Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/777
2026/69
10 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/777 Esas
KARAR NO : 2026/69
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/10/2025
KARAR TARİHİ : 10/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Müvekkil şirket ile davalı arasında 27.12.2024 – 30.04.2025 tarihleri arasında geçerli olmak üzere araç kiralama sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşme kapsamında davalıya ait araçlar müvekkilin işlerinde kullanılmış, davalının tüm hak edişleri kendisine eksiksiz olarak ödenmiştir. Sözleşme 30.04.2025 tarihinde sona ermiş olup, bu tarihten sonra davalı ile müvekkil arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmamaktadır. Ancak, müvekkil şirket tarafından 05.06.2025 tarihinde muhasebesel bir hata sonucu davalıya toplamda 60.000,00 TL (her biri 20.000,00 TL olmak üzere üç havale/EFT) sehven gönderilmiştir. Hata fark edilir edilmez davalıya ulaşılmış ve paranın iadesi talep edilmiştir.
Davalı ise, parayı iade etmediği gibi, 31.05.2025 tarihli, 60.000,00 TL bedelli, ... nolu fatura düzenleyerek müvekkile göndermiştir. Ancak sözleşme çoktan sona erdiği için bu fatura hiçbir gerçek hizmeti yansıtmamaktadır.
İşbu sebeple davacı müvekkil şirket tarafından derhal ... 31. Noterliğinin ... Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yana keşide edilen ihtarnamede; müvekkil şirkete 05.06.2025 tarihinde gönderilen 31.05.2025 T., 60.000,00 TL bedelli, ... fatura nolu faturaya, faturanın içeriğine tümü itibariyle itiraz edilerek faturanın davalıya iadesi sağlanmış ve müvekkil şirket tarafından davalıya sehven 05.06.2025 tarihinde gerçekleştirilen 60.000,00 TL havale/EFT'nin müvekkil şirkete iadesi talep olunmuştur.Ancak davalı, müvekkil şirket tarafından keşide edilen ... 31. Noterliğinin ... Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine vermiş olduğu cevapta özetle, ihtarnamede belirtilen hususların asılsız olduğunu, söz konusu 60.000,00 TL'nin bir kısım hakedişine ilişkin olduğunu, 30.04.2025 tarihinde sözleşme sona ermişse de davalının hizmetine 15/05/2025 tarihine kadar devam ettiğini belirtilmiş olup davalı tarafından açıkça kendisine sehven gönderilen tutarın iade edilmeyeceği ortaya konulmuştur. Davalının bu beyanı ile, alacağın ihtar yoluyla tahsil edilemeyeceği kesinleşmiş; müvekkil yönünden icra takibine başvurulması zorunlu hale gelmiştir. Nitekim müvekkil şirket, ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya üzerinden davalı aleyhinde icra takibi başlatmıştır. ... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı icra dosyasından düzenlenen ödeme emri davalı yana 28/06/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından 01/07/2025 tarihinde takibe, borca, imzaya, Yetkiye, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz edilmiş, icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Davalı, müvekkil şirketin alacağı likit ve muayyen olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak yukarıda esas numarası yazılı bulunan icra dosyasında takibe, borca, imzaya, Yetkiye, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize itiraz etmiştir. İtirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerimiz için huzurda görülecek olan dava açılmadan önce dava şartı arabululuculuk yoluna başvurulmuşsa da arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamamış ve 14/08/2025 Tarihinde anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. İş bu sebeple süresi içerisinde Sayın Mahkemeniz huzurunda itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerimizin sunulması zarureti hasıl olmuştur.
davalı hesabına aktarılan bu parayı müvekkile geri göndermesi gerekirken açıkça kullanmış ve bu para üzerinde bir menfaat de temin etmiştir. ayrıca paranın iadesi için kendisine gönderilen ihtarname ve ödeme emrine rağmen verilen süre içerisinde parayı da iade etmemekle bu parayı bilerek kullanmadaki kastını ortaya koymuştur. bu yönüyle davalının hesabına gelen paraya ilişkin iade yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkil aleyhinde sebepsiz zenginleşmiş olduğu da açıktır.
sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. tbk'nın 77/1 maddesine göre; zenginleşen başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorundadır. geri verme borcunun konusu ve kapsamı; tbk'nın 79 ve 80'de "aynen geri verme ilkesi" ne göre düzenlenmiştir.
bu bağlamda davalı yanın hesabına gelen meblağı müvekkile aynen geri vermesi gerekmektedir. bu husus emsal kararlar ile de sabittir;
Davalı-borçlu tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle müvekkil tarafından başlatılmış olan icra takibi durdurulmuş, müvekkil alacağına geç kavuşma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle itirazda bulunan davalı-borçlu aleyhine dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmekteyiz. Şöyle ki;
Müvekkilin alacağı likit ve muayyendir. Zira borcun doğumuna sebep havale/EFT işlemlerindeki tutar açıkça görülebilmektedir. Bu unsurlarda eksiklik olması durumunda dahi zaten davalı borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir olması, borçlunun icra inkar tazminatına hükmedilmesi için ön koşul olan alacağın likit ve muayyen olması şartını sağlamaktadır.
Tüm bu nedenlerle haklı davamızın kabulü ile ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın semeresiz bırakmak maksadı ile yapılan haksız itiraza istinaden kötü niyetli davalı/borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmek zarureti hasıl olmuştur. Davamızın kabulü ile, ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, takibin devamına,
Davacı alacaklı müvekkil şirket lehine, davalı borçlu şirket aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine
karar verilmesini " talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ... E...K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır.
VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir.
Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir.
Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır.
Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 21/11/2025 tarihli cevabi yazısına göre; davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı bildirilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 20/10/2025 tarihli yazı cevabında ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı kaynaklı itirazın iptali davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı ve davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalının tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/02/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.