Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/217

Karar No

2024/225

Karar Tarihi

11 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/217 Esas
KARAR NO : 2024/225

DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 26/08/2019
KARAR TARİHİ : 11/12/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi Tazminat talepli davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... markalarının 2014 yılından bu yana tescili olduğu, ilgili markaların belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığını, davalının davacının markalarına tecavüz edecek şekilde ... markasını kullandığını ve belirtilen ... internet sitesinde kullanımlar yapılması nedeniyle ilgili markasal kullanımlara erişimin engellenmesi gerektiğini, maddi zararın tazmin edilmesi gerektiğini, davalının ticaret unvanının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının uluslararası otel zincirleri olan ... ile yaptığı sözleşme neticesinde ... adıyla faaliyet gösterdiğini, davalının öncesinde ... bulunması nedeniyle bundan esinlenerek ... ibaresini hem unvanında hem marka olarak tescil ettirdiğini, davacının aynı zamanda Nishdenpalace markası nedeniyle davalıya ait ... markasına itiraz ettiği ve söz konusu itiraz nedeniyle ... 4. FSHHM. ...E. Sayılı dosyası üzerinden davalının YİDK Karar iptali davası ikame ettiğini, ... markasının kullanım hakkının davalıda olduğunu, davacının ... ibaresini tanınmışlık düzeyine ulaştırdığı yönündeki beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, bu hususta dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığını, tanınmışlık ve bilinirlik hususunda davalı şirketin bilinirliğinin söz konusu olduğunu, davacının herhangi bir reklam harcaması yapmadığını, davalının oluşturduğu tanınırlıktan faydalanmaya çalıştığını, davalı işletmesine değer katan ibarenin otel işletmesi alanınında yadsınamaz üne sahip olan ... ibaresinin olduğunu, ... ibaresinin otelin bulunduğu bölge olan Nişantaşı'ndan kaynaklandığını, müşterileri işletmeye yöneltenin ... ibaresi değil ... ibaresi olduğunu, davacının, davalı şirketin unvanı ve işletme adı bilinirlik kazandıktan sonra ansızın marka hakkına tecavüz ediliyor diye ortaya çıktığı ve fahiş paralar talep ettiği yönünde iddia ve beyanlarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi tazminat ile kararın ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından delil olarak davacı adına "..., ... " esas unsurunun ve türevlerinin yer aldığı TPMK'da tescilli ve tescil başvurusu yapılmış marka tescil kayıtları, ... tarihli ... sureti, davacı şirkete ait İTO kaydı, ... 15. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve tebliğ şerhi, oteli gösterir fotoğraf ve çıktılar, ... sureti, ticari defter ve kayıtlar, faaliyet yılına ait fiş ve fatura, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası, franchise sözleşmeleri, ticaret sicil kayıtları, davalının tanıtımının yapıldığı internet sayfaları ve içeriği ile bilirkişi incelemesine dayanıldığı görülmüştür.
Davalı vekili tarafından delil olarak ... Şirketinin faaliyet belgesi, TPMK tescil belgesi, ...4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun “...” markasına ait kayıtları,... tanıtımına ait belgeler, otel yönetim sözleşmesi, üst düzey yöneticileri tanıtan belgeler, pazarlama, satış ve tanıtım ekibine ait evraklar ile bilirkişi incelemesine dayanıldığı görülmüştür.
Davacı adına tescilli..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... tescil numaralı markaların, marka tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiş, davalı adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılmış "..." ibareli herhangi bir marka olup olmadığına ilişkin TPMK marifeti ile araştırma yapılmıştır.
... 4. FSHHM' nin ... esas, ...karar sayılı dava dosyası UYAP üzerinden celp ve tetkik edilmiş olup davalı şirket tarafından davacı şirket ve TPMK aleyhine ikame edildiği, YİDK kararının iptali istemli olduğu, "..." ibareli marka başvurusu ile "... " ibareli tescilli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
İhtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesine yönelik olarak mahkememizce görevlendirilen marka vekili ...'in 02/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davalı yan tarafından gerek sanal ortamda gerekse ... adresinde yapılan incelemede “...” esas unsurlu “...” ve “...” ibaresinin ... Sınıfa dahil hizmetlerde markasal olarak kullanıldığı sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce ön inceleme duruşmasında ihtiyati tedbir talebinin, yargılamayı gerektirdiğinden reddine karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce tahkikat aşamasında görevlendirilen yeni bilirkişi heyetinde yer alan marka vekili ... , mali müşavir ...ve sektör bilirkişi ...'in 04/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; davacının ... başvuru nolu tescilli markası ile davalının kullandığı işaretin sembolünün benzer olduğunu, her ikisinin de geçici konaklamaya yönelik aynı hizmet alanında olduğunu, bütüncül olarak incelendiğinde hitap edilen ortalama tüketici nezdinde karşılaştırılma ihtimali olduğunu, davalının ticari unvanını markasal olarak kullanmadığını, tazminat hesabına temel teşkil edecek belge ve bilgi bulunmadığından SMK 151/2-b maddesine göre hesaplama yapılamadığının sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Tazminat talebinin tetkikine yönelik olarak davacı ve davalı şirketlerin bağlı bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüklerine müzekkere yazılarak dava tarihi olan 2019 tarihinden geçmişe dönük olarak iki yıllık kâr-zarar durumlarını gösterir ciro ve kayıtları celp edilmiştir.
Marka vekili ... , mali müşavir ... ve sektör bilirkişi ...'in 01/09/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; davacının...başvuru nolu tescilli markası ile davalının kullandığı işaretin sembolünün benzer olduğunu, her ikisinin de geçici konaklamaya yönelik aynı hizmet alanında olduğunu, bütüncül olarak incelendiğinde hitap edilen ortalama tüketici nezdinde karşılaştırılma ihtimali olduğunu, Davalının ticari unvanını markasal olarak kullanmadığını, mali inceleme sonucunda, SMK 151/2-b kapsamında brüt satış kârı üzerinden hesaplama yapılmasının uygun görülmesi halinde yoksun kalınan kazancın 6.156.376,77-TL. olabileceği ya da davacının tecavüz fiilinden zarara uğrayacağı varsayımıyla uygun bir tazminata hükmedilebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirilmiş olup Marka vekili ..., Akademisyen bilirkişi... ve mali bilirkişi ...'ün 12/10/2022 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; 12/10/2020 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen davalı yanın ... ibareli markasal kullanımlarının, davacı adına tescilli...kod numaralı , ... kod numaralı ,... kod numaralı görseline marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirilebileceğini, davalı yanın ticaret unvanının TTK 50. ve 52. Maddeleri uyarınca sicilden terkin edilemeyeceğini, Davalı tarafın ...LTD. ŞTİ şeklindeki ticaret unvanının esas unsurunun ... olduğunu, davacı adına tescilli... kod numaralı ... ibareli markanın asli unsuru olan ... ibaresi ile benzer olduğunu, Davalı şirketin davacı yanın ... kod numaralı markanın tescilli olduğu konaklama hizmetleri bakımından faaliyet gösterdiği, tüketiciler tarafından davalı yan adına tescilli ticari şirket unvanı ile davacı adına tescilli 2014/06197 kod numaralı marka arasında ticari ilişki ve bağlantı olduğu zannını uyandırabileceği, davalı yanın ticaret unvanı kullanımının davacı yanın ... sayılı marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil edeceğini, işbu nedenle SMK 7/3 hükmü uyarınca davalı yanın ticaret unvanından ... ibaresinin kullanılmasının engellenebileceği, ticaret unvanının sicilden terkini koşullarının oluştuğunun değerlendirilebileceğini, 427,510,25-TL net kar karın genel piyasa teamüllerine göre ortalama olarak ve 50'sinin sermayeden, %25'inin çalışanların çabasından kalan %25'inin markadan kaynaklandığını, dikkate alındığında; marka yönünden 1.427,510,25-TL x %25 = 356.877,56-TL maddi tazminat miktarı olabileceği sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen Marka vekili ..., Akademisyen bilirkişi ...ve mali bilirkişi ...'in 12/01/2024 tarihli ek bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; kök rapordaki görüş ve kanaatlerinin değiştirmelerini gerektirecek herhangi bir durumun var olmadığı yönünde sonuç ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarihli ve...sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu ilkesinden hareket ile somut uyuşmazlık yönünden markaların benzerliği ve karıştırılma (iltibas) değerlendirmesinin esasen hukuki bir konu olması nedeniyle yeniden ayrı bir heyetten rapor alınmasına ihtiyaç bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin 18/09/2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebinin 356.877,56-TL'ye yükseltildiği, nispi harç ikmalinin yapıldığı, işbu dilekçenin davalı vekiline tebliğ edildiği görülmüştür.
Davalı vekilinin talep arttırım dilekçesinin tebliğine yönelik olarak itirazları kapsamında zamanaşımı defisine dayandığı görülmekle birlikte tetkikinde; SMK'nın 157. maddesinin; '' Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.'' şeklindeki hükmünde yer alan atıf kapsamında tatbiki gereken TBK'nın 72. maddesine göre somut olayda 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolmadığı gibi devam ettiği iddia edilen tecavüz eylemi süresince zamanaşımı süresi işlemeyeceğinden ve belirsiz alacak davasında alacağın tümü yönünden zamanaşımının dava tarihi ile kesilmesinden dolayı huzurdaki dava yönünden zamanaşımı süresinin sona ermediği tespit edilmiştir.
Huzurdaki davada; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi tazminat ile kararın ilanı istemleri mevcut olup somut olaydaki uyuşmazlığın, davalının ''... '' ibaresini markasal kullanmak ve ticaret unvanına dahil etmek suretiyle davacının ''...'' ibareli markalarına tecavüz teşkil edip etmediği, maddi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının ticaret unvanının terkininin koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının markasal kullanımının davacının ''...'' ibareli markaları ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratıp yaratmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda somut olaydaki uyuşmazlık yönünden ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere, teknik ve sektörel incelemeyi içerir bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan raporlardaki iltibasa yönelik değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olduğu, çelişki içermediği gibi taraflarca delil olarak gösterilen ... 4. FSHHM dava dosyası kapsamı ile uyumlu olduğu saptanmakla, hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere;
mukayese edilen dava konusu markaların asli unsurunun ''...'' ibaresi olduğu, ..., ... ve ... ibarelerinin ilgili markaların kullanıma konu edildikleri otelcilik hizmetleri bakımından ayırtedici nitelikte olmadığı, davalı yan kullanımında yer alan şekil unsurunun markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, ''...'' asli unsurlu markayı ihtiva eden karşılaştırmaya tâbi markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları, markasal kullanımların aynı sınıfta olduğu, bu hali ile davalının markasal kullanımının davacının markasıyla karıştırma ihtimalinin yüksek olduğu, bu durumun davacının markasının ayırt ediciliğini zedelediği, orta düzeydeki tüketiciler nezdinde karıştırmaya yol açabileceği kanaati oluşmakla; SMK'nın 29, 7 ve 149. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz istemleri yönünden davanın kabulü ile, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılmasına, bu kapsamda SMK'nın 7/3-e maddesi gereğince ''...'' ibaresinin davalı şirkete ait ticaret unvanından terkinine, karar kesinleştiğinde bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne kararın bildirilmesine, SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına dâir karar verilmesi gerekmiştir.
Kabul edilen hukuksal olgu karşısında bir sonraki aşamada davacının maddi tazminat talebi tetkik edilmiş olup somut olayda davacının tazminat seçim yönteminin SMK'nın 151/2-b maddesine (Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç) dayalı olduğu beyan edilmekle, mali incelemeler neticesinde tarafların ticari defterleri ve celp edilen mali kayıt/belge ile tablolar incelenmiş olup tespit edilen son tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olması ve aksini gösterir yazılı delillerin bulunmaması nedeni ile marka hakkına tecavüz yönünden 356.877,56TL maddi tazminat takdir edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...esas, ...karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin ...esas,...karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
Davalının “... ” ibareli markasal kullanımlarının davacının tescilli markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına, bu kapsamda SMK'nın 7/3-e maddesi gereğince "..." ibaresinin davalı şirkete ait ticaret unvanından terkinine, karar kesinleştiğinde bağlı olduğu ticaret sicil müdürlüğüne kararın bildirilmesine,
2-Davacı yararına 356.877,56TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
4-SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacı yanın haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,
5-Alınması gereken 24.378,31 TL ilam harcından, 44,40 TL ilam harcı ve 6.200 TL tamamlama harcının tahsili ile eksik kalan 18.133,91 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Kabul edilen tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması talepleri yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden 57.100,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacının yaptığı; 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvuru harcı, 6200 TL ıslah harcı, 203 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 9.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 15.492,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafın yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
10-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim