mahkeme 2023/379 E. 2024/59 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/379
2024/59
9 Şubat 2024
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/379 Esas
KARAR NO : 2024/59
DAVA : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2021
KARAR TARİHİ : 09/02/2024
Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/12/2022 tarihli 2021/320 esas 2022/674 karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gönderilen dosyanın Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı 02.06.2021 tarihli dava dilekçesinde; davalının gayri resmi olarak tefecilik yaptığını, arkadaşı ...'nın davalıdan borç para istemesi üzerine, kendisinin üzerine kayıtlı gayrımenkulü olması nedeniyle, kefil olması halinde verebileceğini söylediğini, alkollü olduğu bir zamanda kendisine açıklamaları üzerine, arkadaşının hatırına birkaç senet imzalayarak verdiğini, senetler karşılığında kendisinin para almadığı gibi arkadaşının da almadığını öğrendiğini, daha sonra boş senedin doldurularak ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından takip başlatılarak gayrımenkullerinin satışı cihetine gidildiğini, İcra Mahkemesine itirazının da reddedildiğini, gayrımenkullerinin satışı halinde tüm aile evsiz kalacaklarını, olmayan bir borç için takip yapıldığını beyanla, takdir edilecek teminat mukabilinde icra takibinin ve satış işlemlerinin durdurulması için tedbir kararı verilmesini, ... 6.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konu edilen bono sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptaline, %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 01.07.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde icra takibine konu olan takip dayanağı bonoyu kendi rızasıyla müvekkiline verdiğini ve bono üzerindeki imzanında kendisine ait olduğunu açık bir şekilde ikrar ettiğini, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığını, davacının senet ile ilgili herhangi bir şekilde tahrifat iddiası da bulunmadığını, senedin boş olarak borçlu tarafından imzalandığının ikrarından sonra, diğer bir deyiş ile senetteki imzaya itiraz edilmemesi ve senetteki şekli unsurların tamam olması, senetteki imza dışındaki unsurların borçlu tarafından doldurulmamış olmasının senedin geçerliliğine halel getirmeyeceğini, borçlunun, senetteki imza dışındaki unsurların anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu iddia etmesi, ancak senede karşı senetle ispat kuralı çerçevesinde mümkün olup, davacının bu konudaki iddialarını hiçbir somut delile dayandırmadan afaki olarak ileri sürdüğünü, davacının kötü niyetli olduğunu, menfi tespit davasına konu ... 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu davacının taşınmazına haciz konulduğunu, taşınmazın satışına ilişkin tüm aşamalar tamamlandıktan sonra 21/06/2021 gününe satış günü verildiğini, davacının, taşınmazın satış gününe yakın, afaki ve soyut iddialar ile mahkememizde açtığı davanın, takibi sürüncemeye uğratmak amacıyla kötü niyetli olarak açılmış olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddine, davacının, davaya konu icra takibindeki alacağın %20'nden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: ... 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ... 6. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
Davanın ilk açıldığı ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/12/2022 tarihli ...esas ...karar sayılı görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararı üzerine dava dosyasının Mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE: Dava, menfi tespit (kıymetli evraktan kaynaklanan) talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları ve icra dosyası, takip konusu bono, icra dosyaları birlikte değerlendirilerek hükme ulaşılmıştır.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak, takip alacaklısı davalıya aittir. (TMK 6, HMK 190) Ancak davacı hukuki ilişkinin maddi hukuk bakımından hiç doğmadığını değil de sona erdiğini (ödeme yapıldığını) veya yerine getirilmesinden kaçınabileceğini (zamanaşımına uğradığını, ödeme yapıldığı, başkaca bir hukuki ilişkiye dayandırma) ileri sürüyorsa, bu iddiasını borçlu davacı ispat edecektir.
Dava dilekçesinde, davalının arkadaşı olduğu ve kendisinden borç para aldığını, paranın kendisine kefil olması şartıyla verildiğini, alkol aldığı bir zamanda boş haldeki senedi imzaladığını, ancak borcun verilmemesine rağmen boş senedin sonradan doldurularak ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığı, İcra Mahkemesine itirazının da reddedildiğini, davalı hiçbir şekilde borcu olmadığı iddiasında bulunulmuştur. Davalı yan savunmasında, davacının senet ile ilgili herhangi bir şekilde tahrifat iddiası da bulunmadığını, senedin boş olarak borçlu tarafından imzalandığını ikrar ettiğini, senetteki şekli unsurların tamam olması, senetteki imza dışındaki unsurların borçlu tarafından doldurulmamış olmasının senedin geçerliliğine halel getirmeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dosyasındaki beyanlardan bonodaki imzanın davacıya ait olduğu yönünde herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, imza dışında kalan yazıların davacıya ait olmadığının iddia edildiği anlaşılmakla, açılan davada ispat yükünün davacı tarafta olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201. maddesi ile senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Huzurdaki davaya konu senedin incelenmesinden, senedin teminat olarak yahut başka amaçla verildiği anlaşılmamaktadır. 6102 sayılı TTK' nun 646. maddesi; "1. Kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. 2. Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça borçlu, vade geldiğinde, senedin niteliğine göre alacaklı olduğu anlaşılan kişiye ödemede bulunmakla borcundan kurtulur." hükmüne havidir. Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14/04/2014 tarih, 2013/19-1155 Esas ve 2014/660 Karar sayılı emsal nitelikte olan bir içtihadında; "Somut olayda, davacı/borçlu, emre yazılı 42.000,00 TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir." şeklinde değerlendirmede bulunduğu görülmüştür.
Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/04/2003 tarih, 2003/19-261 Esas ve 266 Karar sayılı kararında; "Davadaki talepler, bono bedelinin ödendiği iddiasına dayalıdır. Özet Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere, davaya konu bono davalının elinde bulunduğuna göre, onun bedelinin ödenmiş olduğunu kanıtlama yükümlülüğü, davacılara aittir. Yazılı bir belgeye ( senede ) bağlanmış olan ve varlığı borçlusunca kabul edilen bir borcun ödendiğine ilişkin savunma, kural olarak, senede karşı senetle ispat zorunluluğu kuralı çerçevesinde ( HUMK. madde 290) ancak yazılı delille ispatlanabilir. Somut alayda, bu kuralın istisnalarının varlığı da (HUMK. Madde 292, 293 ) iddia ve ispat olunmamıştır. Öyleyse, davacıların, ödeme savunmalarını yazılı delille ispat etmeleri zorunludur. Eş söyleyişle, somut olayda ödeme savunmasının tanıkla kanıtlanmasına hukuken olanak yoktur. Yine, somut olayda, davacıların ödemeye ilişkin bir yazılı delillerinin bulunmadığı da çekişmesizdir." şeklinde değerlendirmede bulunduğu görülmüştür.
Şekli açıdan unsurları tam olan bono üzerinde taraflar seçimlik olarak senedin hangi amaçla düzenlendiğine ilişkin bir kayıt eklememişlerdir. Hukuki ilişkiden mücerret olan senetteki keşideci imzası da inkâr edilmemiştir. Davacı yan dava konusu senedin güven ilişkisinin karşılığı verilecek borca karşılık teminat amacıyla verildiği iddiasında bulunmuştur. Ancak söz konusu senedin hiçbirinde teminat ya da hukuki bir ilişki kapsamında verildiği anlaşılmamaktadır. Dava sonrası takibe konu edilen senet, kambiyo senedi vasfında olup illeten mücerrettir. Bonodan dolayı borçlu bulunmadığının ispat yükümlülüğü davacıya aittir.
Yine aynı şekilde Yargıtay yerleşik içtihatları gereği beyaza imza atıldığı iddiası tek başına bonoyu geçersiz hale getirmemektedir. Bu nedenle davacının senedin sonradan doldurulduğu iddiası da Mahkememizce kabul görmemiştir. Çünkü beyaza imza atan kişilerin bunun sonuçlarına katlanması gerekeceği tartışmasızdır. Bono üzerindeki bedelin, vadenin ve tanzim tarihinin sonradan yazılmış olması senedin geçerliliğini etkilemeyecektir. Bu nedenle bunun aksini davacının yazılı delille kanıtlaması gerekir. Davacı ise iddiasını ispata yarar yazılı bir delil sunamamıştır.
Davacı yan kıymetli evrağa bağlanmış alacağı dava dışı bir takım olaylara dayandırmış; dava dosyamızda senedin teminat ve borca karşılık olarak kendisi tarafından bizzat imzalanarak verildiği iddiasında bulunan davacı, hakkında yapılan icra takibine itirazda bulunmadığı gibi aksi yönde sunulan herhangi bir delil de dosyamızda bulunmamaktadır.
Dolayısıyla dava dosyamızın özü itibariyle ve alacağın bonodan kaynaklı olması nedeniyle ispata yeterli olmadığı görülmüştür. Davacı iddia edildiği gibi borcunun olmadığı ya da icra takibine konu bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak tanzim edildiği olgusu da kanıtlanmış olmadığı gibi bononun alınacak borca karşılık verildiğine ilişkin bir belge de davacı yanca sunulamadığı anlaşılmaktadır. Davacı yan kıymetli evrağa bağlanmış alacağı dava dışı bir takım olaylara dayandırmış, ancak dava dosyamızın özü itibariyle ve alacağın bonodan kaynaklı olması nedeniyle ispata yeterli olmadığı görülmüştür. Nitekim kambiyo senetleri, sebepten soyut borç ikrarlarını içerdiği, bunun aksini davacının kesin delillerle kanıtlamak durumunda olduğu, ancak sunulan delillerin davanın kabulü için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı yan, iddiasını ispat edemediğinden, davacı yanın bu haliyle borçlu olmadığını da belgeleyecek başkaca bir delili olmadığından, HMK'nun 233. maddesi gereğince, davalı yana yemin teklifinde bulunup bulunmayacağına ilişkin süre verilmiş, ancak davacı yanca yemin deliline dayanılmadığından ve davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, davacının menfi tespit talebi ile açtığı davanın reddi gerekmiştir.
Açılan davada davalı yan kötüniyet tazminatı talep ettiği anlaşılmakla, İİK 72. maddesi kapsamında kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin ispatlanamadığından ve şartları oluşmadığından REDDİNE,
3-Alınması gereken 427,60 TL peşin+karar harçtan yatırılan 303,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 124,13 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye İrad Kaydına,
3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.104,52 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
6-Karar kesinleştiğinde ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasından verilen 01/02/2022 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılmasına,
7-Teminatın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı asılın ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 09/02/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.