mahkeme 2023/63 E. 2023/213 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/63

Karar No

2023/213

Karar Tarihi

5 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/63
KARAR NO : 2023/213

DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 08/03/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2023

Mahkememizde görülmekte bulunan davada yapılan açık yargılama sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket ile Davalı ... arasında 2016 yılında 3 aylık, 2017 yılında 5 aylık Sosyal Medya Yazılım Destek Hizmeti konulu hizmet sözleşmesi imzalandığını, Müvekkil Şirket tarafından işbu sözleşmeye uygun olarak sözleşme süresi boyunca muhatapların sosyal medya hesaplarının (Twitter, Facebook, Instagram, Whatsapp) destek hizmetlerinin eksiksiz ve tam olarak sağlandığını, davalı belediyece müvekkil şirket tarafından özel olarak geliştirilen yazılım programlar, taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin süresi sona ermesine rağmen 2021 Mayıs ayına kadar kullanılmaya devam ettiğini, müvekkil şirkete 2016 yılı 3 aylık toplam 184.287,52-TL, 2017 yılı 5 aylık toplam 203.904,58TL harici herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkil şirketin bedelsiz kullanılan aylar ek hizmet ve maliyet artışlarını birçok kez Davalı ...'den talep ettiğini, bu taleplerin yanıtsız kaldığını, bu süreç boyunca hakkını alacağı umuduyla da Davalı ... tarafından talep edilen bütün yenilik ve iyileştirmeleri yaptığını, doğabilecek telafisi imkansız zararlar sebebiyle hizmet vermeye devam ettiğini, bu nedenle Müvekkil Şirket ile Davalı ... arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin süresi sona ermesine rağmen Müvekkil Şirket tarafından üretilen ve geliştirilen programların Davalı ... tarafından bedelsiz kullanılan ayları ile ek hizmet ve maaliyet artışlarının tespiti ile; ileride arttırılmak üzere şimdilik 10.000,-TL'nın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile Davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından talep edilen dava konusu isteme ilişkin ... 14.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde... D.iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna karşı idareleri aleyhine yer verilen tespitleri kabul etmediklerini, bilirkişi raporu incelendiğinde davacı yanın idarelerince izinsizce kullandığını iddia ettiği programı engelleme imkanının bulunmasına rağmen engellemediğinin tespit edildiğini, Türk Medeni Kanunu'nun temel taşı olan ve özel hukuk uyuşmazlıkların temel dayanağı olan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması başlıklı 2. maddesi uyarınca idarelerinin izinsiz ve herhangi bir hukuki dayanağı olmadan davacı yanın programını kullandığı iddiasının davacı yanın engelleme imkanı varken engellememesi ve bu duruma rıza göstermesi halinde tazminat talep etmesinin dürüstlük kuralına uygun olmadığını, bu nedenle Davacı yan tarafından dava konusunda ileri sürülen talep ve istekler yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın esastan reddini talep talep etmiştir.
Dava; davacı ile davalı ... arasındaki sosyal medya hesaplarının izinsiz kullanımından kaynaklı alacağın tahsiline yöneliktir.
Davanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gereken ve kamu düzeninden olan görev hususunun dava şartı niteliği ile öncelikle görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğunun tespit edilmesi, başka bir anlatımla somut olay bakımından Mahkememizin görevli olup olmadığının değerlendirilmesi zorunludur.
Dosyanın incelenmesinde davacı tarafça açılan davada herhangi bir tescilli marka, patent, faydalı model ya da tasarım ile 5846 sayılı yasa kapsamında esere dayanılmaksızın taraflar arasındaki sosyal medya desteği kapsamındaki hizmet ilişki kapsamında, kendi geliştirdiği yazılımı davalının davalının kullanımına eksiksiz sunduğunu, sözleşme sona ermesine rağmen ilgili programların kullanılmaya devam edildiğini, kullanımların bedellerinin talep edilmesine rağmen ödenmediğini, ödenmeyen bu bedellerin ödenmesini talep etmiş olup sözleşme içeriğinin hizmet alımına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı sabittir.
Mahkememiz ihtisas mahkemesi olup, 5846 sayılı Yasa’nın 76.maddesinde açıkça belirtildiği üzere; Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalara, SMK ile düzenlenmiş olan marka, patent, tasarım gibi uyuşmazlık konusu davalara bakmakla görevlidir. (Bu yönde Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2014/3102-5641 sayılı 11/04/2014 tarihli kararı "5846 sayılı FSEK'in 1.ve 1/A maddelerinde amaç ve kapsamı düzenlenmiş olup, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahiplerinin ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.")
Bu haliyle somut talep içeriği ve cevap dilekçesi içeriğine göre taraflar arasındaki sözleşme ilişkinin inkar edilmediği, uyuşmazlığın sözleşmenin sona erip ermediği, sona ermesinden sonra kullanımların devam edip etmediği ve bu kullanımlarının bedellerinin borçlanılıp borçlanılmadığı esaslarına ilişkin olduğu gözetildiğinde; 5846 sayılı FSEK'den kaynaklanan hakların mevcudiyeti ve ihlaline yönelik bir iddia ileri sürülmediği ve tescilli tasarım veya marka hakkına dayalı herhangi bir istem de söz konusu olmadığına göre, davada 5846 sayılı FSEK hükümlerinin uygulanması söz konusu olamayacaktır. Bu durumda taraflar arasındaki danışmanlığa dayalı hizmet sözleşmesi kapsamında mahkememiz görevli değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2023/146 Esas, 2023/2411 Karar sayılı ilamı)
5846 Sayılı Yasadan kaynaklanan bir hakkın varlığı, yokluğu veya tecavüze ilişkin bir uyuşmazlık olmayıp, herhangi bir bir tescilli marka, patent, faydalı model ya da tasarımında da dava konusu olmaması karşısında, 6769 sayılı SMK ve 5846 sayılı FSEK'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından fikrî sınai haklar hukuk mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemeyecektir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir.Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın 16/2.maddesinde, ‘'Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar'' . denilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, işbu davanın TTK' da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Her ne kadar davacı tüzel kişi tacir olsa da davalı davalı ... Başkanlığının her hangi bir tacir sıfatı bulunmamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2021/982 Esas, 2021/1186 Karar sayılı ilamı) Bu haliyle nispi ticari dava hali de bulunmadığından, eldeki uyuşmazlık bakımından 5846 Sayılı Yasadan kaynaklanan bir hakkın varlığı, yokluğu veya tecavüze ilişkin bir uyuşmazlık olmayıp, herhangi bir bir tescilli marka, patent, faydalı model ya da tasarımında da dava konusu olmaması karşısında, 6769 sayılı SMK ve 5846 sayılı FSEK'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından, genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu tespit edilmiş, görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-HMK.'nın 114/1-c, 115/2. Maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan mahkememizin görevsizliği ile davanın USULDEN REDDİNE, Görevli Mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
2-HMK.nın 20. Maddesi uyarınca taraflardan birinin , bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak talep etmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere hukuk mahkemeleri tevzi bürosuna GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nın 20 maddesine göre kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ya da yetkili Mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği,
4- Harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde karar verildi. 05/12/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

TASHİH ŞERHİ
6100 sayılı HMK m.304 "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." hükmünü içermektedir.
HÜKÜM:
Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı dava dosyasından verilen 05/12/2023 tarihli Duruşma tutanağında
'' Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde karar verildi. 05/12/2023" yazıldığı anlaşılmakla mahkememiz dosyası HMK m.304 gereği resen ele alınmakla hükmün kanun yolu kısmının
''Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize ve bulunulan yer Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu anlatıldı. 05/12/2023''
Şeklinde tashihine, HMK m. 304 hükümlerine göre karar verildi.13/12/2023

Katip ...
¸e-imzalıdır

Hakim ...
¸e-imzalıdır

¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim