25-TL posta gideri olmak üzere toplam 9,111,25-TL ve 359,80-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 9.471,05-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2024

Katip
¸

Hakim
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim