mahkeme 2021/359 E. 2024/76 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/359
2024/76
16 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/359
KARAR NO : 2024/76
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/09/2021
KARAR TARİHİ : 16/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ...Tic.Aş. ve yetkilisi ... ile 1993 yılında radyo ve televizyon sektöründe hizmet vermeye başladığını, sırasıyla ..., ..., ... de dj lik ve program sunuculuğu yaptığını, 1998 yılında kendi kasetini çıkardığını ve starartı olarak yayın hayatına başladığını, Müvekkilinin yetkilisi ... program yapımcısı 1993 yılından beri radyo programcılığı yaptığını, 28 yıldır aralıksız süren bir yayın hayatının yaklaşık 20 yılında ... logosu ile yayın hayatına halen devam ettiğini, 20 yıldır markaya yatırım yaptığını ve ayırt edici hale getirdiğini, bu süre içerisinde radyonun adının hep ...olarak kullanıldığını, müvekkilinin star artı unsurlu seri markalarının olduğunu, Müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli markaları olmakla beraber, star ibaresi içeren bir kısım marka başvurularını davalı adına kayıtlı fakat kullanılmayan ...numaralı “..." markası yüzünden 6768 sayılı SMK md.5/1-ç uyarınca benzerlik gerekçesiyle reddedildiğini, Radyo yayıncılığı alanında birçok markanın sahibi olan müvekkillerine, davalının hiç kullanmadığı markasının aynı sektörde engel teşkil ettiğini, bu nedenle davayı açmakta hukuki yararın olduğunu, Davalının ...sınıfta yer alan “radyo yayın hizmetleri'nde ... olarak hiçbir şekilde geçmişte kullanılmadığını ve halen de kullanılmadığını, sonuç olarak davalının markanın tescilli olduğu ... Sınıfta kullanılmaması sebebiyle bu markanın anılan sınıflar yönünden iptalinin gerektiğini, Davalı adına ... tescil numaralı TPMK sicilinde kayıtlı bulunan “...' ibareli markanın kullanılmayan ...mal ve hizmet (radyo yayıncılığı) sınıflarında “kullanmama sebebiyle” hükümsüzlüğü/iptali ile sicilden terkinini/iptalini, Davayı etkisiz kılmak amacıyla davalının olası marka devir taleplerini önlemek için markanın üçüncü kişilere devrinin ihtiyaten önlenmesini, bu konuda verilecek ihtiyati tedbir kararının TPMK'na bildirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalıya karşı davacı ... Aş.nin ... 1. FSHHM ...Esas numarası ile görülmekte olan hali hazırda bir davanın derdest olduğunu, tarafların, dava konusunun aynı olması ve halen görülmekte olması sebebiyle davacı ... bakımından davanın derdestliği nedeniyle reddinin gerektiğini, Radyo ve televizyon sektöründe bilinen, tanınan ...Aş. ünvanlı müvekkili şirketin 1989 yılından beri tüm Türkiye'de yayın yapmakta olan Türkiye'nin ilk özel televizyon kanalı olan ... logolu televizyon kanalının medya hizmet sağlayıcısı olmakla birlikte; unvanında yer alan ... ibaresini taşıyan ...” yakın tescilli markanın da Türk Patent Kurumu nezdinde sahibi olduğunu, Davacının işbu huzurdaki haksız davasına konu, ayırt edici karakteri “...” olan “...” ibareli markanın müvekkili şirket adına tescilli 100'e yakın “...” ibaresini taşıyan 19.10.2021 yılından bu yana TPK nezdinde ... tescil numarası ile müvekkili şirket adına tescil edilmiş marka olduğunu, SMK'nın ilgili maddesinden de anlaşılacağı üzere, markanın çekirdek unsurunun kullanılması kullanma zorunluluğunu karşılamaya yeterli kabul edildiğini, müvekkili şirket de “...” ibareli markanın ayırt edici unsuru olan ... markasını yıllardan beri kullanmaktadır. Bu kullanımın, huzurdaki davaya konu ... ibareli markanın kullanımını ispat etmek için yeterli olduğunu, “...” markasının Tanınmış bir diğer ifade ile Özel Korunan marka olduğunu, Huzurda görülen davada, davacının kendi ikrarında da görüleceği üzere radyo ve televizyon yayıncılığı sektöründe hizmet verdiğini, özellikle aynı sektörde yer alan şirketin, herkesçe bilinen müvekkili şirketin TPK nezdinde tescil edilmiş olan markasının hükümsüzlüğüne ve/veya iptaline karar verilmesini isteyerek ... markasının tanınmışlığından ve başarısından faydalanarak haksız kazanç sağlamayı amaçladığını, Tanınmış markaya, tanınmışlığından dolayı tanınan korumanın kapsamı ve bu korumaya bağlanan sonuçlar dikkate alındığında, 556 sayılı KHK m.8/4'deki ihlal şartları varsa, tanınmış markanın hükümsüzlüğü davası açılmasında hukuki menfaat olmadığını, hukuki menfaat yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, “Davacı ....Aş. bakımından davanın derdestliği nedeniyle davanın reddini, davacı ... bakımından iddia ve taleplerinin haksız olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Dosyada taraflarca bildirilen tüm deliler toplanmış, özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememize sunulan 25/10/2022 tarihli kök ve 01/02/2023 tarihli ek raporlarında özetle; "Davalı adına 2001/21448 tescil numaraları ile TPMK sicilinde kayıtlı bulunan “...” ibareli markanın kullanılmayan ...mal ve hizmet (radyo yayıncılığı) sınıflarında “kullanmama sebebiyle” hükümsüzlüğü/iptali ile sicilden terkinine/iptaline, talebiyle açılmış bir dava olduğu, Davalının ...olarak kullanımı bulunmayıp, ... olarak kullanımının mevcut olduğu, “Her ne kadar SMK 9/2 maddesinde, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, kullanma olarak kabul edilmektedir.” İfadesi yer alsa da yayın kuruluşlarının üst mercii olarak RTÜK ten lisans almak zorunda olduğu, Nihayetinde ... sayfasından re'sen yapılan incelemede davalının böyle bir frekans adına sahip olmadığı, aynı veya benzerlik gösterecek bir isimle lisans verilmesinin de RTÜK yetkililerince takdir. edilebilecek bir husus olduğu, Davalı yan adına tescilli ...kod numaralı ... ibareli markanın kullanmama nedeni ile iptali koşullarının oluştuğu” görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememize sunulan 18/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı tarafın ... numara ile tescilli "...” markasını ciddi olarak kullandığını, ispatlayamaması sebebiyle SMK m.9 uyarınca markanın iptalinin söz konusu olabileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İş bu dava davalı adına TPMK nezdinde ... Numara ile tescilli ... ibareli markanın kullanmama nedeniyle iptali ve sicilden terkine istemine ilişkindir.
Kullanmama sebebi ile iptal davalarında ispat külfeti davalı tarafta olup dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatı gerekir.
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun "Markanın kullanılması" başlıklı 9. maddesinde; Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması yada Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması durumlarının markayı kullanma olarak kabul edileceği, Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 26. Maddesinde; 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması halinde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verileceği, İlgili kişilerin, Kurumdan markanın iptalini isteyebilecekleri, Marka iptal taleplerinin, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürüleceği, Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal taleplerinin reddedileceği, İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanımın dikkate alınmayacağı, İptal hâllerinin, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verileceği, Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemeyeceği, İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edileceği, İptal taleplerinin, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edileceği. Marka sahibinin bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunacağı, Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurumun bir aya kadar ek süre vereceği, Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebileceği, Kurumun, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını vereceği düzenlenmiştir.
SMK'nın 9. maddesi gereğince davalının markasını kullanım külfetinin bulunduğu, davacının da tescilli markanın kapsamıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunması nedeniyle bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu bu nedenle hukuki yarar olmadığına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca, yargılama konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kullanıldığını ispat yükü davalıdadır.
Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi yasa gereği olan davalının, kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Davalı kullanıma ilişkin kanıtları açık ve anlaşılabilir biçimde mahkemeye sunacaktır. Yoksa mahkeme veya davacı, markanın kullanılmadığını ispatlamayacaktır. Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir hizmet sınıf için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Bu yargılamada bir markanın bir ürün veya hizmet için kullanımı diğer bir ürün ve hizmet için kullanım sayılamaz. (İstanbul BAM 44.HD 2020/1545 Esas, 2023/215 Karar) Markanın kullanıldığını ispat yükü davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığının ispatlanması gerekmektedir.(İstanbul BAM 44.HD 2020/1545 Esas, 2023/215 Karar)
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 9 uncu maddesi hükmüne göre;
“(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:
a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir”
Maddenin gerekçesine göre; Maddede markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması gereğine açıkça işaret olunmuştur. Ancak, maddede söz konusu olan kullanım, markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için kullanımıdır. İngilizcede “genuine use” biçiminde tarif edilen bu kullanım, Türkçeye “ciddi veya gerçek kullanım” biçiminde çevrilebilir. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı hükümsüz kıldırmasını önlemek amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar bu madde kapsamında kullanım olarak mütalaa edilmeyecektir. Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Madde hükmünde, kullanma zorunluluğu bakımından, markanın tescil edildiğinin yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl içinde kullanımına haklı bir neden olmadan başlanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi şeklinde iki olasılık düzenlenmiştir. Dolayısıyla, marka sahibinin, haklı nedenlerin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerekmektedir. İkinci fıkrada markayı kullanma kabul edilebilecek durumlar sayılmıştır. Maddenin mehazını, AB Marka Tüzüğünün 15 inci ve AB Marka Direktifinin 10 uncu maddesi oluşturmaktadır”.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 26/1-a bendi gereğince 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki belirtilen hallerin mevcut olması halinde Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir. Ancak 6769 sayılı Kanun 192/1-a md gereğince bu uygulama, yani idari kararla iptal uygulaması, SMK’nın yürürlük tarihinden itibaren 7 yıl sonra, yani 10 Ocak 2024 tarihinde başlayacak, SMK’nun geçici 4/1 maddesine göre de bu tarihe kadar markanın kullanmama nedeniyle iptali istemleri mahkemelerce incelenerek, iptal davası yargılaması sonucunda karara bağlanacaktır.
Markanın kullanılması, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin aynı ve benzer mallarından ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesi için ticaret alanına konulması, uygulamaya sunulması demektir . Tescil edilen markanın kullanılma zorunluluğunun getirilmesinin amacı, çekici gücü yüksek bir markanın yaratılmasının giderek güçleştiği günümüzde, sahibi tarafından kullanılmayan bir markanın hala bu kişinin tekeli altında bırakılmasının haksızlıklara yol açacağı düşüncesidir . Bu yolla bir anlamda markalar sicilini gereksiz yere işgal eden koruyucu markalarla savaş amaçlanmıştır . Markanın kullanılması, fiili bir durum olup marka sahibinin tescilli markasını kural olarak yurt içinde veya ihracatta, kendisi veya izni ile üçüncü şahıs tarafından sicilde kayıtlı mallar ve hizmetler için işlevlerine uygun, ciddi, ekonomik şekilde kullanmasını ifade eder .
İptal sebebi olan “ciddi anlamda kullanma”nın olup olmadığının Bu madde incelenmesinde her olayın özelliklerine göre davadaki tüm veriler dikkate alınmalı ve kullanımın, ilgili markanın tescilli olduğu mal ya da hizmet sektöründe Pazar yapı yaratmaya ya da mevcut pazar payını sürdürmeye yeterli bir kullanım olup olmadığı değerlendirilmeli ve mal ya da hizmetin niteliğine göre, yeterli kullanım miktarının değişebileceği, bazı mallar yönünden az sayıda üretim yeterli olabilecekken bazı mallar yönünden çok daha fazla kullanımın aranabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Markanın ciddi kullanımı, söz konusu markanın, tescil edildiği mal ve hizmetler için Pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak söz konusu mal veya hizmetlerin menşe kimliği garanti edecek şekilde kullanılması halinde söz konusu olur. Bunu tespit için piyasanın karakteristik özellikleri, marka ile korunan mal ve hizmetin niteliği, kullanımın gerçekleştiği coğrafi bölge, kullanımın sıklığı ve düzenli olup olmaması ile kullanım ölçeği de gözetilmelidir.
Markanın kullanımı süreklilik arz etmelidir. Ancak bu süreklilik hiç ara vermeksizin kullanılma anlamında değildir, marka sahibinin yürüttüğü ticari faaliyetin niteliği, ekonomik koşulların değişmesi gibi sebeplerle kullanmaya ara verilebilir, ancak ara verme hiçbir şekilde 5 yılı aşamaz.
Somut olaya dönüldüğünde, öncelikle davalı vekilinin cevap dilekçesindeki derdestlik savunması dava şartı niteliğinde resen de incelenmelidir. ... 1.FSHHM'nin ... esas sayılı dosyasının akıbetinin incelenmesinde; davanın ... 3.FSHHM'nde ... Esas üzerinden devam ettiği, Davacının ... ŞİRKETİ, davalının ...ŞİRKETİ, davanın Marka Hükümsüzlüğü, dava tarihinin 17/01/2020 olduğu, "Davanın, Mahkememizin 2021/257 E. ( eski Esas 2020/23 ) sayılı davasından tefrik edildiği; ilgili mahkemenin 2022/11 E. 2022/2 K. ve 20/01/2022 tarihli kararı işlemden kaldırıldığı (başvuruya bırakıldığı) 15/02/2021 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği 15/02/2021 tarihli duruşmasında, taraflar tarafından takipsiz bırakılan dava müracata kalmış ve aradan üç ayı aşkın bir zaman geçtiğinden davanın H.M.K.’nın 150. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın açılmamış sayılması kararı nihai bir karar olup, istinaf ve temyizi kabil niteliktedir. Yargıtay HGK'nın 07/02/2001 tarih 20-100/108 sayılı kararında da belirtildiği gibi, HMK'nın 150.maddesine göre, davanın açılmamış sayılacağı kararı yasanın emredici nitelikte hükmü olup, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden yürürlük kazanır. Derdestlik yönünden, açılmamış sayılma kararının istinaf veya temyiz edilmeyerek veya aşamalardan geçerek kesinleşmesini aramaya gerek yoktur. Burada davaların takipsiz bırakılmasını önlemek amacı güdülmüştür. Bu itibarla, davanın taraflarca takip edilmemesi sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden itibaren 3 ay içinde dava yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına ilişkin oluşan tüm yasal hüküm ve sonuçlar başkaca bir işleme bağlı olmadan doğrudan doğruya yürürlük kazanır. Derdestlik, dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden 3 aylık süre ile sınırlı olmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Ancak bu hükümler davanın açılmamış sayılmasını gerektiren şartların salt doğumu ile kendiliğinden ortadan kalkar ve derdest olmaktan çıkar.
Başka bir anlatımla, davanın açılmamış sayılması, bu konuda herhangi bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu sebeple daha önce açılan fakat HMK'nın 150/5.maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılan dava dolayısıyla daha önce ortaya çıkmış bulunan sonuçlar açılacak olan ikinci dava bakımından kesinlikle dikkate alınmaz. Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır (HMK'nın 150/7).
Somut olayda, 15/02/2021 tarihli duruşma tarihinde işlemden kalkan davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar sonrası, ilk dava ortadan kalktığından, başka bir ifadeyle maddi hukuk bakımından dava mevcut kabul edilmeyeceğinden, yeni bir dava olarak 03/09/2021 tarihinde, işlemden kalkma tarihinden yaklaşık 7 ay sonra açılmış bulunan eldeki dosya bakımından derdestlik oluşturmayacaktır. (Yargıtay 10 HD. 2021/2862 E 2022/9008 K, 3 HD 2019/1124 E 2020/557 K, 9. HD 2022/464 E 2022/3248 K vb). (Ankara BAM 44.HD 2024/36 Esas, 2024/218 Karar)
Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davalı adına iptali talep edilen ... sayılı “...” markası 19.10.2001 tarihinden beri ... Sınıf için tescilli olup koruma altındadır. Davalı adına ... numaralı ...Markası Tanınmış markadır. Davacılar adına ...numara ile “...” markası .... Sınıfta, ... numara ile “...”, ... numara ile “...” markaları .... Sınıfta koruma altındadır. Davacılar adına ... numara ile “...” marka başvurusu ... Sınıfta bulunmaktadır. Davalı adına ise ...tescil numaraları ile TPMK sicilinde kayıtlı bulunan ‘’...’’ ibareli markanın kullanılmayan 38.mal ve hizmet (radyo yayıncılığı) sınıflarında ‘kullanmama sebebiyle’ iptali ile sicilden terkinine, talebiyle açılmış bir dava olduğu, davalının ... olarak kullanımı bulunmayıp, ... olarak kullanımının mevcut olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bu haliyle davalının davalının RTÜK nezdinde radyo kanalı olarak lisansı olmadığı ve ... Sınıfta Radyo kanallarında marka kullanımı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalının ... numaralı...Markası Tanınmış marka olup televizyon alanında kullanılması nedeniyle tanınmış marka olgusu yönünden de ayrıca inceleme yapılmalıdır. Tanınmış markaların da tescilli oldukları tüm mal ve hizmetler bakımından kullanılmaları gerektiği, bu konuda tanınmış markalar için bir imtiyaz tanınmadığı, marka tanınmış dahi olsa kullanılmayan sınıf, mal ya da hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, (Yargıtay 11.HD 2012/13616 Esas, 2014/5181 Karar, 2012/13616 Esas, 2014/5181 Karar, 2012/16337 Esas, 2013/15406 Karar) markanın kullanılmasının her marka için yükümlülük olup, tanınmış markalar yönünden ayrıcalık bulunmadığı, tanınmış markaların da 5 yıl süre ile, ciddi ve pazar payı yaratacak şekilde kullanılmaması halinde kullanmama nedeniyle iptal kararı verilebileceği (bkz. Yargıtay HGK 09/02/2011 tarihli 2010/11-695 E, 2011/47 K sayılı kararı ile, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/09/2013 tarihli, ... Esas, ... K sayılı kararları) kanaatiyle, davalının televizyon kanalına ilişkin kullanımının radyo yayın hizmetleri açısından değerlendirmenin mümkün olmadığı da gözetilerek TPMK nezdinde Davalı adına ...tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıftaki mal ve hizmet bakımından SMK m.9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KABÜLÜ ile, TPMK nezdinde Davalı adına ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... Sınıftaki mal ve hizmet bakımından SMK m.9 uyarınca kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 59.30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen davacı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacılara verilmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 104,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.604,00 TL ve 127,10 TL harç (peşin+başvuru+vekalet) olmak üzere toplam 3.731,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.