Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/65
2025/34
12 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/65 Esas
KARAR NO : 2025/34
DAVA : MARKA ve TASARIM HAKKINA TECAVÜZÜN ve HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ
DAVA TARİHİ : 06/04/2022
KARAR TARİHİ : 12/02/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve birleşen davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların “...” adresindeki işyerinde, müvekkillerine ait markaların ve markaların iltibas yaratacak derecede benzerlerinin üzerlerinde izinsiz kullanıldığını, müvekkilinin orijinal tasarımlarının kopyası taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunmuş ve delil tespiti zımnında numune alımı gerçekleştirildiğini, davalılara ait anılan adreste yapılan bilirkişi incelemesinde de müvekkilinin markaları aleyhine marka hakkına tecavüz teşkil eden pek çok ürün tespit edildiğini, davalılarca pazarlama ve satışı yapılan ürünler müvekkilimize ait tescilli markalar aleyhine marka hakkına tecavüz teşkil etmenin yanı sıra aynı zamanda müvekkiline ait orijinal ürün tasarımlarının da birebir kopyası olmakla, müvekkilinin tasarımları aleyhine haksız rekabet teşkil etmekte olduğunu, davalılara ait ... web sitesinde, müvekkilimize ait markaların ve markaların iltibas yaratacak derecede benzerlerinin üzerlerinde izinsiz kullanıldığını, müvekkilimizin orijinal tasarımlarının kopyası taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunduğunu, davalılara ait ... (@...) isimli instagram hesabı üzerinden de, müvekkiline ait markaların ve markaların iltibas yaratacak derecede benzerlerinin üzerlerinde izinsiz kullanıldığını, müvekkilinin orijinal tasarımlarının kopyası taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunduğunu, davalılara ait ... Market (... ayakkabi. market) isimli ... hesabı üzerinden de, müvekkiline ait markaların ve markaların iltibas yaratacak derecede benzerlerinin üzerlerinde izinsiz kullanıldığını, müvekkilinin orijinal tasarımlarının kopyası taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunduğunu, davalılara ait ... (...) isimli ... hesabı üzerinden de, müvekkiline ait markaların ve markaların iltibas yaratacak derecede benzerlerinin üzerlerinde izinsiz kullanıldığını, müvekkilinin orijinal tasarımlarının kopyası taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunduğunu, İnternet sitelerinde / online satış platformlarında davalılarca, müvekkiline ait markaların ve markaların iltibas yaratacak derecede benzerlerinin üzerlerinde izinsiz kullanıldığını, müvekkiline orijinal tasarımlarının kopyası, ihlal yaratan taklit ürünlerin pazarlama ve satışının yapıldığı tespit olunduğunu, ihtiyati tedbir kararı, esas dava açılmadan önce verilmiş olmakla; HMK md. 397 uyarınca ihtiyati tedbirin devamı ile markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, durdurulmasını, önlenmesi ve meni, imha ve ilan istemlerine karar verilmesini talep etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın vekaleti usüle uygun olmadığını, davanın bu sebeple usülden reddine karar verilmesini, TPMK tescil işlemleri için noter tasdiki olmayan vekaletnameler ile işlem yapabiliyor olsa da, dava açılabilmesi için vekaletnamenin noter tasdikli olmasının şart olduğunu, Mahkemeye sunulan vekaletname davacı firma tarafından verilen marka tescil vekaletnamesi, bu vekaletin dava açmada kullanılabilmesi için apostil şerhini taşıması veya davacının ülkesindeki Türk Konsolosluğu tarafından onaylanması gerekmekte olmadığını, davacının vekaletnamesinin bu yönden sayın mahkeme tarafından incelenip, bu yönde bir karar verilmesi gerekmekte olduğunu, vekaletsiz dava açıldığından, iş bu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, huzurdaki davada gecikmesinde zarar doğabilecek bir hal olmadığından bu davanın vekaletsiz açılmasına sayın mahkeme tarafından da karar verilemeyeceği kanaatinde olduğumuzdan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, dava şartı arabuluculuk müessesine başvuru yapılmadığını, tarafların ticari işletmesi ile ilgili davalarda Zorunlu Arabuluculuğa başvuru dava şartı olduğunu, yine Fikri mülkiyet hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olduğunu, davacı taraf dava şartı arabuluculuğa başvurmamış, başvuruya ilişkin belgeyi de sayın mahkemenize sunmadığını, davanın bu sebeple dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davalılardan müvekkili şirket ... Ltd.Şti. bir tüzel kişilik olduğunu, müvekkillerinin davacı tarafa ait markaya hiç bir şekilde iltibas teşkil ettiğini kabul etmemekle birlikte müvekkili şirket ...Şti. dışında kalan diğer müvekkili davalılar ..., ..., ... ve ...'nın huzurdaki davada taraf sıfatı bulunmamakta olduğunu, husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, davanın iş bu davalılar yönünden husumetten reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın ... markasının hükümsüz olması sebebi ile korunması mümkün olmadığını, davacı tarafın ... markası iptal edilmiş ve iptal edildiği sicile işlenmiş olduğunu, bu nedenle bu markanın ülkemizde korunmaya devam etmesi hem hukuki olmadığını, hem de haksızlık olduğunu, spor ayakkabılarında şerit kullanılması, sadece ülkemizde değil , bütün dünyada üretilen spor ayakkabılarında çok sık görülen bir uygulama olup, ... firmasının tekelinde olmadığı ... mahkemeleri tarafından da kabul edildiğini, müvekkili firmanın ... bir kullanımı bulunmamakta olup davacının ... markaları ülkemizde de mahkeme kararı ile iptal edilmiş olması sebebi ile huzurdaki dava haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı ... firmasının tekelinde olması düşünülemez, kaldı ki ...'da ... logo mahkeme kararıyla iptal edilmiş olup, bu ... logonun çok genel olduğunu, ayırt edici olmadığı marka özelliği olmadığı ifade edilerek marka iptal edildiğini, ... mahkemelerinin iptal ettiği bir markanın Türkiye'de korunmaya layık görülmesi haksız bir uygulama olup, hakkaniyete aykırı olacağını, davacının 2 çizgi ve 4 çizgili markaları ülkemizde de Mahkeme kararıyla iptal edilmiş olup, türk patent ve marka kurumu kayıtlarında görüldüğünü, müvekkili şirket tarafından satışı yapılan 4 yapraklı marka tescilli markadır. Dolayısı ile herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığını, davacı tarafından kendisine ait "trefoil" markası aleyhine iltibas teşkil eden ürünler olduğu iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirket herhangi bir üretim yapmamakta olduğunu, sadece ayakkabı ürünlerinin satışını yapmakta olduğunu, ayakkabı satışlarında üçüncü şahısların marka haklarına iltibas teşkil edecek fiillerden şiddetle kaçınmakta olduğunu, davacı ürünlerinin satın alan bir tüketici hem fiyat bakımından hem de tasarımlar bakımından ve davacı markasının ürünler üzerindeki yerleşimlerini dikkate aldığından, müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin fiyatları/ tasarımları ve üzerlerindeki farklı firmalara ait markaları karıştırarak, bu ürünleri ... ürünü zannederek satın alması mümkün olmadığını, verilen tedbir kararı müvekkili şirket yönünden ziyadesi ile ağır bir karar olduğunu, uğradığı zararın sonradan telafisi mümkün olmadığını, mahkemece tedbirin devamına yönelik verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın hukuka aykırı davranışları sebebi ile müvekkili şirket ve yetkilileri maddi ve manevi zarara uğradıklarını, müvekkili tarafından satılan ürünlerde herhangi bir iltibas bulunmamakta olduğunu, bu sebeple davacı tarafın iş bu talepleri hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, tüm taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; haklı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP : Davalılar vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; haksız davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN ... 4.FSHHM'NİN ... E. SAYILI DAVASINDA;
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikli olarak ... 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyası ile birleştirme talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalıların markaya ve tasarıma tecavüz ile haksız rekabet yolu ile edindiği haksız kazanç miktarının tespitinin gerektiğini, şimdilik 150,000,-TL maddi tazminatın 6769 sayılı Kanunun 149/1-ç, 150, 151/2-b, 151/4, 150/2 maddeleri ile TTK'nun 52/1, 5ö ve 18/2 maddeleri gereğince davalıların haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, davalıların ağır kusur ve kötü niyet ile gerçekleştirdiğini, haksız fiilleri nedeniyle 75.000,-TL manevi ile 25.000,-TL itibar tazminatının 6769 sayılı Kanunun 149/1-ç, 150, 150/2 maddeleri ile TTK md. 52/1, 56 ve 18/2, TBK mda. 58 gereğince davalıların haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yüklenmesini, işbu dosyasın ... 3. FSHHM'nin ...Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmşıtır.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın vekaletinin usulüne uygun olmadığını, davanın öncelikle işbu sebeple reddi gerektiğini, davaya konu ayakkabı da müvekkili firmanın ... bir kullanımı bulunmakta olduğunu, davacının 2 çizgi ve 4 çizgili markaları ülkemizde de mahkeme kararı ile iptal edildiğini bu nedenle huzurdaki dava haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hedef tüketici kitlesinin davacı ve davalı müvekkili şirket ürünlerini karıştırması mümkün olmadığını, bu nedenle öncelikle yasal süresinde ve yetkili mahkemede açılamış davanın reddine, aksi kanaatte olunması halinde davacı tarafın vekaleti usulüne uyğun olmadığından davanın usulden reddine, müvekkili şirket dışında kalan davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın husumetten yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl dava; davalılara ait dava konusu ürünler üzerindeki işaretlerin / kullanımların davacının tanınmış “...”, “...”, “...” ve “....” markaları aleyhine iltibas teşkil ettiği iddiasına dayalı olarak davalıların eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalılara ait ürünlerin; davacıya ait ..., ..., ..., ..., ... ve diğer orijinal model tasarımlarının iltibas yaratacak derecede benzeri olduğu iddiasına dayalı olarak davacının orijinal model tasarımları aleyhine tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbir kararının uygulanması kapsamında el konulan ürünler de dahil olmak üzere dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam ve diğer tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelere el konulması ve imhası ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Birleşen dava; SMK 151/2-b maddesi gereğince hesaplanacak şimdilik 150.000 TL maddi tazminat, 75.000 TL manevi tazminat ve 25.000 TL itibar tazminatının haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini istemlerine ilişkindir.
... 1. FSHHM'nin ...D.İş dosyası celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizin tensip ara kararı ile ... 1. FSHHM'nin ... D.İş dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmiştir.
Tarafların delil olarak değişik iş dosyası, marka tescil kayıtları, ürün örnekleri/ numuneleri, internet site içerikleri, ticari defter ve kayıtlar, ticaret sicil kayıtları ile bilirkişi incelemesine dayandıkları görülmüştür.
Davalılar vekilinin asıl ve birleşen dava kapsamında cevap dilekçesi kapsamında yetki ilk itirazını ileri sürdüğü görülmekle yapılan tetkikinde; davacı şirketin yurt dışı adresinde kurulu olup bu kapsamda uygulanması gereken SMK'nın 156/4 maddesinin; ''Davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması hâlinde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki ve eğer vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir.'' düzenlemesi gereğince sicilde kayıtlı vekilin (Şişli) adresi itibari ile mahkememizin yetkili olduğu anlaşıldığı gibi aynı zamanda SMK'nın 156/3 maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.'' düzenlemesi ile HMK'nın 16.maddesinin; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.” hükmü gereğince davacıların iddiasına konu tecavüz eylemi yönünden internet yayınının yapıldığı her yerin iddiaya konu haksız eylemin gerçekleşme ve zararın doğduğu/doğma ihtimalinin bulunduğu yer olarak kabul edilmesi gerektiğinden, mahkememizin yetkili olduğu saptanmakla, yerinde görülmeyen yetki itirazının reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalılar vekilinin asıl dava dosyası yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği yönündeki usuli itirazının tetkikinde; asıl davanın; marka/ tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, el koyma, imha taleplerini içerdiği, ancak dava şartının, konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin davalar yönünden zorunlu olduğu, bu hâli ile asıl davanın arabuluculuk yönünden dava şartına tâbi tutulamayacağı, birleşen davadaki taleplerin tazminat (konusu bir miktar paranın ödenmesi) istemli olup birleşen dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve anlaşmanın sağlanamadığı tutanaktan anlaşılmakla; davalılar vekilinin işbu usuli itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalılar vekili tarafından HMK'nın 77. maddesi kapsamında davacı vekilinin vekaletnamesinin usulüne uygun olmadığı iddiası ile usuli itiraz ileri sürülmüş ise de vekaletnamesinde apostil şerhi bulunduğu ve Beyoğlu 24. Noterliği tarafından da tasdik edildiği tespit edilmekle, usuli itiraz yerinde görülmediğinden yargılamaya devam edilmiştir.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle görevlendirilen bilirkişiler sınai mülkiyet uzmanı ..., tasarım uzmanı ... ve mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 18/08/2023 tarihli raporun sonuç kısmında özetle; davacıya ait ... modeli ile davalıya ait tasarımdaki farklılıkların küçük ayrıntı olarak algılandığı ve tasarımların genel görünümünü değiştirmediği, ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacıya ait ... modeli ile davalıya ait tasarımdaki farklılıkların küçük ayrıntı olarak algılandığı ve tasarımların genel görünümünü değiştirmediği, ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacıya ait ... modeli ile davalıya ait tasarımdaki farklılıkların küçük ayrıntı olarak algılandığı ve tasarımların genel görünümünü değiştirmediği, ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algıladıkları, davacıya ait fluidstreet modeli ile davalıya ait tasarımdaki farklılıkların küçük ayrıntı olarak algılandığı ve tasarımların genel görünümünü değiştirmediği, ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacıya ait ... modeli ile davalıya ait tasarımdaki farklılıkların küçük ayrıntı olarak algılandığı ve tasarımların genel görünümünü değiştirmediği, ürünler arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, mali inceleme için ihbarlı olarak davalı adresine gidilmiş ise de tazminat hesabına yönelik tedarik ve satış belgelerinin sunulmadığı, SMK mad.29 atfıyla SMK mad.7/2b ve c kapsamında davaya konu kullanımların hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacağı, davacının markasının ayırt edici karakterini zedeleyecek şekilde kullanımlar olduğu bildirilmiştir.
Sınai mülkiyet uzmanı ..., tasarım uzmanı ... ve mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05/08/2024 tarihli ek raporun sonuç kısmında özetle; SMK 151/2-b kapsamında yapılan hesaplamada 154.657,55 TL tazminat hesap edilebileceği, davalılar vekilinin rapora itirazları değerlendirildiğinde açıklamalar neticesinde kök rapordaki kanaatin korunduğu belirtilmiştir.
Davacı vekilinin tahkikat aşamasında 11/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 154.657,55-TL’ye yükselttiği, harç ikmalinin yapıldığı, dilekçenin davalılar vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Huzurdaki asıl davada; davacının tanınmış “...”, “...”, “...” ve “...” markaları aleyhine iltibas teşkil ettiği iddiasına dayalı olarak davalıların eyleminin; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalılara ait ürünlerin; davacıya ait ..., ..., ..., ..., ... ve diğer orijinal model tasarımlarının iltibas yaratacak derecede benzeri olduğu iddiasına dayalı olarak davacının orijinal model tasarımları aleyhine tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbir kararının uygulanması kapsamında el konulan ürünler de dahil olmak üzere dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam ve diğer tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelere el konulması ve imhası ile hükmün ilanı istemlerinin mevcut olduğu, birleşen davada SMK 151/2-b maddesine dayalı olarak maddi, manevi tazminat ile itibar tazminatının talep edildiği, davalılar vekilinin davacı marka ve tasarımları ile satış ürünler arasında iltibas bulunmadığı gibi tescilli markaya dayalı kullanımın olduğunu, davacının çizgili markasının hükümsüz kılınması nedeni ile davanın reddinin gerektiğini ve davalı asiller yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu ve davalı asillere husumet yöneltilemeyeceğini savunduğu görülmüştür. İşbu talep ve savunmalar kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir.
Dava tarihi itibari ile tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.
b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemleri tasarım hakkına tecavüz sayılmıştır.
SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını ise SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu, anılı düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde olduğu görülmüştür.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında ilk olarak SMK'nın 29 ve 7, 81. maddeleri kapsamında davalıların eyleminin davacının marka ve tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere; teknik ve sektörel incelemeyi içerir gerek değişik iş dosyası gerekse esas dava dosyası kapsamındaki bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan raporların çelişki içermediği gibi dosya kapsamına uygun olduğu saptanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. İlk olarak davacı markalarının tanınmış olup olmadığı tetkik edilmiş olup tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "..." adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterlerin oluşturulduğu görülmüştür. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacı markalarının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı, davacıların markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacının "..." markalarının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davacının tanınmış üç yapraklı/çizgili markasının TPMK nezdinde ... numarası ile 2011 yılında tescil edildiği görülmüştür. Davalılar her ne kadar dava dosyasına konu kullanımların 08/11/2018 tarihli başvuru ve TPMK nezdinde... numaralı tescile dayandığını savunmuş ise de SMK'nın 155. maddesinin; '' Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.'' düzenlemesi gereğince davacının tanınmış üç yapraklı/çizgili markasının başvuru tarihinin 29/09/2011 olması karşısında sonraki tarihli markanın savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği anlaşılmıştır. Yine davalılar tarafından 19 Haziran 2019 tarihinde davacı ...’ın ... Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) tarafından tescil edilen “...” marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, bu nedenle ...'da hükümsüz halen gelen “...” markasının ülkemizde korunmasının hakkaniyete aykırı olduğu savunulmuş ise de marka hukukunun tescile dayalı olup ülkesel olması nedeni ile davacının Türkiye’de mevcut tescilleri üzerinden değerlendirme yapılması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; davacının ilgili TPMK nezdinde tescilli markaları incelendiğinde 25. sınıfta (ayakkabı emtiası) tescilli olduğu, davalının kullanımlarının da aynı sınıfta ayakkabılar üzerine olduğu bu kapsamda aynı malları kapsadıkları, davacı tarafa ait ürünler ve ... 1.Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ... D.İş dosyası kapsamında davalıya ait iş yerinde tespit edilen ve ayrıca numune olarak alınan, davacı tarafından satın alınan ve dosyaya sunulan ürünler karşılaştırılmış olup davacıya ait tasarımda 3 şerit varken davalıya ait tasarımda 4 şerit kullanıldığı, davacının bu tasarımlarıyla benzer şekilde... tasarım ve... , ... , ... ve... şekil markalarının olduğu, davalının kullanımlarıyla karşılaştırıldığında yalnızca bir çizgi farkının olduğu ve genel görünümün değişmediği, görsel olarak benzer oldukları tespit olunmuştur. Yine davacının ... tanınmış 3 yapraklı markasının davalı tarafından 4 yapraklı olarak kullanıldığı, genel görünümün değişmediği, görsel olarak benzer oldukları tespit olunmuştur. Davalılara ait ürünlerin davacıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ... orijinal model tasarımlarının iltibas yaratacak derecede benzeri olduğu, hitap edilen ortalama tüketicinin ürünlerin ayakkabı üzerine olması ve teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda bütünsel açıdan değerlendirildiğinde,
davacının tescilli markaları ve tasarımları ile görsel olarak benzer olan davalı kullanımlarının hitap edilen ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratacağı anlaşılmıştır.
Pasif husumet ehliyetine yönelik savunmalar karşısında tatbiki gereken 6102 sayılı TTK'nın 234. maddesi; ''(1) Şirketi temsil yetkisini haiz olan kimseler tarafından, açık veya zımni olarak şirket adına yapılmış olan işlemlerden dolayı, şirket alacaklı ve borçlu olur. (2) Bir ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirket de doğrudan doğruya sorumludur.'' şeklinde düzenlenmiş olup tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklandığından ve özel hukuk tüzel kişilerinin haksız fiilleri ancak organları aracılığıyla işleyebileceğinden temsile yetkili kişilerin de şirket tüzel kişiliği ile birlikte müteselsilen sorumlu olmasının gerektiği anlaşılmıştır. (Emsal ilam: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... E. ...K. sayılı ilamı) Böylece davalı şirketin ticaret sicil kayıtları kapsamında davalılar ..., ..., ...'ün yetkili temsilci oldukları görünmekle pasif husumet ehliyetlerini hâiz oldukları ancak davalı ... yönünden temsilci /ortak sıfatının yer almadığı, bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı saptanmıştır.
Kabul edilen hukuksal olgu kapsamında; SMK'nın 29, 7 , 81 ve 149. maddeleri gereğince asıl davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, asıl davanın davalılar ...Ltd. Şti., ..., ..., ... yönünden kabulü ile, davalılara ait dava konusu ürünler üzerindeki işaretlerin / kullanımların davacıya ait tanınmış “...”, “...”, “...” ve “...” markaları aleyhine iltibas teşkil etmekle davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, davalılara ait ürünlerin davacıya ait ..., ..., ..., ..., ... orijinal model tasarımlarının iltibas yaratacak derecede benzeri olmakla davacının tasarım hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, davalılara ait, davacının markalarına ve ürün tasarımlarına ait haklarına tecavüz oluşturan dava konusu ürünlerin, ilan, reklam, katalog ve diğer basılı kağıtlarda, internet ortamında instagram ve facebook hesapları ile sair alan adları ve dijital platformlarda vd. şekillerde kullanılmasının, her türlü üretiminin, satış ve pazarlamasının, ithalat ve ihracatının durdurulmasına, önlenmesine, ihtiyati tedbir kararının uygulanması kapsamında el konulan ürünler de dahil olmak üzere dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vd. tanıtma araç ve gereçleri ile yalnızca münhasıran bunların imalinde kullanılan ürünlere el konulmasına, hüküm kesinleştiğinde imhasına, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...D. İş sayılı dosyasında verilen 21/03/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının hükmün kesinleşmesine kadar devamına, SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf asıl dava kapsamında SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Birleşen dava kapsamında davacı yanın maddi, manevi tazminat ile itibar tazminatı talepleri tetkik edilmiş olup somut olayda davacının tazminat seçim yönteminin SMK'nın 151/2-b maddesine (Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç) dayalı olduğu beyan edilmekle, mali incelemeler neticesinde tarafların ticari defterleri ve celp edilen mali kayıt/belge ile tablolar incelenmiş olup tespit edilen bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olması ve aksini gösterir yazılı delillerin bulunmaması nedeni ile marka hakkına tecavüz yönünden 154.657,55 TL maddi tazminat takdir edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı markalarının tescilli olduğu, tasarımların kullanıldığı süre, markanın /tasarımların tanınmışlık derecesi, davalıların markayı/tasarımı kullandığı süre dikkate alınarak davalıların ticaret hacmine, kusur derecesine göre davacı yararına taktir edilen 25.000-TL manevi tazminatın 07/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Son olarak davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında anılı koşulların gerçekleştiğini gösterir ispata elverişli delillerin bulunmadığı anlaşılmakla, itibar tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmakla, birleşen davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine, birleşen ... 4. FSHHM'nin ...esas sayılı davasının davalılar.... Ltd. Şti., ..., ..., ... yönünden kısmen kabulü ile, 154.657,55-TL maddi tazminatın 07/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, davacı yararına takdiren 25.000-TL manevi tazminatın 07/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine,
2-Asıl davanın davalılar ... Dış Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ... yönünden KABULÜ ile,
Davalılara ait dava konusu ürünler üzerindeki işaretlerin / kullanımların davacıya ait tanınmış “...”, “...”, “...” ve “...” markaları aleyhine iltibas teşkil etmekle davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine,
Davalılara ait ürünlerin davacıya ait ..., ..., ..., ...,..., ... orijinal model tasarımlarının iltibas yaratacak derecede benzeri olmakla davacının tasarım hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
Davalılara ait, davacının markalarına ve ürün tasarımlarına ait haklarına tecavüz oluşturan dava konusu ürünlerin, ilan, reklam, katalog ve diğer basılı kağıtlarda, internet ortamında ... ve ... hesapları ile sair alan adları ve dijital platformlarda vd. şekillerde kullanılmasının, her türlü üretiminin, satış ve pazarlamasının, ithalat ve ihracatının durdurulmasına, önlenmesine, ihtiyati tedbir kararının uygulanması kapsamında el konulan ürünler de dahil olmak üzere dava konusu ürünlerin, etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vd. tanıtma araç ve gereçleri ile yalnızca münhasıran bunların imalinde kullanılan ürünlere el konulmasına, hüküm kesinleştiğinde imhasına, ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin... D. İş sayılı dosyasında verilen 21/03/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının hüküm kesinleşmesine kadar devamına,
3-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
4-SMK'nın marka ve tasarım hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacı yanın haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,
5- Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... esas sayılı davasının davalı ... yönünden husumet yokluğundan reddine,
6- Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... esas sayılı davasının, davalılar ... Ltd. Şti., ..., ..., ... yönünden KISMEN KABULÜ ile,
A- 154.657,55-TL maddi tazminatın 07/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
B- İtibar tazminatı talebinin reddine,
C- Davacı yararına takdiren 25.000-TL manevi tazminatın 07/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine,
Asıl dava yönünden;
7-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davalılar ...Dış Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'den tahsiline,
8-Kabul edilen Marka ve Tasarım Hakkına Tecavüz Teşkil Ettiğinin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi talepleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Dış Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'den alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi nedeni ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,
10-Davacı tarafın yaptığı 80,70 TL peşin harç, 80,70 başvuru harcı, 6.000 TL bilirkişi ücreti ve 1.755,00 TL tebligat
ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 7.916,40 TL yargılama giderinin davalılar ...Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'den alınarak davacıya verilmesine,
11-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Birleşen ... 4. FSHHM'nin ... esas sayılı davası yönünden;
13-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 12.272,41 TL ilam harcından peşin alınan 4.696,98 TL (4.269,38 TL peşin harç + 427.60 TL ıslah harcı) harcın mahsubu ile eksik 7.575,43 TL harcın davalılar ... Ltd. Şti., ..., ..., ...'den tahsiline,
14-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ...Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'den alınarak davacıya verilmesine,
15-Reddedilen itibar tazminatı yönünden ; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar... Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'e verilmesine,
16-Davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi nedeni ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine,
17-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar...Ltd. Şti., ..., ..., ...'den alınarak davacıya verilmesine,
18-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ...Ltd. Şti., ..., ..., ...'e verilmesine,
19-Davacı tarafın yaptığı 80,70 TL başvuru harcı, 4.269,38 TL peşin harç olmak üzere toplam 4.350,08 TL nin 3/4'üne tekamül eden 3.262,56 TL' nin davalılar ... Ltd. Şti., ..., ..., ...'den alınarak davacıya verilmesine,
20-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.