Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/137
2024/223
3 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/137 Esas
KARAR NO : 2024/223
DAVA : Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli), Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 28/11/2019
KARAR TARİHİ : 03/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli), Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ve ... uluslararası tescil numaralı "..." markasının sahibi olduğunu, davalı şirketinde 2014-2017 yılları arasında müvekkilinin konvansiyonel ve sifonik çatı drenaj ürünleri ve aksesuarlarının Türkiye distribütörlüğünü yaptığını, davalının sözleşme süresince müvekkilleri tarafından üretilen dava konusu ürünlere ilişkin her türlü ticari ve teknik bilgiye vakıf olduğunu, sözleşmenin 14/09/2017 tarihli yazı ile 31/12/2017 tarihi itibariyle feshedildiğini, sözleşmenin feshinden sonra davalının müvekkillerine ait ..., ..., ... ve ... ürünleri başta olmak üzere su drenaj sistem ürün tasarımlarının aynılarını ürettirdiğini, piyasaya sunduğunu, davalının ürünlerinin görünümünü müvekkilinin ürünlerinin görünümü ile bire bir aynı olduğunu, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, davalının kataloglarında ve diğer pazarlama kanallarında aynı ve benzer ürünleri sergilediğini, yine fuarlarda da benzer ürünlerin tanıtıldığını, konuyla ilgili olarak 01/03/2019 tarihli ihtarname gönderildiğini ancak davalının haksız kullanımını sonlandırmadığını, yine davalının kendisine ait ... adlı web sitesinde müvekkilleri ile organik veya ekonomik bağlantısı olduğu izlenimini verdiğini, davalının kataloğunda kullandığı "draın" ibaresinin dahi müvekkilleri adına Almanya patent ve marka ofisinde tescilli olduğunu, davalının ayrıca sosyal medya hesaplarında da ... ürünlerinin görsellerini kullandığını beyanla, re'sen seçilecek bilirkişi aracılığı ile delil tespiti yaptırılmak suretiyle, TTK 61. maddesi, HMK’nın 389- 390.maddeleri gereğince; müvekkillerine ait ... marka görselinin, ... ürün görsellerinin, ... ile benzer ürün tasarımlarının (Drain çatı, balkon ve teras süzgeçleri-drenajı, konvansiyonel drenaj, ... ...apet süzgeçleri vd) ve ... teknik şartname metinleri ile "..." ibaresinin yer aldığı davalı şirkete ait web sayfası, Instagram ve ...sosyal medya hesaplarına erişimin tedbiren engellenmesine, ihlallerin yer aldığı basılı evrak, reklam ve tanıtım malzemelerinin toplatılması yönünde İhtiyat-i Tedbir kararı verilmesini, davalının; müvekkillerine ait tasarımlarından ve diğer fikri mülkiyet ve haksız rekabetten doğan haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin tespitini, ref'ini, men'ini, ... ürün görsellerinin, ... ile ayniyet derecesinde benzer tasarımlara sahip ürün (..., özellikle kelepçeler, ... grubundaki ürünlerjionvanstyonel ...grubundaki ürünler, Drenaj Izgaraları) görsellerinin, ... ile benzer ürün tasarımlarının görsellerinin, ... teknik şartname metinlerinin ve “..." ibaresinin, sarı ve yeşil rengin kullanıldığını, davalıya ait katalogların TTK 56.md/ lc. gereğince imha edilmesini, davalı tarafından müvekkillerine ait ... teknik şartname metinlerinden birebir alıntılanan;"Bu süzgeçler ısı yalıtımlı, UV/Kızılötesi ışınlarla çevre kirliliğinin bilinen etkilerine, çarpma ve darbeye karşı dayanıklı ve çevre dostu olmalıdır. Süzgeçlerde hava kabarcığı, boşluk veya yırtık bulunmamalıdır. Üzerindeki çakıl tutucu (Yaprak tutucu) minimum 1,5 kN yük taşıma kapasitesine sahip ve sıcaklık mukavemeti yüksek (-20'C ile +80rC arasındaki sıcaklıklara uzun süre dayanıklı) teknik özelliklerine sahip süzgeçler kullanılmalıdır " bölümlerinin, Ayrıca, ... görsellerinin, sarı ve yeşil rengin, "..." ibaresinin ve ... tasarımları ile ayniyet derecesinde benzerlik taşıyan ürün (... görsellerinin, davalı şirkete ait katalog, internet sitesi, Instagram ve Facebook sosyal medya hesaplarından, her türlü basılı evrak, reklam ve tanıtım malzemelerinden çıkartılmasını, müvekkilleri lehine 10.000.-TL manevi tazminata ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000.-TL maddi tazminata (belirsiz alacak) hükmedilmesini, tazminat bedellerinin, haksız eylemlerin başladığı 01.01.2018 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sifonik drenaj sisteminin fizik yasalarının uygulamalı hayata yansıması olduğunu ve üzerinde herhangi bir kişi ya da kurumun patent hakkı bulunmadığını, bu sistemin çatıdaki suyun kendi akışı ile değil negatif basınç, vakum etkisi ile daha verimli, kolay ve güvenli tahliyesini sağlayan bir sistem olduğunu, tüm Dünya da binlerce firmanın on binlerce benzeri ürününün bulunduğunu, müvekkillerinin ikametgahı ... mahkemelerinin yetkili olduğunu, husumet ve görev itirazlarının bulunduğunu, davanın esas yönünden de yerinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesine itiraz ettiklerini, İhtiyati Tedbir taleplerinin kabulünü, yargılama süresince telafisi mümkün olmayan zararların önüne geçmek adına dava dilekçesinde belirtilen kapsamda tedbir kararı verilmesini saygıyla vekaleten talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; öncelikle ihtiyati tedbir talebinin, akabinde davanın öncelikle husumet itirazı çerçevesinde reddini, mahkeme aksi kanaatte ise yetki ve görev itirazlarımız kapsamında dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesini, karşı davalarının ve tazminat taleplerimizin kabulünü, yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
07/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı firma, “...” firmasının, “...” markası altında; çatı drenaj ürünleri, sifonik sistemler, yağmur suyu tahliye sistemleri tasarımı, yenilikçi buluşları Dünya çapında ve Türkiye pazarında satmakta olduğunu. davalı şirket “... Şirketi” “...” ise Türkiye'de faaliyet gösteren ve 01.10.2014 31.12.2017 tarihleri arasında davalı firmanın konvansiyonel ve sifonik çatı drenaj ürünleri ve aksesuarlarının, Türkiye'de distribütörlüğünü, 01.10.2014 Genel Diştribütörlük Sözleşmesine istinaden, üretilen ürünlerin, pazarlamasını satışını ve dağıtımını üstlenmiş olduğunu, tarafların aralarındaki sözleşme feshinden sonrada davalı “...” firmasının, “...” firmasına ait ürünleri su drenaj sistem ürün tasarımlarının, aynı benzer şekilde piyasaya sunmakta ve satmakta olduğunu, aynı iştigal konusu ve benzer tasarım ürünlerin, “...” tarafından, katalog, internet görseli ve fuar kapsamında da, satış amaçlı tanıtım ve ürünlerin sunulmasının, davacı ve davalı ürünlerinin, "karıştırılma” ihtimalini etkiler nitelikte olgular olduğunu, davacı "...” ve davalı “...” firmasına alt ürünler arasında; bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yaratılan genel izlenimde, belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebeple benzer olarak algılandıklarını, tespit edildiğini, davalı firmanın belirtilen faaliyetlerinin, TTK ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, nitelikte olgular olduğunu, Hukuki konudaki takdir ve değerlendirmenin, tamamen yüksek mahkemenize ait olduğu" yolunda görüş bildirmiştir.
15/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "mevcut dosya bulguları üzerinden değerlendirildiğini ana-kök rapordaki kanaalerinin değişmemiş olduğunu,, aynı görüşlerinin devam ettiğini, davacı firma, “...” firmasının, “...” markası altında; çatı drenaj ürünleri, sifonik sistemler, yağmur suyu tahliye sistemleri tasarımı, yenilikçi buluşları Dünya çapında ve Türkiye pazarında satmakta olduğunu, davalı şirket “...” “...” ise Türkiye'de faaliyet gösteren ve 01.10.2014 —31.12.2017 tarihleri arasında davalı firmanın konvansiyonel ve sifonik çatı drenaj ürünleri ve aksesuarlarının, Türkiye'de distribütörlüğünü, 01.10.2014 Genel Distribütörlük Sözleşmesine istinaden, üretilen ürünlerin, pazarlamasını satışını ve dağıtımını üstlenmiş olduğunu, tarafların aralarındaki sözleşme feshinden sonrada davalı “...” firmasının, “...” firmasına ait ürünleri su drenaj sistem ürün tasarımlarının, aynı benzer şekilde piyasaya sunmakta ve satmakta olduğunu, aynı iştigal konusu ve benzer tasarım ürünlerin, “...” tarafından, katalog, internet görseli ve fuar kapsamında da, satış amaçlı tanıtım ve ürünlerin sunulmasının, davacı ve davalı ürünlerinin, “karıştırılma” ihtimalini etkller nitelikte olgular olduğunu, davacı “...” ve davalı “...” firmasına alt ürünler arasında; bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yaratılan genel izlenimde, belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebeple benzer olarak algılandıkları, tespit edildiğini, davalı firmanın belirtilen faaliyetlerinin, TTK ligili maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturur, nitelikte olgular olduğunu, Hukuki konudaki takdir ve değerlendirmenin, tamamen yüksek mahkemenize ait olduğu" yolunda görüş bildirmiştir.
23/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının yağmur suyu drenaj sistemlerinde kullanmak üzere tasarlayıp ürettiği ürünler üzerinde ve ambalajında “...” markasını ve “...” esas unsurlu ibareleri kullandığını, davalının da ürünler üzerinde olmasa da ambalaj kutuda “...” ibaresini kullandığını, Türkpatent” in web sayfasında yapılan araştırmada davacının markasının tescilli ve koruma süresinin devam ettiğini, davalı adına ise “...” ibaresi ile bir marka tescilinin olmadığını, gerek ürün ve gerekse ambalaj kutuları üzerinde farklı marka kullanımının tüketici ve bilinçli kullanıcı üzerinde iltibas/ürünlerin karıştırılması/ firmaların aynılığına ilişkin bir intibaaya ulaşması sonucu doğurmayacağı sonuç ve kanaatine varıdığını, tasarımlar açısından ise tescilli tasarım olmaması, tescilsiz tasarım koruması için de şartların olmaması 'nedeni ile 6769 s.SMK kapsamında bir değerlendirme yapılamamış olduğunu, 6102 sayılı TTK.nun 54. Vd. maddelerine göre ise bir değerlendirme yapıldığında; davacı ve davalı firmaların arasında - 01.10.2014-31.12.2017 tarihlerini kapsar şekilde bir Distribütörlük Sözleşmesi yapılmış olması; yağmur suyu drenaj sistemleri açısından ürün tipolojisi ve standartların bulunması; tasarımcıların seçenek özgürlükleri gözönüne alındığını, Haksız rekabetin varlığı için üç unsurun bir araya gelmesi gerekmekte olduğunu, iktisadi rekabet ; ii) dürüstlük kuralına aykırılık;iii) zarar veya zarar tehlikesinin varlığıdır. Bu konuda hukuki değerlendirme yapabilecek olan mercii de mahkemedir. Bizler. Bilirkişi Heyeti olarak teknik ve özel alanlara ilişkin bilgi sunarak tarafların ve mahkemenin değerlendirme yapmasına yardımcı olabiliriz. Bu kapsam ve çerçevede, yukarıda değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle; marka, tescilli tasarım, tescilsiz tasarım kullanımlarında haksız rekabet teşkil edecek tarzda bir aynılık/benzerlik/iltibasın gerçekleşmediği" yolunda görüş bildirmiştir.
27/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; tarafımıza inceleme günü değerlendirilmek üzere sunulan ürünler üzerinde yapılan teknik değerlendirmeler ve açıklanan hususlar doğrultusunda, davacı tarafa ait ... isimli ürün ile davalı tarafa ait
... isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarını, davacı tarafa ait ... isimli ürün ile davalı tarafa ait ... isimli ürün isimli ürün arasında
bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarını, davacı tarafa ait ... isimli ürün ile davalı tarafa ait... isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde
yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları yönünde görüş bildirmiştir.
27/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; tarafımıza inceleme günü değerlendirilmek üzere sunulan ürünler üzerinde yapılan teknik değerlendirmeler ve Kök raporunda detaylı biçimde açıklanan hususlar doğrultusunda; davacı tarafa ait ... isimli ürün ile davalı tarafa ait ... isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile benzer olarak algılandıklarını, davacı tarafa ait .... isimli ürün ile davalı tarafa ait ... isimli ürün isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığını, genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tarafa ait ... isimli ürün ile davalı tarafa ait ... isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığını, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları yönünde görüş bildirmiştir.
20/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Sayın Mahkemenizin heyetimize tevdii ettiği görev sınırlarımız içerisinde yapılan incelemelerimiz ve değerlendirmelerimiz neticesinde; davacı yanın korunabilecek herhangi bir tescilli tasarımı olmadığı gibi, dava tarihi itibari ile tescilsiz tasarım korumasından faydalanabileceği herhangi bir hakkının da bulunmadığı, Bu eksende, davacı yanın herhangi bir tescilli ya da tescilsiz tasarım hakkının tespit edilememesi nedeni ile davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait herhangi bir hakka tecavüz ya da davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği yönünde görüş bildirmiştir.
16/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda; tescilsiz tasarımların artık haksız rekabet hükümleri kapsamında korunmasının mümkün olmadığı görüşlerinde olduklarını, dolayısıyla bir önceki bilirkişi raporumuzdaki görüşlerimizde değişikliği gerektirecek bir hususun bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık, davalı kullanımlarının, davacıya ait tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, oluşturması halinde bu tecavüz ve haksız rekabetin ref'i ve men'i ile birlikte maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekiline Tasarım tecavüzünün SMK'dan, haksız rekabetin ise 6102 sayılı TTK hükümlerinden kaynaklanan 2 ayrı talepten oluştuğunun ihtarı ile bunun objektif dava yığılması şeklinde gerçekleşen iki dava olarak talep edilip edilmediği, HMK m.31 gereğince dava dilekçesindeki "fikri mülkiyet" ifadesi ile neyin kastedildiğini açıklamak, davasını tasarım, haksız rekabet vs. Hangi hak üzerine inşaa ettiği hususunda tereddütleri giderici beyanda bulunmak üzere verilen sürede; Tasarım hakkı ihlali söz konusu olduğundan bu tecavüz teşkil eden eylemlerin tespitine, refine ve menine karar verilmesini, aksi takdirde ise de davalının haksız rekabetinin tepitine ve karşı tarafın haksız rekabetinin men’ine ve tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını yönelik talepte bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına sunulan 15/06/2020 ve 08/02/2021 tarihli rapor içeriklerinde dava konusu edilen davalı kullanımlarının davacıya ait olduğu iddia olunan tasarımlar ile ilgili şekli karşılaştırılması yapılmış; ancak tescilsiz tasarımların koruma süresine yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bu yönde incelemeler içeren ve farklı bir heyetten alınan 17/02/2022 tarihli rapor içeriğinde ise bilirkişi heyetince ; marka, tescilli tasarım, tescilsiz tasarım kullanımlarında haksız rekabet teşkil edecek tarzda bir aynılık/benzerlik/iltibasın gerçekleşmediğine yönelik görüş bildirilmiştir.
Dosya kapsamına sunulan 25/02/2023 tarihli rapor içeriğinde tescilsiz tasarımların koruma süresine yönelik herhangi bir inceleme yapılmaksızın;
Davacı tarafa ait ... isimli ürün ile Davalı tarafa ait ... isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, Davacı tarafa ait ... isimli ürün ile Davalı tarafa ait ... isimli ürün isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, Davacı tarafa ait ... isimli ürün ile Davalı tarafa ait ... isimli ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamına daha önce sunulan bilirikşi raporları içeriğine tescilsiz tasarımların koruma süresine yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığı, önceki bilirikşi heyet raporularının tasarımlar arasındaki benzerliğe yönelik olarak tasarım ve haksız rekabet alanında uzman bilirkişilerin heyete dahil edilmediği, yalnızca ilgi tasarımların karıştırılma ihtimaline yönelik düzenlendiği görülmekle, önceki bilirişi heyet rapolarnın bu yönüyle çelişki niteliğinde herhangi bir tespit barındıırmadığı anlaşılmakla dava dosyası; dosya kapsamındaki tüm rapor içeriklerinde dava konusu davacıya ait tescilsiz tasarımlara yönelik SMK kapsamında korumaya dahil olup olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi, dosyaya son rapor sunan heyette marka vekili ve haksız rekabet konusunda uzman bilirkişilerin de bulunmadığı, sunulan son heyet raporuna da davalının itirazları da dikkate alınarak tescilsiz tasarım ve haksız rekabet yönünden ayrı ayrı inceleme yapılması için bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Temel usul ilkelerine göre; dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak davacının davasını dayandırdığı vakıalardır.
Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde dava sebebi vakıa olarak davacı tarafça davacıya ait olduğu iddia edilen tasarımların aynısını/ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalı yanca üreterek, satarak davacının tasarım hakkının ihlal edildiği, davalı şirketin davacıya ait ürün ve pazarlama tekniklerini kullanarak yine davacıya ait teknik unsurlardan ve renklerin uyarıcı etkisinden yararlanarak haksız rekabet ettiğini iddia etmektedir.
Somut dosya kapsamına göre davacıya ait olduğu iddia edilen tasarımlar ile davalı kullanımlarının benzerlik gösterip göstermediği ile birlikte; davalı kullanılmalarının davacının hukuken korunan bir menfaatini (hak) ihlal edip etmediğinin tespit edilmesine yöneliktir.
Somut ihtilaf yönünden yapılan incelemede, davacının "..." markasının ... başvuru ve tescil no ile 02.10.2015 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile 06,11.19 nolu Nice Sınıflarında tescilli olduğu görülmüştür. Davacının marka tecavüzüne yönelik bir hak iddiasına dava sebebi olarak dayanılmadığı sabittir.
Tasarım kavramı, insan zihninde biçimlendirme, kurma, tasavvur etme faaliyetleri ile, nesnel gerçekliğe estetik bir yapı kazandırmayı ifade eder. Tasarım hakkı ise, herkese karşı ileri sürülebilen, maddi olmayan bir mutlak haktır. SMK'nın 55/1 fıkrasına göre; “Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür.” Tasarım hukukunca korunan sadece dış görünüştür.
Hukukumuzda tescilli tasarımların yanı sıra tescilsiz tasarımlar da SMK kapsamında korunmaktadır. İlk kez Türkiye'de kamuya sunulan tasarımlar tescilsiz tasarım olarak korunur (SMK m. 55/4). Kanuna göre, bir tasarım ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş ise «yenilik» ve «ayırt edici nitelik» vasıflarını haiz ise tescilsiz olarak üç yıl süreyle korunur. Koruma süresi kamuya sunma ile başlar. Tasarım sayısının fazla olduğu sektörler için ihtiyaç duyulan bir düzenlemedir. Pazar ömrünün kısa olduğu ve çok fazla sayıda tasarımın ortaya çıktığı tekstil, moda, ambalaj gibi sektörlerin ihtiyaçlarına hizmet eder. Bir tasarımın SMK kapsamında korumadan yararlanabilmesi için “yeni” ve “ayırt edici” özelliklere sahip olması gerekir (SMK m.56/1)
a) Bir tasarımın aynısı (a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir (SMK m.56/4). Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa aynı kabul edilir. Kamuya sunma, sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetleri kapsar.
Hangi tasarımların yeni olarak kabul olunacağı zaman ve mekana göre değişmektedir. Ancak genel olarak “yeni” kelimesi önceden bilinmeyen, hiç kullanılmamış veya az kullanılmış anlamlarına gelmektedir. Bir tasarımın aynısının, başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olması yenilik unsurunu ortadan kaldırır.
b) Tasarımın ayırt edici olması, yeni olmasından farklı bir kavramdır. Tasarım yeni olması, SMK m.56/4'deki “Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir” hükmünden de anlaşılacağı üzere yüzeysel bir incelemeyi gerektirir. Oysa ayırt edici olmayı belirlemede ölçü “bilgilenmiş kullanıcı”dır (SMK m.56/5). Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim (a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir (SMKm.56/5).
Bilgilenmiş kullanıcı, daha önceden kamuya sunulmuş tasarımların kendisinde bıraktığı genel izlenimden belirgin derecede farklı izlenim bırakan tasarımlar ayırt edici kabul edilir. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, birbiri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır.
Hukukumuzda yeni ve ayırt edici tasarımlar beşer yıllık sürelerle yenilenmek suretiyle en fazla beş yıl süreyle korunur (SMK m.69/1). Tescilsiz tasarımın korunabilmesi için ise, bu iki özelliğe ek olarak “ilk kez Türkiye'de kamuya sunulma” şartı da vardır (SMK m. 55/4). Tescilsiz tasarımların koruma süresi, kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır (SMK m. 69/2).
Dosya kapsamından uyuşmazlık konusu ürün tasarımlarının tescilli olduğuna ilişkin bir iddia, beyan, belge veya bulguya rastlanmadığından, tescilli tasarım korumasına ilişkin mevzuat hükümlerinin 22.12.2016 tarihli Sınai Mülkiyet Kanunu ve ilgili yönetmeliğinin tescilli tasarımlara ilişkin hükümlerinin somut ihtilafta davacı yönünden bir ihdas etmediği anlaşılmakradır.
Tescilsiz tasarımlar için tasarımın kamuya ilk sunulma tarihinden evvel dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmuş olmaması şartı aranmaktadır ve kanun aynılıktan bahsetmiş olsa da küçük ayrıntılarda farklılığı olan tasarımların aynı kabul edileceğini hükme bağlamıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 01.2015 tarihli kataloglarda ... isimli ürün... isimli kataloğun ... sayfasında yer aldığı, diğer tasarımlar bakımından da aynı şekilde dava tarihi olan 28.11.2019 tarihinde 3 yıllık koruma süresi aşılmış olduğu dosya kapsamına sunulan tescilsiz tasarımların koruma süresine yönelik inceleme yapan bilirkişilerce denetime açık şekilde tespit edilmiştir. Davacı ...’ nın Türkiye’de korunan tescilli veya tescilsiz bir tasarım hakkının bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu haliyle davacı adına tescilli bir tasarım bulunmadığından, uyuşmazlık davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tescilsiz tasarımların, davalı yanca kullanıldığı ve bu kullanımların haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında uyuşmazlığın hukuksal tahlili gereklidir.
Tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesine yönelik Yargıtay'ın belirlediği kriterler üzerinde somut ihtilafın ayrıca çözülmesi gereklidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilam içeriğindeki tespitlere göre;
"... tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirilmiştir. Söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır.
Kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir. Bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemez (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317).
Haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde, herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmesini sağlamak suretiyle bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst ve bozulmamış rekabetin varlığı, piyasa katılımcılarının (tüketiciler, tacirler, rakipler) yanında, bireysel rekabet düzeninin korunmasını da gerektirir. Tacirlerin korunması ilkesi çerçevesinde koruma unsurlarından biri de emeğin ve yatırımların korunması olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakları özelinde, bütün dünyada ve ülkemizde geçerli olan tescile bağlı ve süreyle sınırlı koruma ilkelerinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bu çerçevesinde, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak anılan ilkeleri geçersiz kılacak veya zedeleyecek yorumlardan dikkatle kaçınılmalı ve bu noktada haksız rekabet hükümleri dar yorumlanmalı, konuya ilişkin özel hükümlerin ötesinde, mal veya hizmetlerle ilgili olarak tekel yaratılmamalı, ekonominin sağlıklı şeklide işlemesi için serbest rekabet ortamı özenle korunmalıdır...
... ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş, belli bir süre sonra Türkiye'de ticarete konu edilmiş ve tescile dayalı koruma tercihinde de bulunulmamış tasarımlar yönünden, tasarıma konu malların bir başkasınca üretilmiş ve piyasaya sunulmuş olması halinde, sadece tasarımın orijinal, davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açılması gerekir..."
Tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri kapsamında korunmasının mümkün olmadığı yönünde genel bir kabule varılması söz konusu değil ise de kanun madde gerekçesiyle birlikte yorumlandığında, 6769 sayılı SMK’daki koruma bir yana, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabilecektir. (Aynı yönde başkaca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilam)
Davaya konu tescilsiz tasarıma ürünleri yönünden davacının yağmur suyu drenaj sistemlerinde kullanmak üzere tasarlayıp ürettiği ürünler üzerinde ve ambalajında “...” markasını ve “...” esas unsurlu ibareleri kullandığı; davalının da ürünler üzerinde olmasa da ambalaj kutuda “...” ibaresini kullandığı; “...” ibaresi yönünden tarafların TPMK nezdinde marka tescillinin bulunmadığı, gerek ürün ve gerekse ambalaj kutuları üzerinde farklı marka kullanımının tüketici ve bilinçli kullanıcı üzerinde iltibas/ürünlerin karıştırılması/ firmaların aynılığına ilişkin bir intibaaya ulaşması sonucu doğurmayacağı, davacı şirketle özdeşleşecek bir ürün haline gelerek, işletmesel kökene işaret eden bir ayırt edici işaret haline dönüşmediği, davalı tarafından kullanılan tasarımlarda, teknik incelemeler neticesinde bir kısım farklar yaratılarak kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri aldığı, sadece tasarımın orijinal, davacı tasarımlarının tescilsiz olması da gözetilerek davacı ile özdeşleşmiş ve büyük emek ve çabalarla tanıtılmış olması, bu davranışın haksız rekabet olarak nitelendirilmesine yeterli olmayıp, ayrıca onu üreten işletmeler arasında, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline de yol açması gerekliliği de dikkate alındığında davacı yanın herhangi bir tescilli ya da tescilsiz tasarım hakkının tespit edilememesi nedeni ile davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait herhangi bir hakka tecavüz ya da tescilsiz tasarımlardan kaynaklanmakla haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği kanaati ile davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir. Yine mahkememizce 05/07/2021 ve 09/07/2022 tarihinde verilen tedbir kararlarının teminat karşılığında verildiği ve kanun yolu mercince denetiminin yapıldığı dikkate alınarak bu aşamada tedbir kararlarının etkisine yönelik HMK m.397/2 hükmü işletilerek nihai kararda aksi bir belirlemeye yer olmadığı anlaşılmakla, (Yargıtay 3.HD ... E., ... K.; 10.HD ... E., ... K.; 6.HD ... E., ...K.; ) aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60-TL peşin karar harcı ve 427,60-TL başvurma harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.10/4 uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen tecavüz talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk sarf ücretini davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Davalı tarafından yapılan, 7.500-TL bilirkişi ücreti ve 200,00-TL posta gideri olarak toplam 7.700-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.