Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/167

Karar No

2025/17

Karar Tarihi

21 Ocak 2025

T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/167 Esas
KARAR NO : 2025/17
Başakşehir/İSTANBUL
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/09/2023
KARAR TARİHİ : 21/01/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin yaklaşık 25 yıldır fırıncılık ve pastacılık pazarında yerini almış köklü bir şirket olduğunu, uzun yıllardır gösterdiği çaba ile ... ve ...'nun lider pastacılık markası haline gelmiş olduğunu, ..., ...sektöründe ..., ... ve ... tek firma olduğunu, bunlara ek olarak. ... markası olan ''...'' markası ile 72'den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirmekte olduğunu, birleşik Krallık, İsveç, Danimarka, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada, Belçika ülkeleri başta olmak üzere 27 adet uluslararası marka tescili bulunmakta olduğunu. birçok defa çocukların en sevdiği marka seçilen ..., aynı zamanda Suudi Arabistan pazar payında en yüksek orana sahip üçüncü marka konumunda olduğunu, ... markası altında "..., ..., ..., ..." gibi birçok marka tescili bulunmakta olduğunu, söz konusu markalar kapsamında ise bisküvi, kek, şeker, çikolatalar, atıştırmalıklar, fındık emtiaları yer almakta olduğunu, davalıya ait ... sayılı ''...'' ibareli marka kapsamında ... Sınıfta yer alan ''Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.'' emtiaları yönünden markanın tümü ile kullanmamaya dayalı iptalin davası açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, davalı marka tescilinde yer alan tüm mallar yönünden ispat yükümlülüğü altında olup, bu bakımdan delil sunma yükümlülüğü de davalı yanda olduğunu, delil sunulmaması halinde, ispat edilmediğinin kabulünü, davacı markası, Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca tanınmış marka olduğunu, söz konusu hükümlerin ve içtihatların birlikte değerlendirilmesi halinde davacının korunmaya değer hukuki bir yararının söz konusu olduğu açıkça anlaşılmakta olduğunu, müvekkillerine ait sosyal medya hesapları incelendiğinde binlerce takipçisi olduğu hatta Youtube kanalında yayınlanan reklam filminin 6,5 milyon izlendiği görülmekte olduğunu, müvekkillerinin “...'', ''...'' ve ''...'' markaları üzerinde öncelik hakkı bulunmakta olduğunu, davacı markasının tanınmışlığına ek olarak ‘'...'', ''...'' ve ''...'' ibareli markaları üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, öncelik hakkı Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında ''İsviçre – Türk markalar hukuku, marka üzerindeki hakkın iktisabı ve korunması ile ilgili olarak üç önemli ilkeden biri olan marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir ki buna gerçek hak sahipliği denilir ve bu gibi durumlarda markanın tescili sadece açıklayıcı etkiye sahiptir.'' şeklinde açıklanmış olduğunu, ilk ve önce kullanıma dayalı olarak markanın gerçek hak sahibinin tespit edildiği anlaşılmakta olduğunu, davalı marka tescili bir ambalaj görseli şeklinde olup, müvekkillerinin kullanımlarını birebir taklit etmek maksadıyla gerçekleştirilmiş olduğunu, nitekim müvekkillerine ait "..." markası ve logosu da söz konusu marka tescili içeriğinde birebir aynı olacak şekilde görülmekte olduğunu, davalı şirket kurucusu ..., ... uyruklu olduğu tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle davalının, Suudi Arabistan'da kurulmuş ve Orta Doğu'da ilgili piyasaya yön veren müvekkillerinin markasının varlığından haberdar olmadığı hayatın olağan akışıyla bağdaşmamakta olduğunu, müvekkillerinin ticarî faaliyetleri ve markasının tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda davalının marka olarak seçmiş olduğu ibarenin tesadüfi olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, kaldı ki, davalı müvekkillerine ait birden fazla markayı birleştirerek yeni marka başvuruları yapmakta olduğunu, kelime unsurlarına ek olarak müvekkillerinin marka ambalajlarında kullanılan şekil ve renk unsurları birebir aynı olacak şekilde taklit edilmekte olduğunu, müvekkillerinin markalarının birebir taklit edilmesi dahi davalının müvekkillerinin markasından haberdar olduğunun ispatı niteliğinde olduğunu, müvekkillerinin herhangi bir zarar görmemesi için, davalı adına kayıtlı ... sayılı ''...'' ibareli markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini, zira davalı şirket müvekkillerine ait tanınmış markayı Türkiye de Türkpatent nezdinde kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, davalının, kötüniyetli tescilin yanı sıra kötüniyetli bir devir veya temlik yapması halinde ise; markanın sicilde kayıtlı sahibi değişecek ve ona karşı yeni bir dava ikame etmek gerekecek olduğunu, bu durumda, markanın gerçek sahibi olan müvekkillerinin, telafisi imkânsız zararlara maruz kalabilir olduğunu, dolayısıyla Sayın Mahkemenizden takdiren teminatsız olarak, öncelikle ...sayılı ''...'' ibareli markanın devir ve temlikini önleyici mahiyette tedbiri talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından sunulan herhangi bir cevap dilekçesinde görülmemiştir.
09/10/2024 Bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğunu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 23.07.1998 tarihinin kayıt olunduğunu, alan adı sahibinin “...” davacı adına kayıtlı olduğunu ve internet sitesinin içerikleri detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “Bisküvi, Kek, Şeker, Çikolatalar, Atıştırmalıklar” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığını, davacıya ait olan ilgili internet web sitesinin “...” adresinde davacı tarafından geçmiş yıllardan bu yana yoğun bir şekilde kullanıp kullanılmadığını tespit edebilmek adına dünyanın en önde gelen web arşiv sistemi üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilgili internet sitesinin 2001 yılından bu yana arşiv kayıtlarına ulaşıldığı ve 2001 yılından bu yana davacı tarafından “...” adıyla “Bisküvi, Kek, Şeker, Çikolatalar, Atıştırmalıklar” ile ilgili internet sitesi olarak yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı tespit edildiğini, davaya konu olan davalı adına kayıtlı ... sayılı ''...'' ibareli ürünler araştırılıp incelendiğinde ... ŞİRKETİ adına herhangi bir ürün satışı bulanamamış olduğunu, satılan ürünlerin hepsinin ... bünyesi altında satılan ... markalı ürün olduğu tespit edildiğini, ancak yapılan incelemeler sonucu ilgili markanın Türkiye parakende pazarında bir satış ve arzının bulunamadığını, davacının dava dilekçesine cevap vermediği ve dosya kapsamında davacının cevap dilekçe ekinde sunduğu davalıya ait Ticaret sicil gazetesine göre davalı şirketin 05.Eylül.2017 tarihinde kurulduğunu, mali inceleme anlamında, davalının markayı kullandığına dair belgeye rastlanmadığını, dosya somutu incelendiğinde, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulmuş bir takım Arapça ve İngilizce dilinde belgelerin bulunduğunu, davacı adına Türkiye sınırları içerisinde tescilli bulunan bir markaya ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, ülkesellik ilkesi gereği markaların tescil edildiği ülke sınırları içerisinde koruma sağladığını, ancak tanınmış markaların belirli koşullarda haiz olduğu tescilsiz koruma imkanı, koşullar sağlandığı takdirde istisnai olarak tescil şartı aranmaksızın koruma sağlayabileceğini, ... esas unsurlu markaların Türkiye sınırları içerisindeki bilinirlik ve tanınırlık derecesinin düşük olması, markanın kullanıldığı süre, kapsam ve coğrafi alan, marka promosyonlarının süresi, kapsamı ve coğrafi alanı, markanın tescillerinin ve/veya başvurularının süresi ve coğrafi alanı, markanın tanınmışlığına ilişkin yetkili makam kabulleri, markanın ekonomik değeri gibi hususlarda dosya somutunda yeterli bilgi ve belgenin bulunmaması nedeniyle davacı markasının tanınmışlığı hakkında bir değerlendirme yapılamadığını, bu doğrultuda davacı tarafın Türkiye sınırları içerisinde dava konusu marka tescili bulunmaması nedeniyle ilgili marka hakkında tescilden kaynaklı bir koruması bulunmadığını ve Türkiye sınırları içerisinde markanın kullanımı bulunmaması nedeniyle eskiye dayalı kullanım gerekçesiyle bir öncelik hakkı bulunmadığının değerlendirilebileceği yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.
KANAAT VE GEREKÇE
Dava, davalı şirkete ait ... sayılı ''...'' ibareli markanın kapsamlarındaki bütün mal ve hizmetler için terditli olarak öncelikle kullanmama nedeniyle iptaline, mümkün olmaması halinde ise markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... başvuru numaralı 01.03.2017 koruma tarihli markasının, mal ve hizmetlerin sınıflandırılmasına ilişkin tebliğin ... Sınıfında “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler.” emtialarında davalı ... ŞİRKETİ adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğu görülmüştür.
Kullanmama sebebi ile iptal davalarında ispat külfeti davalı tarafta olup dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatı gerekir.
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun "Markanın kullanılması" başlıklı 9. maddesinde; Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması yada Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması durumlarının markayı kullanma olarak kabul edileceği, Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 26. Maddesinde; 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması halinde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verileceği, İlgili kişilerin, Kurumdan markanın iptalini isteyebilecekleri, Marka iptal taleplerinin, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürüleceği, Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal taleplerinin reddedileceği, İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanımın dikkate alınmayacağı, İptal hâllerinin, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verileceği, Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemeyeceği, İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edileceği, İptal taleplerinin, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edileceği. Marka sahibinin bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunacağı, Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurumun bir aya kadar ek süre vereceği, Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebileceği, Kurumun, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını vereceği düzenlenmiştir.
SMK'nın 9. maddesi gereğince davalının markasını kullanım külfetinin bulunduğu, davacının da tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu bu nedenle hukuki yarar olmadığına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca, yargılama konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kullanıldığını ispat yükü davalıdadır.
Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi yasa gereği olan davalının, kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Davalı kullanıma ilişkin kanıtları açık ve anlaşılabilir biçimde mahkemeye sunacaktır. Yoksa mahkeme veya davacı, markanın kullanılmadığını ispatlamayacaktır. Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir hizmet sınıf için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Bu yargılamada bir markanın bir ürün veya hizmet için kullanımı diğer bir ürün ve hizmet için kullanım sayılamaz. (İstanbul BAM 44.HD ... Esas, ...Karar) Markanın kullanıldığını ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir. (İstanbul BAM 44.HD ... Esas, ... Karar)
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9 uncu maddesi hükmüne göre;
“(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:
a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir”
Maddenin gerekçesine göre; Maddede markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması gereğine açıkça işaret olunmuştur. Ancak, maddede söz konusu olan kullanım, markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımıdır. İngilizcede “...” biçiminde tarif edilen bu kullanım, Türkçeye “ciddi veya gerçek kullanım” biçiminde çevrilebilir. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı hükümsüz kıldırmasını önlemek amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar bu madde kapsamında kullanım olarak mütalaa edilmeyecektir. Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Madde hükmünde, kullanma zorunluluğu bakımından, markanın tescil edildiğinin yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde kullanımına haklı bir neden olmadan başlanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi şeklinde iki olasılık düzenlenmiştir. Dolayısıyla, marka sahibinin, haklı nedenlerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerekmektedir. İkinci fıkrada markayı kullanma kabul edilebilecek durumlar sayılmıştır. Maddenin mehazını, ... Marka Tüzüğünün 15 inci ve ... Marka Direktifinin 10 uncu maddesi oluşturmaktadır”.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26/1-a bendi gereğince 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki belirtilen hallerin mevcut olması halinde Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir. Ancak 6769 sayılı Kanun 192/1-a md gereğince bu uygulama, yani idari kararla iptal uygulaması, SMK’nın yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonra, yani 10 Ocak 2024 tarihinde başlayacak, SMK’nun geçici 4/1 maddesine göre de bu tarihe kadar markanın kullanmama nedeniyle iptali istemleri mahkemelerce incelenerek, iptal davası yargılaması sonucunda karara bağlanacaktır.
Markanın kullanılması, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin aynı ve benzer mallarından ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi için ticaret alanına konulması, uygulamaya sunulması demektir . Tescil edilen markanın kullanılma zorunluluğunun getirilmesinin amacı, çekici gücü yüksek bir markanın yaratılmasının giderek güçleştiği günümüzde, sahibi tarafından kullanılmayan bir markanın hala bu kişinin tekeli altında bırakılmasının haksızlıklara yol açacağı düşüncesidir . Bu yolla bir anlamda markalar sicilini gereksiz yere işgal eden koruyucu markalarla savaş amaçlanmıştır . Markanın kullanılması, fiili bir durum olup marka sahibinin tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile üçüncü şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasını ifade eder .
İptal sebebi olan “ciddi anlamda kullanma”nın olup olmadığının Bu madde incelenmesinde her olayın özelliklerine göre davadaki tüm veriler dikkate alınmalı ve kullanımın, ilgili markanın tescilli olduğu mal ya da hizmet sektöründe Pazar yapı yaratmaya ya da mevcut pazar payını sürdürmeye yeterli bir kullanım olup olmadığı değerlendirilmeli ve mal ya da hizmetin niteliğine göre, yeterli kullanım miktarının değişebileceği, bazı mallar yönünden az sayıda üretim yeterli olabilecekken bazı mallar yönünden çok daha fazla kullanımın aranabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Markanın ciddi kullanımı, söz konusu markanın, tescil edildiği mal ve hizmetler için Pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak söz konusu mal veya hizmetlerin menşe kimliği garanti edecek şekilde kullanılması halinde söz konusu olur. Bunu tespit için piyasanın karakteristik özellikleri, marka ile korunan mal ve hizmetin niteliği, kullanımın gerçekleştiği coğrafi bölge, kullanımın sıklığı ve düzenli olup olmaması ile kullanım ölçeği de gözetilmelidir.
Markanın kullanımı süreklilik arz etmelidir. Ancak bu süreklilik hiç ara vermeksizin kullanılma anlamında değildir, marka sahibinin yürüttüğü ticari faaliyetin niteliği, ekonomik koşulların değişmesi gibi sebeplerle kullanmaya ara verilebilir, ancak ara verme hiçbir şekilde 5 yılı aşamaz.
Somut olaya dönüldüğünde; SMK'nun 26/2.maddesinde, eldeki davayı açma hakkına ilişkin olarak ''ilgili kişiler'' kavramının kullanıldığı, Yargıtay uygulamalarında ''ilgili kişiler'' kavramının geniş bir şekilde yorumlandığı, somut olayda davacının ... gıda sektöründe faaliyet gösteriyor olması ve davacıya ait olduğu tespit edilen internet web sitesinin “...” Alan Adı (Domain) URL adresinde güncel olarak açık ve faaliyette olduğu, internet sitesinin içerikleri İngilizce ve Arapçadan oluştuğu, ... çeviri özelliği kullanılarak Türkçeye çevirisi yapılarak detaylıca incelendiğinde genel olarak “...” adıyla “Bisküvi, Kek, Şeker, Çikolatalar, Atıştırmalıklar” ile ilgili internet sitesi olarak kullanıldığı nedeni ile davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davaya konu olan davalı adına kayıtlı ... sayılı ''...'' ibareli ürünler araştırılıp incelendiğinde ...ŞİRKETİ adına herhangi bir ürün satışı bulanamamış, satılan ürünlerin hepsinin ... bünyesi altında satılan ... markalı ürün olduğu tespit edildiği, ancak yapılan incelemeler sonucu ilgili markanın Türkiye parakende pazarında bir satış ve arzının bulunamadığı göz önüne alındığında ciddi bir kullanım halinin bulunmadığı kanaati ile davalı adına Türk Patent nezdinde kayıtlı ... sayılı ''....'' ibareli markanın SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkinine, dair hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Dava dilekçesinde HMK m.111 uyarınca fer'i talep yönünden ise HMK m.111/2 uyarınca ayrıca bir inceleme yapılmamıştır.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ İLE,
Davalı adına Türk Patent nezdinde kayıtlı ... sayılı ''...'' ibareli markanın SMK m. 9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL''nin mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen talep yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan: 18.000,00-TL bilirkişi ücreti 804,00‬-TL posta gideri ve 539.70-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 19.343,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025

Katip
¸

Hakim
¸

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim