mahkeme 2022/165 E. 2025/74 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/165
2025/74
25 Mart 2025
T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/165 Esas
KARAR NO :2025/74
DAVA:Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ:26/09/2022
KARAR TARİHİ:25/03/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle:müvekkilleri ... ..., 1988 yılından bu yana ‘...’ markası ile tekstil sektöründe ihracatlar ile başarılı ve tecrübeli bir tekstil şirketi olarak, ‘...’ markası yanında ‘..." markasını kurduğunu ve 2018 yılında tescilini gerçekleştirdiğini, davalı ... A.Ş. müvekkilleri ile aynı sektörde faaliyet olup ... markaları ile tanındığını, ile Davalı aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle ‘rakip şirket’ konumunda olarak davalı, müvekkillerinin markası olan '...' ve "...’ markasına ve tasarım ürünleri de kendi mağazalarında satmak için aralarında ticari iş birliği kurulması girişiminde bulunulduğunu, bu hususta 5.807 adet ürüne ilişkin sipariş listesi hazırlandığını, davalı tarafından satın alma formu ile müvekkillerinin teklif yapılmış olduğunu, fakat ticari ilişki henüz başlamadan sonlandığını, müvekkillerinin ödenen herhangi bir bedel olmadığını, herhangi bir sözleşme yapılmadan, müvekkillerinin izni alınmaksızın ve bilgisi dahilinde olmadan, Marka Tescilli ‘...' markasının kullanıldığını ve koleksiyonun tamamının kopyalandığını, ürettirdiğinı, ürünleri kendi internet sitesinde ve ‘...” isimli e-ticaret sitesinde satışa arz ettiği gibi ülke genelinde satış mağazalarında bu ürünlerin perakende satışa sunulduğunu , dava konusu ürünlerin müvekkillerinin 2018-2019 yılına ilişkin ürünlerinin de yer aldığı koleksiyona ilişkin katalogun incelenmesi, 14/09/2020 tarihinden - 13/10/2020 tarihine kadar davalı taraf ürünlerinin farklı AVM ve Mağazalar ile ... resmi internet / e-Ticaret sitelerinden delil niteleliğinde fişleri ile ibraz edilerek ürünler satın aldıklarını, 01/10/2020 tarihinde satın alman ürün hakkında marka uzmanı bilirkişisinden ön rapor alınmış (16/10/2020...Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma no), davalı şirket tarafından söz konusu ürünlerin satışına devam etmesi nedeniyle huzurdaki dava konusu ürünler ile ilgili, .... FSHHM ... D.iş sayılı dosyası (“Tespit Dosyası”) ile müvekkilleri tarafından tespit ve tedbir talebinde bulunulduğunu, davalı şirket merkezinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesiyle, 24.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporu hazırlanmış, keşif mahali mağaza ve davalının internet sitesinde satış yapılan tekstil ürünlerinde, marka ve tasarım tecavüzü fiillerinin mevcut olduğu tespit edildiğini, davalı’dan satın alman fiziki ürünlerin etiketlerinde yer alan ve davalı’nın internet sitesi üzerinde satışa sunulan ürünlerin içeriğinde yer alan ve ürün sorgulama sisteminde tespit edilen ürünlerin ürün kodlan ve görüntüleri birbiri ile eşleştirdiklerini, 25.09.2022 tarihinde yapılan araştırma neticesinde de davalı’nın internet sitesinde ve ... isimli e-ticaret sitesinde davalı’nın satış sayfasında dava konusu ürünlerin halensatışa arz edildiği ve dava tarihi itibariyle haksız eylemlerini sürdürmekte olduğu tespit edildiğini, .... FSHHM’nin ... D.iş sayılı dosyası üzerinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki şikayetlerinin ... Soruşturma numaralı dosyası ile yenilendiğini, müvekkillerine ait ‘...’ markasını ürünlere basarak satışa arz etmiş, bununla da yetinmeyerek müvekkillerinin tüm koleksiyonunu kopyalayarak müvekkillerinin tasarımlarını kullandığını, müvekkillerinin sınai haklarına münhasıran sahip olduğu ürünleri birebir aynı şekilde üreterek ve satışa arz ederek haksız bir kazanç elde etmiş olduğunu, müvekkillerinin ticari itibarına, saygınlığına ve ekonomik kişisel haklarına zarar verdiğini, dava konusu ürünler müvekkillerinin markası olan markasının iktibas veya iltibas sureti ile kullanıldığını , ayırt edilemeyecek şekilde kopyaladıklarını, davalı’nın satışa sunduğu ürünlerde yer alan kullanımların müvekkillerinin markasına iltibas suretiyle tecavüz oluşturduğunu, davalı şirket tarafından ticari satışa konu edilen dava konusu ürünlerin tamamının tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunu, her iki yanın Nice Sınıflandırmasına göre 25. sınıfta mal üretip sattığını, taraflar asarında herhangi bir lisans sözleşmesi yapılmadığı ve ticari bir anlaşma da olmadığından söz konusu marka ve tasarımların izinsiz olarak kullanıldığını , huzurdaki davalarının kabulünü, tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile ortadan kaldırılmasını, SMK'nın 151 ve 151 /2-b uyarınca yoksun kalan kazancın tespiti ile fazlaya ilişkin ve daha sonra talep artırımında bulunmak haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,- TL maddi tazminatın müvekkillerinin ödenmesini, davalı’nın ağır kusur ve kötü niyeti ile gerçekleştirdiği haksız fiiller nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik. mahkemenizin takdir edeceği tutarda, 100.000,- TL manevi tazminatın müvekkillerinin ödenmesini, Sayın Mahkemeniz'in hüküm özetinin, tüm yayın masraf ücretleri davalı’ya ait olmak üzere Türkiye çapında en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde ilanını, SMK’nın 149/1-ç; TTK 56 ve 18/2, TBK 58, maddeleri gereğince karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin 26/11/2022 tarihli Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkillerinin grup şirketlerinden olduğunu "...” 2022 yılından beri faaliyette olup bugün grup bünyesinde 3.000 kişiyi aşkın istihdamı bulunan, üretimden tasarıma, lojistikten muhasebeye kadar tüm süreçlerde etkin ve 83 ülkede 250 mağazası, ülkemizde de 300'e yakın mağazası olmak üzere toplam 500'ü aşkın mağazası ile faaliyet gösteren yüzde yüz yerli sermayeli Dünya’nm önde gelen tekstil şirketi olduğunu, grup şirketleri "..." markaları başta olmak yaklaşık 200'e yakın markası ile tüketici nezdinde kalitesi ve prestiji ile yüksek tanınırlığa sahip olduğunu, davacı yanca, davalının sahip olduğu ve TPE nezdinde 05.12.2028 yılına dek on yıl süre ile tescilli olduğunu beyan ettiği "..." markasının ve tasarımlarının, müvekkillerinin tarafından kötü niyetli şekilde kopyalandığı iddiasını kaül etmediklerini, uzun yıllardır kendi özgün tasarımlar ile var olan yapısına, gelişmekte olan birtakım şirketlerin ürünlerini tüketici ihtiyaçlarını değerlendirdiğini, müvekkillerinin yatçılık ve denizcilik tekstil ürünleri kapsamında, davacı şirket ile karşılaşılmış, ürünlerin talebinin mevcut olup olmayacağı anlaşılması için piyasa araştırması yapılacağını, bu esnada, ...yarışının varlığı ve ilgili yarışın ... ... ismi ile anıldığı, özellikle davacının kendisince yaratıldığı iddia edilen ... ... markasının ilgili yarışın markası olduğu anlaşıldığını, hal böyleyken müvekkillerince özgünlüğü bulunmayan marka kapsamında ticari ilişkiye girilmediğini, https://.../ adresi ile var olan yarış denizcilik ve yatçılık alanında dünyaca tanınmış bir organizasyon olarak, davacının ilgili marka başvurusu dünyaca tanınmış bir organizasyonun ismini ve markasını alarak yaptığını, davacının işbu tutum ve davranışı bugün hiçbir yerde ve/veya tanınmış marka altında piyasa değeri bulunmayan işbu üretiminin şirketimiz ile birlikte tanmmışlık değerinin bir anda artması hedeflenirken, şirketimizce de işbu ticaretin gerçekleşmemesi üzerine kötü niyetli yapılan bir başvuru olduğunu, davacı tarafın mezkur marka tescilinden de tetkik edileceği üzere, ilgili şirketçe ... metni TPE nezdinde 05.i2.2028 tarihinde, ... metni ise 01.02.2022 tarihinde tescil edildiğini, kendi markalan dışında herhangi bir markayı mağazalarında kullanmadıklarını, davacıya ait koleksiyonu kopyalayarak davacının tasarımlarını kullandığını ve haksız kazanç elde ettiğini iddia etmekte ise de müvekkillerinin davacıya ait ürünler satışa arz edilmediğini, internet sitesinden de satış yapıldığını ve halihazırda bu satışın devam ettiği de davacı iddia edilmekte ise de bu hususta da müvekkillerinin herhangi bir internet satışı da mevcut maddi tazminat davalarında marka hakkı sahibi hem fiilen uğramış olduğu maddi zararı ve yoksun kaldığı kazancı talep edebilemeyeceğini, işbu davada marka hakkına tecavüz niteliğindeki bir haksız fiilin varlığı bulunmadığını, davacı yan devamla tüketici nezdinde yanlış anlamının ve aldatmanın oluşmasından kaynaklı manevi zararlarının bulunduğunu, ilgili ürünleri tüketiciye değil başkaca bir markaya satan bir şirketin bugün tüketici nezdince yanlış anlamanın varlığından bahsedilmesinde çelişkili olduğu beyan etmiştir.
Davacının cevaba cevap dilekçesinde özetle: davalı yan dava konusu ürünleri kendi mağazalarında satmak amacıyla müvekkillerinin ile ticari görüşmeler gerçekleştirildiğini, taraflar özellikte fiyat konusunda anlaşamamış ve ticari işbirliği henüz başlamadan sona erdiğini, dava konusu ürünler ile ilgili müvekkillerinin ödenen herhangi bir bedel olmadığı gibi herhangi bir sözleşme yapılmadan, müvekkillerinin rızası ve muvafakati alınmaksızın ve bilgisi dâhilinde olmadan davalı; müvekkillerinin ‘...’ markasını kullanmış ve tasarımlarını aynen kopyaladığını, müvekkillerinin sahibi olduğu tasarımları ve markasının ürünlere basılması suretiyle tekstil ürünlerini ürettirmiş, ürünleri kendi internet sitesinde ve ‘...’ isimli e-ticaret sitesinde satışa arz ettiği gibi ülke genelinde satış mağazalarında bu ürünlerin perakende satışa sunduğunu, davalı vekili müvekkillerinin markasının bir yarışın ismi olduğunun anlaşılması üzerine özgünlüğü bulunmayan marka kapsamında ticari ilişkiye girmediklerini iddia etttiğini, marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine ait olduğunu, müvekkillerinin markası TPE nezdinde gerçekleştirilen tescil ile marka koruması altına girmiş olup bu tescilli markanın kullanımı münhasıran müvekkillerine ait olduğunu, müvekkillerinin tescilli markasının ve tasarımlarının haksız şekilde kopyalanarak satışa arz edilmesi konusu olduğunu, davalı vekili tarafından “...” markasının 2028 tarihinde ... markasının ise 2022 tarihinde .... FSHHM’nin ... D.iş sayılı tespit ve tedbir konulu dosyada davalı’nın müvekkillerinin ait tasarımlı ve markaların basıldığı ürünleri satışa arz ettiği ve bunlardan haksız şekilde kazanç elde ettiğinin sabit olduğunu beyan etmiştir.
13/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: SMK kapsamında marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığını, öte yandan davalı tarafın davacı taraf ile ticari ilişkiye girmek üzere görüşmelerde bulunduğunu, davalının markası ve tasarımlarından haberdar olduğu buna rağmen davalının, davacının tshirt tasarımlarındaki baskılar ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde yüksek benzerlikte olan tshirtleri satışa sunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu yönünde takdir sayın Mahkemeye ait olduğunu, davalının e defter mükellefi olduğunu, defter beratlarının yasal süresi içerisinde GİB sistemine yüklendiği, defterlerin delil niteliğine haiz olduğu, Sayın mahkemece tazminat miktarının ; davalının satış listesi olarak sunduğu “7 adet” üzerinden yapılmasını takdir etmesi halinde 648,92 TL davalının dava konusu ürünler için asgari üretim miktarı üzerinden yapılmasını takdir etmesi halinde 97.335,00 TL olabileceği yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
28/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: dava dosyası içeriğinde yer alan dilekçeler, içtihat, tutanaklar, bilirkişi raporları kapsamında iddia, savunma, tanıkların beyanları, sunulan ürün, resim ve belgeler ile bilirkişi heyet kök raporu ve tarafların itirazlarına yönelik diğer dokümanlar dâhil tüm sunulan emanette muhafaza edilen taraflara ait ürün delilleri üzerinde inceleme yapıldığını, davacı tasarımlarının yeni ve ayırt edici niteliği sahip olduğu kabul edilse dahi 3 yıllık tescilsiz tasarım koruma dava tarihi itibariyle süresinin dolduğunu, marka ihlaline yönelik kök rapordaki kanaatlerin korunduğunu, dürüstlük kuralına aykırılık yönünde değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirinde olduğunu, Sayın Mahkemece sipariş sayısı üzerinden hesaplama yapılması gerekliliği öngörülmesi halinde talep edilecek maddi tazminat miktarının 269.154,45-TL olabileceğini yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşladır.
19/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: dosyada talep edilen kontroller sağlandığında, davalılara ait olduğu belirtilen internet web sitesinin “...” ve davaya konu ürünlerin satışının yapıldığı pazaryeri platformu olan “...” internet web sitelerinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğunu, ilgili internet siteleri detaylıca incelendiğinde web sitesi içerisinde davaya konu davacı tarafından sunulmuş olan bahse konu internet sitesine bağlı linkler/sayfalar güncel olarak stokta / yayında olmadığını, ancak dosyada bulunan .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş bilirkişi raporu içeriğinde sunulan ekran görüntüleri incelendiğinde belirtilen ürün sayfaların geçmişte yayında olduğunu ve satışlarının yapıldığı anlaşıldığını, mali inceleme neticesinde; seçenekli olarak hesaplamaların sunulduğunu, heyetimizin kanaatinin SMK 151/2-b seçeneğine göre tazminat miktarının 194.444,44 TL olduğunu, somut olayda her iki tarafından tekstil alanında faaliyet gösterdiği ve rakip firmalar olduğu anlaşıldığını, ürünlerde benzerlik, bilinçli ve orta düzey tüketicideki bütüncül algı içinde belirleyici aynı işlevsel cihazlarda markanın konumlanması ile genel intibada markayı bir bütün olarak algılayacağı düşünülerek benzer olarak algılanarak iltibas ve iktibas yaratacağını, sunulan tüm ürünler bakımından, bütünsel bakış ile ürünün bütününde ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim açısından modellerin genel görünüş olarak T-Shirt üzeri ... ... markasının ilgili yarışın baskının ön planda etkileşim sağladığı sonuçta iltibas ve iktibas yarattığı ancak dosya içerisinde davacı yana ait herhangi bir tasarım tescili heyetimizce tespit edilemediğini, bu halde, davacı yanın davaya mesnet olarak gösterdiği tasarımlar bakımından “tescilsiz tasarım hakkı sahibi olduğu” yönünde Sayın Mahkemeniz nezdinde bir kanaat oluşması halinde davalı yanın ilgili haklarının ihlal edildiğinden bahsedilebileceğini, aksi halde herhangi bir ihlalden bahsedilemeyeceğini, davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır.
KANAAT VE GEREKÇE
Uyuşmazlık, davalı kullanımlarının davacıya ait marka tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı tespit ile birlikte maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir.
Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ).
SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille;
Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır.
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir.
Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır.
6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür.
TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555).
Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir.
Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir.
Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, ... başvuru numaralı 05.12.2018 başvuru ve 09.05.2019 tescil tarihli “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 25. Sınıfında davacı yan adına tescilli olduğu tespit edilmiştir. ... başvuru numaralı “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden marka tespit edilen markasal kullanımlar t-shirt ürünleri üzerinde gerçekleştirilmiş olunup davacı markasının 25.sınıfta tescilli olduğu “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler”emtialarını kapsamaktadır. Dolayısıyla söz konusu markasal kullanımların gerçekleştiği emtialar ile davacı markalarının tescilli olduğu mal/hizmet sınıfı bakımından ayniyet taşıdığı görülmektedir. Davacı markasında yer alan “... ...” e bir Yat Yarışı olarak global düzeyde bilinirliği olsa da; davacı markasında ihtiva edilen özellik arz eden “...” ibaresi, yazı stili ve sunumu davalı tarafından aynen ve birebir kullanıldığı, bu kullanımın davacı markasal kullanımları ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve tespit edilen markasal kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, bütünsel bakış ile ürünün bütününde ve bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim açısından modellerin genel görünüş olarak T-Shirt üzeri ... ... markasının ilgili yarışın baskının ön planda etkileşim sağladığı sonuçta iltibas ve iktibas yarattığı ilgili markasal kullanımların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte olduğunun kabulü gerekmiştir.
Davalılara ait olduğu bilirkişilerce belirnene internet web sitesinin “...” ve davaya konu ürünlerin satışının yapıldığı pazaryeri platformu olan “...” internet web sitelerinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, ilgili internet siteleri detaylıca incelendiğinde web sitesi içerisinde davaya konu davacı tarafından sunulmuş olan bahse konu internet sitesine bağlı linkler/sayfalar güncel olarak stokta / yayında olmadığı, ancak dosyada bulunan .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... D.İş bilirkişi raporu içeriğinde sunulan ekran görüntüleri incelendiğinde belirtilen ürün sayfaların geçmişte yayında olduğu ve satışlarının yapıldığı anlaşıldığı, mali inceleme neticesinde; bilirkişilerin kar marjına yönelik hesaplamaları ve seri üretim adetleri üzerinden SMK 151/2-b seçeneğine göre tazminat miktarının 194.444,44-TL olarak belirlendiği, raporun bu haliyle denetime açık ve dosya kapsamına uygun hesaplama ihtiva ettiği, manevi tazminat talebi yönünden davacının tescilli marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre davalının davacının markasını, marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde izinsiz olarak kullandığı, dolayısıyla eyleminde kusurlu olduğu bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde 80.000-TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
Davalının davaya konu tespit edilen "..." ibareli kullanımlarının davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
194.444,44-TL maddi tazminatın 24/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
80.000,00-TL manevi tazminatın 24/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masraf davalıya ait olmak üzere bir kez ilanına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 18,747,30-TL karar harcından peşin ve tamamlama olarak yatırılan 10.890,53-TL' nin mahsubu ile kalan 7,856-77-TL Bakiye karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen kabul edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden hesap olunan toplam 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden hesap olunan toplam 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uyarınca reddedilen maddi tazminat talebi yönünden hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden hesap olunan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yatırılan toplam 10.971,23-TL harcın (peşin+başvuru+tamamlama) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafından yapılan: 38.000,00-TL bilirkişi ücreti, 143,00-TL posta gideri ve .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş delil tespiti dosyasında yapılan 2.609,50 -TL bilirkişi ve posta ücreti ve 144,00-TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 40.896,50-TL kabul ve red oranına göre hesaplanan 24.128,64-TL davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
12-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk sarf ücretinden kabul red oranına göre hesap edilen 402.49-TL'yi davalıdan, 917,51-TL'yi davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2025
Katip ...
Hakim ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.