mahkeme 2025/325 E. 2025/725 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/325
2025/725
12 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/325 Esas
KARAR NO : 2025/725
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/10/2024
KARAR TARİHİ : 12/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Eldeki dava müvekkilin sigortalısı konumunda bulunan davalıya ait araç ile yapılan trafik kazası sonucu zarar görenlere müvekkil şirketçe ödenen sigorta tazminatının Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında Rücu Nedenlerinin Sayıldığı B.4 maddesi gereği davalı idareden rücuen tazmini talepli olarak açılmış olup; aracın davalı idareye ait olması, belediyenin de tüketici sıfatının olmaması ve bu durumda uyuşmazlık konusu zorunlu sigortanın 6102 sayılı TTK'da düzenlenmesi, aynı Kanunun 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine göre, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girdiği dikkate alınarak sayın mahkemeniz nezdinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatindeyiz.Davalı ... Belediyesi'ne ait ... plaka sayılı araç müvekkil şirket tarafından ... tarihleri arasında ... sayılı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alınmıştır. 08.05.2024 tarihinde sigortalı ... plaka sayılı araç seyir halindeyken no 19 önüne geldiğinde cengiz topel caddesi ... Sokak bağlantı yolundan cengiz topel caddesine katılmak istediği esnada aracının sol ön kısımları ile o sırada bağlantı yolu üzerinde park halinde bulunan ... plaka sayılı aracın sağ arka çamurluk kısımlarına çarpması sonucu sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. KTTde "Bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu nun 67/1A kuralını ihlal ettiği görüş ve kanaatine varılmış" şeklinde belirtildiği üzere sigortalı araç sürücüsü kazaya asli kusuruyla sebebiyet vermiş ve herhangi bir tutanak veya alkol testi yapılmasına imkan sağlamaksızın olay yerini terk etmiştir.
Tutanaklar ve görgü tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere işbu kaza sigortalı araç sürücüsünün asli kusuru ile meydana gelmiştir. Davalıya ait sigortalı araç sürücüsü olay sonrasında kaza mahallinden ayrılarak kaza tespit tutanağı tutulmasına, ehliyet, alkol vb. kontrollerin yapılmasına engel olmuştur. Bu haliyle ZMMS Genel şartları uyarınca sigortalıya rücu nedeni gerçekleşmiş olup müvekkil şirketin sigortalısına rücu hakkı doğmuştur.
Kaza sonrası maddi hasara uğrayan ... plakalı aracın müvekkile başvurması üzerinde toplamda 16.800,00 TL hasar onarım tazminat ödemesi yapılmıştır. İşbu kazanın gerçekleşmesinde müvekkil şirket sigortalısına ait aracın şoförün asli kusuru ile sebebiyet verdiği ve olay yerini terk ettiği anlaşıldığından Mahkemeniz huzurundaki davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur.
Yukarıda açıklanan sebepler uyarınca Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile hüküm altına alınmış bulunan rücu hakkına dayanılarak, 16.800,00 TL sigorta tazminatının ödeme tarihi olan 23.05.2024 ve 30.05.2024 tarihlerinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalı yandan rücuen tazmini için Mahkemeniz huzurundaki davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olmuştur.
Haklı davamızın kabulü ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, sigorta poliçesi kapsamında 3. Kişilere yapılan 16.800,00 TL sigorta tazminatı ödemesinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında yer alan sigorta şirketinin sigortalısından rücu hakkı gereğince herbir ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tazminine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Dava görevsiz yargı yerinde açılmıştır. Davacı tarafın ifade ettiği biçimde bir zarar meydana gelmişse dahi, 2577 sayılı yasaya göre idari eylem ve işlemlerden hakları muhtel olanların idari yargıda tam yargı davası açabilecekleri ifade edilmiştir. Bu nedenle görev itirazında bulunuyoruz. Hizmet kusurundan dolayı açılan davalar, İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunu'nun 2 nci maddesi hükmü uyarınca tam yargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. O halde, mahkemece, ... aleyhine açılan davada yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.
... Iklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı müdürlük yazısında
Dava konusu kaza ile ilglili olarak araç sahibinin yazılı beyanı alınmış olup, şöför ... beyanında dava konusu araça başka bir aracın çarptığı belirtilmiştir.
Dolayısıyla ilçe belediyesi olarak idaremize kusur atfedilemez ve sorumluluğuna gidilemez.
Davanın HUSUMET yönünden reddini talep ediyoruz. ,
İş bu davada tarafımıza husumet yöneltilmesi hukuka ve usule aykırıdır.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ortada bir zararın bulunmasının yanında bunun idareye yüklenebilecek bir işlem veya eylemden doğması ,başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Dava konusu olayımızda da, davacının idaremize yüklemeye çalıştığı zararla idaremiz eylemi arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. İdaremize atfedilecek bir kusur da söz konusu değildir. Bu nedenle söz konusu zararın idaremize yükletilmesi mümkün değildir
Yerleşik yargı içtihatlarına göre kusurun dağılımı ancak uzman bilirkişi heyeti tarafından saptanabilir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken, olayın gerçek anlamda nerede ve nasıl olduğunun tespiti akabinde ise kazanın meydana gelmesinde kimin/kimlerin kusurlu ve/veya ne oranda kusurlu olduğunun tespitidir. Bu sebeple kazanın oluşumu ve kusur dağılımının hukuken netleştirilmesi gerekmektedir. Bu hususta bilirkişilerden alınacak heyet raporu sonucunda beyanda bulunma haklarımız saklıdır.
Davanın ilerleyen aşamasında ilgili müdürlüklerden gelebilecek cevaplarımızı ve delillerimizi sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla cevaplarımız arz olunur,gerek yukarıda arz ve izah edilen ve gerekse yüce mahkemenizce Resen görülecek sebeplere dayanarak; davacının davasının usul ve esastan reddine ve masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini " talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.
(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.
(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamında özetle; "Davacı taraf her ne kadar anonim şirketi olarak faaliyet gösteren bir tüzel kişilik olsa da davalı ... her hangi bir tacir sıfatı bulunmamaktadır. Davalı ile davacı arasında düzenlenen dava konusu iskeleleri de içeren protokol Şehir içi ulaşımının entegrasyonu amacıyla düzenlenen ve bedel içermeyen bir protokol olup ticari amaçla yapılan bir protokol değildir. Davacı taraf açmış olduğu davada devir protokolüne aykırı olarak bir kısım iskelelerin kiraya verilmiş olması nedeniyle tazminat isteminde bulunduğundan görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir." şeklinde karar verilmiştir.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "Dosya kapsamından; davalı adına kayıtlı ... plakalı araç için davacı ile davalı arasında, 16/06/2021-16/06/2022 tarihlerini kapsayan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiği, kazanın; ZMMS Poliçesinin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleştiği, sigortalı aracın; tescil kayıtlarına ve ZMMS Poliçesine göre hususi araç olduğu, 09/12/2021 tarihinde tek taraflı meydana gelen trafik kazasında zarar gören ...için ZMMS kapsamında ödeme yapıldığı, bu ödemeden sigortalı araç sürücüsünün alkollü ve tam kusurlu araç sevk ve idaresi nedeniyle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4. maddesi gereğince davalı sigortalının sorumlu olduğu iddiasıyla, eldeki rücuen tazminat istemli davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı ZMM sigortacısı ile davalı sigortalı arasında kira sözleşmesi bulunmadığı, uyuşmazlığın ve davalının sorumluluğunun ZMMS sözleşmesine dayandığı, az yukarıda açıklanan yasal hükümler göz önüne alındığında, sigorta sözleşmesine göre davalının; davacı karşısında tüketici olduğu da göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirmeyle ve kira sözleşmesine konu araç nedeniyle talepte bulunulduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalı aracın sebep olduğu trafik kazasında zarar gören 3.kişiye zmms kapsamında ödeme yapan sigortacının, ödediği tazminat yönünden sigortalısına karşı açtığı rücuen tazminat davası olduğuna göre emsal mahiyetteki istinaf kararları doğrultusunda TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda davalının ... olması nedeniyle tacir olmadığı, uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.